“Türkiye’de ifade özgürlüğü hakkı kayboluyor”


Guardian gazetesince yayımlanan bir makalede Türkiye’de “ifade özgürlüğü hakkının kaybolmakta olduğu” belirtilirken, “Türkiye, kendi evine çeki düzen verinceye dek Tunus ve Mısır için model, örnek olamaz” denildi.

Londra– Türkiye’deki ifade özgürlüğüne ilişkin kaygıları yansıtan yabancı medyadaki haber ve yorumlar çoğalıyor. Guardian gazetesince yayımlanan bir makalede Türkiye’de “ifade özgürlüğü hakkının kaybolmakta olduğu” öne sürülürken “Türkiye, kendi evine çeki düzen verinceye dek Tunus ve Mısır için model, örnek olamaz” denildi.

New Statesman dergisinin siyasi editörü, yazar ve El Cezire İngilizce gelecek ay başlayacak “The Cafe” programının sunucusu Mehdi Hasan imzasını taşıyan “Türkiye’de İfade Özgürlüğü Hakkı Kayboluyor” başlıklı makalede şu ifadelere yer verildi:

“Dünyanın hangi ülkesinde en çok gazeteciyi cezaevine konuluyor? Çin Halk Cumhuriyeti mi? Hayır. İran mı? Yine yanlış. Oldukça moral bozucu yanıt, AGİT’e göre 100’ye yakın gazetecinin hapiste bulunduğu Türkiye Cumhuriyetidir. Evet, doğru: modern, laik, yönü Batı’ya dönük, demokratik biçimde seçilmiş bir hükümeti olan Türkiye, Çin ve İran’ın toplamından fazla basın mensubunu, cezaevinde kilit altında tutuyor.”

Ancak bu durumun sadece basın ile ilgili olmadığını belirten Hasan, “Öğrenciler, akademisyenler, sanatçılar ve muhalefet milletvekilleri de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ılımlı İslami Adalet ve Kalkınma Partisi AKP’ye karşı konuşmaya cesaret ettikleri için tümü hedef haline geldi” diye yazdı.
“İstanbul’da yeni bir korku iklimi var”

Mehdi Hasan, “İstanbul’da yeni bir korku iklimi var” iddiasına da yer verdiği makalesinde bir program hazırlamak üzere geçen hafta İstanbul’a yaptığı ziyaret sırasında gazetecilerin “ifade özgürlüğüne baskılara ilişkin alçak sesle konuştuklarını” kaydetti.

Ekibiyle birlikte İstanbul’a geldiği ilk 24 saat içinde polislerin, El Cezire meslektaşlarından birinin çantasını aradıklarını anlatan Hasan, çantada bulunan kendi senaryolarından birinde yer alan “ülkenin giderek daha otoriterleşen hükümeti” ifadesine “yüksek sesle” itiraz ettiklerini yazdı.

AKP hükümetinin, yargıyı sorumlu tuttuğunu ancak bakanların “yüksek profili bazı davalara karışmaktan korkmadıkları”nı savunan Hasan, Başbakan Erdoğan’ın da Avrupa Konseyi’ndeki konuşmasında Ahmet Şık’ın henüz yayımlanmayan kitabını “bir bombaya benzettiğine” dikkat çekti.
“Sahne arkasında medyaya baskı yapılıyor”

Makalede “Hükümetin sahne arkasında medyaya baskı yaptığı” öne sürülürken işlerini kaybeden bazı köşe yazarları örnek gösterildi.

Hasan, ifade özgürlüğüne yönelik “kısıtlamaların medya ile sınırlı olmadığı” görüşünü dile getirirken de 8 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan öğrencilere ve Fazıl Say hakkındaki davaya da dikkat çekti. Makalede şu iddialar da yansıtıldı:
“Paranoya tam haksız değil”

“Geçen Haziran yeniden Başbakan olarak seçilen ve halen, Kemal Atatürk’ten bu yana en güçlü Türk lideri olarak değerlendirilen Erdoğan, eleştirilere hoş görüsüz hale geldi ve iç muhalefeti ezmeye meyilli görünüyor.”

Buna karşın “Açık olalım. Erdoğan öncesi dönemi de, liberal demokratik bir nirvana (salt mutluluk) değildi” diyen Hasan, askeri darbeleri anımsattıktan sonra “AKP, orduyu kısırlaştırmada ilk başarılı olandır. Ve paranoyası tam haksız değil” dedi. Hasan, AKP’yi kapatma girişimine ve hükümeti düşürme komploları iddialarına da vurgu yaptı.


Memecan: Cezavindeki gazeteci sayıları beni kaygılandırıyor ama hepsi masum değil

Bu arada, makalede AKP milletvekili Nursuna Memecan’ın değerlendirmelerine de yer verildi. Hasan’a konuşan Memecan, cezavindeki gazeteci sayıları beni kaygılandırıyor ama hepsi masum değildir. Onların çoğu hükümete karşı komplo kuruyorlardı” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın da aynı doğrultuda konuştuğunu kaydeden Hasan, “Belki. Ama AKP’nin, farklı fikirlere, temel ifade özgürlüklerine baskıları, tüm uygar kurallarının dışına çıktı” görüşünü öne sürdürdükten sonra Memecan’ın “Türkiye’de ifade özgürlüğünu geliştirmemiz lazım” dediğine de dikkat çekti. Hasan, makalesine şu sözlerle son verdi:

“Seçilmiş İslami partilere yönetme fırsatının reddedilmemesi gerektiğini uzun bir süreden beri savunmuş olan bizler, Erdoğan ve AKP’den çok umutluyduk. Ancak, İstanbul’da keşfettiklerim, daha gidilecek çok mesafe olduğudur. Gerçek budur ki Türkiye, kendi evine çeki düzen verinceye dek devrim sonrası, nüfüsü çoğu Müslüman Tunus ve Mısır için model, örnek olamaz. Yurt dışında özgürlükte ilham olabilmesi için Türk hükümeti, önce yurt içinde özgürlüğü garanti etmelidir.”

 

ANKA

Reklamlar
By 1eladenecli Posted in Haber Etiketler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s