25 milyar $’lık e-ticaret Merkez’in iştahını kabarttı


 

 

E-ticaretin 25 milyar liraya ulaşması Merkez Bankası’nın iştahını kabarttı. Merkez, güvenli ödeme ve alternatif sistemlerinde düzenleme yapacak

Türkiye’de son yıllarda büyük gelişme gösteren e-ticaret pazarının hacmi, yılın ilk 7 ayında 25 milyar liraya ulaştı. Türkiye, oransal olarak Hindistan’dan sonra dünyada en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı olurken, son 2 yılda sektöre yaklaşık 1 milyar dolarlık yabancı yatırım yapıldı. Merkez Bankası da bu gelişmeleri dikkate alarak “Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yasa” tasarısı çalışmalarına hız verdi. Tasarı ile güvenli ödeme kanalları ve alternatif ödeme sistemleri konusunda düzenleme yapılıyor.

6 Yılda 16 kat büyüdü

Türkiye’de hızla gelişen e-ticaretteki yükseliş rakamlara da yansıdı. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de internet kullanımının artmasıyla e-ticaret pazar hacmi son 6 yılda 16 kat artış gösterdi. 2010-2011 yıllarında Türkiye’deki bu sektöre yaklaşık 750 milyon dolarlık doğrudan yabancı yatırım geldi. Temmuz ayı sonu itibarıyla bu rakam 1 milyar lirayı aşarak Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların yüzde 3.7′sini oluşturdu.

Devlerin gözü Türkiye’de

Bu gelişme üzerine Amazon, eBay ve Naspers gibi şirketler Türkiye’de yatırımlarını artırma kararı aldı. Türkiye’nin 35 milyon internet kullanıcısı ile dünyada 12′nci sırada yer aldığını anımsatan bakanlık yetkilileri, şu bilgileri verdi: “Özellikle son dönemde yabancı yatırımcılar tarafından e-ticaret potansiyeli ve gelişimi yakından takip ediliyor. G-20 ülkelerinde 2016 sonu itibarıyla yaklaşık 800 milyon internet kullanıcısının olacağı, bu ülkelerdeki internet ekonomisi büyüklüğünün 4.2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.”

Daha güvenli olacak

Kredi kartı kullanımının 51 milyona çıkması e-ticaret pazarını olumlu etkiledi. Yetkililer, üzerinde çalışılan tasarının güvenli ödeme kanalları konusunda olumlu katkı sağlayacağını söyleyerek, “Tasarı, alternatif ödeme sistemleri konusunda da katkı sağlayacak. E-ticaretin daha güvenli yapılması için çalışmalar devam ediyor” değerlendirmesini yaptı.

Apple tarihteki en değerli şirket oldu


Apple, dünyanın piyasa değeri en yüksek şirketi oldu.

İlgili Konular

ABD’nin teknoloji devi firmasının New York borsasında toplam hisse değeri 620 milyar doları geçti.

Daha önce bu rekor, 1990’ların sonunda internet şirketlerinin borsada hızla yükseliş gösterdiği dönemde Microsoft’a aitti.

Gözlemciler, iPhone ve iPad ürünlerinin tüketiciler nezdindeki popülerliğinin Apple hisselerine değer kazandırmaya devam ettiğini söylüyor.

Pazartesi New York Borsası’nda hisseleri yüzde 2.6 artış gösteren şirketin toplam değeri 623 milyar dolara erişti.

1999 yılında Microsoft’un doruktaki piyasa değeri 621 milyar dolar olmuştu. Kimi ekonomistler, enflasyonun etkisi hesaba katılırsa Microsoft’un halen en değerli şirket tahtında kalması gerektiğini savunuyor.

Apple hisselerindeki son yükseliş trendi, şirketin piyasaya sürmesi beklenen yeni tip iPhone’un yarattığı heyecana bağlanıyor.

iPhone, şirketin tartışmasız en popüler ürünü. Apple’ın bütün satışlarının en az yarısının iPhone olduğu bildiriliyor.

Şirkete yakın kaynaklar, akıllı telefonun son versiyonunun Eylül ortasında satışa sunulmasının beklendiğini belirtiyorlar.

Apple, geçen yıl borsada Exxon Mobil’i geride bırarak ABD’nin piyasa değeri en yüksek şirketi konumuna geçmişti.

Apple’ın borsadaki yükselişine rağmen, teknoloji sektörünün geneli için aynı şeyi söylemek zor.

Yakın zaman önce borsada işlem görmeye başlayan dünyanın bir numaralı sosyal iletişim şirketi Facebook’un hisseleri değer kaybediyor.

Media Markt’tan yaz gecesi fırsatları!


Avrupa’nın dev elektronik mağazalar zinciri Media Markt’ta, 1 – 4 Ağustos tarihleri arasında dört gün boyunca her gün bir ürün 21:00 -23:00 saatleri arasında inanılmaz fiyatlarla satışa sunuluyor.
Türkiye’deki 20 mağazası ile, dünya markalarını en kaliteli hizmet, en bol ürün seçeneği ve uygun fiyatlarla müşterilerine sunan Media Markt, 1 – 4 Ağustos tarihleri arasında her gün bir fırsat ürününü 21:00 -23:00 saatleri arasında çılgın bir fiyatla satışa sunuyor. Kampanyadaki ürünü öğrenmek için www.mediamarkt.com.tr  sitesini ziyaret edebilirsiniz.


Yeni e-ticaret sitesi ortaklarından CEO Cüneyt Ortan’ın yanı sıra,  her biri kendi alanında öne çıkan isimler, Les Ottomans Otel Kurucusu Ahu Aysal, Viko Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Selim Dağbaşı, Eren Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Eren ve otel proje uygulama konusunda uluslararası isme sahip AHK Yönetim Kurulu Başkanı İç Mimar Haldun Kilit’in yanı sıra yatırımcılar Gönül Yıldırım, Ahmet Kökler ve Mehmet Kahya ortaklığında hayata geçen http://www.avmmall.com artık yayında… http://www.avmmall.com e-ticaret sitesinin sanal tasarımını ise ünlü Mimar Murat Tabanlıoğlu gerçekleştirdi.

Yeni e-ticaret sitesi, sezon ürünlerine uyguladığı kampanyaları, farklı konsepti ve eğlence anlayışıyla tüm Türkiye’nin her yerinde tüketicilerle buluşuyor. Perakende sektöründe yaşanan ilkleri yakından takip edebileceğiniz ayrıca geleceğin alışveriş dünyasına da yön verecek olan avmmall.com e-ticaret sitesi, alışveriş alışkanlıklarına da yepyeni bir boyut kazandıracak.

Alışverişi fırsata dönüştüren kampanyaları, özel indirimleri ve seçkin yerli ve yabancı birçok markalaşmış mağazaları ile Türkiye’nin ilk sanal AVM’si artık herkesin hayatını kolaylaştırıyor. Tüm Türkiye’nin hayatını rahatlatacak olan yeni e-ticaret sitesinin asıl amacı; zamanını iyi kullanabilen tüketicilere günün her saati kaliteli bir hizmet verebilmek kolay, hızlı, pratik ve yeni sezon ürünlerin alışveriş keyfini tüketicilere daha ekonomik fiyatlarla sunmak.


Dünya markalarının yer alacağı zengin marka karması…

Evinizde ya da ofisinizde elinizin altında bulunan sanal AVM e-ticaret sitesi, 1 saniyede ulaşabilme kolaylığı ile yerli ve yabancı yüzlerce markayı ve binlerce yeni sezon ürünlerinin sunulduğu avantajlı fiyatları kaliteli hizmet ile buluşturuyor.  Sadece seçkin markaların bulunduğu sanal AVM’de alışveriş keyfinin yanı sıra, sosyal ortamda arkadaş edinmek de ayrı bir avantaj…

Yeni e-ticaret sitesi avmmall.com’dan tekstilden mücevherata, beyaz eşyadan elektronik ev aletlerine kadar bir AVM içerisinde bulunan tüm marka mağazalardan sepetinize eklenen bir çok ürünü ‘tek’ seferde ödemeyle ‘tek’ kargo ile satın alabilirsiniz. Alışveriş yaparken aynı anda yemek siparişi verebilir ve online üyelerle chatleşip tanışabilirsiniz.

CEO Cüneyt Ortan: “Artık Türkiye’de AVM’si olmayan il kalmayacak… Bir tık’la AVM’mizde bulunan seçkin tüm markaları elinizin altına getireceğiz…”

Siteye girdiğiniz an itibariyle AVM’yi adım adım gezme şansını da yakından hissedebileceksiniz. E-ticaret sitesinin CEO’su Cüneyt Ortan, Türkiye’de bir ilk olan sanal AVM ile ilgili şunları söyledi: “Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek, artık yayın hayatımıza başladık. Türkiye’de AVM’si olmayan il kalmayacak. Bir tık’la AVM’mizde bulunan seçkin markaları tüketiciler ile buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. AVM’mizde yer alan markalar bize özel tüketicilere bir çok fırsatları sunuyor olacak. Konseptimiz, Avm içerisindeki markaların bir arada olduğu marka mix’i yaratmak. 365 gün, 24 saat tüketicilere Avm içinde bulunan tüm markaları kendi kampanya, avantaj ve fırsatlarıyla yepyeni bir dünya sunuyoruz. Sanal AVM’mizin en büyük özelliği,  bir AVM’de ne bulunuyorsa aynı hizmetleri bir tık’la sağlıyoruz. Moda olmazsa olmazımız… Kadın, erkek çocuk giyim, aksesuar, teknoloji, ev aksesuarları&tekstili, tasarım ürünler, mücevher, turizm, Food court, cafe shop, banka şubesi vs… Adım adım AVM içini gezebilecek olan müşterilerimiz aynı zamanda birçok fırsat, indirim ve avantajlardan da yararlanacaklar” dedi. Ortan, aynı zamanda anlık, günlük ya da haftalık indirim sunan ve birçok örneği bulunan Private shopping (kapalı devre) sitesi olmadıklarını, markaların kendi ürünlerini kendilerinin yönettiği bir AVM olduklarını da ekledi. Ayrıca Cüneyt Ortan; “Sezon ürünlerini müşterilerimiz direkt evlerinden ve ofislerinden rahatlıkla alabilecekler. Hedefimiz; AVM olmayan bölgelere özellikle Anadolu’yu da hedef alarak tüm markaları bu lokasyonlara götürebilmek ve ulaşamadıkları markaların yeni sezon ürünleriyle tanıştırmak. Çok yakın bir süre sonra alışveriş kültürünü ve alışkanlıklarını derinden etkileyecek olan avmmall, geleceğin perakende dünyasında adından çok söz ettirecektir. Yakın zamanda farklı ülkelerde de Avmmall.com yatırımlarında da bulunacağız” dedi.

Turkcell beklentiyi aştı, 534 milyon TL’ye ulaştı


 

İSTANBUL – Türkiye’nin en büyük mobil operatörü Turkcell’in ikinci çeyrek net karı 534 milyon lira ile beklentilerin üzerinde açıklandı.

Turkcell, Belarus iştirakinden kaynaklanan kur farkı giderlerinin yanı sıra Rekabet Kurulu’nun verdiği ceza için ayrılan karşılığın etkisiyle, geçen yılın ikinci çeyreğinde 21.4 milyon lira zarar açıklamıştı.

Turkcell’in dün akşam açıkladığı mali tablolarına göre, şirketin ikinci çeyrek gelirleri ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artışla 2.565 milyar lira olarak gerçekleşti.

22 kurumun katılımıyla yapılan ankete göre, Turkcell’in ikinci çeyrek net karının 465 milyon lira, gelirlerinin ise 2.5 milyar lira olması bekleniyordu.

Turkcell’in ikinci çeyrekte faiz, amortisman, vergi öncesi karı (FAVÖK) bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artışla 779 milyon lira olurken, FAVÖK marjı 1.2 puan azalarak yüzde 30.4 oldu.
Şirketin Türkiye’den elde ettiği ses gelirleri ikinci çeyrekte bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarak 1.603 milyar liraya ulaştı. Mobil internet gelirleri ise aynı dönemde yüzde 44 artışla 240 milyon lira oldu.

Abone pazar payını yüzde 53 olarak koruyan Turkcell’in abone sayısı ikinci çeyrekte 200,000 artışla 34.7 milyona ulaştı. İkinci çeyrek sonu itibariyle şirketin 22.2 milyon ön ödemeli, 12.6 milyon faturalı abonesi bulunuyor.

Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, şirketinikinci çeyrek sonuçlarının dün akşam açıklanmasının ardından düzenlenen basın toplantısında şuaçıklamaları yaptı:

** İlk yarı sonuçları planlanandan iyi gelince 2012 sonu gelir beklentimizi 9.9-10.1 milyar TL aralığından 10.1-10.3 milyar TL aralığına revize ettik

** Yıl sonu FAVÖK beklentimizin alt sınırını 3 milyar TL’den 3.05 milyar TL’ye revize ettik,üst sınırı 3.2 milyar TL olarak koruduk; FAVÖK marjı için beklenti vermiyoruz

** Fiyat rekabeti olursa müşterilerimizi tutmak için FAVÖK marjından fedakarlık gerekebilir,buna hazırlıklıyız; önemli olan şirketin gelir ve kârlılığının artması

** Turkcell şebekesinde 2.çeyrek sonu itibariyle 4.8 milyon akıllı telefon var; gelecek 12ayda bu sayının 2.7 mln adet artmasını bekliyorum

** Mobil internet gelirlerinde yıl sonu itibariyle artış beklentimiz yüzde 44-45 seviyesinde

** Yeni satın almalarla ilgiliyiz ancak kısa zamanda açıklayacağımız bir satın alma yok;Bulgaristan’da faaliyet gösteren telekom operatörü Globul benim radarımda değil

Kaynak:

Türkiye’nin fiber internet tarihcesi


 

Fiberin tarihi adlı yazımızdan sonra, Türkiye’de fiber internetin gelişimine değiniyoruz. Türkiye fiber ile ilk ne zaman tanıştı? Hangi aşamaları kat etti?

Dünyada fiberin gelişimine baktık. Peki ülkemizde bugünlere nasıl gelindi? Kaç yıllarında fiber konusunda gelişmeye başladık? İlk fiber kabolmuz nerelere döşendi? İşte bu yazımızda da bu gibi tüm sorulara yanıt bulacaksınız.

Fiberin ve telekomünikasyonun ülkemizdeki yakın tarihine bakalım.

3 Mayıs 1909 yılında ilk manuel telefon santrali, İstanbul Büyük Postane binasında 50 hatlık olarak tesis edildi. Daha sonra 4 Şubat 1924 tarihinde, 406 sayılı Telefon ve Telgraf Kanunu ile yurdun her tarafında telefon tesis etme ve işletme görevi PTT Genel Müdürlüğü’ne verildi. Dünyaya baktığımızda 1930’lu yıllarda daha ileri iletişim yöntemleri geliştirmek için çalışılırken, ülkemizde telefon alt yapısı daha oturmamıştı.

11 Eylül 1926’de, Türkiye’nin ilk otomatik telefon santralı, 2000 hatlık kapasiteyle Ankara’da hizmete verildi.

1 Eylül 1929’de tek devreli ilk şehirlerarası haberleşmesi Ankara-İstanbul arasında gerçekleştirildi. Başkent ile İstanbul arasındaki bu bağlantı, tek devreli olduğu için zamanına göre demodeydi. 1930 ile 1940 yılları arasında ülkemizde mevcut durumun, diğer bölgelere dağıtılması için uğraşıldı. Pek büyük bir yenilik gerçekleşmedi.

1940 yılına geldiğimizde Ankara-İstanbul arasında tesis edilen 2 adet tek kanallı havai hat çoklayıcı sistemi haberleşmede eskiye göre büyük kolaylık sağladı.

1973’te ilk otomatik teleks santrali kuruldu. Bu sayede teledaktilolar arasında bağlantı kolay bir şekilde sağlanıyordu 1930’larda gelişen teknoloji bizde 70’lerde gelmişti.

Antalya – Catania arasında toplam 480 kanallı ilk deniz altı koaksiyel kablosu döşendi ve 6 Nisan 1976’da hizmete açıldı. Dünya, 1980’lerde fibere geçerken, biz koaksiyel kabloları yeni döşemeye başlıyorduk.

23 Nisan 1979 tarihinde İlk uydu haberleşme yer istasyonunun hizmete verilmesiyle INTELSAT üzerinden Atlantik bölgesi uyduları kullanılarak 13 ülke ile haberleşme sağlandı.

28 Haziran 1984 tarihinde Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana illeri arasında elektronik mektup hizmeti verilmeye başlandı. Artık gelişmeler biraz daha hızlanmaya başlıyordu. Fakat hala çağın gerisindeydik.

18 Aralık 1984’de Türkiye’nin ilk sayısal telefon santrali, Ankara Kavaklıdere’de hizmete verildi.

İşte bizi ilgilendiren en önemli gelişmelerden biri. 10 Nisan 1985 yılında ilk fiber optik kablo Ankara(Ulus) – Gölbaşı uydu yer merkezi arasında döşenerek, 140 MB/s’lik sistem hizmete girdi. Türkiye’deki ilk fiber optik sistem budur.

15 Temmuz 1987’de İller arasına fiber optik kablo, ilk kez Aydın-Denizli arasında havai olarak döşendi. (Havai hat, havadan direkler vasıtasıyla aktarılanlara deniliyor.)

1989’de DPN modülleri kullanılarak ilk Paket Anahtarlamalı Data Şebekesi olan TURPAK kuruldu. Şebeke üzerinden X.25, ITI, SNA servisleri verilmeye başlandı.

21 Aralık 1990’da Fransız Aerospatiale firması ile “TÜRKSAT Milli Haberleşme Uyduları” sözleşmesi imzalandı.

24 Aralık 1990’da EMOS 1 projesiyle, İtalya-Yunanistan-Türkiye-Ortadoğu arasında fiber optik denizaltı kablosu üzerinden haberleşme sağlandı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu en büyük fiber optik projelerinden biri olmayı başaran bu projeyle beraber ülkemizde 90’lı yıllar hızlı bir gelişime sahne oldu.

23 Şubat 1994’te Türkiye GSM teknolojisiyle tanıştı. Haberleşmede sınır tanımayan GSM ilk kez Ankara, İstanbul ve İzmir’deki abonelerine hizmet vermeye başladı.

1994’te TURMEOS-1 (Türkiye Marmara Ege Optik Sistemi) ve TURCYOS (Türkiye-Kuzey Kıbrıs Denizaltı Fiber Optik

Kablosu) hizmete verildi. Artık Türkiye, çevresiyle fiber optik kablolarla bağlantı kurmaya başlamıştı.

1996 yılında Türkiye-İtalya-Ukrayna-Rusya’yı kapsayan ITUR Denizaltı Fiber Optik Kablo Sistemi servise verildi.

1997’de Türkiye’deki tüm üniversiteleri TURPAK şebekesi üzerinden birbirine bağlayan Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) projesi hayata geçirildi. Artık Üniversiteler birbirleriyle bağlantılı halde oldu.

1997’de KAFOS (Karadeniz Fiber Optik Sistemi) ve TBL (Transbalkan Linki Karasal Fiber Optik Sistemi) hizmete verildi. Yeni bir fiber optik sistemine daha kavuşmuş olduk.

Şubat 1999’de Klasik telefon ve diğer darbantlı servislerin verilmesi için, santralden saha dolabına kadar tesis edilen Fiber Optik kablo üzerinden çalışan erişim çoklayıcı sistemlerin kullanımına başlandı. 2000’lere gelirken Türkiye’de alt yapı bazında fiber kullanımı artmaya başlamıştı.

2004’te Resmi kurum ve kuruluşlar ile kurumsal müşterilerin yurt çapındaki birimlerinin noktadan noktaya data transferlerini sağlamak için noktadan noktaya DSL hizmetleri verilmeye başlandı. Artık internet çevirmeli bağlantı kullanılmaz olmuştu. 56K’dan 256K’ya hızlı bir geçiş yaşanmıştı.

2004’ten bu yana kullandığımız ADSL artık yerini Fiber internete bırakıyor. 2010 yılında tamamı fiber optik çalışmalara ait 500 milyon TL yatırım gerçekleştiren SuperOnline, 2010 yılının sonuna kadar yaklaşık 23 bin kilometrelik alana fiber optik kablo döşedi.

Türkiye, 2012 itibariyle 1000 Mbps interneti SuperOnline ile sunuyor.

Fiber internette en hızlı büyüyen Avrupa’da üçüncü ülke konumundayız. Bağlantı teknolojlerinde 80’lerin ortalarına göre artık çok daha iyi ve çağı yakalamış bir durumdayız. Bakalım gelecek bizlere neler gösterecek?

(siftdelete)

Silikon Vadisi denize açılıyor


Yüzlerce teknoloji devine ev sahipliği yapan Silikon Vadisi’nde “Blueseed Co.” adıyla kurulan bir şirket yeni trendlerin peşinde koşmak için farklı bir yola başvurmaya hazırlanıyor. Ama Google’ın çalışma ofislerinden yola çıkılarak hazırlanan ofisler vadide değil, denizin üzerinde kuruluyor olacak

‘Googleplex’ olarak adlandırılan ofis sistemleri bir gemi düzeninde inşa edilecek. Bu girişimin sebebi çalışma vizesi sorunu yüzünden ABD’ye giriş yapamayan yabancı beyinleri vadiye çekmek.

bs5 0 0 Size620X414 e1341990506189 Silikon Vadisi denize açılıyor

ABD’de H-1B kodlu çalışma vizesinin yıllık kontenjanının kısa sürede tamamlanmasıyla ülkeye giriş yapmakta zorluk çeken mühendislerin ABD’ye giriş yapma hakkı olmaksızın pasaportlarıyla San Francisco açıklarında denizde yaşaması ve çalışmasına ortam sağlanacak.

 

Yabancı beyin savaşına giren Google, Apple, Facebook gibi devlerin yanı sıra platformda onlarca vadi merkezli şirketin ofis tutması bekleniyor.

google ship 2086493i e1341990728861 Silikon Vadisi denize açılıyor

Blueseed platformunun 1.000 çalışana ev sahipliği yapması planlanıyor. Buna karşılık otoriteler yine de bu operasyonla ilgili ABD’nin ‘girişimcilik’ vizesi adlı bir çalışma yapabileceğini anımsatıyor.

Weibo: Çin’in Twitter’ı ülkeyi nasıl değiştiriyor?


Çin’de kullanılan Twitter benzeri internet sitesi Sina Weibo, dünyanın en popüler sosyal iletişim sitelerinden biri ve bu sitedeki hikayelerden bazıları modern Çin’deki hayatla ilgili çok önemli ipuçları veriyor.

İnternet, Çin’i belki de dünyadaki tüm toplumlardan daha fazla etkiliyor.

İnternet sayesinde daha önce siyasi baskılar nedeni ile kendini ifade etme fırsatı bulamayan Çinliler artık seslerini yükseltebiliyor.

Çin’in en büyük internet portalı Sina.com tarafından yönetilen Sina Weibo’nun şu anda 300 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunuyor.

Bu da siteyi, Twitter’ın en güçlü rakibi yapıyor.

BBC, Sina Weibo sayesinde hayatları değişen beş Çinlinin öykülerini derledi:

Köpek kurtarıcısı

Zhang Xiaoqiu hala 15 Nisan 2011 tarihini hatırlıyor.

O gün Weibo hayatını değiştirmiş ve yüzlerce köpeğin de hayatını kurtarmış.

Pekin’de yaşayan iş adamı hayatı boyunca bir hayvansever olmuş, ancak Weibo onun harekete geçmesini sağlamış.

O gün internet kullanıcıları otoyolda küçük kafeslere kapatılmış yüzlerce köpek taşıyan bir kamyon görmüş.

Bu, Çin’de tek bir anlama gelebilir: Bu hayvanlar hala köpek etinin tüketildiği ülkenin kuzey doğusundaki restoranlara götürülüyor.

İnsanlar hızla bu köpeklerin fotoğraflarını Weibo’da paylaşmaya başlamış.

100 hayvansever de, hemen arabalarına atlayıp kamyonun yolunu kesmek için yola çıkmış.

Zhang, kamyonu durdurmaya karar veren hayvanseverlerden biriymiş.

İş adamı, kamyonu bulduğunda başka hayvanseverlerin kamyonu çoktan durdurmuş olduğunu görmüş.

Hayanseverler kamyon şoförünü, köpekleri kendilerine satması için ikna etmeye çalışıyormuş.

Sonunda Zhang ve diğer hayvanseverler, 1500 dolar kadar para toplayıp şoförü, hayvanları ülkenin tek hayvan hakları derneği CSAPA’nın sığınağına bırakmaya ikna etmişler.

Bugün Zhang CSAPA için gönüllü çalışıyor.

Zhang Xiaoqiu, 300 köpeğin hayatının kurtarıldığı o günden bu yana Weibo’da haberleşen hayvanseverlerin daha onlarca hayvanın hayatını kurtardığını söylüyor.

Zhang ”Weibo’dan bir mesaj yolluyoruz ve tüm ülkeden hayvanseverler harekete geçiyor, herkes köpekleri restoranlara satan şirketi, polisi, hayvanları koruma derneğini ve hükümeti aramaya başlıyor. Toplumun tepkisinin yarattığı baskı sonucunda köpek satışlarını durdurmak zorunda kalıyorlar” dedi.

Yaraları iyileştirmek

Pekin’deki Plastik Cerrahi Hastanesindeki yatağında, 17 yaşındaki Zhou Yan, yüzündeki ve vücudundaki yanıkların neden olduğu acıyla hareketsiz yatıyor.

Onun hayatının daha kötü olabileceğini hayal etmek zor. Oysa Weibo olmasaydı, bu genç kızın hayatı çok daha zor olacaktı.

Geçen Eylül ayında Zhou Yan, sınıf arkadaşlarından birinin ilişki teklifini reddetmiş.

Reddedilmeyi kaldıramayan genç adam kızın üzerine benzin dökmüş ve onu yakmış.

En başta kızın ailesi, saldırganın ailesinin tedavi masraflarını ödemesi karşılığında, olanlarla ilgili sessiz kalmayı kabul etmiş.

Ancak, saldırganın ailesi ödemeleri kesince kızın ailesi internette yardım toplama kararı almış.

Ailesi Zhou Yan’ın yaralarının fotoğraflarını çekip ülkenin popüler internet forumlarından birinde yayımlamış. Bu fotoğraflar bir anda Weibo’da binlerce kişi tarafından paylaşılmış.

Sadece birkaç gün sonra bir çok kişi aileye hukuki ve parasal yardım teklifinde bulunmaya başlamış.

Ancak en önemlisi, Pekin’deki Evercare Plastik Cerrahi Hastanesi’nin Baş Hekimi Zhou’ya bedava tedavi teklifinde bulunması olmuş.

Zhou’nun annesi Li Cong ”Yine de bence aldığımız en büyük yardım duygusaldı. Eğer internette yardım bulamasaydık kızımı Pekin’de bir meydana götürüp yardım için dilenecektim” diyor.

Zhou Yan ise, Weibo sayesinde gelen yardımın hayatını değiştirdiğini söylüyor.

Yan ”En başta böyle göründüğüm için hayatımın bittiğini düşünmüştüm. Ancak şimdi bana yardım etmek isteyen okadar çok insan var ki, gelecekten umutluyum” diyor.

Aile saldırgana verilen 12 yıllık hapis cezasından tatmin olmamış, ancak Weibo’nun yarattığı etki olmasa, saldırganın ceza bile almayabileceğini düşünüyor.

Daha temiz hava

Çin’in çevre problemleri son on yılda giderek daha kritik bir hale geliyor. Ancak Weibo sayesinde artık çevre ile ilgi tartışmalar sürekli gündemde kalıyor.

2011 yılının Ekim ayında Çin’deki hava kirliliği normalden de kötü bir hale geldi ve bu da Weibo’da büyük bir tartışmanın başlamasına neden oldu.

Emlak piyasasının önde gelen isimlerinden Pan Shiyi, Pekin’deki ABD elçiliğinin ülkenin hava kirliliği ile ilgili yaptığı araştırmanın sonuçlarını Weibo’da yayımladı.

Normalde, Çin hükümeti bu gibi araştırmaların yayımlanmasını engelliyor.

Sonunda sorunun boyutları saklanamaz hale gelince Çin hükümeti de hava kirliliği ile ilgili yaptığı araştırmaları yayımlamaya başladı.

Feng Yongfeng ”Halk daha önce görüşlerini açıklayabileceği bir ortam bulamıyordu. Ancak Weibo sayesinde artık herkes fikrini söyleyebiliyor. Ve insanlar bir konu ile ilgili sürekli konuşmaya başlayınca hükümet de birşeyler yapmak zorunda kalıyor” dedi.

Feng Yongfeng daha sonra, Weibo’da bir kampanya başlatmış ve sivil toplum kuruluşlarının hava kirliliğini ölçebilmek için gerekli aletleri alabilmesi için para toplamaya başlamış. Daha şimdiden birçok ölçüm aleti satın alınmış.

Feng Yongfeng ayrıca yine Weibo üzerinden çorbalarda köpekbalığı etinin kullanımının yasaklanması için bir kampanya başlatmış.

Feng Yongfeng ”Teknoloji sayesinde artık insanlar inandıkları şeyler için doğrudan savaş verebiliyorlar. Weibo sayesinde milyonlarca insan ülkenin sorunlarına çözüm arıyor” dedi.

Çin’in karşıt kültürü

Chendu’daki eski bir fabrikada 21 yaşındaki Gas, çok zorlu şartlarda çalışıyor.

Ancak bol kot pantolonu, beyzbol ceketi ve bohem sakalıyla pek de geleneksel Çinli bir işçiye benzemiyor.

Gas aslında bir ”grafiti sanatçısı”, yani yaşadığı Chendu şehri civarında duvarlara resimler yapıyor.

Çin’de grafiti yapmak o kadar da kolay değil. Zaten ülkede topu topu birkaç kişi bu sanatla uğraşıyor. Bir de Çinli yetkililer resimler biter bitmez duvarları temizliyor.

Bunun sonucunda da Gas’ın sanatı genelde daha kimse görmeden tarihe karışmış oluyor.

Ancak artık Weibo sayesinde Gas’ın resimleri ölümsüzleşebiliyor.

Sanatçı çizimlerinin fotoğraflarını çekip Weibo’da yayınlıyor. Takipçileri de bu fotoğrafları paylaşıp binlerce kişiye ulaşmasını sağlıyor.

Gas bu sayede tüm dünyadan grafiti sanatçıları ile tanışmış.

Sanatçı ”Bu neredeyse seyahat etmek gibi. Benim seyahat etmeme gerek yok, eserlerim internette seyahat ediyor” diyor.

Bu internetin Çin’in karşıt kültürünün gelişmesine nasıl yardımcı olduğunun sadece bir örneği. Weibo sayesinde ülkede alternatif kültür giderek güçleniyor. Hip hopçular, vejeteryanlar ve sanatçılar internette bir araya geliyor.

Çin tarzı anneler birliği

Son on yılda Çinli anneler internette bir araya geliyor; hamilelik ve annelik ile ilgili tüm tecrübelerini diğer anneler ile paylaşıyorlar.

Weibo sayesinde anneler de birbirleriyle daha kolay iletişim kurabilmeye başladı.

Çin’de annelerin çocuklarını anne sütü ile değil bebek maması ile beslemeleri öneriliyor. Ancak Çinli anneler Weibo üzerinden örgütlenip her hafta buluşarak anne sütünün yararları ile ilgili konuşmalar yapıyorlar.

Bu buluşmaları düzenleyen Yushi’nin, bugün Weibo’da 5 bin’den fazla takipçisi var ve her hafta düzenlediği toplantılara iki yüzden fazla kadın katılıyor.

Yushi, Çin’de emzirmenin yaygınlaşması için bir kampanya başlatmış, ayrıca ülkede sezeryanla doğum oranının düşmesi için de çalışmalar yürütüyor.

Yushi ”İnternet olmasa tüm bunları yapamazdım. İnternet olmasa ben de sezaryenle doğum yapabilir ya da hükümetin söylediklerine inanıp çocuğumu emzirmekten vazgeçebilirdim” diyor.

Yushi şimdi kampanyasının daha da çok insana ulaşmasını umuyor.

Facebook 900 milyon kullanıcısına korsan e-mail adresi vermiş


 

Facebook, 900 milyon kullanıcısının profil bilgilerindeki e-mail adresini hiçbir duyuru yapmadan @facebook.com olarak değiştirdi. Şirketten CNNMoney’e yapılan açıklamada, “bu değişikliğin birkaç haftadır yapıldığını ancak değişim hakkındaki bilgilerin internet ve blog sayfalarına henüz dün düşmeye başladığı” belirtildi.

Analistler, yıllardır birçok gizlilik tartışmasına yol açan ve kullanıcılarının tepkisini toplayan Facebook’un, son hamlesiyle düşmanlarını iyice artıracağını belirtti. Teknoloji yazarı Ron Miller, CNN’e, “Facebook, kullanıcılarını kendisinden nefret ettiriyor. Herkesi zorla kendi e-mail sistemine katıyor. Bu şaka gibi” yorumunu yaptı.

“Hacker saldırısı gibi”

ABD’li blog yazarı ve söz konusu değişikliği ilk fark edenlerden biri olan Gervase Markham, Facebook’un hamlesini, hacker’ların elektronik mesajlara müdahale etmek için kullandıkları Man In The Middle (MITM) yöntemine benzetti. Markham, blog sayfasında, “Facebook ne yaptığını zannediyor” ifadesini kullandı.

Facebook ise karşı karşıya kaldığı tepkiden şaşırmış görünüyor. Sosyal medya ağının ürün iletişimleri yöneticisi Meredith Chin, “Sadece herkesin aynı sisteme uyumlu olabilmesi için Facebook e-maillerini standart e-mail adresi olarak belirledik” dedi. Chin’in, CNN’e yaptığı açıklamada ‘uyumlu’ kelimesini defalarca kullanması dikkat çekti.

“Zaman tünelinin bir parçası”

Chin açıklamasında, e-mail’lerin aynı adreste belirlenmesinin kısa bir süre önce hayata geçirilen Zaman Tüneli uygulamasının bir benzeri olduğunu, “ek bir görünebilirlik ayarı” olduğunu belirtti.

Facebook kullanıcıları, profil ayarlarından e-mail adreslerini hala değiştirebiliyor. Ancak neredeyse herkesin e-mail adresi şu an @facebook.com’a dönmüş durumda. Chin, değişikliğin şu ana kadar tüm kullanıcılara uygulanmadığı ancak nihayetinde 900 milyonu aşkın üyenin kapsama alınacağını ifade etti.

Özür dileme rekortmeni

Facebook’un, kullanıcıları kullanmaya zorunlu bırakmak gibi görünen bir e-mail adresi ortaya çıkarmasının ardından, çok sayıda kullanıcı önceden bu değişiklik konusunda haberdar edilmedikleri için öfkeli.

Kullanıcılarını yapılacak değişikliklerden haberdar etmemek, Facebook’un bir nevi geleneği haline gelirken, sosyal medya ağı “karmaşaya neden olmak ve ardından özür dilemek” konusunda da uzmanlaştı.

Kullanıcılarını zorla Zaman Tüneli uygulamasına geçirten, kullanıcıların duvarlarında sildiği fotoğrafları defalarca başvuru yapılmasına rağmen internetten kaldırmayan Facebook, e-mail adresi değişikliğinde de kullanıcılarını neden önceden bildilendirmediği konusunda net bir açıklama yapamadı.

Chin, “Facebook olarak sürekli mercek altındayız… Her şeyin olabildiğince açık ve duyulabilir olması için uğraşıyoruz. Ancak bazen daha açık olmamız gereken durumlar olabiliyor” dedi.

Nasıl düzelteceksiniz?

Profil hesabınızda siz farkında olmadan değiştirilmiş olan e-mail adresini eski haline getirmek için, “İletilşim Bilgileri” seçeneğinden e-postalar kısmında e-mail adresinin “ekle/kaldır” demeniz yeterli.

Ayrıca, belirlemiş olduğunuz e-mail adreslerinin sağında, adresin Zaman Tüneli sayfanızda gösterilip gösterilmeyeceğini belirleyebiliyorsunuz.

Chin, şikayette bulunmak ve görüşlerini iletmek isteyen kullanıcılar için, “Eğer bu konuda karmaşa yaşamaya devam ederseniz bize mesaj gönderebilirsiniz” dedi.

2010 projesi

Facebook, kendisine özgü bir e-mail sistemine geçme projesinden ilk olarak 2010 yılında bahsetmişti. Şirket o dönemki açıklamasında, metin mesajları, Facebook chat, e-mail gibi birçok iletişim kanalını tek e-mail adresiyle entegre etmek istediğini belirtmişti.

Forbes, Facebook’un son hamlesine tepki gösteren önemli basın kuruluşlarından biri oldu. Dergi, dünkü sayısında, “Facebook’un e-mail adresini zorla kabul ettirmek için suya düşen çabası” yorumunu yaptı.

Chin, bu yoruma sıcak bakmadı: “Herkesi aynı adresi kullanmaya zorlandığımız görüşüne katılmıyorum…. Bu niyetimiz değildi. İnsanların kendileri için en pratik olanı kullanmasını istiyoruz” dedi.

(egitimtercihi.com)

Google Sansür Raporunu Açıkladı


Temmuz – Aralık 2011 Şeffaflık Raporunu açıklayan Google, hangi ülkelerin kendisinden sansür talebinde bulunduğunu da gözler önüne seriyor.

 

Google’ın 18 Haziran Pazartesi günü açıkladığı son Küresel Şeffaflık Raporu‘na göre Türkiye resmi kanallar aracılığıyla 174 içeriğin kaldırılmasını talep etti.

Temmuz – Aralık 2011 dönemini kapsayan rapora göre Türkiye Google’a 45 başvuruda bulundu. Bu başvuruların bazılarında birden fazla içerik için kaldırılma talebi vardı. 45 talebin yüzde 56’sına olumlu yanıt verildi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) kaldırılmasını talep edilen içeriklerin 107’si Google Arama’dan, 39’u YouTube’dan, 20’si ise Blogger servislerindendi.

Google nefret söylemi içeren bir video ve Atatürk ile ilgili iki videoyu kaldırmak için BTK Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan bir istek aldı.

Atatürk konulu videolar

Google raporunda bu isteklere verdiği yanıtı şöyle açıkladı: “YouTube’un Topluluk Kurallarını ihlal ettiği için sadece nefret söylemi içeren bir videoyu kaldırdık”.

Atatürk aleyhine işlenen suçları düzenleyen 5816 no’lu yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle BTK ayrıca iki ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı ise bir başvuruda bulundu. Bu başvurular sonucu Google, YouTube’ta yayınlanan videolardan altısına Türkiye’den erişimi yasakladı.

Kanada şaşırttı

Google politika analisti Dorothy Chou Wall Street Journal’e ideolojik yayınları kaldırmak için birçok devletten talep geldiğini söyledi. “Bu sık karşılaştığımız bir problem. Ancak hiç beklemediğimiz ülkelerden de bu yönde talepler gelmeye başladı.”

Örneğin Kanada’nın pasaportuna işeyen bir Kanada vatandaşının videosunun kaldırılması isteği, Google tarafından reddedildi.

“Sansürü azaltmaya çalışıyoruz”

Chou sansür taleplerini kabul etme nedenlerini şöyle açıklıyor: “Çünkü bu ülkelerle iş yapmaya devam etmek istiyoruz”.

Çoğu zaman operasyonlarını yerel olarak işlettiklerini ve bu nedenle yerel yasalara uymak durumunda kaldıklarını belirten Chou: “Ama biz her zaman sansür miktarını sınırlamaya çalışıyoruz,” dedi.

Google hükümetlerin içerik çıkartma isteklerini tek tek inceliyor ve İsteğin ne kadar detaylandırılmış olduğu ve yerel yasalara uygunluğu kontrol ediliyor.

Kullanıcı bilgileri nasıl veriliyor?

Türkiye ayrıca Google’dan 92 kullanıcı veya kullanıcı hesabının bilgilerini istedi; ancak Google bu taleplerin hiçbirine olumlu yanıt vermedi.

Rusya ve Macaristan’ın da kullanıcı verisi için isteklerini kabul etmezken, Amerika’nın 6,321 isteğinden yüzde 93’ünü kabul etti; Brezilya’nın 1,615 isteğinin yüzde 90’ını ve İtalya ile İspanya’nın isteklerinin yüzde 51’ini kabul etti.

Google kullanıcı bilgilerinin verme konusundaki kriterini şöyle açıklıyor: “Yasalara uyan tüm şirketler gibi biz de geçerli yasal sürece uymak zorundayız. Kullanıcı gizliliğini çok ciddiye alıyoruz. Bu konuda istek aldığımızda hukuk metnine ve ruhuna uygun olduğundan emin olmadıkça kabul etmiyoruz”

(RE/HK)

İstanbul – BİA Haber Merkezi