Padişahın Çamaşır Leğenleri


Osmanlı’da Kayıt ve Arşiv Geleneği
Kuş kaçtı, Süt taştı, bardak kırıldı kavilinden gelişmeler bile kaydedilir olaylar günü gününe yazılarak saklanırdı.Çoğu zaman  tetkiki sıkıcı ama kimi kısımlarında son derece önemli olaylar kayıtlı ruzanameler (günlük) böyledir.

Osmanli Turkcesi Belge

Adâletlü ve müruvvetlü Pâdişâh-ı Zillullâh hazretlerinin rikâb-ı hümâyûnlarına arz-ı hâl budur ki,
Sa‘âdetlü Pâdişâhımın çamaşır leğenleri köhne olup isti’mâli mümkin olmadığı
Ecilden ve hem serây-ı âmire mühimmâtı içün altı kantar bakır ve has bağçede
Olan bostancı kullarınun bazı levâzımları içün bir kantar bakır
Recâ olınur. Bâkî emr-i fermân sa‘âdetlü pâdişâhımındur

Sol üst köşede Padişah’ın ” Verdim” (virdüm) yazılı izni görülmektedir.
Saygının ifadesi olarak  “Padişah-ı Zillullah” kelmesi normal cümle yerinde boşluk bırakılarak  en üste yazılmıştır.

Günümüz Türkçesi ile :

 

Padişahıma arz ederim ki;  çamaşır leğenleri çok eskimiş olup kullanması mümkün değildir. altı kantar ve bostancıların bazı ihtiyaçları  için bir kantar bakır rica olunur.

Kayıt Tutma Geleneği

Osmanlılarda kayıt tutma ve bunları saklama düşüncesinin devletin ilk yıllarından beri mevcut olduğunu bugüne kadar muhafaza edilegelen milyonlarca vesikadan anlamak mümkündür. Hiç şüphesiz bu kayıt tutma ve saklama fikri yani arşivcilik geleneği Osmanlılara eski Uygur, Selçuk, İlhan ananesinden, Emevi-Abbasi tesiri ve Bizans etkisinden gelen bir sentezin sonucuydu.

Osmanlılar kayıt sistemleri bu günkü dosyalama usulünün karşılığı diyebileceğimiz defter usulüne dayanıyordu. Zihniyette kağıt hele hele yazılı kağıt saygı duyulan bir meta olduğundan en küçük vesika hatta müsveddeler bile atmadan saklanmıştır.

Vesikaların saklanması bugünkü modern arşivleme anlayışına benzememekle birlikte, ilk devirlerden itibaren gerek duyulduğunda belgeye gayet süratli ve hızlı ulaşabilecekleri bir sistem kurulmuştu. İşi biten belgeler kadife veya atlas keselerde aylık olarak toplanarak üzerine ayı yazılır, keseler yıl sonunda torbalara konur ve üzerine ait olduğu yıl işlenerek sandıklanırdı. Sandıklar içerisine kurt, böcek ve güvelere karşı DDT serpilerek ait olduğu evrak türüne göre (örneğin maliye belgeleri eski Çadır Mehterleri kışlasında) Selatin camilerini mahzenlerinde, tomruk dairesinde, dış hazine dairesinde, Saray-ı Atîk” denilen mahzende depolanırdı.

Fetihten sonra ilk arşiv Yedikule’de kurulmuştu. Bu eski kayıtlara ihtiyaç duyulduğunda izin alınarak mahzenlerden çıkarılıyordu. Padişahlar bile kendi hatt-ı hümâyûnlarını görmek istediklerinde kendilerine emaneten verilip işi bittiğinde alıp yerine konurdu.

Bu titiz kayıt ve arşiv geleneği sayesinde günümüze Anadolu, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya’nın geçmiş yüzyıllarına dair tarihini yazabilecek milyonlarca belge intikal etmiştir.

Yukarıda resmi görülen vesika basit bir saray yazışmasının dahi titizlikle saklandığını göstermesi bakımından ibretliktir.

Konuyla ilgili Bir Hikaye “ Cemaziyülevvelini bilmek”

Yukarıda da anlattığımız gibi Osmanlıda evrak ay sonunda atlas yahut kadife keselere konur üzerine o zamanki takvimce ait olduğu ay yazılırdı. ( Şaban, Muharrem, Safer,  Cemaziyelahir, Cemaziyelevvel gibi  Bunlar da yıllık olarak torbalara, torbalar sandıklara konarak depolanırdı.

Bir gün defterhanede çalışan katiplerden birisi kadife keselerden birini alıp evine götürerek kendisine bir iç çamaşırı (don) diktirir. Ancak dona çevrilen kesenin üzerinde kırmızı mürekkeple yazılı “Cemaziyelevvel” yazısını yıkamakla çıkarması bir türlü mümkün olmaz ve öylece kullanır.

Bir gün bizim katip hamama gider ve diğer katip arkadaşlarından biriyle karşılaşır. Arkadaşı tesadüfen katibin donundaki  “Cemaziyelevvel” yazısını görür, güler ama ses çıkarmaz! Gel zaman git zaman arkadaşlar arasında bir münakaşa mevzu olunca hahamda gördüğüne atfen  de söylenir. “suus suuus ben senin cemaziyilevvelini bilirim “

TOKİ’nin yaptığı Osmanlı arşivine nükleer saldırılarda bir şey yapamayacak. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, arşivle ilgili “Nükleer saldırı dahil hertür lü saldırı ve afede karşı korumalı” bir inşaat yapıldığını söyledi.

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından başlatılan ve İstanbul’un 4 ayrı bölgesinde bulunan Osmanlı Arşivleri’ni tek bir çatı altında toplayacak Milli Arşiv Sitesi hızla yükseliyor. Strasbourg’da Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’na hitap eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “soykırım var diyorsanız ortak komisyon kuralım, karşılıklı olarak arşivlerimizi açalım” önerisiyle gündeme gelen Osmanlı Arşivleri, TOKİ tarafından yapılıyor. Bilim adamları ile yerli ve yabancı araştırmacıların her türlü bilgiye kolay erişimini sağlayacak şekilde tasarlanan arşiv binası, TOKİ’nin yoğun çabası sayesinde resmi teslim tarihinden bir yıl erken tamamlanarak yıl sonuna hizmete girecek.

Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’a “Osmanlı Arşivi olmadan Akdeniz, Afrika, Kafkasya, Balkanlar, Orta ve Yakındoğu tarihi yazılamaz” dedirecek kadar kıymetli olan milli hafızamız Osmanlı Arşivleri, TOKİ tarafından yapılan yeni ve güvenli binasına kavuşuyor. TOKİ-Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü işbirliğiyle Kağıthane’de yapımına başlanan arşiv binası tamamlandığında, Osmanlı Arşivleri tek bir merkezde toplanacak. Türkiye’nin bulunduğu bölgede yaşanan tüm ihtilaflarda referans olarak gösterilen Osmanlı Arşivleri, TOKİ tarafından yapılan yeni binada, hiçbir bozulmaya uğramadan binlerce yıl muhafaza edilebilecek.

BAYRAKTAR: NÜKLEER SİLAH BİLE ZARAR VEREMEZ
Milli Arşiv Sitesi hakkında bilgi veren TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, 9 hektarlık arazi üzerine inşa edilen binada, modern arşivciliğin gerektirdiği tüm ayrıntıları düşündüklerini söyledi. Cendere vadisinin arka bölümündeki kayalık alanın oyulmasıyla elde edilen bölgede inşa edilen binanın deprem ve sel başta olmak üzere her türlü doğal afete karşı dayanıklı olarak tasarlandığını aktaran Bayraktar, muhafaza altına alınacak belgelerin nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılardan en iyi şekilde korunacağını açıkladı.

Olası bir yangın sırasında arşivdeki belgelere zarar vermeyen gazlı ve basınçlı köpük kullanılacağını aktaran Bayraktar “Arşiv binasında yangına dayanıklı camlar kullanacağız. Dış cepheye Osmanlı mimarisini andıran çizgiler kazandıracağız. Milli Arşiv Sitesi kapsamında, 350 kişilik araştırma salonu, arşiv birimleri, araştırma enstitüsü, kütüphane ve müze, dijital arşivleme ünitesi, hasar gören eserlerin kurtarıldığı restorasyon ünitesi, yayın ve tanıtım hizmetleri ünitesi, 2 bin kişilik kongre merkezi ve sosyal tesisler, idari binalar, konferans ve sergi salonları, misafirhane ile kapalı otoparklar yapacağız” şeklinde konuştu.

Osmanlı Arşivleri’nin önemini çok iyi bildiklerini ifade eden Bayraktar, belgelerin konulacağı raflardan iklimlendirme sistemlerine, nem ve ısı düzeyini sabit tutan sistemlerden belgelerin çalınmasını önleyen sistemlere kadar her türlü ayrıntıyı düşündüklerini dile getirdi. Bayraktar, 165 milyon liralık yatırım beli olan projenin tamamlanmasıyla birlikte 38 ülkenin hafızasının güvenceye alınacağını sözlerine ekledi.

Bibliyografya
Mubahat S. Kütükoğlu, Osmanlı Belgelerinin Dili (Diplomatik), Kubbealtı Neşriyat, IST 1994 S.1-5
“Osmanlı Arşivciliğinin Tarihsel Gelişimi”, Belgelerle Arşivcilik Tarihimiz Osmanlı Dönemi, , Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü  ANK 1999

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s