Darağacından Enjeksiyona ABD’de İdam


Kuruluşundan bu yada idam cezasını aktif şekilde kullanan ABD’de idam şekilleri de baş döndürücü şekilde değişti. Gün ışığında toplum huzurunda yapılan idamlardan hapishanelerin en kuytu köşelerine taşınan idam hikâyesi özel olarak incelendi.

Medeniyetin ilerlemesi ile zaman içinde idamlar da daha insancıl ve daha az acı verici hale getirildi. Ayrıca toplum gözetimi de mümkün olduğunca aza indirildi.

Bugün enjeksiyonla idam yönteminin kullanıldığı 34 Amerikan eyaletinin neredeyse hepsinde, infaz sırasında sınırlı sayıda seyirci bulundurulmakta. Ayrıca seyirciler, idam cezası almış olan kişinin sadece son anlarına şahit olabilmekteler.

End of an era: In this 1936 file photo, the last public execution in the U.S. is shown, gathering a massive crowd in Owensboro, Kentucky. Today executions are held indoors and out of the public eye

Appalachian State Üniversitesi’nde uzman Trina Seitz’e göre, Amerika’nın kuruluşu ile uygulanan ilk idam şekli asılarak idam edilme yöntemiydi. Cezanın infazı sırasında yüzlerce seyirci şehir merkezine toplanır, vaazlar dinlenirdi. Ardından infaz seyredilirdi.

1800’lü yıllarla birlikte, politikacılar bu olayın bir eğlence vasıtası haline dönüştüğünü gördüler. Özellikle halkın verdiği tepkiler zaman zaman aşırıya kaçmaya başladı. Ayrıca asılma işinin ehli tarafından yapılması gerekiyordu. Çünkü eğer ip kısa olursa suçlu ölmeden önce çok can çekişiyor, uzun olursa da başının gövdesinden ayrılma ihtimali bulunuyordu.  Bunlardan dolayı 1820 yılında alınan kararla idam cezası hapishane bahçesinde yapılmaya başlandı.

Inside: With Thomas Edison's work with electricity, helping develop the electric chair, executions were moved indoors and out of the public, with one seen in the Death House of Sing, Sing Prison in Ossining, N.Y. in 1968

Daha sonraki dönemlerde, insanoğlunun anesteziyi keşfetmesi ile idam şekilleri de değişmeye başladı. Doktorlar anestezi ile infaz edilecek kişilerin çekeceği acıyı azaltmayı amaçladılar. UCLA Hukuk Fakültesi profesörlerinden Stuart Banner, bu durumun insanlarda acı çekmeden ölüm düşüncesini geliştirdiğini belirtiyor. Bu noktadan sonra araştırmalar daha az acı veren öldürme metotları üzerine yoğunlaştırılmış.

1880 yılında Thomas Edison’un elektriği keşfetmesi, idamda bir dönüm noktası olmuş. Elektrikli sandalyenin de bulunması ile idamlar elektrik kullanarak yapılmaya başlamış. Yapılan araştırmalar bu şekilde ölümün ciddi manada acıyı azalttığını göstermekte.

Firing squad: The execution chamber at the Utah State Prison is seen in 2010 after a man was executed by firing squad, the bullet holes visible in the wood panel behind the chair's center

Seitz’e göre, geliştirilen bu yeni yöntem, uygulamanın kontrollü ve topluma kapalı olmasını gerektirmiş. Çünkü elektriğin kullanıldığı yöntem, kalabalık bir ortamda, özellikle yağışlı bir havada tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Fakat elektrikli sandalye de bazı dezavantajlara sahip. Acemice kullanılan alet, ilk denemede mahkûmun ölümünü sağlamayabileceği gibi, hatalı kullanım yangına da yol açabilir. Bu da mahkûmun katlanılamaz acı çekmesine yol açabilir.

Lethal injection: A witness gallery is seen inside the lethal injection facility at San Quentin State Prison in San Quentin, Calif, the most prevalent method of execution today though not without its concerns

Medeniyetin ilerlemesi ile daha az acı veren idam yolları arana dursun, bazı eyaletler ise gaz odaları ve idam mangaları kullanmakta.

ABD’de günümüzde enjeksiyon ile idam en insancıl ve az acı veren idam şekli olarak görülmekte. Fakat o yöntem de, yetkin uygulayıcısı olmaması ve kullanılan zehrin üretiminin azlığı dolayısı ile eleştirilere maruz kalıyor.

Ömer AKAN – TurkishNY.com

Reklamlar

Asia Gold AVM Çayırova’da açılıyor!


Asia Gold AVM Çayırova’da açılıyor!

Türkiye’nin bankacılık üssü olarak konumlanan ve aynı zamanda organize sanayi bölgesi olarak ta hızla büyüyerek gelecek vadeden Çayırova mevkisinde, Tem yolu ve E-5 ‘i birbirine bağlayan Toki konutlarının yanında 12.500 m2‘lik bir alana inşa edilen ‘ASİA GOLD AVM’ kuyumculuk sektörünün ilk AVM’si olarak hizmet vermeye hazırlanıyor

 

Türkiye’nin bankacılık üssü olarak konumlanan ve aynı zamanda organize sanayi bölgesi olarak ta hızla büyüyerek gelecek vadeden Çayırova mevkisinde, TEM yolu ve E-5 ‘i birbirine bağlayan TOKİ konutlarının yanında 12 bin 500 metrekarelikbir alana inşa edilen ‘ASİA GOLD AVM’ kuyumculuk sektörünün ilk AVM’si olarak hizmet vermeye hazırlanıyor.

Geleceğe yatırım yapmayı ve yeni değerler yaratmayı misyon edinen ASİ GRUP tarafından 20 milyon dolarlık yatırımla inşa edilen ve son teknoloji güvenlik sistemleri ile donatılan ‘ASİA GOLD AVM’ İstanbul Kapalı Çarşıya altarnetif olarak Eylül 2012’de hizmete açılacak.
Dünyanın ve Türkiye’nin seçkin markalarının, sezon ve outlet ürünleri ile yer alacağı AVM’de ayrıca Grossmarket ve Resturantlar da bulunacak ve alışveriş edenler sanatsal faaliyetler sayesinde aynı zamanda hoşça vakit geçirecekler.
ASİA GOLD CENTER
SATIŞ VE KİRALAMA OFİSİ
+90 262 658 18 61 Tel
+90 262 658 18 55 Tel
+90 262 658 18 60 Fax
info@asigrup.com.tr

Kürşat Tuncel: 2001 krizi kapıda!


Kürşat Tuncel: 2001 krizi kapıda!

Sahibinden.com’dan Selma Şenol Ukra İnşaat CEO’su Kürşat Tuncel ile gayrimenkul sektörü hakkında konuştu. Tuncel, Türkiye’de gayrimenkul sektörünün sağlıksız büyüdüğünü ve bunun sonunda 2001’deki krizin tekrar yaşanabileceğini söyledi

Ukra İnşaat CEO’su Kürşat Tuncel, finans, pazarlama ve konut sektöründeki geçmişi ile bugün sektörün saygın isimlerinden biri. Bugün gündem olarak en hareketli günlerini yaşayan Türk gayrimenkul sektöründeki konulara sadece proje geliştirmek ve pazarlamak gözüyle bakmıyor, konuları sektörün finansal ve sistemsel riskleri çerçevesinde değerlendiriyor. sahibinden.com Projeler‘e anlattığı hususlar ise bugüne kadar hiç kimse tarafından bu kadar açık, bu kadar net bir şekilde ortaya konulmamıştı.

Bugün markalı projeler yapanlar dâhil inşaat şirketlerinin sermayesinin yeterli olmadığını, bu durumun da bir projeden aldığı ile diğer projeyi finanse etmeye çalışan bir saadet zinciri yarattığını ifade eden Kürşat Tuncel, “Bu bir yere kadar gider, ama her zaman trene en son binen olacaktır” dedi. Türk gayrimenkul sektörünün şu anda tıpkı 2001 yılından önce Türk bankalarınınki gibi sağlıksız büyüdüğünü de savunan Tuncel, üzerinde çok tartışılacak şu uyarıyı yapıyor:

“2001 krizi, bankalara önlem almayı gerektirdi. O önlemlerle bankalar şimdi hiç olmadığı kadar güçlü. Dünyadaki krizden de bu nedenle fazla etkilenmedik. Ama konut sektöründe tedbir almak için tokat yemeyi beklememeliyiz. Birileri çıkıp buna dur demeli”

7 milyon konut nasıl yenilenecek, hatta yenilenebilecek mi? Yabancıya satış önemli diyoruz ama her an yabancıyı mağdur edebileceğimizi biliyor muyuz? Oyunun kuralları oyun sırasında değişirse ne olur? Yarın yeni mağdurlar yaratmamak için bugün neler yapılmalı? Kentsel dönüşümde büyük bir başarı hikayesi olması beklenirken bugün duraksama dönemine giren Fikirtepe’den müteahhitlerin neden kaçmaya başladığını da aktaran Kürşat Tuncel , sahibinden.com/projeler bölümü için maketten satışlardan kentsel dönüşüme, mütekabiliyetten KDV konusuna kadar geniş bir yelpazedeki tespit ve uyarılarını aktardı…

İnşaat şirketlerinin sermayesi yetersiz

Nasıl ki bankalar şu anda istediği müşteriye istediği kadar kredi veremiyor ve kurallar nispetince sınırlandırılıyorlarsa, nasıl ki bankaların verdiği krediler takip ediliyorsa, aynı sistem inşaat sektöründe de olmalı. Müşterisine kredi açan firmalar takip edilmedi, taşıdıkları risk kontrol edilmeli. Bu büyüme döneminde herkes inşaat sektörüne girmeye çalıştı. Arazi sahibi olan herkes, tekstilci vs, kendi projesini geliştirmeye kalkıştı. Daha önce hiç toplu konut, inşaat tecrübesi yokken bin, 3 bin konut yapmaya çalıştı. Şu anda büyük projeler yapılıyor, 500’ün altındaki üretimleri kimse kaale almıyor. Ama sermayesi yeterli olmayan firmaların yüksek meblağlı konut üretimine yönelmesi riski daha da artırıyor. 3 bin konut dediğiniz zaman, 3 kişilik aile hesabından yola çıkarsak en az 9 bin kişiyi ilgilendiren bir iş ortada var demektir. Bu nedenle arazi sahibi olmak bu iş için tek başına yeterli değil. Toplu konut yapımında çalışacak müteahhitlerin, sermaye yeterliliği, geçmiş dönem tecrübesi, profesyonel ekibi var mı bunlara bakılmalı. Bu tür sermaye yeterliliği olmayan, yeni giren firmalara da inşaat izni aşamalı olarak verilmeli. Belki önce sadece 500 konut için izin verilmeli, bitirebilirse kalan 500’e verilmeli…

Tüm riskler alıcının üzerinde kalıyor

Büyüme döneminde en çok kullanılan maketten satış yöntemi, özü itibariyle sistemin risklerini alıcının üzerinde bırakan bir sistem. Müşteriyle satış vaadi sözleşmesi imzalıyorsunuz, bu müşteriye sadece ileride o konutu o kişiye satmayı vaat eden bir sözleşme, sattığınızı gösteren bir sözleşme değil. Ortada proje yok, maket var, sözleşmeye dayanarak gidip bankadan kredi kullanıyor ve borçlanıyorlar. Bu güvene dayalı bir mekanizma. Müteahhidiniz iyi niyetli ise, vaat ettiği kalitede vaat ettiği sürede o konutu teslim eder. Ama o arada siz bu riski 3-4 yıl taşımış olursunuz.

Sözleşmelerin şekil şartları da uymuyor

Üstelik bu sözleşmelerin şekil şartları da uymuyor. Bunların noterden onaylanması gerek ama yapan var mı?

Maket aşamasındaki proje satışa konu olmamalı

Aslında hiç inşaatı başlamamış olan sıfır projeler satışa konu edilmemeli. Amerika’daki sistem uygulanmalı. Firma projeyi nasıl tamamlayacağını maddi olarak kanıtlamak zorunda. Nasılsa satar parasını toplar öyle yaparım mantığı ile nereye varabilirsiniz? Havalar iyiyken kimse risklerden bahsetmez ama sistem tökezlediğinde herkes bu konuları konuşmaya başlar, ama o zaman sistem mağdurlarını yaratmış olur.

Hiç bir firmanın satış olmadan inşaat yapacak gücü yok

İnşaat şirketleri konut satışı yapmadan tamamlayacak maddi kaynağa sahip değillerse, satışa izin verilmemeli. Bugün proje durduğunda maliyeti karşılayacak finansal gücünüz var mı, satış olmadan bitirebilir misiniz? Bunların cevabı olumlu ise o zaman satış yapabilmeli. Ama işin aslı şu an hiçbir firmanın bunu yapacak gücü yok. Herhangi bir nedenle, dış piyasalarda kriz, savaş vs nedenlerle satışlar duracak olursa, firmaların bunu tamamlayacak gücü olmaz. Şu anda firmalar tarlanın taşı ile tarlanın kuşunu vuruyor. Satışa güvenip projeye başlıyor.

3-5 firma batarsa sistem zarar görür

Bu sistem güven esasına dayalı. 3-5 firma batarsa tüm mekanizma arar görür. Sizin de güvenilir olmanızın bir anlamı kalmaz. Bankacılık krizini hatırlayın, başka banka batsa diğer bankanın müşterileri de hücum eder. O zaman hiç bir banka ayakta kalamaz.

Yurtdışında parayı kesekâğıdına koyup ev alamazsınız

Bu sistemde hala firmalar ciddi para tahsil edip bunlarla iş yapıyorlar. Bu para bankacılık sistemine girmiyor. Yani sistem kayıt dışı durumu besliyor. Yeniden düzenlenen KDV sistemi en çok bu konuda fayda gösterecek. Herkes oranlar konusuna takılıyor ama bu düzen sayesinde her şey kayıt altına girecek. Sistemin sağlıklı işlemesi için işlemlerin elden ve nakit yapılması engellenmeli. Yurtdışında kesekâğıdına para koyup ev almaya gidemezsiniz ama Türkiye’de bu olabiliyor.

Sistemde saadet zinciri oluşuyor

Sistemdeki en büyük risklerden biri vade uyumsuzluğu. Hızlı satış yapmak için müşteriye 60-72 aya kadar kendi bünyenizde finansman yapıyorsunuz. Ama inşaat 24-30 ay sürüyor. Siz maliyeti inşaat süresince karşılamak zorundasınız. O zaman da firma gidip başka projeye başlıyor, oradan kazandıkları ile ilk projeyi tamamlamaya çalışıyor. Bu finansmanda Ponzi Finansmanı (saadet zinciri) dediğimiz trendi beraberinde getiriyor. Ama bu sürdürülebilir değil, çünkü her zaman trene en son binen olacaktır, o da zarar görecektir. Bunu önlemek için her zaman projelerin tüzel kişilikleri, vergi kayıtları farklı olmalı. Böylece projeler birbirini finanse edememeli.

Bürokraside yaratılan riskler

Maç devam ederken oyunun kuralları değişiyor. Bürokrasiden kaynaklanan riskler var, Esenyurt örneğinde olduğu gibi. Esenyurt imar hakları kazanılmış bir bölgeydi. Verilmiş ruhsatlar var, onlara dayanarak kat irtifaklarını kurup satış yapıyorsunuz. Sonra Büyükşehir, Esenyurt Belediyesi’nin verdiği ruhsatı görmezden gelip ben kuralları değiştirdim, yoğunluğu düşürdüm diyor. Düşürdüğün yoğunluktaki konutlar ne olacak, onlar satıldılar. Maliyetine kim katlanacak? İmarla ilgili, ruhsatla ilgili bu tarz taşıdığınız risklerin sigorta mekanizması yok. Tüketiciden alınan parayı sigortalatmanız lazım, böyle bir sigorta yok. Tüketici kanununda bu konuyla ilgili düzenleme hala açık, aldığınız parayı nasıl teminat altına alacaksınız, bu belirsiz.

Selma Şenol/sahibinden.com

İstanbul’da bir numaralı gündem deprem ve kentsel dönüşüm


 

kent

 

İstanbul’da bir numaralı gündem deprem ve kentsel dönüşüm… 2009’da ‘dönüşüme’ başlayan Zeytinburnu ve projesiyle çok konuşulan Tarlabaşı’nda kafalar karışık. ‘Sağlam eve’ itiraz yok ama kovulur muyuz endişesi hakim…

Türkiye’nin ilk deprem dönüşüm projesinin uygulandığı Zeytinburnu Sümer Mahallesi’nde 2009 yılında düğmeye basıldı. Projeye göre 100 metrekare dairesi olana 75 metrekarelik sağlam daireler verilmesi ve aradaki yüzde 25’lik metrekare farkını satın almak isteyenlere kredi sağlanması öngörülüyor. Mahallede kafalar karışık. Yanı başlarında kentsel dönüşüm için belediyenin inşa ettirdiği Sahil Park kompleksi yükseliyor. Vatandaş, resmi açıklamalar değil, duyumlarla yaşananları yorumluyor. Deprem yönetmeliğine göre yapılmış olan yeni dairelerde oturanlar kentsel dönüşüm projesine mesafeli. Daha eski evlerin sakinlerinin ise istekli olduğu göze çarpıyor. Her ne kadar proje yetkililer tarafından ‘Kimse yerinden edilmeyecek’ diye duyurulmuş olsa da endişe hakim.

Makul bir anlaşma önersinler

Ahmet Demirezen’in dairesi 13 yıllık. ‘100 metrekarelik evime karşılık 75 metrekare veriyorlar. Evi satmak isteyince belediye metrekarede rayiç bedeli 450 TL’ye satın alıyor. Ama eksik metrekareyi tamamlamak istersek 2500 TL’ye satıyor. Dönüşüme tarafım. Ama makul anlaşma önersinler’ diyor. Balkon büyük olmalı

Hava Kalyon, kentsel dönüşüm için belediyenin yaptığı Sahil Park bloklarının tam karşısında oturuyor. Onun evinde hem ölçüm yapılmış hem de bilgilendirme toplantısı gerçekleşmiş. 26 yıldır Zeytinburnu’nda yaşayan Kalyon ‘Benim burada yayla gibi, ferah balkonum var. İnsanların evlerini hesaplarlarken, balkonlarını hesaplamıyorlar. O evlerinki kibrit kutusu gibi. Ben oralarda hayatta duramam’ diyor.

Bire bir daire versinler, taşınalım

Ahmet Mercan, SSK emeklisi. Yolun karşısında yükselen gökdelenlere geçme fikrinin pek de hoşuna gitmediği kesin. Bunda oturduğu evin sadece 3 yıllık olmasının etkisi büyük. Mercan ‘Niye dairemizi mevcut büyüklüğünde vermiyorlar? Bire bir verilsin, isteyerek taşınalım. Evim yeni. 14 yıllık evle bir tutuyorlar’ diye konuştu.

EVİM YENİ, NİYE YIKILIYOR?: Emlakçı Cemil Hamzaoğlu evini 3 yıl önce deprem yönetmeliğine göre yaptırmış: Belediye eski yeni demeyip bizimkini de yıkacak. Bana yüzde 25 eksik verecek, o yüzde 25’i almam için de borçlandıracak. Eskiden 15 yıllık bir 3+1 ev 110-115 bin TL iken bugün 160-170 bin TL civarı. Son dönemde belediye çalışanı kişiler de ev almaya başladı. Alıyorlar ki değeri yüksek yeni dairelere geçebilsinler.

Paramı alır Diyarbakır’a dönerim

Ev hanımı Aliye Yıldırım aslen Diyarbakırlı ama uzun yıllardır Zeytinburnu’nda. 3 yıl önce evinde metrekare ölçümü yapıldığını söylüyor: Evi alıp lüks konut verecekler. Benim evin aidatı, masrafı yok. Emekli maaşıyla buralarda duramam. 200-250 bin TL verirlerse, razıyım. Yoksa değilim. Parayı alır, Diyarbakır’a dönerim

DEPREME DAYANIKLI YER VERSİNLER, BİZİ SÜRMESİNLER: Abdülbaki Sümbül’ün (42) ikinci aşamada kentsel dönüşüm kapsamına alınacak bir sokakta 14 yıllık dairesi var. Sümbül, ‘Belediye bize ‘Bu boş alanda daireleri yapıp sonra sizin adayı boşaltacağız’ dedi. Ama yapılan dairelerin çoğu satılmış, öyle duyuyoruz. İnsanları bilgilendirmiyorlar, evler yüksek fiyatlara satılıyor. Metrekare farkı meselesi bizleri mağdur ediyor. Yine de sağlıklı, düzgün, depreme dayanıklı yer versinler, hemen taşınırım. Yeter ki başka bir yere sürmesinler. Burada doğdum, burada ölmek istiyorum’ diyor.

Dava açan karda

Tarlabaşı’nda herkesin gündemi yıkım. Kentsel dönüşüm alanına giren, girmeyi bekleyen ve dışında kalan tüm mahallelerde kaygılı bekleyiş var. En mutsuz kesim kiracılar. Bölgede yaşayanların yüzde 70’i de kiracı. Önemli bir bölümü Milli Emlak’a ait evlerde yaşıyor. Dönüşüm kapsamındaki evlerin sakinleri, kira yardımı almadan kapıda kalmış. Bir vatandaş ‘eskiden 300 TL kira veriyordum Kasımpaşa’ya taşındım, kira 600 lira. Burada bir kuru temizlemecide çalışıyordum kapandı işsiz kaldım’ diyor. 10 yıldır Tarlabaşı’nda kiracı olan bir kadın ise ‘Yıksınlar kurtulalım, belki belediye temiz ev verir, pislik içinde oturmaktan bıktım’ görüşünde. Komşusu itiraz ediyor: Kim ev aldı da sana versinler.

İLK EVLER UCUZA GİTMİŞ

Ev sahipleri bir yandan kalacak yer arıyor bir yandan belediyeyle fiyat pazarlığında. Belediyeyle ilk anlaşmayı yapanlar evlerini ucuza vermiş. Aynı durum Çukur Sokak’ta, Hasan Ata ve Nezir Ata adlı kuzenlerin başına gelmiş. İki kuzen yan yana 4 katlı iki evin sahibi. Nezir Ata ilk anlaşan ekipten ve 130 bin TL almış. Hasan Ata ise dava açmış, mahkeme masrafları hariç 360 milyon TL bedelle evi devretmiş. Bir diğer davalı İbrahim Salman. Eşi Tatyana Salman ‘4 katlı evimiz vardı belediye 90 bin TL bedel biçti, itiraz ettik 110’a çıkardı. Evi boşaltmamız için tebligat gönderdi, çıktık. Dava açtık, bilirkişi 360 bin TL bedel biçti ona da itiraz ettik, dava Yargıtay’da’ diyor.

EMLAKÇI İSTİLASI VAR

TARLABAŞI halkının bir diğer itirazı ise ‘isterseniz ev verelim’ teklifi. Bir mal sahibi ‘Caddeye yakın evimi alıp bana arka sokaklarda bodrum kat teklif ettiler, üstüne 20 bin TL istediler. Oysa benim evimin olduğu yerde metrekareyi 7 bin TL’ye satışa çıkardılar’ diyor.

Bölgede esnaf da mağdur. Bir çok küçük işyeri kapanmış.

ANLAŞIRSAK VERİRİM: Yıkım kararını almamış yerlerde ev sahipleri ‘devletle uğraşamayız, çakmağın çakan tarafı onlarda, ver derse vereceğiz’ diyor bazıları ise ‘anlaşırsak veririm’ iddiasında. Dönüşüm olmayan yerlerde ise kendiliğinden bir hareket yaşanıyor. Bazı inşaatçılar, 2004’te bölgeyi keşfederek eski evleri 40-50 bin TL’den alıp restore sonrası 200-250 bin TL’ye satmış. Bu ekipte belediye çalışanlarının olduğu biliniyor ve herkes normal karşılıyor. Ev sahipleri de uyanmış 1 milyon TL isteyenler bile var. İnşaatçılar ‘artık eski rant kalmadı’ görüşünde. Turan Caddesi ve etrafındaki sokaklar bu durumda. Birçok eski ev apart otel haline gelmiş. Bölge emlakçıların istilasına uğramış durumda. Vatandaş belediyenin hizmet getirmemesinden yakınıyor, ‘halkın gitmesini istiyorlar’ diyor. Esin Gedik/Akşam

Miracle Residence


Miracle Residence

Tasarım: BFTA Mimarlık

Proje Sabiha Gökçen havalimanı yakınında İstanbul’un Asya yakasında Kurtköy bölgesinde yer alır. Yerleşim alanı yaklaşık 50mx300m boyutlarında, güneydoğu-kuzeybatı yönünde ve kuzey karayoluna cephe verecek şekilde konumlanır.

İstanbul’da son yıllarda açılan Sabiha Gökçen Havalimanı kentin ilk havalimanı olan Atatürk Havalimanına alternatiftir. Yeni havaalanının konumu yanı sıra, Kurtköy yerleşkesinde giderek artan biçimde yeni konut ve perakende satış bölgelerinin gelişimi yeni yerleşim ve yoğun arazi kullanım taleplerini, beraberinde de yeni fırsatları sunmaktadır.


Bu ortamda Miracle Residence, bu bölge için yenilik ve fırsat sunan bir kapı olarak görünüyor. Yan yana geldiğinde yaklaşık 100 metrelik bloklar 250metrelik bir dizge oluşturmaktadır. Bloklar arasındaki sosyal tesisler ile uzun otel ve konut bloğu bir anlamda kaynaşmaktadır.

Site içinde 25mx250m lik onun bir alandaki bina, bir konut blok tasarımı olarak deneysel bir tasarım olarak düşünüldüğünde sadece bu blokların yüzeyleri (cepheleri) düşünülmüş değildir.

Binanın cephe sisteminde benzersiz fibecement yapı elemanları, kompakt lamine ahşap paneller, standart pencere tasarım öğeleriyle birlikte uyumlu hale getirilmiş, bu sistemlerle bir kompozisyon yaratılmıştır. Sitenin güney kenarında bulunan su hacimleri, spor alanları ve havuz gibi sosyal alanlar yapının kullanıcıları için keyifli kullanımlar sunmaktadır.

Mimari: BFTA Mimarlık Ltd. – Fuat Taşkıranoğlu
Yerleşim: Kurtkoy, İstanbul, Türkiye
Statik : Selim Kanbur,
Mekanik: Sadikoglu Muhendislik
Elektrik:Tepas Muhendislik
Design grubu: Fuat Taşkıranoğlu, Beylem Taşkıranoğlu, Celalettin Aksoy, Fulya Arabacıoğlu, Miguel Zapatero, Işıl Budak
İşveren: Mönİnşaat Ltd.
Tamamlanış: 2012
Site alanı 17,000 m2
Bina alanı: 30,000 m2
Fotoğraflar: Gürkan Akay

Kaynak: Arch Daily
Çeviri: Mimdap

Brandium Ataşehir sembol proje olacak yaşam ve alışveriş merkezi kurulacak


https://i1.wp.com/www.brandiumatasehir.com/kp_assets/residence/fotos/residence-5.jpg

https://i2.wp.com/www.brandiumatasehir.com/kp_assets/residence/fotos/residence-4.jpg

https://i2.wp.com/www.brandiumatasehir.com/kp_assets/residence/fotos/residence-2.jpg

https://i0.wp.com/www.brandiumatasehir.com/kp_assets/residence/fotos/residence-8.jpg

Kentplus projesi ile İstanbul’a değer katan, yatırım ve yaşam fırsatları sunan Emay İnşaat şimdi de Erko Group ile beraber, Ataşehir’in sembolü olacak Brandium Ataşehir Yaşam ve Alışveriş Merkezi’ni hayata geçiriyor.

ATAŞEHİR’in en yüksek bölgesinde, şehrin merkezinde, bütün bağlantı noktalarının kesişme noktasında yükselecek Brandium Ataşehir, sadece modern bir yaşam alanı değil, Ataşehir’in eksiklerini tamamlayacak kadar yenilikçi bir bakış açısının ürünü. Proje; stüdyo, 1+1, 2+1, 3+1, 4+1 ve 5+1 seçeneklerinden oluşan 1150 konut, tamamının residence hizmetinden faydalanacağı, 3 farklı blokta, deniz manzaralı 80 farklı daire tipi bulunuyor. 5 katta bir özel kat bahçeleri, 4 metreye yakın tavan yüksekliği, su konseptli yeşil alanlar, yürüyüş parkurları, yüzme havuzları, özel havuzlu teras katları,spor tesisi, kreş gibi yaşam alanlarının yanı sıra; otel, alışveriş merkezi ve home office projelerini de içeren Brandium Ataşehir kapsamlı bir içeriğe sahip.
250 mağaza olacak
60 bin metrekarelik, 4 katlı alışveriş ve yaşam merkezinde ev tekstilinden kozmetiğe, elektronikten giyime kadar farklı ürünler sunan 250 mağaza bulunacak. Alışverişin çok ötesinde bir deneyimi ziyaretçilerine yaşatmayı amaçlayan mekanda kültürel faaliyetlere ayrılmış alanlar, gençler ve çocuklar için tasarlanan eğlence merkezleri, dünya mutfaklarından fast food’a kadar farklı seçenekler sunan restoranlar, bowling salonu, sinema ve tiyatro salonları gibi hayata renk katacak pek çok hizmet yer alacak.
5 yıldızlı otel de var
Proje içerisinde yer alan beş yıldızlı ve 678 yatak kapasiteli otel ise hem Brandium Ataşehir sakinlerine hem de Ataşehir’e hizmet verip, Ataşehir’e değer ve prestij katacak. Sosyal bakış açısı, yatırımın değerini yükselten artıları, Emay İnşaat ve Erko Group’un mühendislik ve mimari konusundaki titizliği gibi pek çok özelliği ile ön plana çıkan Brandium Ataşehir, sakinlerine konforlu bir ev yaşamından çok daha fazlasını sunmakta, Ataşehir’in değerini yükseltmeye yönelik bir imza olarak farklı bir konuma oturmaktadır.

Projenin lokasyonu dikkat çekiyor

BRANDIUM Ataşehir, İstanbul’un yeni finans merkezi Ataşehir’in en özel noktasındaki iddialı lokasyonu ile dikkat çekiyor. İstanbul’un yeni finans merkezi olarak konumlandırılan Ataşehir yoğun ve seçkin nüfus yapısı ile ön plana çıkmakta. Önümüzdeki dönemde kamu ve özel şirket merkezlerinin de bölgeye taşınacak olması Ataşehir’in cazibe ve değerini her geçen gün arttırmaktadır. Şehir planlamanın modern bir şekilde devam ettiği ilçe, son dönemde ilgi çekici projelere ev sahipliği yapmakta, nitelikli bir kitleyi kendisine çekmektedir.

Çok özel satış koşulları

PROJEDE satış koşulları da dikkat çekiyor. 30 aya kadar 0 faiz ve özel esnek ödeme seçenekleri bulunuyor. Emay İnşaat ve Erko Grup işbirliği ve güvencesiyle inşa edilen Brandium Ataşehir projesinde ister ev sahibi olmak, ister ikinci evini satın almak, ister yatırım yapmak isteyenler için 30 aya kadar 0 faiz ayrıcalıkları ve kişiye özel ödeme paketleri sunuluyor.

PROJEDE NELER VAR

Brandium Ataşehir AVM
Toplam 120 bin metrekarelik alışveriş merkezi.
4 kat içerisinde 80 bin metrekarede yer alacak 250 mağaza var.
Anadolu yakasında modanın kalbinin atacağı Markalar Sokağı kuruluyor.
Hipermarket
Elektronik market
Gençlere ve çocuklara özel eğlence merkezi
Bowling Salonu
Modern Sinema Salonları
Alışveriş esnasında ve sonrasında paket taşıma hizmeti
Kişisel alışveriş danışmanlığı
Kuru temizleme
Vallet parking
Şoför kiralama
Otel ve
kongre merkezi
340 oda ve 678 kişi kapasitesi
VIP katları
Özel müşterilere VIP Lounge katı
Kongre Merkezi
3’e bölünebilen 1600 kişilik ana salon
6’ya bölünebilen 1000 kişilik balo salonu
Kapalı havuz
Açık havuz
Fitness salonları ve spa merkezi
Özel hamam ve sauna
Brandium Ataşehir Residence
Tüm beklentilerini karşılayan, deniz manzaralı farklı daire tipleri
Çevre düzenlemesi yapılmış ortak kullanım alanları
Özel havuzlu teras daireleri
Daire temizlik hizmeti
24 saat özel sipariş servisi
Özel dekorasyon danışmanlığı
Açık havuz
Spor tesisi
Açık tenis kortu
Yürüme parkuru
Dinlenme alanları
Brandium Ataşehir Tower
40 metrekare ve 112 metrekare arasında değişen home-ofis daire seçenekleri
Konferans
ve toplantı mekanları
Hızlı internet ve uydu tv sistemleri
Yangın ve güvenlik otomasyonu
Tüm daireler ve ortak alanlar için enerji jeneratörü


TOKİ KARAİNİ TAŞIYACAK


 

Adı kanserle anılan Nevşehir’in Karain köyü TOKİ tarafından taşınıyor.

 

Kanserden ölümlerin yüksek olması nedeniyle “kanserli köy” olarak gündeme gelen Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Karain köyüne TOKİ’nin konut yapacak olması sevinçle karşılandı.Karain köyü Muhtarı Mevlüt Özata, yaptığı açıklamada, 1974 yılında başlayan bir hareketin yeni yeni sonucunu görmeye başladıklarını belirterek, 28 Mayıs Pazartesi günü TOKİ tarafından 126 afet tarım köyü konutunun ihalesinin yapılacağını söyledi.

 

Uzun bir sürecin ardından bu aşamaya gelinmiş olmasından memnun olduklarını belirten Özata, “Köyümüzün taşınması konusunda mağdur vatandaşlarımız var. 85 yaşında olan, köyde doğmuş büyümüş ama hak sahibi olmayanlar var. Bu mağdur vatandaşlarımızın mağduriyetleri giderilirse iyi olur” diye konuştu.

 

Özata, kendi istekleri doğrultusunda projelendirilecek konutların iki katlı ve altı garaj veya depo olarak kullanılabilecek tipik köy evi tarzında olacağını kaydetti.

 

Köydeki ölümlerin yüzde 80’inin akciğer kanserinden kaynaklandığını ifade eden Özata, “Bugüne dek 280 civarından köylümüz bu hastalıktan dolayı öldü. Şimdi devletimiz gereğini yapıyor. Biz hastalıktan dolayı tahliye ediliyoruz. Hastalığa karşı burada durmanın da bir manası yok” dedi.

 

Özata, köylerinin 1950’li yıllarda örnek köy olduğunu kaydederek, boşaltılan köy alanının ören yeri olarak değerlendirilmesini istediklerini sözlerine ekledi.

 

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), kanserden ölümlerin yüksekliği nedeniyle “kanserli köy” olarak gündeme gelen Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Karain için 126 tarım konutundan oluşan yeni bir köy kuracak.

 

 

TOKİ, ‘kanserli köy’ olarak gündeme gelen Nevşehir Ürgüp’e bağlı Karain Köyü’nü taşıyıp, Karain için 126 tarım köy konutundan oluşan yeni bir köy kuracak.

 

28 Mayıs’ta düzenleyeceği ihale ile tarım köy konutlarının yanı sıra köyün altyapı ve çevre düzenlemesini de yapacak.

 

TOKİ’den yapılan açıklamaya göre Nevşehir Ürgüp’e bağlı Karain Köyü’nde 33 yıl içinde yaklaşık 280 kişi kanserden hayatını kaybetti. Köydeki evlerin duvarlarında kullanılan taşların kansere neden olduğu öne sürülüyor. Başbakanlık TOKİ, kanserden ölümlerin yüksek olduğundan “Kanserli Köy” olarak gündeme gelen Karain için 126 tarım köy konutundan oluşan yeni bir köy kuracak. İdare 28 Mayıs’ta düzenleyeceği ihale ile Tarım Köy konutlarının yanı sıra köyün altyapı ve çevre düzenlemesini de yapacak.

 

ERİYONİT MADDESİ KANSERE NEDEN OLUYOR

 

Karain köylülerinin ev ve bahçe duvarlarında kullandıkları taşlardaki “eriyonit” maddesinin akciğer kanserine neden olduğu belirtiliyor. Bu taşlar kolayca ufalanabiliyor, solunum yoluyla alınan bu tozların hastalığa yol açtığı iddia ediliyor.

 

AFET KAPSAMINA ALINDI

 

Akciğer Kanseri’nden hayatını kaybedenlerin sayısının ortalamanın hayli üzerinde olması Karain’i, Bakanlar Kurul Kararı ile afet bölgesi kapsamına alınmasına da neden oldu. Kanserden ölümlerin oldukça yüksek olduğu Karain Köyü’nün, bağlı bulunduğu Ürgüp ilçesi yakınlarına taşınması planlanıyor. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) bu amaçla, Karainliler için Tarım Köy Projesi kapsamında 180 metrekare 126 konut inşa edecek. Konutların ihalesi 28 Mayıs 2012’de TOKİ’nin Bilkent’teki yerleşkesinde yapılacak. Konutların tamamlanmasıyla birlikte Karainliler “Eriyonit” maddesi üreten yapılardan TOKİ’nin inşa edeceği sağlıklı ve güvenli konutlara taşınacak. TOKİ, yeni inşa edeceği köyün altyapısı ile çevre düzenlemesini yapacak

 

İstanbul’da Palladium Kulesi Yapılıyor




Tahincioğlu Gayrımenkul tarafından açılan davetli yarışmayı kazanan Swanke Hayden Connell Architects projesi kullanıcılarına daha fazla gün ışığı vadeden bir proje olarak öne çıkıyor.

Uluslararası mimarlık pratiğine bir katkı sayılan ve Swanke Hayden Connell Architects’in İstanbul’da Palladium Kulesi projesi için tasarımı gündeme geliyor. İstanbul’un Asya yakasında bulunan 49.500 metrekarelik proje, Tahincioğlu Gayrimenkul (Tahincioğlu Gayrimenkul) tarafından yaptırılmıştır. 1.7hektarlık alan üzerinde yer alan bina ofis kulesi olarak işlevlendirilecektir.
Kule esnek bir planlamayla 900 ila 1100 metrekalerelik bölümler sunan, merkezi bir çekirdek etrafında oluşturulan döşeme plakaları olarak tasarlanmıştır. Çekirdek bölümünün etrafında düzenlenmiş bir ofis alanları asıl kullanım mekanlarını oluşturur.
Tasarım kullanıcıların yararına her seviyede doğal havalandırmalı peyzajlı atriyumları içermektedir. İki katlı Resepsiyon Lobby bölgesi peyzajlı bir kapalı alanı da içermektedir. Kulede toplantı odaları, fitness ve sauna, spa ve kafeterya alanları birbirlerine başarıyla bağlanmıştır.


Otopark zemin aşağısında konumlandırılmıştır.
Dış cephe termal izolasyonu, yüksek derecede muhafaza ederken, ofis boşluklarının içine gün ışığının maksimimum oranda girmesi özel olarak planlanmıştır. Renkli cam spandrels, İstanbul Boğazını ve deniz manzarasını kesintisiz panoramik bir şekilde sağlamak için düşünülmüştür.


Birchall Swanke Hayden Connell, İstanbul ofisi başkanı yapılacak olan kule blok için şunları söyledi: “Kule taban plakası ile verimlilik sağlanırken ve toplam bina ekonomisini elverişli hale getirmek için ortogonal bir geometrik çalışma yeğ tutulmuştur. Zarif yığılmış formların bir bileşimi içinde peyzajlı kulakçıklar yapılarak zonlar meydana getirilmiş ve cephe ikiye bölünmüştür. Seçilen cephe rengi ilgiyi çekecek bir renk olup, dış aydınlatma ile geceleri binanın kompozisyonu vurgulayacak bir yöntem düşünülmüştür. “.


Kule Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Köprüsü otoyollarının birleşiminde Kozyatağı’nda iş bölgesinde ve E5 ve TEM otoyol kavşak noktasında konumlandırılmıştır.
Projenin 2014 ilk çeyreğinde sonlandırılması düşünülmektedir.

Görüntüler: Swanke Hayden Connell Architects

Kaynak:WAN

Medya devi Murdoch ATV’den vazgeçti


Medya patronu Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu News Corp, Çalık medya varlıklarının satışından çekildi.

Çalık Grubu’nun medya varlıklarından ATV-Sabah’ın satışında önemli bir gelişme yaşandı.
Medya patronu Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu News Corp, Çalık medya varlıklarının satışından çekildi.

Reuters’ın haberine göre, Time Warner ve Dubai merkezli Abraaj Capital satış sürecinde kalmaya devam ediyor. ATV-Sabah’ın değerinin 1 milyar dolar civarında olabileceği belirtiliyor.

Aralık 2007’de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun satışa çıkardığı Sabah-ATV ihalesini 1.1 milyar dolarla Çalık Grubu’nun şirketi olan Turkuvaz kazanmış ve devir Nisan 2008’de gerçekleşmişti. Çalık Holding, Sabah-ATV satın alınmasının finansmanı için Nisan 2008’de 750 milyon dolar tutarında kredi almıştı.

Gençlik kamplarında haremlik selamlık dönemi


Yeni düzenleme ile 11 Haziran-12 Eylül arasındaki kamplar kızlar ve erkekler için ayrı dönemler halinde olacak.

Gençlik ve Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yaz aylarında 9 ayrı ilde açılacak açılacak kamplarda 6 yıldan beri yapılan karma uygulamadan vazgeçilerek, kız-erkek ayrımı getirildi.

Aydın Kuşadası Davutlar, Antalya Duacı, İzmir Paşalimanı, Trabzon Düzköy, Kastamonu Kadıdağı, Mersin Silifke Akkum, Antalya Akseki Bademli, Bolu Aladağlar ve Denizli Cankurtaran’da 11 Haziran-12 Eylül arasında 9 dönem halinde açılacak deniz ve yayla kamplarında 6 yıl aradan sonra bu sezon, karma kamptan vazgeçilerek, kız ile erkeklerin ayrı dönemler halinde buralara gelmeleri kararlaştırdı.

Buna göre Aydın Kuşadası Davutlar’daki deniz kampından kızlar 1, 2, 5, 6, 9’uncu dönem, erkekler ise, 3, 4, 7 ve 8’inci dönemlerde kamp yapabilecek. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gençlik Kampları internet sitesinden yapılan açıklamada, kamplara katılan gençlerin ulaşım konaklama ve yemek ihtiyaçlarının Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca karşılandığı ve gençlerden herhangi bir ücret alınmadığı belirtilerek şu bilgilere yer verildi:

“Gençlik kampları 13-15 yaş grupları için ‘Ücretsiz Deniz Kampları’, 16- 22 yaş grupları için ‘Ücretsiz Doğa Kampları’ adı altında düzenlenmektedir. 11 Haziran-12 Eylül 2012 tarihleri arasında 8’er günlük dönemler halinde toplam 9 dönem olmak üzere planlanan deniz ve doğa kamplarında müzik, el sanatları, tiyatro ve halk oyunları ile çeşitli sportif faaliyetler de gerçekleştirilmektedir. Yaş gruplarının belirlenmesinde, yıl baz alınacak ay ve gün dikkate alınmayacaktır. Kamplara 13 yaşından küçük ve 22 yaşından büyük gençlerin kaydı yapılmayacaktır. Aynı şekilde tüm belirlenen yaş grubu kampları için alt ve üst yaş sınırları baz alınarak kayıt alınacaktır. Gençlik kamplarıyla ile ilgili bilgiler tüm yaş gruplarındaki gençlere ulaşılacak şekilde, il milli eğitim müdürlükleri aracılığıyla orta dereceli okullara, yerel basın ve yayın organları aracılığı ile gençliğe yönelik çalışma yapan kuruluşlara duyurulacaktır. Duyuruların eksiksiz ve zamanında yapılarak verilen kontenjanların tamamının kullanılması sağlanacaktır. Kamplara başvurular 14 Mayıs-31 Mayıs 2012 tarihleri arasında gençlik ve spor il müdürlükleri içerisinde gençlik merkezlerinde kurulacak bürolara yapılacaktır. Başvuru formunun doldurulmasında gerekli hassasiyet gösterilecek, form ilgili kurum ve kişilerce onaylanmış olacak, eksik doldurulan yada mükerrer başvuruda bulunanların işlemleri geçersiz kabul edilecektir.”


Karma uygulamaya son

Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gençlik kampları yetkilileri, bu yıl gençlik kamplarında karma yerine kız ve erkeklerin ayrı ayrı dönemlerde kamp çalışmalarına katılacaklarını, zaman zaman kamplarda kız-erkek ayrımı yapıldığını, 6 yıldan bu yana da çalışmaların karma olarak yapıldığını bildirdi.

Cumhuriyet Haber Portalı