Video

Cob Houses – Live Debt Free with Sustainable Development


Reklamlar

Fotoğraflarla: Olimpiyat mekanları


Kendine özgü yapısıyla Olimpiyat Stadyumu, Londra’nın Stratford semtindeki Olimpiyat Köyü’nün güney girişinde yer alıyor.

Iraklı mimar Zaha Hadid tarafından çizilen Aquatics Centre’ın kanatlarına yerleştirilen geçici oturaklar 2012 sonrasında kaldırılacak. Merkez, yüzme ve dalma şampiyonalarına ev sahipliği yapacak.

Olimpiyat köyünün en büyük geçici yapılarından Basketball Arena’da karşılaşmaları yaklaşık 12 bin kişilik bir kalabalık izleyebilecek.

Olimpiyat köyünün tamamlanacak ilk yapılarından olan bisiklet yarışı merkezinin tasarımında bisiklet şampiyonu Chris Hoy’a da danışıldı.

Hokey sahası, özellikle alçak yapılan tribünleri sayesinde maçların dışarıdan da izlenebilmesine imkân tanıyor.

Hentbol sahası, güneş ışıklarını sahaya yansıtabilen bir sistemle yapıldı.

Birçok Olimpiyat karşılaşması da Olimpiyat Köyü’nün dışında Londra’nın çeşitli yerlerinde yapılacak. Bu merkezlerden biri de yüzme maratonu ve triatlonların yapılacağı Hyde Park olacak.

Okçuluk yarışmaları için bir kriket sahasında değişiklikler yapıldı.

Atıcılık yarışmaları, askeri anlamda uzun bir tarihe sahip olan Woolwich limanında yapılacak.

Dünyaca ünlü tenis turnuvalarına ev sahipliği yapan Wimbledon, tenis olimpiyatlarının da yapılacağı yer olacak.

Wembley Stadyum’u, Wembley Arena, North Greenwich Arena ve Earls Court sırasıyla futbol, badminton, ritmik jimlastik, boks, eskrim, judo, masa tenisi, tekvando, halter, güreş ve baskebol karşılaşmalarına ev sahipliği yapacaklar.

Dünyanın en iyi dağ bisikletçileri Essex’te Hadleigh Çiftliği’nde yarışacak.

Lee Valley su merkezi Olimpiyatlar için inşa edilen merkezlerden biri. Kano yarışları bu merkezde yapılacak.

Yelken yarışları Londra’dan daha da uzakta Dorset ve Weymouth’ta yapılacak.

Kendine özgü yapısıyla Olimpiyat Stadyumu, Londra’nın Stratford semtindeki Olimpiyat Köyü’nün güney girişinde yer alıyor.

Gökdelenler baş ağrısı yapıyor


Gökdelenler baş ağrısı yapıyor

Kaynakların daha ekonomik kullanımı açısından tercih edilen gökdelenler birçok sağlık sorununu da neden oluyor. Gerilim tipi baş ağrısı bunlardan sadece biri.

gökdelen

Yüksek katlı binalar, çalışanlara sağladıkları konfor, kaynakların ekonomik kullanımı, daha fazla insanı bir arada çalıştırma imkanı gibi nedenlerden dolayı tercih ediliyor. Klimalardan kaynaklanan enfeksiyonlar, üst solunum yolu sorunlarının dışında, gökdelenlerde çalışanların en çok yakındıkları sağlık sorunlarının başında gerilim tipi baş ağrıları ve migren geliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Dağ, yüksek katlı binalarda çalışan kişilerin yüzde 60-70’inde gerilim tipi baş ağrısı ve migren olduğunu belirtiyor.

MİGREN BEYİN DAMARLARINDA ORTAYA ÇIKIYOR
Doç. Dağ, migrenin beyin damarlarını ilgilendiren bir tip baş ağrısı olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Migren ağrısı özellikle de genç kızlarda daha fazla görülüyor. Eğer kişinin annesinde migren varsa, kızında da ortaya çıkabiliyor. Migren erkeklerde daha nadir görülüyor. Bunun nedeninin hormonal olduğu düşünülüyor. Migrenle beraber, hastada mide bulantısı, çarpıntı, kusma, görme bozukluğu gibi belirtiler olabiliyor. Migren hemen hemen her durumda gerilim baş ağrısı ile birlikte ortaya çıkıyor.”

DEPRESYON BAŞ AĞRISINI TETİKLİYOR
Gerilim tip baş ağrısının psikolojik olup olmadığı sık sorulan bir soru. Eskiden sinir sistemi hastalığının tanısı ve tedavisi olmadığı için basit depresyona yakalanan insanlara, kendisine ve çevresine zarar vermemesi için uyuşturucu özelliği olan ilaçlar veriliyordu. Fakat son 15-20 yıldır depresyonun sinir sistemini idare eden sinirin biyokimyasının değişikliğinden kaynaklandığı anlaşıldığı için ilaçlarla tedavi edilebildiği gösterildi. Soğukta kalan bir insan nasıl grip olabilirse yoğun iş stresi de insanın sinir sisteminin biyokimyasını bozuyor. Eğer insan takıntılıysa takıntısını artırıyor, sinirliyse daha da sinirli oluyor.

DEPRESYON VARSA AĞRI 3-4 KAT ARTIYOR
Depresyonda sinir sisteminin çalışması etkilendiği için vücuttaki arızalar 2-3 kat fazla algılanıyor. Dolayısıyla depresyonu olan insanlarda baş ağrısı da görülüyor. Migreni olanlarda baş ağrısı 3-4 kat fazla görülüyor. Doç. Dağ’a göre bu nedenle kronik baş ağrısı tedavisinde antidepresan kullanmak şart. Kronik migren tedavisinde kullanılan bir diğer yöntemin de botoks olduğunu belirten Dağ, şunları söylüyor:

“Depresyon psikolojik bir sorun gibi algılansa da sinir sisteminin gribidir ve tedavisi şarttır. Önemli olan bu gribi zatürreye çevirmemek, kronik, tedavisi zor bir hale sokmamak. Ayrıca migren tipi baş ağrısında günümüzde tedaviden oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Örneğin çok başarıyla uyguladığımız botoks enjeksiyonu kronik migreni tamamen ortadan kaldırıyor. Migren tipi baş ağrısında sinirlerin uyarısıyla kaslarda aşırı kasılma ve spazm oluyor, hastada zonklayıcı şekilde baş ağrısı görülüyor. Başın arka kısmına, şakak kısmına, ön kısmına ve göz etrafına yaptığımız botoks kaslardaki spazmı önleyip ağrıları ortadan kaldırıyor. İlaca cevap vermeyen vakalarda botoks enjeksiyon tedavisinin başarısı daha da fazla oluyor.”

 

En doğal arıtma


Bursa İl Özel İdaresi tarafından 2005’te başlatılan ”Doğal Arıtma Tesisi Projesi”, 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda (Rio 20) sergilenecek.

İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Bilal Çelik, 2005’te başlanan projenin, 64 köyde uygulanarak, bugüne kadar başarıyla sürdürüldüğünü söyledi.

Arıtma sistemiyle küçük yerleşim yerleri olan köylerde daha çok kanalizasyon atıklarının doğal yöntemle arıtıldığını belirten Çelik, atık suları doğaya en temiz biçimde vermeye çalıştıklarını anlattı.

Bunun, Türkiye’de çok konuşulan ve üzerinde durulan bir proje olmasına rağmen başarılı örneklerinin görülmediğini ifade eden Çelik, ”Şu anda 64 köyümüzde bu proje uygulanmış ve bu anlamda en başarılı, en güzel uygulamayı yapmış olan idareyiz” dedi.

 

 

Kalkınma Bakanlığı tarafından Rio 20 çerçevesi kapsamında çeşitli kesimlerden projeler istendiğini dile getiren Çelik, ”Kalkınma Bakanlığı’na projemizi göndermiştik. Özel sektör, kamu, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarından 4 kategoride değerlendirme yapıldı. Bu değerlendirmeler içinde kamu adına katılanlar arasında bizim projemiz Rio 20’de sergilenmeye değer projelerden biri olarak kabul edildi. Projemiz, Haziran’da yapılacak 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda (Rio 20) sergilenecek” diye konuştu.

Çelik, gelişmişlikle birlikte şehir-köy ayrımının ortadan kalkmaya başladığını belirterek, şöyle devam etti:

”Şehirlerde nasıl su kullanılıyorsa, köylerde de aynı şekilde su kullanılıyor. Dolayısıyla evsel atıkların miktarı artmaya başladı. Kanalizasyon, çamaşır, bulaşık gibi atık suları hesaba kattığınızda yüksek oranda kirli su ortaya çıkıyor. Bunların arıtılması ve tekrar doğaya verilmesi gerekiyor. Bu projeyle köylerden çıkan kanalizasyon atıkları, doğaya temiz bir şekilde veriliyor.”

Projenin yüzde 95 oranında başarılı olduğunu vurgulayan Çelik, ”Arıtılan kanalizasyon suyu, içme suyundan yüzde 5’lik bir kirlilik oranıyla doğaya salınıyor. Doğaya salınan bu su, rahatlıkla tarımsal sulama suyu olarak kullanılabiliyor” dedi.

Söz konusu doğal arıtma tesislerinin benzerlerine göre daha ekonomik olduğunu anlatan Bilal Çelik, ortalama bir tesisin köy başına 200 bin liraya mal olduğunu söyledi.

Bu maliyetin köydeki nüfusa göre değiştiğini vurgulayan Çelik, ”Doğal arıtmanın diğerlerinden en önemli farkı işletim maliyeti sıfır. Bir kere yapıyoruz tesisi. Elektrik enerjisi tüketimi yok, başında bir personel bulundurup tesisi çalıştırma gibi bir zorunluluk yok” diye konuştu.

İl Özel İdaresi Çevre Yüksek Mühendisi Aslan Sevi de çalışmanın teknik isminin ”Evsel Nitelikteki Atık Suların, Yapay-Sulak Alanlar Yöntemi İle Arıtılması Projesi” olduğunu söyledi.

Sevi, projeyle adeta doğayı taklit ederek biyolojik arıtma yaptıklarını belirterek, ”Bu teknoloji ile ilgili şöyle spot bir cümlemiz var: Projelendirip inşa ettiğimiz doğal arıtma tesisleri, doğada var olan sulak alanların insan eliyle inşa edilmiş şekli. Yaptığımız yeni bir şey değil, dünya kurulalı beri var olan sistemdir aslında” dedi.

 

AA

164 yıllık mucizenin sırrı çözüldü


Skull diagram of Phineas Gage

ntvmsnbc
Güncelleme: 08:17 TSİ 18 Mayıs. 2012 Cuma

Demiryolu işçisi Phineas Gage, 13 Eylül 1848 günü, tarihe “Amerikan Demir Kol Vakası” olarak geçecek çok ağır bir kaza geçirdi. Vermont eyaletinde Rutland&Burlington demiryolunun inşasında çalışan Gage, patlatılacak olan bir kayanın üzerinde açılan deliğe, 110 santim

Gage ve kafatasını delip geçen demir çubuk.

25 yaşındaki işçinin doldurduğu kumun az gelmesi, barutun patlamasına neden oldu. Altı kilo ağırlığındaki demir çubuk, Gage’in sol gözünün altından müthiş bir hızla girip kafasından çıktı ve 25 metre öteye düştü. Bu andan sonra yaşananlar, sinir bilimi ve psikoloji tarihinde en çok tartışılan konulardan birini oluşturdu.

Beyninin sol ön lobu neredeyse tamamen parçalanan Gage, sakin bir şekilde ayağa kalktı. Bilinci yerindeydi ve sadece birkaç dakika sonra konuşmaya başladı. Kimsenin yardımı olmadan at arabasına bindi ve doktorun bulunduğu 1,2 kilometre ötedeki en yakın yerleşim birimine arabada dik oturur vaziyette gitti. Gage’i ilk muayene eden kişi olan Dr Edward Williams, onun öldüğünü zannetti ancak ağır yaralı işçinin nabzı 60’ı gösteriyordu.

Doktorların büyük çabası altında yaklaşık bir ay sonra kendini toparlayan Gage, sağlığına kavuştuğunda, karakteri ve davranışları tamamen değişmişti. Çalışkanlığını korusa da, konuşma ve algılama sorunları yaşamaya başladı, kendisine yardımcı olmak isteyenlere karşı sabırsız bir hal aldı. Yaralarının neden olduğu sağlık sorunları nedeniyle sadece 12 yıl sonra ölse de, Gage’in mucizevi kurtuluşu ve yaşadığı değişim, tıp tarihindeki en ilginç dosyalardan birini oluşturdu.

10 MİLYON OLASILIKLI ANALİZ
Aradan geçen 164 yılın ardından, bilim insanları Gage’in kafatasına ait en detaylı modeli çıkarmayı başardı. Araştırmacılar, Gage’in beyninde oluşan hasarı derinlemesine inceleyerek, yaşadığı kazanın ayrıntılarını çıkardı. Ayrıca, karakter değişikliklerine neden olan Alzheimer gibi hastalıkların daha detaylı incelenmesini sağlayacak bulgular elde edildi.

Gage’in beyin dokusundan örnek bulunmaması ve otopsi raporun yetersiz kalması, beyninde oluşan hasarın boyutunu anlamayı zorlaştırıyordu. Harvard Üniversitesi araştırmacıları, 2001 yılında Gage’in kafatasına sahip olan Warren Anatomi Müzesi’nden izin alarak, kafatasının bilgisayar tomografisini çıkardı. Ancak çalışmayı gerçekleştiren akademisyenlerin üniversiteden ayrılmasıyla veriler kayboldu.

 

California Üniversitesi’nden John Van Horn’un başını çektiği ekip, büyük çabalar sonucu kafatasını ikinci bir analiz için elde etmeyi başardı. Horn, “Sinir bilimi tarihindeki en değerli parçalardan birinin, karanlık bir çekmede tutuluyor olması utanç verici” ifadesini kullandı.

Horn ve ekibi, kafatasının üç boyutlu modelini yeniden oluştururken, kazada parçalanan kemikler, demir çubuğun çapı ve Gage’in kazadan sonra konuştuğuna dair bilgileri değerlendirdi.

Mümkün olan tüm verilerle demir çubuğun beyinde izlediği yolu kesin olarak belirlemeye çalışan Horn, 10 milyon olası sonuç arasından bir tanesinde karara vardı. Ardından, 25 yaşında olan ve Gage ile aynı eli kullanan 110 erkeğin beyin taramaları çıkarıldı. Taramalar, Gage’in kafatası boşluğuna tam olarak uyacak beyin modelini oluşturmak için kullanıldı. Elde edilen beyin modeli ile demir çubuğun izlediği yol bir araya getirildiğinde, Gage’in beyninde oluşan hasar da ortaya çıkmış oldu.

SİNİR YOLLARI HARİTASI DEĞİŞTİ
PloS One dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Gage’in beyninde oluşan hasarın kısa özeti şu: Beynin ön lobunun üçte birini oluşturan ve öz farkındalıktan sorumlu olan “superior frontal sulcus” ve duygular ile bazı davranışlardan sorunlu insula, en ağır hasarı gören kısımlar oldu. Çubuk, beyin zarının yüzde 4’ünü, beyindeki beyaz dokunun ise yüzde 11’ini yok etti.

Sonuçlara göre, sol yanaktan giren ve beynin sol tarafından çıkan (bu esnada birkaç dişi söküp atan) demir çubuk, önceden sanıldığı gibi beynin ortasını etkilemedi. Beynin çıkarılan haritası, beynin sol tarafında bulunan beyaz dokudan çok fazla kaybedilmesinin, bu dokuların bağlantılı olduğu sağ kısmı da etkilediğini gösterdi. Bu nedenle, beynin sağ kısmında da bazı kısımlar tam olarak iyileşmedi.

Sağlıklı bir insanın beynine ait sinir yolları haritası.

Gage’in beynindeki sinir yollarıyla, 110 veri tabanından alınan sağlıklı insan beynine ait sinir yolları, kazanın neden olduğu değişimi net bir şekilde gösterdi.

Horn, yaptıkları araştırmanın sadece tarihi bir olayı aydınlatmakla kalmadığını, aynı zamanda modern tıp için de önemli bir kazanç olduğunu belirtti: “Ön loblardaki beyaz doku kaybı, bunamayla bağlantılı olduğu gibi Gage’in yaşadıklarıyla da uyuşuyor. Beynin hangi kısımlarının davranışları etkilediği konusunda çok önemli bulgular elde ettik.”

(Left) Virtual model of Phineas Gage's skull. ...

(Left) Virtual model of Phineas Gage’s skull. (Right) With this physical 3D model of Phineas Gage’s skull, it illustrate the approximate path of the tamping iron that produced Phineas Gage’s famous injury. (Photo credit: Wikipedia)

 

Müfit Yılmaz Gökmen