İşte TOKİ’nin İstanbul’da yapacağı yeni projeleri


Toplu Konut İdaresi (TOKİ) İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, TOKİ’nin, bundan sonra orta kesimin konut ihtiyacını karşılamaya daha bir ağırlık vereceğini belirterek, ”Avrupa yakasındaki yeni şehir, Kayabaşı, Bahçeşehir, Isparta Kule ekseninde olacaktır. Anadolu yakasında olması muhtemel yeni şehir ile ilgili belirlenen bir lokasyon yok” dedi.

TOKİ’nin İstanbul’daki gelecek planları hakkında AA muhabirine bilgi veren Karaoğlu, afet riskli alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun yürürlüğe girdikten sonra TOKİ’nin, stratejisini belirlediğini belirterek, öncelikle dönüşüm ve yenileme odaklı proje geliştirilmesine yöneldiklerini söyledi.

İstanbul, İzmir, Bursa, Kocaeli ve Adapazarı ağırlıklı olarak, deprem riski yüksek olan bölgelerde kentsel dönüşüm çalışmaları yürüteceklerini vurgulayan Karaoğlu, ”Bu dönüşüm kapsamında TOKİ’nin en etkin yapacağı işin başında rezerve alan gelmektedir. Afet kanunu kapsamında iki ana unsur var. Bir, riskli alan, iki rezerve alandır. Öncelikli olarak, riskli alanların riskten arındırılması, boşaltılması, yıkımının sağlanması, vatandaşlarla anlaşma yapılması ve kamulaştırılması yapılacak. Riskli yapılar bertaraf edildikten sonra riskli alanın yeniden planlanması parsel bazında değil, makro düzeyde yapılmalıdır. Genelde bölge planına, yapısına uygun ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde yeni planlama yapılmalı ve yeni projeler geliştirilmelidir. Diğer taraftan da rezerv alanları geliştirip, bu alanlarda daha yaşanabilir, bütün ihtiyaçların karşılanabileceği yeni projeler yapmak TOKİ’nin önümüzdeki süreçteki en önemli hedefidir” diye konuştu.

Kentsel dönüşüm konusunda müteahhitlerin tereddüte düşmelerinin veya bir iş kaybı endişesinde olmalarının anlamsız olduğunu ifade eden Karaoğlu, ”TOKİ’den iş alabilir ya da TOKİ’ye iş yapabilirler. Kendileri de TOKİ’nin dışında proje geliştirebilirler ama mevzuatlar çerçevesinde. TOKİ nasıl mevzuatlar çerçevesinde yapıyorsa. Önce imar planı onaylanır. Daha sonra imar planı onaylanmış bir parsel de bir bölgede anlaşma sağlanır. İmar planı onaylanmadan müteahhitler gidip bölgelerde ‘ben şu kadar imar artışı yapacağım, senin 50 veya 100 metre kare daireni yıkacağım, 2 yıl sana kira vereceğim buradan da sana 110 metre kare daire vereceğim’ diye anlaşma yapmaya kalkarsa, bu gelecekte bugünkü riskten daha fazla risk barındıran bir durum ortaya çıkartır” ifadelerini kullandı.

Şu anda İstanbul’un yapı stokunun yoğunluğu ve altyapıyı karşılayacak düzeyde olmadığını vurgulayan Karaoğlu, şunları söyledi:

”Alt yapı derken bunun içinde yolları, sokağı, caddesi, otoparkı, eğitim ve kültür alanları, teknik altyapı alanlarından bahsediyoruz ki bunlar yetersiz. Hal böyleyken bir müteahhit riskli bir bölgedeki daire sakinlerine ‘Ben sizin yüz metre kare dairenize yüz metre kare daire vereceğim iki yıl da kira ödeyeceğim ve hiç katkı payı da almayacağım. Bu şekilde dönüşüm yapacağım diyorsa bunu nasıl yapacak? Kendi cebinden para koyarak yapacak değil. Bu imar artışını zorlayacaktır. İmar artışı yoğunluğunu beraberinde getirecek ki, zaten şuan da bir yoğunluk var. Dolayısıyla burada yoğunluk artışı değil, değer artışını ön planda tutarak, yani binanın yapı değerinin artışını göstererek, dönüşümü sağlamalıyız.”

”Yeni şehirlerin oluşumunda TOKİ, en önemli aktör olacak”

Karaoğlu, İstanbul’un çevresinde kurulacak yeni şehirlere de dikkati çekerek, ”Yeni şehirler, sadece konut alanlarından teşekkül olmayacak. Bütün ihtiyaçları içerisinde karşılayabilecek. Merkezi iş alanları, teknik alt yapı alanları ve finans kurumlarıyla birlikte bu yeni şehirler kendi içerisinde yaşayabilecek yeni yerleşim birimleri olacak” dedi.

Avrupa yakasındaki yeni şehirin, Kayabaşı, Bahçeşehir, Isparta Kule ekseninde olacağı bilgisini veren Karaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu bölgelerin alt yapı, ulaşım ve donatı alanları şu anda ayrılmış durumda. Bölgenin ulaşım sorununu giderecek olan 3. çevre yolu ihalesi yapıldı. Metro olimpiyat stadının oraya kadar geldi. Sağlık Bakanlığı büyük bir sağlık kentinin ihalesini yaptı. Onun dışında fuar ve üniversite alanları, olimpiyat köyü, hızlı tren projesi, çevre yolları ve bağlantı yollarının uygulama projeleri bitti. İnşaat teknolojisi öyle gelişti ki, 3,5 yıl içerisinde bunlar yapılabilecek şeyler. Yeni şehirlerin oluşumunda TOKİ, en önemli aktörlerinden biri olacak. Devletin kurumları, halk tabiriyle oyun kurucu olacak, özel sektör bu işin icraatını gerçekleştirecek. Anadolu yakasında olması muhtemel yeni şehir ile ilgili belirlenen bir lokasyon yok.”

Mütekabiliyet konusuna da değinen Karaoğlu, ”Mütekabiliyet yasasıyla ilgili henüz beklenen bir hareketlilik olmadı. Çünkü tatil dönemi. Eylül’den itibaren mütekabiliyetle ilgili yorumlar, beklentiler netleşebilir” diye konuştu.

İstanbul’da nitelikli konut sayısının yetersiz olduğunu hatırlatan Karaoğlu, ”Şu anda mevcut bir konut stoku var. İnsanlar sokakta değil, ancak riskli yapılarda. Bu anlamda İstanbul’da konut sayısı oldukça az. TOKİ, bundan sonra orta kesimin konut ihtiyacını karşılamaya daha bir ağırlık verecek. Yeni rezerve alanlarında yapacağımız konutların standartları projeleri daha farklı olacak” tespitinde bulundu.

Karaoğlu, artık site anlayışından vazgeçilmesi gerektiğini ifade ederek, site anlayışının insanları birbirinden kopardığını, sürekli yaşayan bir cadde, bir alan olmasını istediklerini söyledi.

Etrafı duvarlarla çevrili, kapalı alanlar yerine bir canlılık olmasını istediklerini belirten Karaoğlu, site sakinlerinin, toplumdan soyutlanmaması gerektiğini vurguladı. Karaoğlu, ”Şimdi buna yönelik çalışmalar yürütüyoruz. TOKİ’nin alt ve orta gelir projelerinde böyle bir anlayış yok. Ama üst gelir guruplarına baktığımız vakit, çoğu projelerin etrafı duvarlara çevrili. Böyle olmamalı. Kayaşehir bölgesinde böyle bir çalışma yapacağız. Konut fiyatlarını belirleyen en önemli faktör arsa bedeli. İnşaat maliyetleri aynıdır. O tür konutların metre karesi tahmin ediyorum bin 500, 2 bin civarında olur” diye konuştu.

”Samsun’da TOKİ’nin bir hatası yoktur”

Samsun’daki TOKİ konutlarında yaşanan olayın herkesi çok derinden üzdüğünü dile getiren Karaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Burada bir kasıt yoktu. İstenilmeyen bir tabiat olayı. TOKİ, mevcut yasalara uygun olarak o binaları inşa etmiştir. o günden sonra bodrum katlarının kapıcı daireleri olarak kullanılmamasına yönelik bir düzenleme yapıldı. Samsun’da TOKİ’nin bir hatası yoktur. Marmara bölgesinde deprem olsa bunda TOKİ’nin hatasını arayabilir misiniz? O konutlar dere yatağında değildi. Derenin çekme mesafelerinin içinde değil. Ama doğa o sınırları da aşabiliyor. Yani deprem de olduğu gibi. Yine de bütün önlemleri maksimum düzeyde almakta yarar var zira o insanlarımız için yüreğimiz yanıyor.”

Karaoğlu, imar hakkının kamu hakkı olduğunu, imarı kamunun verdiğini belirterek, şunları dile getirdi:

”Yapı yoğunluğu ve miktarına belediye karar verir. Toprak, arsa mülk sahibinindir. Fakat üzerindeki yoğunluk artışı inşaat artışı kamunun hakkıdır. Kamu derken hepimizi kastediyorum. O müteahhidin hakkı değil. Müteahhide geliyor sana 75 santimetre kara daire satıyorum, yüz metre kare arsa hissesi var’ diyor bir bakıyorsunuz ki yanına bir blok, bir blok daha yapıyor. Böyle bir şey olmaz. Artık, bilinçli tüketici oluşturulması gerekiyor, imarı, konutu bilen. Konutun bir kimliği vardır. Kat mülkiyetli tapu senetidir. Mevcut bir konut alıyorsanız kat mülkiyeti tapusu olmadan konut almayacaksınız. İnşaat halinde bir projeden konut alıyorsanız, kat irtifakı tapusu olmadan o konutu almayacaksınız. İnşaat halinde bir konut alıyorken, satış sözleşmesini ve verdiğiniz vekaletnameyi çok iyi inceleyeceksiniz. Bilinçli tüketici olmak gerekiyor mağdur olmamak için. Verdiğiniz yetkiyi sınırlandırmalısınız. 200 konutun üzerinde projelerde mutlaka birer ilk öğretim, anaokulu, kreş ve sağlık ocağı yapılması zorunludur. Şimdiki deprem yönetmeliği çok katı kesinlikle denetimlerden taviz verilmiyor.”

“İstanbul’un cazibe noktaları, Küçükçekmece, Halkalı, İkitelli olacak”

İstanbul’un siluetine başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere konuyla ilgili bütün bakanlıkların gerekli hassasiyeti gösterdiğini vurgulayan, Karaoğlu, ”Dolayısıyla biz de bu hassasiyeti dikkate almak zorundayız. Dolayısıyla hassa bölgelerde silüet açısından önem arz edecek projeleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile çevre ve şehircilik bakanlıklarınca oluşturulan silüet kurullarına onaylattırıyoruz. Ataköy’de şuanda ihale ettiğimiz bir arsanın projesi silüet komisyonu tarafından onaylandı” dedi.

Karaoğlu, İstanbul’un cazibe noktalarına dikkati çekerek, ”Küçükçekmece ve çevresi, Halkalı, İkileteli, Kaya şehir, Isparta Kule, Hoşdere, Hadımköy’e uzanan bölüm, teknoparklar, lojistik, sağlık, eğitim alanları, olimpiyat köyü, fuar alanlarıyla cazip hale geliyor. O bölgenin ulaşım bağlantıları hava, kara, deniz ve demiryolu anlamında güçlendirilecek” diye konuştu.

Reklamlar

Ülke gibi şirketler


Akıllı telefonların hayatlarımıza hızlı girişine ayak uyduramayan Nokia, Finlandiya ekonomisinin de sarsılmasına neden oldu. Nokia’nın düşüşte olan yıllık cirosu ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 20’sine eşit. Firmanın ödediği kurumlar vergisi, bazı dönemlerde Finlandiya’da toplanan kurumlar vergisi toplamının yüzde 23’üne kadar çıkıyordu.

The Economist’in araştırmasına göre dünyada benzer ilişkiye sahip bir dizi ülke ve firma var. İşte yıllık cirosu, merkezinin bulunduğu ülkenin GSYİH’sinde büyük yüzdeye sahip şirketler:

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 2

 

Essar Energy – Mauritius

Firmanın 14.9 milyar dolarlık geliri, vergi cenneti olarak bilinen Hint Okyanusu’ndaki bu ada ülkesinin toplam büyüklüğünün yüzde 132’si kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 3

Royal Dutch Shell – Hollanda

Petrol devinin 470 milyar dolarlık cirosu, tüm Hollanda ekonomisinin yüzde 56’sına denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 4
China Mobile – Hong Kong

81.7 milyar dolarlık iletişim geliri, Hong Kong ekonomisinin yüzde 32’sine eşit.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 5
Glencore – İsviçre

Madencilik ve emtia ticaretinde dünya çapında söz sahibi olan Glencore, 2011 sonunda 186.2 milyar dolar ciro yaptı. Firmanın satışlarının İsviçre ekonomisinin büyüklüğüne oranı yüzde 29.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 6
Statoil – Norveç

Bir diğer petrol devi Statoil’in 115.3 milyar dolarlık satışları, Norveç ekonomisinin yüzde 29’una denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 7
PTT – Tayland

Tayland’ın enerji devi PTT’nin 2011 satışları 79.7 milyar doları buldu. Bu rakamın ülkenin GSYİH’sine oranı ise yüzde 23 düzeyinde.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 8
Hon Hai – Tayvan

Nokia ile en çok benzeyen vaka Tayvanlı Hon Hai. 94.4 milyar dolarlık cirosu, merkezinin bulunduğu ülkenin GSYİH’sine oranı yüzde 20. Tek fark, Hon Hai’nin üretiminin büyük ölçüde Çin’de oluşu ve istihdamdaki olası azalmanın ülke ekonomisini Nokia kadar zorlamayacak olması.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 9
Nokia – Finlandiya

Pazar payı her geçen gün düşen, hisse senetleri son 5 yılda yüzde 90 değer kaybeden telekom devinin cirosunun Finlandiya ekonomisinin büyüklüğüne oranı yüzde 20. Ülkenin ihracatının yüzde 20’si Nokia’nın ürünlerinden oluşuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 10
MOL Group – Macaristan

Demirperde döneminde tekel durumunda olan petrol ve doğalgaz şirketlerinin 1991’de birleştirilmesiyle ortaya çıkan MOL’ün 26.7 milyar dolarlık satışı, Macar ekonomisinin yüzde 19’una denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 11
A.P. Moller-Maersk – Danimarka

60.3 milyar dolarlık cirosuyla bu lojistik devi, Danimarka’nın GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 18’ine eşit.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 12
Wilmar International – Singapur

Singapurlu tarım devi Wilmar International’ın 44.7 milyar dolara ulaşan 2011 cirosu, ülkenin GSYİH’sinin yüzde 17’si kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 13
BP – İngiltere

Bir diğer petrol ve enerji devi İngiliz BP’nin 375.5 milyar dolarlık devasa cirosu, İngiltere’nin dev ekonomisi içinde dahi kaybolmuyor ve yüzde 16’sına eşit oluyor .

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 14
Sands China – Makau

Asya’nın kumar cenneti Makau’nun en büyük kumarhaneler zincirini işleten Sands China, 4.9 milyar dolarlık cirosu ile bu adanın ekonomisinin yüzde 13’üne denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 15
CRH – İrlanda

İrlandalı madencilik devi CRH de 25.2 milyar dolarlık cirosu ve ülke ekonomisine yüzde 11’lik oranı ile listeye giriyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 16
OMV – Avusturya

Türkiye’de de Petrol Ofisi ortaklığıyla faaliyet gösteren OMV, 47.4 milyar dolarlık cirosunun Avusturya ekonomisine oranı yüzde 11’i bulduğu için listede.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 17
Ecopetrol – Kolombiya

Listenin Güney Amerikalı tek temsilcisi, petrol – enerji işinden elde ettiği 35.6 milyar dolarlık satış geliriyle ülke ekonomisinin yüzde 11’ini oluşturuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 18
Galp Energia – Portekiz

Listenin büyük bölümünü oluşturan enerji şirketlerinden bir diğeri de Galp Energia. Şirketin 23.4 milyar dolarlık cirosu, Portekiz’in GSYİH’sinin yüzde 10’u kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 19
Samsung – Güney Kore

Ağır sanayi ve iş makinalarından bilişime kadar pek çok farklı alanda faaliyet gösteren Samsung’un 2011 cirosu 109.2 milyar dolar. Devasa cironun Güney Kore’nin GSYİH’sine oranı ise yüzde 10.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 20
Volvo – İsveç

İsveç ekonomisi içinde Volvo’nun 47.9 milyar dolarlık cirosunun payı yüzde 9.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 21
TÜPRAŞ – Türkiye

Aslında The Economist’in hazırladığı listede Türkiye’den hiçbir şirket yok. Türkiye’nin en büyüğü TÜPRAŞ’ın durumunu biz merak ettik ve hesapladık. Firmanın 24.7 milyar dolarlık 2011 cirosunun 772.3 milyar dolarlık milli gelire oranı yaklaşık yüzde 3.2 düzeyinde bulunuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 22

Kiracıları üzecek haber!


Türkiye Gazetesi’nin haberine göre bir üniversitenin olduğu olayda mülk sahibi, kira sözleşmesinin feshinin haklı olmadığı gerekçesiyle kira alacağı ve aidatlar için dava açtı. Davanın kısmen kabul edilmesi üzerine temyiz edilen dosyayı görüşen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, davalı üniversitenin sözleşmeye uygun olarak iki ay önceden yazılı bildirimle kira sözleşmesini feshetmesine dikkat çekti.
Ancak Yargıtay, fesih hukuki dahi olsa “anahtar tesliminin” önemini hatırlattı. Yerel mahkemenin kararını davacı mülk sahibi lehine bozan Yargıtay, bu konuda kiracıların yükümlülüğünü şu şekilde açıkladı: “Davacının erken tahliyesi sebebiyle uğradığı zarar tazmin edilmiş ise de bu yolla ulaşılan tarihin benimsenmesi için kiralananın fiilen boşaltılmış ve anahtarlarının kiralayana hukuki şekilde teslim edilmiş olması gerekir.

Anahtar teslim edilmediğini böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürdüğü tarihte hukuken sona erdirildiğini ispatlama yükü kendisine ait olan kiracı, anahtar teslimi hukuki bir olgu olduğundan bunu delillerle ispatlayabilir. Kiralananın açıklandığı şekilde yöntemine uygun biçimde hangi tarihte tahliye edildiği belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”

‘ANAHTARLAR VERİLDİ’ DİYE İSPAT ŞART

Kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarları teslim etmeyen kiracı, söz konusu dönemden sonra biriken aidat ve kiraları ev veya iş yeri sahibine ödemek zorunda. Yargıtay’ın verdiği karara göre, ödemelerin gerçekleşmesi için konut sahibinin anahtarların kendi tarafına teslim edilmediğini ispatlaması gerekiyor.

 

2013 emlak vergisine esas inşaat bedelleri belirlendi


Maliye Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, emlak vergisine esas 2013 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri belirlendi.

Konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete‘nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, gelecek yıl uygulanacak emlak vergisine esas ortalama bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, betonarme meskenlerde inşaatın sınıfına göre, 180,33 lira ile 1090,67 lira, fabrikalarda 145,98 ile 545,19 lira, otel binalarında 450,45 ile 1.365,22 lira, diğer ticarethane ve iş yerlerinde 134,58 ile 1.175,63 lira arasında değişiyor.

Bedeller, binanın yapımında kullanılan malzemeye göre (Çelik karkas bina, ahşap bina, yığma kagir bina gibi) değişiklik gösteriyor.

Özellik arz eden binaların vergi değerinin hesabında, kullanış tarzına göre (otel, sinema, tiyatro, işyeri ve mesken binası gibi) varsa bir üst inşaat değerinin ortalama rakamı esas alınacak. Bir üst sınıfa ait inşaat değeri yoksa tespit edilen inşaat sınıfındaki ortalama değer yüzde 50 artırılmak suretiyle değerlendirme yapılacak. inşaat türü için metrekare normal inşaat maliyet bedeli belirlenmemiş ise bu sınıfın altında belirleme yapılmış ilk sınıfa ait ortalama rakam yüzde 50 artırılarak dikkate alınacak.

Hafif prefabrik binalar, yığma yarı kagir bina grubunda değerlendirilecek.

Binada kalorifer, klima ve asansör tesisatı varsa bu bedellere kalorifer veya klima için yüzde 8, asansör için yüzde 6 oranında ilave yapılacak.

 

AA

Genelkurmay’a danışılacak


Yabancıların mütekabiliyet ilkesi gözetilmeden Türkiye’den konut satın almasına izin veren Mütekabiliyet Yasası için Genelkurmay Başkanlığı’na da görüşü sorulacak

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yılda 20 milyar dolar gelir beklenen Mütekabiliyet Yasası’na konu olabilecek askerî alanlarla ilgili Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşüne başvurulacağını açıkladı.

Çağlayan, Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin dünyanın en büyük 225 firması sıralamasına giren 33 Türkiyeli müteahhitlik şirketi için Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen plaket töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Mütekabiliyet Yasası’nın Türkiye’nin geleceği açısından son derece önemli olduğuna dikkat çeken Çağlayan, Genelkurmay’ın görüşüne başvurmalarının nedenini de askeri ve güvenlik nedeniyle kısıtlanmış olan bölgelerle ilgili ilgili olacağını belirtti. Çağlayan, “Ancak Genelkurmay’ın görüşüne başvurulacak, yani gerek güvenlik gerek askerî bölge olarak belirlenmiş yerler Türkiye’nin toplam yüzölçümünün binde biri kadar gibi bir rakama tekabül etmektedir. Onun dışındaki alanlarda yeni çıkmış olan kanun ve bakanlığımız ve diğer ilgili bakanlıklar tarafından çıkartılan mevzuatlar aynen uygulanmaya devam edecek’’ diye konuştu.

Cebine atıp götürmeyecek

Mütekabiliyet Yasası ve Yeni Teşvik Sistemi’ni, Türkiye’de ekonomik ve siyasi istikrarın yaşandığı çok önemli bir zamanda açıkladıklarını dile getiren Çağlayan, dünyanın çeşitli yerlerine yaptığı ziyaretlerde Türkiye’den mülk edinmek isteyen insanlarla karşılaştığını belirtti.

 

taraf

Silkar Turizm Lykiaworld Ölüdeniz için ortak arıyor


 
Turizm sektörü kulislerinde bomba etkisi yaratan bir iddia dolaşıyor. İddiaya göre Fethiye’de bulunan Silkar Turizm’e ait Lykiaworld Ölüdeniz, 65 milyon €’ya Özyer Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özyer tarafından satın alındı.

Lykiaworld Antalya için mart ayında Club Med ile anlaşan Silkar Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Silahtaroğlu TurizmGüncel aracılığıyla iddialara yanıt verdi. Silahtaroğlu şunları söyledi:

“Lykiaworld Ölüdeniz ile ilgili olarak gayrimenkul yatırım ortaklıklarıyla ve şirket ortaklıklarıyla görüşmelerimiz sürüyor. Böyle bir arayışımız var. Ancak Özyer Grup ile ilgili satış işleminin yapıldığına dair iddialar tamamen yanlış. Böyle bir şey gerçekleşmiş değil. Şu anda netleşmiş bir durum yok. Büyümek adına ortaklıklara açığız. Bu  gayrimenkul anlamında bir ortaklık olabilir, şirket bazında bir ortaklık da olabilir. Lykiaworld gibi değerli bir markaya sahibiz, bunu değerlendirmek istiyoruz. Günümüz dünyasında artık kimse kendi yağıyla kavrulmuyor. Para piyasaları sektörümüze yatırım yapmaya hazır. Şu anda görüşmelerimiz devam ediyor. Sonuçlandığında medyayla bunu paylaşacağız.”

TurizmGüncel’e konuşan Özyer Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özyer ise şunları söyledi:

“İddia edildiği gibi satış gerçekleşmiş değil. Ancak görüşmelerimiz devam ediyor. Ortaklık adına yapılan görüşmeler söz konusu.”

MERSİN’DE KRUVAZİYER TURİZMİ BAŞLIYOR


Mersin’e ilk kruvaziyer turist gemisi bugün geliyor. Kent turizminde yeni bir dönemin başlangıcı olması beklenen uygulama nedeniyle Hilton Otel’de bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut, Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer ile kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Törende ilk olarak söz olan Mersin Turizm Platformu Başkam Numan Olcar, Mersin’in Türkiye’deki yeni kruvaziyer durağı olduğunu belirterek, “Kruvaziyer kentin prestijini artırıp imajım olumlu etkiler. Turizm odaklı yerel sanayiyi tetikler” dedi.

Olcar, yaklaşık 7 aydır sürdürülen çalışmaların sonucunda ilk gemiyi karşılayacaklarını vurgulayarak “Şimdilik 5 gemi firması Mersin’i programına aldı. Yıl sonuna kadar 11 geminin daha gelmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odalan Birliği Başkam Talat Dinçer ise zamanında hayal olarak görülen olayın gerçekleştiğini ifade ederek “Bu gemiler Mersin için ekonomik değeri yüksek gemiler.
Biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi.

Eylül’de gidilebilecek en iyi 10 yer…


 

Hala tatile çıkmadıysanız sizin için önerilerimiz var!

İŞTE ÖNERİLERİMİZ!

1- Bozcaada

2- Doğu Karadeniz

3- Assos

4- Datça

5-Küçükkuyu

6-Fethiye

7-Bodrum

8-İstanbul

9-Nemrut

10-Konya

 

Vaktinizin büyük bir kısmını denizde geçirmek isterseniz eğer Bodrum ve Marmaris’te Eylül’de de tatil coşkusu bitmez.

Bağbozumu zamanı Bozcaada, biyolojik çeşitliliğe sahip Doğu Karadeniz, sararan yapraklar arasında yürüyüşlerin yapılabildiği İstanbul, güneşin batışının ve doğuşunun huzur içinde seyredilebileceği Nemrut veya Amasra sahili bir eylül seyahati planlıyorsanız, gidilebilecek en iyi yerlerden.

BOZCAADA-BAĞ BOZUMU

 

 

Bağbozumu, üzüm hasadına verilen isim. Ağustos ve eylül ayları adanın bağbozumu zamanı. Bozcaada Belediyesi’nin eylülün ilk haftası bağbozumunu kutlamak için düzenlediği festival, adanın geleneksel etkinliklerinden biri.

2 gün süren festival, adalı şarap üreticilerinin kendi bağlarında düzenledikleri sembolik bağbozumuyla başlıyor. Bunun için bağ işçileriyle birlikte traktörlere binilip bağlara gidiliyor. Orada üzüm toplamanın incelikleri öğrenilerek hep birlikte hasat yapılıyor.

Açılış töreninden sonra toplanan üzümler halka dağıtılıyor. Festival boyunca adalı şarap üreticileri satış mağazalarında şarap tadımı yaptırıyor. Şarap-peynir keyfi için Bozcaada’da sizi bekleyen birçok adres var Eylül’de.

Festival boyunca kale içinde konserler ve iki yarışma düzenleniyor. Yarışmalarda adanın genç kızları arasından bir üzüm güzeli ve adanın en iyi Çavuş üzümü seçiliyor.

DATÇA-WINDSURF

 

Uzun yıllar Türkiye Windsurf şampiyonası’na da ev sahipliği yapan Muğla’nın Datça ilçesi yaz-kış Windsurf yapmak mümkün. Datça Windsurf kampı “Özgürlüğünüzü Kazanacaksınız” sloganıyla 6 gece konaklamalı bir Windsurf kampı sunuyor.Datça’ya Yazı Köyü sınırları içinde bulunan 2 bin 600 yıllık Knidos antik kentini de mutlaka gezmelisiniz Datça’ya gittiğinizde.

İSTANBUL-KONSERLER VE BİENAL

İstanbul’a geldiğinizde Eylül’ün şımarık tavırlarıyla karşılaşabilirsiniz. Bazen yağmurlu bazen ılık rüzgarlı havalarda en güzeli Boğaz’da gezintidir. Büyükada’ya bir yolculuk yapıp koca bir günü devirebilirsiniz tavla, bisiklet ve balık keyfiyle.  Eylül ayının en güzel etkinliklerinden olan İstanbul Bienali de bu ayda bu şehre gelmeniz için muhteşem bir sebep. Kenti Bienal’le birlikte dünya sanat çevrelerinin ilgiyle izlediği bir sanat platformuna dönüşüyor.

Bu Eylül’de İstanbul’a tatile gelmeniz için bir sebep de müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği efsanevi müzisyen, söz yazarı, şair Leonard Cohen’in 2012 Old Ideas Dünya Turnesi kapsamında İstanbul’da vereceği konser olabilir.

DOĞU KARADENİZ-TREKKİNG

FARKLI ETKINLIKLER ARIYORSANIZ DOGU KARADENIZ'E GELINFARKLI ETKINLIKLER ARIYORSANIZ DOGU KARADENIZ'E GELIN

Doğu Karadeniz’de Hopa kıyılarında uzanan Kaçkar Dağları, trekking tutkunlarının en çok tercih ettiği rotalar arasında. Orman, göl, dere, bitki ve hayvan çeşitliliğiyle dikkat çeken Kaçkarlar’da farklı zorluk derecelerinde parkurlar bulunuyor

KÜÇÜKKUYU-KAZ DAĞLARI

 

Bir yer hayal edin; güneşin muhteşem doğuşunu izlediğiniz ve ardından tertemiz denizine girip serinlediğiniz, yemyeşil doğasında yürüyüşler yapıp tarih kokan yapıtlarını gezdiğiniz, gezmekten yorulduğunuzda muhteşem Kazdağları’nın eteklerine çıkıp soğuk bir ayran yudumlarken güneşin muhteşem kızıllıkta batışını izlediğiniz bir yer. Küçükkuyu’da tepede öyle bir çay bahçesi vardır ki Ege Denizi’ne birkez daha aşık olursunuz. Burada mutlaka çay içip, etrafındaki dükkanlardan zeytin ve zeytinyağı almalısınız.

KONYA-MEVLÂNÂ’NIN DOĞUM GÜNÜ

 

Mevlânâ’nın kenti Konya, eylül sonunda mistik bir seyahat adresi. Kent, onun öldüğü 17 Aralık’ta (1273) Şeb-i Arus (düğün günü) törenleri nedeniyle dünyanın dört bir yerinden gelen insanlarla dolup taşar. Mevlânâ’nın doğum gününün ise 30 Eylül 1207 olduğu düşünülür. O nedenle 30 Eylül, Konya’da olmak için ideal bir tarih. Mevlânâ Konya’ya her mevsimde davet eder ama eylülde sıcaklar biraz daha insaflıdır. Kadınlar Pazarı’nı da görmek gerekir. Tabii Konya’nın lezzetli yemeklerinin, özellikle etli ekmeğinin tadına bakmadan dönmek olmaz.

NEMRUT-GÜN BATIMI

 

Kültür Bakanlığı’nın kararıyla çok yakında konaklama tesisine de kavuşacak olan Nemrut’ta 2 bin 206 metre yükseklikte, güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerde olabilirsiniz bu Eylül’de.

Güneydoğu Torosların ortasında yer alan Nemrut Dağı, Kommagene Krallığı’nın bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri durumunda. Nemrut Dağı’na, Pütürge ilçesi üzerinde 94 kilometrelik karayolunu da aştıktan sonra varılıyor. Nemrut Dağı, heykellerin yanı sıra özellikle temmuz ve ağustos aylarında güneşin doğuşunun ve batışının izlendiği bir mekan olarak da biliniyor.

(HT)

Holiday Inn İstanbul’da iki markayla büyüyecek…


 

Dünyanın tanınmış otel zincirlerinden InterContinental Oteller Grubu (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılıyor.

Grup, Londra, Berlin, Paris, Lizbon, Amsterdam ve Kiev gibi büyük Avrupa şehirlerinin yanı sıra İstanbul’da da bu iki markayla büyüyecek.

Dünyanın en büyük otel zincirlerinden InterContinental Hotel Group (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılmayı sürdüreceğini açıkladı. Dünyada 60’ıncı yılını kutlayan grup,  2012’nin ilk yarısında dünya çapında 16 yeni Holiday Inn ve Holiday Inn Express’in projesini tamamlarken, 10 yeni otel için de kontrat imzaladı.

Böylece Avrupa’da sayıları 500’e yaklaşan Holiday Inn ve Holiday Inn Express otellerinin sayısı, bu yeni açılacak otellerle birlikte 550’yi aşacak. Dünya genelinde ise 700 tanesi inşaat halinde olmak üzere toplamda 4 bine yakın Holiday Inn ve Holiday Inn Express oteli bulunuyor.

BÜYÜME STRATEJİSİNDE İSTANBUL DA VAR

Yeni açılan Holiday Inn otelleri, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Ukrayna ve Polonya’da faaliyetlerine başlıyor. Türkiye’de de 13 otelle yoluna devam eden grup, Avrupa’da yayılma stratejisine paralel olarak, İstanbul’da her iki markadan da birer tane yeni otel açacak. Bu amaç doğrultusunda şehirde yeni bir Holiday Inn’in projesi tamamlanırken,  grup Holiday Inn Express oteli için de kontrat imzaladığını açıkladı. Şu anda Türkiye’de 5 tane Holiday Inn ve 2 tane Holiday Inn Express otelleri bulunduğunu da ekleyelim.

Yeni açılacak oteller için kontratların imzalandığı diğer ülkeler ise, İngiltere, Cezayir ve Azerbaycan olarak sıralanıyor. IHG’nin Türkiye dışında, İngiltere ve Hollanda’da da Holiday Inn Express açmak için kontrat imzaladığı belirtiliyor.

“DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN ZİNCİRLERİ ARASINDAYIZ”

IHG’nin Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkanı Robert Shephard, grubun Holiday Inn markalarıyla büyüme stratejisiyle ilgili olarak,  “Holiday Inn Express, en hızlı büyüyen orta ölçekli otel zincirleri arasında yer alıyor. Yeni açılan oteller ve imzalanan kontratlar, markanın sunduğu gücün ve kazanma formülünün birer göstergesi” diye konuşuyor.

Holiday Inn Express otellerinin hızlı iş hayatı içinde çok seyahat eden konuklar için mükemmel bir seçim olduğunu hatırlatan Shephard, “Bu markamızda, konaklayanlara tam da ihtiyaç duydukları konfor sunuluyor; kaliteli bir otelde harika bir gece uykusu ve ücretsiz kahvaltı. Her yıl yaklaşık 100 milyon kişi bu nedenle Holiday Inn ya da Holiday Inn Express otellerinde konaklamayı tercih ediyor. Üstelik bu deneyimi, herhangi bir otelimizde, uygun fiyata yaşayabiliyorlar” diye devam ediyor.

Shepherd, bu nedenlerden ötürü IHG’nin Avrupa’daki büyümesine Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla odaklanacağını vurguluyor ve sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Avrupa’da yayılmak bizim önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu stratejiyi hayata geçirmek içinde önümüzde sayısız fırsat bulunuyor. Şirket sahipleri ve yatırımcılar her iki markamıza yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü onlar da bizimle girdikleri her projenin tüketiciler tarafından tam not aldığının bilincinde.”

AVRUPA’NIN HOLIDAY INN HARİTASI

IHG’nin Holiday Inn markalarıyla Avrupa’da büyüme stratejisinin haritası çok önceden belirlenmiş. Buna göre Londra’da iki yeni Holiday Inn oteli açılmış bile. Şehrin en işlek caddelerinden Stratford City ve Gatwick-Worth’de açılan bu iki otelin dışında grup şehirde, yakın zamanda  iki otel daha açmayı planlıyor. Holiday Inn Londra Wembley’in önümüzdeki ay  açılacağını belirten grup yetkilileri, Holiday Inn Express Londra-Excel’in ise 30 Aralık 2013’te faaliyete geçmesini planlıyor.

IHG’nin Avrupa’da büyümesini sürdürdüğü metropoller Londra ile sınırlı değil. Berlin’de yeni bir Holiday Inn açan grup, Paris, Lizbon, Amsterdam, Kiev, Cezayir ve İstanbul’da da aynı markalar altında yayılmasını sürdürüyor. Grup yetkilileri, Holiday Inn Kiev, Holiday Inn Cezayir ve Holiday Inn Express İstanbul’un IHG ile yönetim sözleşmeleri altında bulunduğunu belirtirken, geri kalan otellerin franchise anlaşmalarıyla işletileceğini de ekliyor.

“Yeni pazarlara yönelmenin zamanı geldi”


Çağlayan: Elbette elde etmiş olduğumuz pazarları (müteahhitlik) sonuna kadar tutacağız ama şimdi artık yeni pazarlara yönelme zamana geldi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türk müteahhitlik sektörünün elindeki pazarları muhafaza etmesinin yanı sıra yeni pazarlara yönelmesi gerektiğini söyledi.

Çağlayan, Ekonomi Bakanlığı’nca Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması sıralamasına giren 33 şirket için düzenlediği plaket töreninde konuştu.
Hilton Otel’deki törende konuşan Çağlayan, 2011 yılında dünyada ekonomik ve siyasi istikrarın mumla arandığı bir ortamda müteahhitlik sektörünün tören yapılmasına vesile olan bir başarı elde ettiğini dile getirdi.
Bu başarının ilk defa karşılaştıkları bir durum olmadığını belirten Çağlayan, bir önceki yıl da Türkiye’nin 31 firma ile Çin’in arkasından ikinci sırada yer aldığını ve ilk 100 firma içinde de 6 Türk firması olduğunu ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tebriklerini de ileten Çağlayan “Ümit ediyorum ki sektör Türkiye’nin elde etmiş olduğu siyasi ve ekonomik istikrar ve başarılarla beraber önümüzdeki yıllarda inşallah bir gün gelecek Çin’i de geçip dünya şampiyonu olacağı günleri de bizlere gösterecektir” dedi.
Dünyanın birçok ülkesinde katıldığı toplantılarda Türk müteahhitlik firmaları ile iftihar ettiklerini anlatan Çağlayan, sektörün dünyanın birçok ülkesindeki yaşanan ekonomik ve siyasi olumsuzluklara rağmen geldiği noktanın önemine dikkati çekti.
Türk müteahhitlik sektörünün dünyaya açıldığı 1972 yılından 2002 yılına kadar geçen 30 yılda 44 milyar dolarlık taahhüt gerçekleştirdiğini anlatan Çağlayan, 2002 yılından sonraki sürede ise Türkiye’nin 180 milyar dolarlık daha ilave taahhüt üstlendiğini söyledi.

“Yeni pazarlara yönlenilmeli”

Türkiye’nin hizmet ihracatında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını belirterek, geçen yıl Türkiye’nin 39 milyar dolarlık ihracatını gerçekleştirdiğini aynı yıl dünyadaki toplam hizmet ticaretinin 4,1 trilyon dolar olduğunu söyledi.
Bu yıl hizmet ihracatı gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 arttığını ve 15,9 milyar dolara çıktığını ifade eden Çağlayan, bu rakamın Cumhuriyet tarihindeki en yüksek ilk 6 aylık rakamı olduğunu dile getirdi.
2012 yılında dünyada inşaat sektör hasılasının 7,2 trilyon dolara ulaştığını dile getiren Çağlayan, 2020’de bu rakamın 12 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi.
Çağlayan, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin 2020’de inşaat sektöründeki paylarının yüzde 55’e çıkmasının beklendiğini belirtti.
Sektörün, kimsenin gidemediği yerlere gitme başarısını gösterdiğini ifade eden Çağlayan, “Elbette elde etmiş olduğumuz pazarları sonuna kadar tutacağız ama şimdi artık yeni pazarlara yönelme zamanı geldi” dedi.
Suudi Arabistan, Hindistan gibi ülkelerin yeniden yapılanma yoluna gittiğini kaydeden Çağlayan, bu ülkeler başta olmak üzere trilyonlarca dolarlık alt ve üst yapı çalışmalarının dünyanın birçok ülkesinde yapılacağını dile getirdi.
Çağlayan, “İnşallah artarak devam eden bu performansımız yeni ülkeleri dikkate alarak çok daha fazla gelişecektir” diye konuştu.
Türkiye’nin 2011 yılında 458 proje aldığını ve bu projelerin toplam değerinin 18,5 milyar dolar olduğunu dile getiren Çağlayan, bu yılın ilk 7 ayında ise toplam değeri 13,5 milyar dolara ulaşan 140 proje alındığını söyledi.

Diğer konuşmalar

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Koçoğlu da dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi bütün olumsuzluklara rağmen inşaat sektörünün başarısını sağlayan meslektaşlarını yürekten kutladığını dile getirdi.
Arap Baharı sırasında yaşanan olaylar olmasaydı inşaat sektörünün yurt dışındaki payına ilişkin rakamların çok daha fazla olacağını anlatan Koçoğlu, Libya konusunda Fransızların ihtirasının kendi işlerinin zor olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Halledilmesi gereken birkaç konu olduğunu dile getiren Koçoğlu, özellikle bazı ülkeler ile sosyal güvenlik anlaşması olmadığı için çifte vergilendirmeye tabi olduklarını ve bunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinden aldığı payın yüzde 3,5 olduğunu belirten Koçoğlu, bu payın artırılması gerektiğini ifade etti.
TMB Başkanvekili Edip Yenigün de 2003 yılında dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması arasında sadece 8 Türk firması bulunduğunu belirterek, son yıllarda bu rakamın 31 ve üzerinde seyrettiğini söyledi.
Yenigün, Libya gibi Türkiye’nin önemli bir pazarında yaşanan sıkıntılara rağmen elde edilen başarının çok önemli olduğunu vurguladı.