Galeri

10 ADIMDA HAYATINIZI SADELEŞTİRİN * ‘Reduce, refuse, rejigger’


https://i0.wp.com/blog.timesunion.com/simplerliving/files/2011/01/100-thing-challenge-book-cover-199x300.jpg

Bruno’nun sadeleşme trendine dahil olan en popüler isimlerden biri ABD’de yaşayan Tammy Strobel. Strobel’in iyi bir işi, iki odalı bir evi, iki de otomobili vardı. Evliliği de iyi gidiyordu. Ama mutsuzdu. Strobel, hayatında yepyeni bir sayfa açmaya karar verdi. Eşi Logan Smith’le birlikte evdeki eşyaları yavaş yavaş bağışlamaya başladı. Kazaklar, ayakkabılar, kitaplar ve televizyon derken otomobillerine bile veda ettiler! Aileleri, arkadaşları çıldırmış olduklarını düşünse de Strobel’in artık dört tabağı, üç çift ayakkabısı ve iki tenceresi var. Ve mutlu. Bunun en büyük sebeplerinden biri de hayatlarını sadeleştirerek 30 bin dolarlık borcundan da kurtulmuş olması! Strobel’e göre mutlu olmak için büyük hedeflere hiç gerek yok.
ABD’de başlayan ‘hafifleme’ trendi yavaş yavaş dünyaya yayılıyor. İnsanlar daha az para harcamaya çalışıyor. Eskiyen eşyalar da çöpe atılmıyor, kıyafetlere yama yapılıyor, aletler tamir ediliyor… Yemekler daha çok evde yeniyor, bahçeler küçük olsa bile çeşitli bitkiler ekiliyor.

Amerikan tarzı tüketimin kendisini mutsuz bir adam yaptığını anlayan Dave Bruno, bundan sonraki hayatını, seçtiği 100 eşyayla geçirmeye karar verdi. ‘Az çoktur’ felsefesine dayanan ’100 Things Challenge’projesi dünyada da pek çok kişiye ilham verdi, insanlar kendi listelerini yapmaya başladı bile…

San Diego’da yaşayan evli, bir babası Dave Michael Bruno, 2008 yılının 12 Kasım’ına gözlerini açtığında hayatının artık eskisi gibi olmayacağını biliyordu. Karar vermişti, değişecekti. Ev ağzına kadar eşya doluydu, gardırop el sürülmemiş parçalarla dolup taşarken o, eşiyle birlikte her hafta sonu alışverişe çıkıp tropik ağaç desenli ve muhtemelen hiç giymeyeceği gömlekler, üzerinde hiç uyumayacağı çiçekli nevresimler, içini hiç dolduramayacağı harici bellekler, üzerinde oturup neşeli akşam yemekleri yiyemeyeceği bahçe mobilyaları alıyordu. Bahçe mobilyalarında tabii ki oturamazdı çünkü onların borcunu ödeyebilmek için fazla mesai yapıyor ve çoğu kez akşam yemeğini kaçırıyordu. Yani Bruno, çok eşyası olan mutsuz bir adamdı.

Ama bunu değiştirmeye karar verdi. Az eşyalı ve mutlu bir adam olmak için kolları sıvadı. ‘100 Things Challenge’ adını verdiği projesi, onu hayata döndürecekti

Hedef şuydu: Bir yıl boyunca seçtiği 100 eşyayla yaşayacak ve başka bir şeye gerçekten ihtiyacı olup olmadığını test edecekti. 2008’in sonundan 2009’un sonuna dek sürdürdüğü bu ‘zorlu mücadele’sinde gördü ki, aslında mutlu ve iyi bir hayat için 100 eşya bile fazla. Öyle ki, yanına aldığı 100 eşya arasında doğru dürüst kullanmadıkları vardı.

Bazen, listeye almayı unuttuğu eşyalara ihtiyaç duyar gibi olsa da, bunun eski bir alışkanlık olduğunu hemen anladı, onlarsız da yaşamayı başardı. Kendisiyle birlikte, başlangıçta projeye çekimser yaklaşan eşine ve blog’u ‘Guynameddave’i takip eden yüz binlerce kişiye aynı cesaret ve inancı verdi. ‘Az eşya eşittir ’u öğretti.

Bruno listesine parmak arası terlik, dünya haritası, yedi tane tişört, yağmurluk, kemer, Patagonya termal pantolonu, en sevdiği kahve kupası, sevdiği albümler gibi hayatta kalmak için gayet tali sayılabilecek eşyalar almış. İhtiyacı olduğuna inandığı her şeyi, büyük bir dikkat ve sabırla yazdığına ve listeyi artık nihayetlendirdiğine inandığında, toplamda 96 eşya yazabildiğini görmüş ve söylenmeye başlamış: “Her şeyi aldım işte, şimdi dört eşya daha mı bulmam lazım?”
O dört eşya da listeye lüks tüketim kategorisinden girmiş. Bruno, insanların listelerine bakarak karakter analizinin de mümkün olduğunu düşünüyor. Kendi listesini, ‘cool’ buluyor.

 

https://i1.wp.com/rowdykittens.com/wp-content/uploads/2010/04/100-Thing-Challenge-collage1.jpg

Bruno’nun listesi pek çok insana ilham verdi ve kendi listesini oluşturmasını sağladı. Twitter ve Facebook’ta ‘100 Things Challenge’ sayfaları açıldı, deneyimler paylaşıldı. ‘Eğer bir şeye gerçekten ihtiyaç duyarsanız, listeye onu almak için en sevdiğiniz başka bir şeyi çıkarmalısınız’ gibi yeni kurallar getirildi. Bruno, kendi listelerindeki sayıyı artırmak için pazarlık yapan heveslilere, “Burada amaç sayı değil, özgürlük” diyerek telkinde bulundu.

Şu an başta ABD olmak üzere pek çok ülkede, projeye katılan insanlar seçtikleri 100 eşyayla yaşıyor ve hepsi de bunun gerçekten ‘heyecan ve huzur verici bir deneyim’ olduğu konusunda hemfikir.

 

 

Tammy Strobel

http://rowdykittens.com/our-tiny-house/

https://i2.wp.com/blog.timesunion.com/simplerliving/files/2010/06/joshua-becker-family.jpg

Joshua Becke ve ailesi

10 ADIMDA HAYATINIZI SADELEŞTİRİN
ABD’de yaşayan Joshua Becker’ın da, Tammy Strobel‘e benzer bir hikayesi var. Evli ve iki çocuk babası Becker’a göre hayatı sadeleştirmek için 10 kural var:
1 İhtiyacınız olandan daha fazla ev, arsa ve otomobile sahipseniz, onların esirisiniz demektir. Önce onlara sahip olma hırsı, daha sonra da elde tutma ve daha da fazlasına sahip olma isteği, farkında olmasak da, bizi kendimizden ve sevdiklerimizden uzaklaştırır.
2 Her gününüz aynı mı geçiyor? Kendinize, daha da önemlisi düşüncelerinize zaman harcamadan sadeleşemezsiniz.
3 Hedeflerinizi azaltın. Az hedefiniz olursa, onlara daha iyi konsantre olacağınız için başarı kaçınılmaz olacaktır. Başarmak istediğiniz şeylerin bir listesini yapın ve iki tanesini seçin.
4 Negatif düşüncelerden kurtulun. Bunun için anahtar kelimeler: Affetmek ve unutmak.
5 Borçlarınızdan kurtulun ve bir daha borçlanmayınn. Lüksü bir kenara bırakıp özgürlüğünüzün tadını çıkarın.
6 Daha az konuşun. Dedikodu yapmayın. Dürüst olun.
7 Şeker ve trans yağlardan uzak durun. Sağlıklı beslenirseniz enerji seviyeniz yükselir. Başınız her ağrıdığında da ağrı kesicilere başvurmayın.
8 Televizyon ve bilgisayar başında geçirdiğiniz vakti azaltın. Teknolojinin hayatınızı esir almasına izin vermeyin.
9 Önemli olana odaklanın, acil olana değil. Ara sıra cep telefonunuzu kapatın, e-postalarınızı sürekli kontrol etmeyin, Facebook’tan biraz uzak durun.
10 Aynı anda birkaç iş birden yapmayın. İşlerinizi sıraya koyun ve hakkını vererek yapın. Daha çok verim alacaksınız.

Basit bir köylü!
Hayatı sadeleştirenler arasında ünlü isimler de var. Bunlardan biri Fransız model Patrick Petitjean. Prada, Hermes, Jean Paul Gaultier, Kenzo gibi dünyaca ünlü birçok moda deviyle birlikte çalışıyor. Çok para kazanıyor ama ormanda yaşıyor! Soranlara, basit bir köylü olduğunu söylüyor. Ne cep telefonu ne de bilgisayarı var. E-posta adresi bile yok! Ormanda, 160 nüfuslu bir köyde yaşıyor. Dininin doğa olduğunu söylüyor. Moda haftalarında metropollere gidiyor, işi biter bitmez ormanına dönüyor. Çünkü sadece burada nefes alabiliyor. Meslektaşları gibi, büyük daireler, lüks otomobiller peşinde değil. Tüketim dünyasından korkuyor. Bunu da açıkça ifade ediyor. O yüzden kendini korumaya almış. ‘Yeni’den nefret ediyor. Yıllardır aynı kıyafetleri giyiyor. Meyvelerini, sebzelerini kendi yetiştiriyor. Kozmetik nedir bilmiyor.

 

Çeşitli Kaynaklar

E.D.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s