Masumiyet Müzesi’ni 11 bin kişi gezdi


İstanbul Çukurcuma’da 1897 yapımı tarihi bir binada yer alan Masumiyet Müzesi’ni, nisan ayından bu yana 2800 yabancı ziyaretçi gezdi

Orhan Pamuk ’un aynı adlı romanı üzerine temellenen Masumiyet Müzesi, üç ayda 11 bin ziyaretçiye ulaştı. 1950-2000 yılları arasında İstanbul hayatını temsil eden yüzlerce eşyanın sergilendiği müzeyi iki bin ziyaretçi de ‘Masumiyet Müzesi’ romanının sayfaları arasında yer alan giriş biletini kullanarak gezdi.

İstanbul Çukurcuma’da 1897 yapımı tarihi bir binada yer alan Masumiyet Müzesi’ni, nisan ayından bu yana 2800 yabancı ziyaretçi gezdi. Ziyaretçilerin arasında Avrupalı ve Amerikalıların yanı sıra Peru, Arjantin , Avustralya , Kore, Hong Kong, Arnavutluk , Gürcistan, Suudi Arabistan, Ürdün ve Romanya’dan gelen turistler bulunuyor.

Müzenin ziyaretçileri, Orhan Pamuk tarafından katalog şeklinde hazırlanan ‘Şey’lerin Masumiyeti’ ile, müzedeki eşyaların, manzaraların, gündelik hayatın tuhaf ve sıradan ayrıntıları da keşfetme imkanı buluyor. Masumiyet Müzesi biletleri müzenin resmi internet sitesi www.masumiyetmuzesi.org adresinden rezervasyon yaptırılarak, MyBilet üzerinden ya da müze gişesinden satın alınabiliyor.

 

 

 

I admit, it was kind of a torture reading ”The Museum of Innocence”. It took months for me to finish the book and only reason for that is the lengthy descriptions of the author Orhan Pamuk who is a great artist however he can be boring with the lenghty descriptions in his books. ”The Museum of Innocence” is a book filled with pages of  lengthy description of a single moment. It might be the reason for it’s popularity however it’s certainly not a reason for me to like this book. When i visited ”The Museum of Innocence” exhibition last weekend i fell in love with the book i hardly managed to finish. I have always been one of those people who refuses to watch the movie of a book just to protect the imaginary scenes in my mind. However this time it was different. Visiting ”The Museum of Innocence” was like watching the movie and i enjoyed it a lot. Every little detail and the obsessed collecting habit created this unreal temple of love.

 

Reklamlar

Japon tersaneleri krize girmek üzere


Japon Gemi İhracatçıları Birliği’nden yayınlanan istatistiklere göre,  Japon ihraç gemi pazarı zorlu günlerini yaşamaya başladı. Avrupa borç krizinin armatörlere olan etkisinin büyümesiyle armatörlerin yeni gemi inşası arzları büyük oranda düşüş gösterdi. Komşuları Güney Kore ve Çin ile omuz omuza rekabet eden Japonya, 2012 yılının haziran ayında 2011 yılının haziran ayına nazaran yüzde 8,5 oranında sipariş düşüşü yaşadı, ve toplamda 499,370 gros tonluk sipariş aldı. Yıldan yıla kıyaslamada bu aydan aya gerilemelerin üçüncüsü, ama bütün bu gerilemenin iyi bir yanı varsa o da düşüşün hızı azalmaya başladı.

Haziran ayında Japon gemi inşa sektörü, üç kuruyük gemisi ve üç tanker olmak üzere altı gemi inşa siparişi aldı. Gemilerin toplam ağırlığı 280,129 gross ton. Geçtiğimiz altı aya bakıldığında ise, Japon gemi inşa sektörü 67 gemi siparişi aldı, gemilerin toplam ağırlığı 1,554 milyon gross ton, geçtiğimiz yıl ile kıyaslandığında yüzde 31,1 oranında bir gerileme görülmekte. Durum uluslar arası pazarlarda gemi fiyatlarını belirleyen Yen’in değerinin giderek artmasından dolayı daha da çetrefilli bir hale girdi, Yen’in değerinin artmasıyla gemilerin fiyatları giderek yükseliyor.

LOJİPORT

Dönmez’den, Çeşme’ye ikinci otel geliyor



Alaçatı da geçen yıl Casaoliva Otel’i 4 milyon dolarlık yatırımla açan Kuryap Yönetim Kurulu Başkanı Muhsin Dönmez, şimdi de Dalyanköy’de 15 milyon TL’lik yatırımla otel ve rezidans kuruyor

İzmir’in önde gelen inşaat müteahhitlerinden biri olan ve 25 yıldan bu yana yüz binlerce metrekare fabrika, alışveriş merkezi, depo, iş merkezi, okul ve yurt inşaa eden Kuryap Yönetim Kurulu Başkanı Muhsin Dönmez, Çeşme’Ye ikinci otelini kuruyor. Alaçatı da geçen yıl Casaoliva Otel’i 4 milyon dolarlık yatırımla hizmete açan Dönmez, şimdi de Dalyanköy’de 15 milyon TL’lik yatırımla otel ve rezidans kuruyor. İnşaata kısa süre önce başlayan ve temel atan Dönmez, Sakızlıkoy’un ilk turizm tesisi yatırımını hayata geçirecek.
Casa de Playe Otel ve rezidans projesinin temelini attıklarını ve inşaatın hızlı bir şekilde devam ettiğini belirten Kuryap ve Depaş Yönetim Kurulu Başkanı Muhsin Dönmez, Çeşme’ye ikinci oteli kazandıracaklarını söyledi.

2014’TE BİTECEK

2014 yılı yaz aylarında projeyi tamamlayacaklarını açıklayan Dönmez, “Alaçatı’da geçen yıl Casaoliva Otel’i hizmete açtık. Dalyanköy’deki otel ve rezidans projemizle de Çeşme turizmine ikinci tesisimizi kazandırmış olacağız. Nisan ayında ruhsatlarımızı aldık. Ardından şantiyemizi kurarak, çalışmaya başladık. Şu anda tesisin temelini attık. Hızlı bir şekilde inşaat sürüyor. 95 odalı otel ile 32 tane rezidans dairesinden oluşacak proje birbirinden bütünüyle bağımsız olacak. Sakızlıkoy’un ilk turizm yatırımı olacak. Projede termal açık havuz, plaj ve her türlü sosyal tesis yer alacak” dedi.
Projede 16 bin metrekareye yakın inşaat alanı olduğuna dikkat çeken Dönmez, toplam 15 milyon TL’lik bir yatırım yapılacağını kaydetti. İnşaat sektöründen sonra turizmde de iyi bir noktaya gelmeyi planladığını vurgulayan Dönmez, Çeşme turizmine katkı sağlamaya devam edeceklerini kaydetti.

YENİ PROJELER
Bugüne kadar taahhüt işlerine ağırlık verdiklerini bundan sonra gayrimenkul yatırımları ile öne çıkmak istediklerini açıklayan Dönmez, Yenişehir’de de 20 bin metrekare alanda iş merkezi kuracaklarını söyledi. 40 milyon TL yatırımla bu projeyi hayata geçireceklerini anlatan Dönmez, Bayraklı yeni kent merkezinde de iş merkezi projesi üzerinde çalıştıklarını vurguladı.

“Umudumuz kentsel dönüşüm ve EXPO”
İzmir’de kentsel dönüşüm projeleri ve EXPO yatırımlarının sektörlerine büyük bir hareketlilik getireceğini açıklayan Muhsin Dönmez, bu projelerden umutlu olduklarını söyledi. Kentsel dönüşüm projelerine de talip olduklarını anlatan Dönmez, “Kentsel dönüşüm projeleri İzmir’de sektörümüzü büyütecek. Birçok firma bu konudaki projelerini hazırlıyor. Bizde uygun olursa kentsel dönüşüm projelerinde yer almak istiyoruz. EXPO’yu kazanmamız halinde de büyük bir hareketlilik bekliyoruz. Hükümetin altyapı projeleri de sektörümüze olumlu katkı yapıyor. Altyapı yatırımlarının tamamlanmasının ardından İzmir ve Çeşme’de birçok yeni yatırımında önü açılacak” diye konuştu.

MURAT ŞAHİN

ENF Enerji firmalara yol gösteriyor


ENF Enerji Danışmanlık, firmalara enerji alanında teknik, finansal ve idari destek sunuyor.

ANKARA – Enerji yatırımları ve enerji ticareti alanında danışmanlık hizmeti sunan ENF Enerji Danışmanlık, firmalara enerji alanında teknik, finansal ve idari destek sunuyor.

Enerji yatırımları alanında yerli ve yabancı yatırımcılara, proje geliştirme aşamasından elektrik üretim tesisinin devreye alınma aşamasına kadar geçen tüm süreçlerde teknik, idari ve finansal danışmanlık sağladıklarını belirten şirket kurucusu Gökhan Gökdoğan, “Enerji ticareti alanında ise, elektrik üretim santrallerine, toptan satış şirketlerine ve serbest tüketicilere risk yönetimi, portföy optimizasyonu, ticaret ve satış başta olmak üzere tüm ihtiyaçları için özel çözümler üretmekteyiz” dedi.

Yeni kurulan bir firma olmalarına karşın enerji sektörünün büyük ve köklü firmalarına hizmet sunmaya başladıklarını aktaran Gökdoğan, sektördeki çözüm ortaklarıyla birlikte yakın bir tarihte yeni ve inovatif hizmetler sunacaklarını açıkladı. Sektörün analitik kararlar alabilmesine yardımcı olacak ürünlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalara başladıklarını ifade eden Gökdoğan, 2012 yılı içerisinde bu hizmetleri sektör paydaşları ile paylaşacaklarını kaydetti.

Gökdoğan, “Hedefimiz, enerji sektöründe bilgi ve inovasyona dayanan çözümler üreten, müşterilerimizin gözünde güvenilir ve değer yaratan bir danışmanlık firması olmaktır” şeklinde konuştu.

Kuruçeşme Arena’yı aldı, Mandarin’le otel yapacak


Astaş Holding, 15.000 m2 alana sahip 200 metreye yakın Boğaz cephesi olan araziyi iki yıl süren görüşmelerin sonunda satın aldı.

 

İSTANBUL – Astaş Holding turizm alanında yatırım yapmaya devam ediyor. Astaş Holding, 31Temmuz 2012 Salı günü İstanbul Boğazı’nda bulunan 15.000 m2’lik Kuruçeşme Arena arazisini satın aldı. İki yıldan bu yana mal sahipleri ile görüşme maratonunu sürdüren Vedat Aşcı, araziyi Astaş Holding Grubu’na ait olan Esta şirketine dahil etti. Astaş Holding, 15.000 m2 alana sahip 200 metreye yakın Boğaz cephesi olan araziye inşa edeceği otel için Mandarin Oriental Hotel Group ile işbirliği yapacak.
200 metreye yakın Boğaz cephesine sahip araziye yapacağı otel için yine Mandarin Oriental Hotel Group ile ortak proje geliştiren Astaş Holding,  uluslararası sermayenin de Türkiye’ye yatırım yapmasını sağlayacak.
Astaş Holding, Kuruçeşme’de gerçekleştireceği otel projesi dışında Sultanahmet’te de yine Mandarin Oriental Hotel Group ile bir başka otel projesi daha hayata geçirmeyi hedefliyor. Her iki projenin yatırım tutarı ise 500 milyon dolar olarak öngörülüyor.
Mandarin Oriental ile birlikte yapacakları diğer yatırımlarla ilgili ipuçlarını veren Astaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Aşcı yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu:
“Dünyanın en lüks otel işletme markalarından biri olan Mandarin Oriental Hotel Group’un şu an 28 ülkede 45 oteli bulunuyor. Hong Kong merkezli, efsanevi servisleriyle tanınan lüks otel grubunu Türkiye’ye getirmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Mandarin Oriental Hotel Group ile Bodrum’da başlayan işbirliğimizi İstanbul’a taşımaya karar verdik. Satış sözleşmesini tamamladığımız Kuruçeşme-Arena arazisinde inşa edeceğimiz otel projesinin dışında Sultanahmet’te gerçekleştireceğimiz otel projesinde de yine Mandarin Oriental Hotel Group ile işbirliği yapıyor olacağız. İki proje için toplamda 500 milyon dolar yatırım tutarı ön gördük. Bunun dışında Mandarin Oriental Hotel Group ile Türkiye dışında da projeler geliştirme konusunda prensip anlaşmasına vardık. Sadece dünyanın en önemli lüks otel markasını Türkiye’ye getirmiş olmakla kalmadık, aynı zamanda yabancı sermayenin Türkiye’ye yatırım yapması için de zemin oluşturmuş olduk. Astaş Holding olarak lüks gayrimenkul projeleri geliştirmeye ve ülkemize yatırım yapmaya devam edeceğiz. Etiler, Ulus, Beşiktaş bölgesinde ayrıcalıklı projeler geliştirmeyi planlıyor, Türkiye’nin ekonomik ve politik gelişmelerine güveniyoruz. Yatırımlarımızı, dünyanın bir çok yerinden teklif gelmesine rağmen, öncelikli olarak ülkemizde yapıyoruz ve dünyanın en varlıklı aileleri, jet seti, devlet başkanlarının kalacağı mekanlar yaratıyoruz. Önümüzdeki üç-dört yıl içerisinde 3 milyar dolarlık yatırım yapmayı düşünüyoruz.”
Lüks gayrimenkulde marka
Astaş Holding’in Kempinski Residences Astoria, Bellevue Residences Managed by Kempinski ve Maçka Residences Interior Design by Armani / Casa Managed by Kempinski ile devam eden lüks gayrimenkul projeleri bulunuyor. Firma, Şubat 2012’de imzaladığı sözleşme ile Bodrum’un Göltürkbükü Cennet Koyu’nda 600.000 m2’lik arazide Mandarin Grubu’yla villa, rezidans ve lüks resort otel projesini hayata geçirdi. Bodrum’u dünyanın en lüks resort destinasyonları listesinde en üst sıralara taşımayı hedefleyen Astaş Holding, Mandarin Oriental Hotel Group ile Bodrum’da başlayan işbirliğini iki farklı noktada olmak üzere İstanbul’da da devam ettirecek.

İstanbul’u Katlediyorlar


Marmara Denizi boyunca yer alan İstanbul’un yerleşim bölgelerinden Yenikapı semti, dünyanın en önemli tarihi yerlerinden biridir. 2004 yılında büyük bir metro istasyonu için kazı yapılmaya başlandı ve Bizans limanı ve 36 tekne de dahil olmak üzere nerdeyse bir hazine ortaya çıkarıldı. Yalnızca gemilerin yüklerine ait toplanan bilgiler Akdeniz çevresindeki ortaçağ yaşamı için benzersiz bir rehber sundu.
Harvard Üniversitesinde tarih profesörü olan Michael McCormick bana “Piramitler Bizim nesil keşfi” diye açıklamıştı. Oysa bu bölgede artık Avrupa ve Asya dediğimiz ana karada toprak bölünmesi, yani Boğazın ortaya çıkmadığı dönemlere ait bile izler bulundu. Aynı kazılarda da geç neolitik döneme ait 8.000 yıllık insan kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

Yenikapı’da düşünülen denize nazır dolgu dev miting alanı…

Şimdi burada benim savunmak zorunda olmamayı dilediğim abartılı bir durum var: Şimdi İstanbul’un rakipleri Dördüncü Haçlı Seferi ile İstanbul’a yapılan hasarın daha büyüğünü yapmaktadırlar. 1202 de sözde Latin işgalciler din adına Bizans’ı yağmaladı, bugün ise kent ilerleme ve kar adına ondan daha fazla talan ediliyor.

Eleştirimi açıklamam gerekir. Dünyadaki bir çok büyük şehir gibi, İstanbul’da antik geçmişin dar geçitlerinin içine modern bir metropol büyük altyapı gereksinimlerini sıkıştıma sorunuyla karşı karşıyadır. Boğaz geçişi için kredi 2004 yılında bulunur ve sonra, şehir yöneticileri arkeologlara ilk kazıları yapmaları için izin verirler ancak çok ihtiyaç duyulan metro sisteminin inşaatı da bu sırada gecikmiştir. Ve yine 2010 yılında belediye tarafından yeni bir metro istasyonu ve tünelin karaya çıktığı bölgenin düzenlenmesi için, bir anlamda Yenikapı’nın yeniden geliştirilmesi için uluslararası bir yarışma düzenlemiştir . Binlerce yıldır şehrin altında gömülü yer altı zenginleri bu proje ile ortaya çıkacak, arkeolojik parkın vitrinine konacaktı. Bunun için dünyada ve ülkede tanınmış mimarlık grupları proje yarışmasına davet edildi. Nisan ayı ortalarında ise kazanan projelerden üçünün bir araya gelip, bir konsorsiyom oluşturarak projelerin birleştirileceği plan ortaya koymaları istendi.
Ama sonra, merkezi hükümetin emri üzerine, belediyeden kente bir bomba düştü: Bir emrivaki olarak, siyasi mitingler ve açık fuarlar için bir montaj zemin oluşturmak maksadıyla Yenikapı suları 2.8 mil kare (yaklaşık 720 bin m2 ) doldurulacak şekilde bir proje açıklandı. Belediyeye göre bu büyük alan 800.000 kişi, hatta belki de bir milyon kişiyi barındıracak kadar büyük olacaktır. İstanbul yarımadası tarafında bu soğan şeklindeki dolgu büyümeyi isteyen düşünceyi ciddiye almak zor; böyle bir ekleme düşüncesi açıkçası bu kente karşı yapılacak büyük bir ahmaklıktır. Bu proje Sen Nehrini düzlemek-kapatmak ya da Colosseum’u futbol sahasına çevirmek gibi bir şeydir sonuçta.

Anlamak çok güç, neden Ayasofya ve Sultanahmet Cami gibi dünyaca bilinen şaheserlerin hemen yanında böyle afaki bir büyüklükte miting alanı adı altında bir boşluğu kim yapmak ister? Bu sorunun cevabını bilen yok. Zira Yenikapı için bunca proje yarışması açılmışken Ankara’da kapalı kapılar ardında hazırlanan “meydan” projesi tam bir emrivakidir aslında.

New York Times’da bu yazının bulunduğu sütünda İstanbul’un bir başka bölgesi, Zincirlikuyu gösteriliyor…

Belediyeden gelen güya makul sayılmak adı altındaki açıklama, Yenikapı kazıları sırasında ortaya çıkan artık toprağın boşaltılması için gerekli alan şeklindeydi.

Öteki açıklama ise İstanbul’da kalıcı ve gözle görülür işler yapmak arzulayan Erdoğan hükümetinin kentte yapmaya çalıştığı projelerden biri olmasıdır. İşin garibi ve acı olan tarafı, bunu isteyen iradenin onu yapma gücünün de şu anda bulunmasıdır.

Kaynak: New York Times

İşte 20 Haziran gününe ait bizim de haber sütunlarımızda yer alan, konuyu anlatan Hürriyet gazetesinden Yenikapı miting meydanı ile ilgili haber:

DENİZE NAZIR MİTİNG ALANI
İstanbul’a 800 bin kişi kapasiteli dolgu meydan yapılması gündemde. Yenikapı sahiline inşa edilecek bu meydan, miting ve gösteri alanı olarak kullanılacak.

İSTANBUL’da denizin üzerinde dev meydan yapılması planlanıyor. Meydan için Yenikapı İDO İskelesi ve balıkçı barınaklarının bulunduğu yerden, Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin önüne kadar olan alanda deniz doldurularak. Proje, şehrin merkezine yakın, ulaşımı alternatifli olan Yenikapı’da İstanbul’un ihtiyacı olan nitelik ve nicelikte “miting ve gösteri alanı” düzenlemeyi amaçlıyor. Miting alanı yaklaşık 270 bin metrekare büyüklüğünde olup, 800 bin kişiyi ağırlayabilecek. Projenin bir amacı da kısa zamanda miting alanına ulaşım sağlanması.


Sahilyolunun kenarında
İstanbul’un yeni meydanı, Fatih ilçesinin güneyinde, Yenikapı İDO iskelesinin batısında, İSKİ Yenikapı Atıksu Arıtma tesisinin güneyinde yer alacak. Kuzeyde ise Kennedy Caddesi (Sahilyolu) ile sınırlanacak.
715 bin metrekare
Proje alanı, mevcut 135 bin metrekare park alanıyla birlikte, denizin doldurulmasıyla kazanılacak yaklaşık 578 bin metrekareyi kapsıyor. Toplam 715 bin metrekare olarak tasarlanan yeni meydanda, denize paralel yeşil alan düzenlemeleri ve bu düzenlemelerin ön kısmında engellilerin de kullanabileceği tribün bulunacak.

Kaynak: Hürriyet

Abdi İbrahim’le ortaklık için Japonlarla aynı masada


Yabancıların radarına giren Abdi İbrahim, büyümeyi seçti ve Japon devi Otsuka ile masaya oturdu. 40 bin çalışanı bulunan Otsuka, Abdi İbrahim’le Türkiye’de ortak üretim yapacak.

Yabancı devlerin satın almak için peşine düştüğü ilaç devi Abdi İbrahim, satışı değil büyümeyi seçti. Abdi İbrahim’e Uzakdoğu’dan ortak geldi. 40 bin çalışanıyla Japonya’nın en büyük ilaç üreticisi olan Otsuka Pharmaceutical, Abdi İbrahim ile işbirliğine imza atıyor.

Otsuka, Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş ile birlikte yeni bir şirket kuracak. Otsuka Abdi İbrahim İlaç adı verilecek şirket, Türkiye’de üretim gerçekleştirecek.

İlk kez yabancı bir ortakla çalışacaklarını söyleyen Abdi İbrahim’in Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, Japon şirketle yürütülen görüşmelerin sona geldiğini belirtti. Hem dağıtım hem de üretim anlamında bir işbirliğinin planlandığını belirten Barut, “Japon şirketin bünyesindeki ilaçların Türkiye’de üretimini hedefliyoruz” dedi.

Abilify, Pletal, Oronamin, Samsca gibi ilaç markalarını bünyesinde barındıran Japon devin hisseleri 2010 yılında Tokyo Borsası’nda işlem görmeye başladı. Şirket, 2.4 milyar dolarlık halka arzla ülkede rekor kırdı.

Yapıda denetimsizlik devri


 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Yapı ve İmar Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, yapı denetim firmalarının teknik müşavirlik kuruluşlarına dönüştürüleceğini açıkladı. Uzmanlar, bu düzenlemeyle firmaların hem proje hazırlama hem de denetleme yetkisine sahip olacağını bunun da bağımsız denetçiliği bitireceğini söyledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, dün yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin mühendislik sektörü bakımından dünyada ikinci sıra olduğunu ancak oyun kurucu özelliğini henüz geliştiremediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: ‘’Dünyanın 100-120 devletinde mühendislik ve teknik müşavirlik ofisleri var. 30 bin personel çalıştıran teknik müşavirlik büroları var. Bunlar pastayı yiyor. Biz, işin biraz ameleliğini yapıyoruz.’’

TOKİ düzenini kuruyor
Konuyla ilgili olarak Taraf ’a konuşan Türkiye Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu yeni düzenlemeyle denetimsizliğin önünün açıldığını belirterek şunları söyledi: “Erdoğan Bayraktar’ın bakan olmasının hemen ardından Bakanlık yeni bir yapı denetimi yasa tasarısı hazırladı. Bu tasarının gerçek yapı denetimini sağlamayacağını, işlerliği olmayan mevcut yapı denetimi kanunundan da geri olduğunu söyledik. Mevcut yasaya göre yapı denetim firmaları proje hazırlayamıyor, sadece yapı denetimi yapabiliyorlar. .. – SERKAN AYAZOĞLU –

Yapıda denetimsizlik devri… Şehircilik Bakanlığı taslağına göre yapı denetim firmaları, proje üreten müşavirlik şirketlerine dönüşecek. Uzmanlar “Yapı ve denetim süreçleri içiçe geçiyor, 1999 depremi öncesine gidiliyor” diye uyarıyor

Kaynak : Taraf

Viyana’ya tepeden bakmak


Viyana için Infobox: Çoklu İzlenimi Platformları / KARAMBA3D ve Bollinger-Grohmann-Schneider

Infobox, bir spekülatif yarışma projesidir. Yarışmanın amacı Viyana’da, “Tarihi Kent” dokusu içinde, bir enformasyon merkezi gerçekleştirmektir.



KARAMBA3D and Bollinger-Grohmann-Schneider mühendisler, mevcut arazinin zorlukları ile yarışarak bir proje ortaya çıkartmaya çalıştılar. Arazi, mevcut “borular”, yeraltı kanalizasyon sistemi, bir otopark, bir otobüs terminalinin göz önüne alınmasını gerektirmekteydi.

Komples ve planlanmamış tüm bu altyapılar yeni projenin taşıyıcı sisteminin düzenli olmasına ve herhangibir noktada yoğunlaşmasına olanak vermiyordu. Bunun yerine, parametrik modelleme yoluyla ve yapısal bağlantı noktalarıyla bir sistem kurulmasını gerektirmekteydi. Böylelikle mevcut sitenin zorluklarıyla baş etmek ve istenilen işlevsel kurguyu karşılayabilecek bir yapının ortaya çıkması mümkün olabilecekti.



InfoBox, 21 metre yüksekliğinde ince,sütunları olan bir kare kaide üzerinde konumlandırılmış.Yapısal olarak, Infobox, aslında bu sütunlar tarafından desteklenen bir yapısal çelikten oluşan bir ağ içinde kurgulanmakta. Yanal gerilme etkisindeki sistem kullanımı, sağlam bir taşıyıcı yapı sunmakta. Sağlamlaştırma ve parametrik türevli yapısal kurgusu fonksiyonların merkez servis alanı etrafında yer alan bir açık hacim olarak tanımlanabilmesine olanak sağlamakta.



Bir kafe ve teras İnfoBox’ın bir mültimedya ekranı oluşturan cephesine fonksiyonlar eklemektedir.

Kaynak:EVolo
Çeviri:Mimdap

İDO’da ilginç yasak


Özelleştirilme sonrası uyguladığı fiyat politikası ile yoğun eleştiriler alan İstanbul Deniz Otobüslerine, şimdi de ‘’Şarap yasağı’’ geldi. Kabataş’tan Burgazada’ya gitmek isteyen ve çantasında 4 şişe şarap olan bir kadının, İDO görevlilerince engellendiği öne sürüldü.

Olay Milliyet Gazetesi yazarı ve ünlü gurme Vedat Milor tarafından gündeme getirildi. Milor bu konudaki köşe yazısında ‘’ Ceren Sungu, Kabataş’tan deniz otobüsüne binip adaya benim evime geliyor. Yanında dört şarap taşıyor. İDO’dan içeri almıyorlar şarap var diye. Üstelik de oradaki görevli kızcağıza bağırıp onu azarlıyor.

Suudi Arabistan ya da İran’da mıyız kardeşim? Yasak mı evine şarap götürmek? İsteyen İstanbul’da alışveriş yapıp dönüşte evine yiyecek-içecek götüremez mi?. Büyükşehir, İDO’yu yeni sahiplerinden daha iyi yönetiyordu’’ dedi.

İDO ‘’Yaza Merhaba” sloganıyla uygulamaya koyduğu yeni tarife ile de tepki almıştı. Özelleştirmeden önce Yenikapı-Bandırma feribot seferlerinde 125 TL olan sürücü dahil otomobil bilet ücreti, özelleştirmenin ardından, önce 200 TL’ye sonra da 228 TL’ye yükseltmişti. Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’ı özür dilemek zorunda bırakan İDO, daha sonra fiyatı özelleştirme öncesi ücretin de altına çekmişti. İDO, 861 milyon dolarla Tepe-Akfen-Souter-Sera Ortak Girişim Grubu tarafından satın alınmıştı.