Bir Dahinin Dokunuşuyla yapılmış heykel: CASA MİLA


 

File:Casa mila atrium.jpg

İspanya ve Barselona dendiği zaman akla gelen ve görülmesi gereken yerlerden biri Casa Mila. 20.yy mimarlığı içinde yaratıcı özelliği ile dahi katagorisindeki mimar Antonio Gaudi tarafından yaratılmıştır.

Casa Milà, Katalonya’nın idarî merkezi Barselona şehrinin Eixample semtinde Passeig de Gràcia caddesinde bulunan ve 1906 – 1910 yıllları arasında Antoni Gaudí tarafindan tasarlanıp inşa edilen bina o günün estetik anlayışına aykırı tutumu nedeniyle La Pedrera; yani “taş ocağı” lakabıyla da bilinmektedir.

Indiano (Amerika’daki sömürgelerde para kazandıktan sonra memleketine geri dönüp köşeyi dönen zenginler)’lardan José Guardiola’nın dulu Roser Segimon i Artells ile evlenen Pere Milà için inşa edildi. Roser hanımın ikinci kocası ve para ve zenginlik hırsıyla bilinan Pere Milà, Barcelonalılar tarafından “Guardiola’nın dulu” ile mi yoksa “Dulu’nun guardiola (kumbarası)” ile mi ilgileniyor? diye espri yapılarak alay ediliyordu.


La Pedrera – kitchen appliance

Casa Pedrera – on the range top

Wall mounted brass faucet – with the patina of age

Görüldüğü gibi daha sonra halkın ilgisini çeken, yıllar boyu bulunduğu kentin simgesi olan örneğin Eyfel Kulesi gibi baştan tepki gören, “kentin üzerinde kara bir gölge” olarak nitelenen ve aslında sadece bir yıl Dünya Fuarı için yapılıp sökülecek olan ama şimdi Paris’in simgesi olan bu kule gibi Casa Mila’da kendi zamanında belki de çok iyi anlaşılamamıştır. Benzetmenin “taş ocağı” olmasıyla bu sonuca varıyorsak da, İspanyolların “taş ocağı” na kötü bir anlam yüklemediği, hatta Barselona’ya gelen yabancıların neredeyse hepsinin bu binaya girmeleriyle ekonomik olarak ‘yüzlerinin güldüğü’ görülmektedir.


Farklı mimari anlayışıyla Casa Mila
1984 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine Güell Parkı ve Güell Köşkü ile birlikte Parc Güell, palais Güell, Casa Mila à Barcelone adıyla kaydedildi.

Casa Mila ya da bilinen diğer adıyla La Pedrera ; Barselona’nın en güzel binalarından birisi olup Passeig de Gràcia Bulvarı üzerinde bulunur. Yapı ; Barselona’nın ünlü Mimarı Antonio Gaudi tarafından 1905-1910 yılları arasında inşaatı yapılmış fakat resmi olarak 1912 yılında tamamlanmıştır.
Casa Mila, Antoni Gaudi tarafından tasarlanan en büyük sivil yapıdır.
Pedro Mila i Kampları, zengin bir işadamı Casa Batllo, Gaudi tarafından tasarlanmış bir dışavurumcu bina etkilendi. Kentin Eixample bölgesinde, Passeig de Gracia, caddenin önemli bir köşesinde bir apartman binası inşa etmek için Gaudi’yi görevlendirdi.

Alışılmadık
Antoni Gaudi’nin dönemindeki akımlardan ayıran özgün bir çizgisi kayda değer gerçekten. Sağgra da Famila’da had safhaya varacak olan organik kırık çizgiler kullanmak, alışıldık bütün formları zorlayan bir estetik anlayışıyla insanları şaşırtan bir yaratıcılık sunan mimarlığı özgündür. Gaudi anlayışı bir tek düz çizgi kullanarak mekan kurgusu geliştiren geleneksel mimariden kesin şekilde ayrılır. Bina sütunlar ve kemerler üzerine taşıyıcı duvarlarla çözülmüştür aslında fakat onun göze hitap eden “dışı” gerçekten de eşsiz bir özellik gösterir.
Gaudi tekrarlanan kat planları yerine tasarımında çelik kullanımını arttırarak tamamen düzensiz kat planlarına kavuşmuş, mimarisini özgürleştirmiştir. Sütunlar ve tavan bile yüksekliklerinde bile yer yer diğerine göre farklılık gösteren şemalara onun bu yapısında rastlamak mümkün. Gaudi, Casa Mila’sına “taş ocağı” denmesine rağmen yapısının her bir ışık imkanını değerlendirmiş, mekanlarını yeterince aydınlık planlamıştır.
La Pedrera denince…
Dışta, dalgalı balkonlarının denizin dalgaları gibi bir dizi teşkil etmesi, her bir balkon ve yapı nişinin birbirinden farklı, unik tarzda düşünülmesi mimarın özgünlüğünden ve kendine duyduğu güvenden bir gösterge gibidir.

Casa Mila demir ferforje balkonları her biri ayrı kompozisyonlarda heykeller gibidir. Daha çok oval ve yumuşak formlar seçilmiş, “taş ocağı” konseptiyle kaynaşmıştır. Balkon ferforjeleri zamanında doğaçlama olarak Josep Maria Jujol, tarafından dizayn edilmiştir. Bazı insanlar mağaraları ile bir uçurum gibi kaya gibi cephe görüyorum dediği dışı bir anlamda mağarayı andıran bu yapı bütünü bulunduğu ana cadde ve kavşakta şehrin çok önemli bir landmarkı olmuştur.
Çatı Teras
Casa Mila’nın çatısı muhtemelen yapının en ilginç bir parçalarından biridir. Bu gerçeküstü renkli bacaların hepsi bir fonksiyonu yerine getiren yapı elemanları olmaktan çıkmış her biri ayrı özellikler ve anlatımlar gösteren heykeller haline getirilmiştir. Birçoğu bir bilim kurgu filmi savaşçısı gibi zannedilebilecek çok değişik formların denendiği teras kat binanın oldukça zevkli bir alanını oluşturur.

Çatı terası şu anda yapılmış olan asansörle ziyaretçilerin binayı yukarıdan aşağıya gezmeye başladıkları ilk noktayı da meydana getirir. Teras binanın konumlandığı cadde ve önemli kavşakta kentin vistasına hakim olacak bir kesiti de sunar.

Çatı Arası
Casa Mila çatı arası çatının özel formundan dolayı özgün bir karakter gösteriyor. Bu formun özel olarak çok zarif bir şekilde sık aralıklarla tuğla kemerlerden yapılmış olması hem tuğlanın sıcak rengi hem de eğer şeklindeki kemerin yapısından dolayı mekana hoşluk veriyor.

Müze olarak değerlendirilen çatı arasında bir çok ilginç bense sergilenmiş, hepsini saymak zor. Casa Mila planı, maketi, kesitleri, projeye ait bir çok belge burada sergileniyor.

Ancak birkaç önemli bulduğumuz hususu dikkatlerinize getirmek istiyoruz. Gaudi’nin dikkatine giren ve onun doğadan etkilendiği örneklerin bulunduğu bölüm gerçekten de mimarlar ve tasarımcılar için hisse kapılacak bir dersi izleyenlere sunuyor. Cam vitrinlerde doğadan bir taş parçası, yaprak ve onun kıvrımları, doku oluşturan bir hayvan derisi, bir salyangoz kabuğu,… büyük dehanın etki aldığı kaynakları apaçık ortaya koyuyor.

Bir yılan iskeleti mesela, tıpkı Casa Mila çatı konstrüksiyonu zarif kemerler gibi. Gaudi’nin dünyadaki nesnelere nasıl baktığını ve onlardan nasıl bir bilgi geri yüklemesi yaptığını gösteren harika örnekler açıkçası.

Yine Gaudi’nin binadan sandalyeye, sandalyeden kapı kolu, dolap kulpuna kadar yapmış olduğu tasarımlar, gerçekten bir mimarın çevresindeki her şeye bir tasarım nesnesi gibi bakması ve ona şekil verme iradesini göstermesi bakımından derslerle dolu bir deney oluşturuyor. Tekli sandalye, çiftli sandalye koltuk, onun vücuda değen yerlerinin etüdü, bir el ve parmağın kapı kolunu kavrayışı, baş parmağın kola oturuşu,… hepsi bir ustalık gösterisi gibi burada mimarları etkilemeyi sürdürüyor.

İçine bakarsak…
Bina bütünüyle farklı bir dili konuşan, benzerlerinden ayrılan, kendini seri başı yapan bir karakterdedir. Yapı üst kattan itibaren çatı ve onun altında tavan arası –ki burası Gaudi Müzesi gibidir- ve bir alt kattaki daire ziyaretçilere açıktır. Resim 23

Üst kattaki dairenin içi 20. yüzyılın başındaki orijinal görünümündedir. O günün döşem anlayışı, çizgileri ve malzemeleri iç mekanı kaplar.

Dışında olduğu gibi, sadece iç hemen hemen hiç düz çizginin olmadığı bu tasarım yapının kabuğundan iç mekandaki tavanlar, kapılar, mobilyalar ve eşyalara kadar devam eder. Çekici odaları dışavurumcu ve Art Nouveau tarzının bir karışımı gibidir ve Gaudi kendi yorumuyla burada bir imza atmış gibidir.

Kaynak:Çeşitli internet siteleri

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s