Ülke gibi şirketler


Akıllı telefonların hayatlarımıza hızlı girişine ayak uyduramayan Nokia, Finlandiya ekonomisinin de sarsılmasına neden oldu. Nokia’nın düşüşte olan yıllık cirosu ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 20’sine eşit. Firmanın ödediği kurumlar vergisi, bazı dönemlerde Finlandiya’da toplanan kurumlar vergisi toplamının yüzde 23’üne kadar çıkıyordu.

The Economist’in araştırmasına göre dünyada benzer ilişkiye sahip bir dizi ülke ve firma var. İşte yıllık cirosu, merkezinin bulunduğu ülkenin GSYİH’sinde büyük yüzdeye sahip şirketler:

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 2

 

Essar Energy – Mauritius

Firmanın 14.9 milyar dolarlık geliri, vergi cenneti olarak bilinen Hint Okyanusu’ndaki bu ada ülkesinin toplam büyüklüğünün yüzde 132’si kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 3

Royal Dutch Shell – Hollanda

Petrol devinin 470 milyar dolarlık cirosu, tüm Hollanda ekonomisinin yüzde 56’sına denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 4
China Mobile – Hong Kong

81.7 milyar dolarlık iletişim geliri, Hong Kong ekonomisinin yüzde 32’sine eşit.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 5
Glencore – İsviçre

Madencilik ve emtia ticaretinde dünya çapında söz sahibi olan Glencore, 2011 sonunda 186.2 milyar dolar ciro yaptı. Firmanın satışlarının İsviçre ekonomisinin büyüklüğüne oranı yüzde 29.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 6
Statoil – Norveç

Bir diğer petrol devi Statoil’in 115.3 milyar dolarlık satışları, Norveç ekonomisinin yüzde 29’una denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 7
PTT – Tayland

Tayland’ın enerji devi PTT’nin 2011 satışları 79.7 milyar doları buldu. Bu rakamın ülkenin GSYİH’sine oranı ise yüzde 23 düzeyinde.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 8
Hon Hai – Tayvan

Nokia ile en çok benzeyen vaka Tayvanlı Hon Hai. 94.4 milyar dolarlık cirosu, merkezinin bulunduğu ülkenin GSYİH’sine oranı yüzde 20. Tek fark, Hon Hai’nin üretiminin büyük ölçüde Çin’de oluşu ve istihdamdaki olası azalmanın ülke ekonomisini Nokia kadar zorlamayacak olması.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 9
Nokia – Finlandiya

Pazar payı her geçen gün düşen, hisse senetleri son 5 yılda yüzde 90 değer kaybeden telekom devinin cirosunun Finlandiya ekonomisinin büyüklüğüne oranı yüzde 20. Ülkenin ihracatının yüzde 20’si Nokia’nın ürünlerinden oluşuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 10
MOL Group – Macaristan

Demirperde döneminde tekel durumunda olan petrol ve doğalgaz şirketlerinin 1991’de birleştirilmesiyle ortaya çıkan MOL’ün 26.7 milyar dolarlık satışı, Macar ekonomisinin yüzde 19’una denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 11
A.P. Moller-Maersk – Danimarka

60.3 milyar dolarlık cirosuyla bu lojistik devi, Danimarka’nın GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 18’ine eşit.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 12
Wilmar International – Singapur

Singapurlu tarım devi Wilmar International’ın 44.7 milyar dolara ulaşan 2011 cirosu, ülkenin GSYİH’sinin yüzde 17’si kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 13
BP – İngiltere

Bir diğer petrol ve enerji devi İngiliz BP’nin 375.5 milyar dolarlık devasa cirosu, İngiltere’nin dev ekonomisi içinde dahi kaybolmuyor ve yüzde 16’sına eşit oluyor .

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 14
Sands China – Makau

Asya’nın kumar cenneti Makau’nun en büyük kumarhaneler zincirini işleten Sands China, 4.9 milyar dolarlık cirosu ile bu adanın ekonomisinin yüzde 13’üne denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 15
CRH – İrlanda

İrlandalı madencilik devi CRH de 25.2 milyar dolarlık cirosu ve ülke ekonomisine yüzde 11’lik oranı ile listeye giriyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 16
OMV – Avusturya

Türkiye’de de Petrol Ofisi ortaklığıyla faaliyet gösteren OMV, 47.4 milyar dolarlık cirosunun Avusturya ekonomisine oranı yüzde 11’i bulduğu için listede.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 17
Ecopetrol – Kolombiya

Listenin Güney Amerikalı tek temsilcisi, petrol – enerji işinden elde ettiği 35.6 milyar dolarlık satış geliriyle ülke ekonomisinin yüzde 11’ini oluşturuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 18
Galp Energia – Portekiz

Listenin büyük bölümünü oluşturan enerji şirketlerinden bir diğeri de Galp Energia. Şirketin 23.4 milyar dolarlık cirosu, Portekiz’in GSYİH’sinin yüzde 10’u kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 19
Samsung – Güney Kore

Ağır sanayi ve iş makinalarından bilişime kadar pek çok farklı alanda faaliyet gösteren Samsung’un 2011 cirosu 109.2 milyar dolar. Devasa cironun Güney Kore’nin GSYİH’sine oranı ise yüzde 10.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 20
Volvo – İsveç

İsveç ekonomisi içinde Volvo’nun 47.9 milyar dolarlık cirosunun payı yüzde 9.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 21
TÜPRAŞ – Türkiye

Aslında The Economist’in hazırladığı listede Türkiye’den hiçbir şirket yok. Türkiye’nin en büyüğü TÜPRAŞ’ın durumunu biz merak ettik ve hesapladık. Firmanın 24.7 milyar dolarlık 2011 cirosunun 772.3 milyar dolarlık milli gelire oranı yaklaşık yüzde 3.2 düzeyinde bulunuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 22
Reklamlar

Genelkurmay’a danışılacak


Yabancıların mütekabiliyet ilkesi gözetilmeden Türkiye’den konut satın almasına izin veren Mütekabiliyet Yasası için Genelkurmay Başkanlığı’na da görüşü sorulacak

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yılda 20 milyar dolar gelir beklenen Mütekabiliyet Yasası’na konu olabilecek askerî alanlarla ilgili Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşüne başvurulacağını açıkladı.

Çağlayan, Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin dünyanın en büyük 225 firması sıralamasına giren 33 Türkiyeli müteahhitlik şirketi için Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen plaket töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Mütekabiliyet Yasası’nın Türkiye’nin geleceği açısından son derece önemli olduğuna dikkat çeken Çağlayan, Genelkurmay’ın görüşüne başvurmalarının nedenini de askeri ve güvenlik nedeniyle kısıtlanmış olan bölgelerle ilgili ilgili olacağını belirtti. Çağlayan, “Ancak Genelkurmay’ın görüşüne başvurulacak, yani gerek güvenlik gerek askerî bölge olarak belirlenmiş yerler Türkiye’nin toplam yüzölçümünün binde biri kadar gibi bir rakama tekabül etmektedir. Onun dışındaki alanlarda yeni çıkmış olan kanun ve bakanlığımız ve diğer ilgili bakanlıklar tarafından çıkartılan mevzuatlar aynen uygulanmaya devam edecek’’ diye konuştu.

Cebine atıp götürmeyecek

Mütekabiliyet Yasası ve Yeni Teşvik Sistemi’ni, Türkiye’de ekonomik ve siyasi istikrarın yaşandığı çok önemli bir zamanda açıkladıklarını dile getiren Çağlayan, dünyanın çeşitli yerlerine yaptığı ziyaretlerde Türkiye’den mülk edinmek isteyen insanlarla karşılaştığını belirtti.

 

taraf

Silkar Turizm Lykiaworld Ölüdeniz için ortak arıyor


 
Turizm sektörü kulislerinde bomba etkisi yaratan bir iddia dolaşıyor. İddiaya göre Fethiye’de bulunan Silkar Turizm’e ait Lykiaworld Ölüdeniz, 65 milyon €’ya Özyer Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özyer tarafından satın alındı.

Lykiaworld Antalya için mart ayında Club Med ile anlaşan Silkar Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Silahtaroğlu TurizmGüncel aracılığıyla iddialara yanıt verdi. Silahtaroğlu şunları söyledi:

“Lykiaworld Ölüdeniz ile ilgili olarak gayrimenkul yatırım ortaklıklarıyla ve şirket ortaklıklarıyla görüşmelerimiz sürüyor. Böyle bir arayışımız var. Ancak Özyer Grup ile ilgili satış işleminin yapıldığına dair iddialar tamamen yanlış. Böyle bir şey gerçekleşmiş değil. Şu anda netleşmiş bir durum yok. Büyümek adına ortaklıklara açığız. Bu  gayrimenkul anlamında bir ortaklık olabilir, şirket bazında bir ortaklık da olabilir. Lykiaworld gibi değerli bir markaya sahibiz, bunu değerlendirmek istiyoruz. Günümüz dünyasında artık kimse kendi yağıyla kavrulmuyor. Para piyasaları sektörümüze yatırım yapmaya hazır. Şu anda görüşmelerimiz devam ediyor. Sonuçlandığında medyayla bunu paylaşacağız.”

TurizmGüncel’e konuşan Özyer Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özyer ise şunları söyledi:

“İddia edildiği gibi satış gerçekleşmiş değil. Ancak görüşmelerimiz devam ediyor. Ortaklık adına yapılan görüşmeler söz konusu.”

MERSİN’DE KRUVAZİYER TURİZMİ BAŞLIYOR


Mersin’e ilk kruvaziyer turist gemisi bugün geliyor. Kent turizminde yeni bir dönemin başlangıcı olması beklenen uygulama nedeniyle Hilton Otel’de bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut, Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer ile kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Törende ilk olarak söz olan Mersin Turizm Platformu Başkam Numan Olcar, Mersin’in Türkiye’deki yeni kruvaziyer durağı olduğunu belirterek, “Kruvaziyer kentin prestijini artırıp imajım olumlu etkiler. Turizm odaklı yerel sanayiyi tetikler” dedi.

Olcar, yaklaşık 7 aydır sürdürülen çalışmaların sonucunda ilk gemiyi karşılayacaklarını vurgulayarak “Şimdilik 5 gemi firması Mersin’i programına aldı. Yıl sonuna kadar 11 geminin daha gelmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odalan Birliği Başkam Talat Dinçer ise zamanında hayal olarak görülen olayın gerçekleştiğini ifade ederek “Bu gemiler Mersin için ekonomik değeri yüksek gemiler.
Biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi.

Holiday Inn İstanbul’da iki markayla büyüyecek…


 

Dünyanın tanınmış otel zincirlerinden InterContinental Oteller Grubu (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılıyor.

Grup, Londra, Berlin, Paris, Lizbon, Amsterdam ve Kiev gibi büyük Avrupa şehirlerinin yanı sıra İstanbul’da da bu iki markayla büyüyecek.

Dünyanın en büyük otel zincirlerinden InterContinental Hotel Group (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılmayı sürdüreceğini açıkladı. Dünyada 60’ıncı yılını kutlayan grup,  2012’nin ilk yarısında dünya çapında 16 yeni Holiday Inn ve Holiday Inn Express’in projesini tamamlarken, 10 yeni otel için de kontrat imzaladı.

Böylece Avrupa’da sayıları 500’e yaklaşan Holiday Inn ve Holiday Inn Express otellerinin sayısı, bu yeni açılacak otellerle birlikte 550’yi aşacak. Dünya genelinde ise 700 tanesi inşaat halinde olmak üzere toplamda 4 bine yakın Holiday Inn ve Holiday Inn Express oteli bulunuyor.

BÜYÜME STRATEJİSİNDE İSTANBUL DA VAR

Yeni açılan Holiday Inn otelleri, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Ukrayna ve Polonya’da faaliyetlerine başlıyor. Türkiye’de de 13 otelle yoluna devam eden grup, Avrupa’da yayılma stratejisine paralel olarak, İstanbul’da her iki markadan da birer tane yeni otel açacak. Bu amaç doğrultusunda şehirde yeni bir Holiday Inn’in projesi tamamlanırken,  grup Holiday Inn Express oteli için de kontrat imzaladığını açıkladı. Şu anda Türkiye’de 5 tane Holiday Inn ve 2 tane Holiday Inn Express otelleri bulunduğunu da ekleyelim.

Yeni açılacak oteller için kontratların imzalandığı diğer ülkeler ise, İngiltere, Cezayir ve Azerbaycan olarak sıralanıyor. IHG’nin Türkiye dışında, İngiltere ve Hollanda’da da Holiday Inn Express açmak için kontrat imzaladığı belirtiliyor.

“DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN ZİNCİRLERİ ARASINDAYIZ”

IHG’nin Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkanı Robert Shephard, grubun Holiday Inn markalarıyla büyüme stratejisiyle ilgili olarak,  “Holiday Inn Express, en hızlı büyüyen orta ölçekli otel zincirleri arasında yer alıyor. Yeni açılan oteller ve imzalanan kontratlar, markanın sunduğu gücün ve kazanma formülünün birer göstergesi” diye konuşuyor.

Holiday Inn Express otellerinin hızlı iş hayatı içinde çok seyahat eden konuklar için mükemmel bir seçim olduğunu hatırlatan Shephard, “Bu markamızda, konaklayanlara tam da ihtiyaç duydukları konfor sunuluyor; kaliteli bir otelde harika bir gece uykusu ve ücretsiz kahvaltı. Her yıl yaklaşık 100 milyon kişi bu nedenle Holiday Inn ya da Holiday Inn Express otellerinde konaklamayı tercih ediyor. Üstelik bu deneyimi, herhangi bir otelimizde, uygun fiyata yaşayabiliyorlar” diye devam ediyor.

Shepherd, bu nedenlerden ötürü IHG’nin Avrupa’daki büyümesine Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla odaklanacağını vurguluyor ve sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Avrupa’da yayılmak bizim önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu stratejiyi hayata geçirmek içinde önümüzde sayısız fırsat bulunuyor. Şirket sahipleri ve yatırımcılar her iki markamıza yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü onlar da bizimle girdikleri her projenin tüketiciler tarafından tam not aldığının bilincinde.”

AVRUPA’NIN HOLIDAY INN HARİTASI

IHG’nin Holiday Inn markalarıyla Avrupa’da büyüme stratejisinin haritası çok önceden belirlenmiş. Buna göre Londra’da iki yeni Holiday Inn oteli açılmış bile. Şehrin en işlek caddelerinden Stratford City ve Gatwick-Worth’de açılan bu iki otelin dışında grup şehirde, yakın zamanda  iki otel daha açmayı planlıyor. Holiday Inn Londra Wembley’in önümüzdeki ay  açılacağını belirten grup yetkilileri, Holiday Inn Express Londra-Excel’in ise 30 Aralık 2013’te faaliyete geçmesini planlıyor.

IHG’nin Avrupa’da büyümesini sürdürdüğü metropoller Londra ile sınırlı değil. Berlin’de yeni bir Holiday Inn açan grup, Paris, Lizbon, Amsterdam, Kiev, Cezayir ve İstanbul’da da aynı markalar altında yayılmasını sürdürüyor. Grup yetkilileri, Holiday Inn Kiev, Holiday Inn Cezayir ve Holiday Inn Express İstanbul’un IHG ile yönetim sözleşmeleri altında bulunduğunu belirtirken, geri kalan otellerin franchise anlaşmalarıyla işletileceğini de ekliyor.

“Yeni pazarlara yönelmenin zamanı geldi”


Çağlayan: Elbette elde etmiş olduğumuz pazarları (müteahhitlik) sonuna kadar tutacağız ama şimdi artık yeni pazarlara yönelme zamana geldi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türk müteahhitlik sektörünün elindeki pazarları muhafaza etmesinin yanı sıra yeni pazarlara yönelmesi gerektiğini söyledi.

Çağlayan, Ekonomi Bakanlığı’nca Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması sıralamasına giren 33 şirket için düzenlediği plaket töreninde konuştu.
Hilton Otel’deki törende konuşan Çağlayan, 2011 yılında dünyada ekonomik ve siyasi istikrarın mumla arandığı bir ortamda müteahhitlik sektörünün tören yapılmasına vesile olan bir başarı elde ettiğini dile getirdi.
Bu başarının ilk defa karşılaştıkları bir durum olmadığını belirten Çağlayan, bir önceki yıl da Türkiye’nin 31 firma ile Çin’in arkasından ikinci sırada yer aldığını ve ilk 100 firma içinde de 6 Türk firması olduğunu ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tebriklerini de ileten Çağlayan “Ümit ediyorum ki sektör Türkiye’nin elde etmiş olduğu siyasi ve ekonomik istikrar ve başarılarla beraber önümüzdeki yıllarda inşallah bir gün gelecek Çin’i de geçip dünya şampiyonu olacağı günleri de bizlere gösterecektir” dedi.
Dünyanın birçok ülkesinde katıldığı toplantılarda Türk müteahhitlik firmaları ile iftihar ettiklerini anlatan Çağlayan, sektörün dünyanın birçok ülkesindeki yaşanan ekonomik ve siyasi olumsuzluklara rağmen geldiği noktanın önemine dikkati çekti.
Türk müteahhitlik sektörünün dünyaya açıldığı 1972 yılından 2002 yılına kadar geçen 30 yılda 44 milyar dolarlık taahhüt gerçekleştirdiğini anlatan Çağlayan, 2002 yılından sonraki sürede ise Türkiye’nin 180 milyar dolarlık daha ilave taahhüt üstlendiğini söyledi.

“Yeni pazarlara yönlenilmeli”

Türkiye’nin hizmet ihracatında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını belirterek, geçen yıl Türkiye’nin 39 milyar dolarlık ihracatını gerçekleştirdiğini aynı yıl dünyadaki toplam hizmet ticaretinin 4,1 trilyon dolar olduğunu söyledi.
Bu yıl hizmet ihracatı gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 arttığını ve 15,9 milyar dolara çıktığını ifade eden Çağlayan, bu rakamın Cumhuriyet tarihindeki en yüksek ilk 6 aylık rakamı olduğunu dile getirdi.
2012 yılında dünyada inşaat sektör hasılasının 7,2 trilyon dolara ulaştığını dile getiren Çağlayan, 2020’de bu rakamın 12 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi.
Çağlayan, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin 2020’de inşaat sektöründeki paylarının yüzde 55’e çıkmasının beklendiğini belirtti.
Sektörün, kimsenin gidemediği yerlere gitme başarısını gösterdiğini ifade eden Çağlayan, “Elbette elde etmiş olduğumuz pazarları sonuna kadar tutacağız ama şimdi artık yeni pazarlara yönelme zamanı geldi” dedi.
Suudi Arabistan, Hindistan gibi ülkelerin yeniden yapılanma yoluna gittiğini kaydeden Çağlayan, bu ülkeler başta olmak üzere trilyonlarca dolarlık alt ve üst yapı çalışmalarının dünyanın birçok ülkesinde yapılacağını dile getirdi.
Çağlayan, “İnşallah artarak devam eden bu performansımız yeni ülkeleri dikkate alarak çok daha fazla gelişecektir” diye konuştu.
Türkiye’nin 2011 yılında 458 proje aldığını ve bu projelerin toplam değerinin 18,5 milyar dolar olduğunu dile getiren Çağlayan, bu yılın ilk 7 ayında ise toplam değeri 13,5 milyar dolara ulaşan 140 proje alındığını söyledi.

Diğer konuşmalar

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Koçoğlu da dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi bütün olumsuzluklara rağmen inşaat sektörünün başarısını sağlayan meslektaşlarını yürekten kutladığını dile getirdi.
Arap Baharı sırasında yaşanan olaylar olmasaydı inşaat sektörünün yurt dışındaki payına ilişkin rakamların çok daha fazla olacağını anlatan Koçoğlu, Libya konusunda Fransızların ihtirasının kendi işlerinin zor olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Halledilmesi gereken birkaç konu olduğunu dile getiren Koçoğlu, özellikle bazı ülkeler ile sosyal güvenlik anlaşması olmadığı için çifte vergilendirmeye tabi olduklarını ve bunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinden aldığı payın yüzde 3,5 olduğunu belirten Koçoğlu, bu payın artırılması gerektiğini ifade etti.
TMB Başkanvekili Edip Yenigün de 2003 yılında dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması arasında sadece 8 Türk firması bulunduğunu belirterek, son yıllarda bu rakamın 31 ve üzerinde seyrettiğini söyledi.
Yenigün, Libya gibi Türkiye’nin önemli bir pazarında yaşanan sıkıntılara rağmen elde edilen başarının çok önemli olduğunu vurguladı.

 

Türk ve Avrupalı çimento üreticileri Afrika’da kapıştı


Avrupalı çimentocuların krizi aşmak için Afrika pazarına yönelmesi, Türk üreticileri hareketlendirdi.

 

cimento3.jpg

cimento4.jpg

cimento5.jpgcimento6.jpg

Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kıtadaki çimento tüketimi gerileyince pazar arayışına giren Avrupalı çimento üreticileri Afrika pazarına yönelince, bu pazarda etkin olan Türk üreticiler yatırımı düşünmeye başladı. avrupalı üreticiler serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle birçok Afrika ülkesine gümrük vergisi ödemeden satış yapıyor. Bu da Türk üreticilerin haksız rekabetle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Kriz ortamındaki en canlı pazarlardan biri olan Afrika’yıo kaptırmak istemeyen Türk çimentocular, çözümü bu ülkelerde üretim yapmakta buldu. Limak Holding, Orta ve Güney Afrika’da 300 milyon dolarlık 2 yatırımı hayata geçmek üzere. Sektörün önemli oyuncularından OYAK da bölgede şirket satın almak için Kuzey Afrika’daki karışıklıkların durulmasını bekliyor.

Avrupalı gümrüksüz satıyor
Afrika’daki birçok ülkenin AB ülkelerine muafiyet uyguladığını hatırlatan Oyak Otomotiv ve Çimento Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar, Avrupalı çimentocuların başta Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere, tüm Afrika ülkelerine ihracat yaptığını belirtti. Cezayir ve Fas’ta Avrupalı çimento üreticilerine uygulanan gümrük vergisi muafiyetinin Türk üreticilere uygulanmadığını belirten Çağlar’a göre, bu durum Türkiye açısından “haksız rekabete” yol açıyor ve bu pazarlara çimento ihracat şansını düşürüyor. Çağlar, Güney Avrupalı üreticilerin bu pazarlarda bir diğer şansının da “düşük fiyatlar” olduğu görüşünde. Avrupa Birliği’nin imzaladığı Kyoto Protokolü nedeniyle Güney Avrupalı üreticilerin üretimlerini kısmaları durumunda gelecek yıllarda üretim için gerekli karbon kotalarını alamama riskleri bulunduğunu anlatan Çağlar bu nedenle üretimi kısmak yerine düşük fiyatla ihraç etmeye başladıklarını vurguladı.

“Satın alma fırsatını inceliyoruz”
Türkiye’nin geleneksel ihracat pazarlarının bu yıl içinde büyük değişkenlik gösterdiğini kaydeden Çağlar, “2012 yılı temmuz sonu itibariyle Türkiye’nin en fazla çimento ihraç ettiği ülke Rusya olmuş, hemen ardından ise pek çok Afrika ülkesi gelmiş, Libya, Nijerya, Gana, Mısır, Liberya, Kamerun, Ekvator Ginesi, Kongo ve Benin Afrika’da öne çıkan ülkeler” diye konuştu.OYAK olarak yurtdışında yatırımdan ziyade satın almalara sıcak baktıklarını söyleyen Çağlar şunları kaydetti: “Çimento sektöründe yatırım yapmak konusunda uzun zamandır yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Son 2 yılın Kuzey Afrika’da politik belirsizlikler içinde geçmesi bu planlara sekte vurdu. Uygun şartlar oluştuğu takdirde satın alma fırsatlarını inceleyeceğiz.”

Limak’tan iki ülkeye yatırım
Krizin etkisi ile Avrupa ve Balkanlar’da ciddi daralma yaşandığını belirten Limak Holding Çimento Grup Koordinatörü Gültekin Aksüyek de Avrupalıların Afrika’ya açılmalarının, Türk çimentocuların kar marjlarını düşürdüğünü söyledi. Suriye ve Irak’ta yaşanan olayların özellikle Güneydoğu ve Akdeniz’deki fabrikaları olumsuz etkilediğini ifade eden Aksüyek, bölgedeki fabrikalar için çıkış olarak yine Afrika’yı gösterdi. Aksüyek, “Oralarda ciddi şekilde kayıplarımız var. Bu bölgelerdeki kayıplar Afrika pazarıyla telafi edilebilir. Bu rekabeti kazanmanın ilk şartı ucuz üretim. Avrupalılar çimentoyu Afrika’da üretmeye başlarlarsa Türk çimentocular için olumsuz bir tablo çıkar. Ben bizim çimentocularımızın da bu konuyla ilgilendiğini düşünüyorum. Yakında çimentocularımızın Afrika’da yatırım yapacağını duymak şaşırtıcı olmaz” açıklamasında bulundu.
Limak Holding’in de Afrika’da yatırım hazırlığında olduğu bilgisini veren Aksüyek, şunları söyledi: “Çimento grubu olarak Afrika’da 2 ülkede yatırım faaliyetleri ile ilgili fizibilite çalışmalarımız sürüyor. Biri ihale aşamasında. Ülkelerin ikisi de Arap Baharı’nın etkilediği bölgelerden uzakta. Biri eylül sonunda sonuçlanır. Her bir ülke için 150 milyon dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz. Çimento ile birlikte enerji ve inşaat alanında da yatırım yapmayı düşünüyoruz.”

“Afrika’nın avantajlı konumu tartışılır”
Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu ise “Avrupa piyasasından çimentocu olarak biz umudu kestik. Çünkü o bölgedekiler dahi kendi mallarının yarısını satamıyor. İspanya’da yılda 60 milyon ton çimento kullanılırken, 18-20 milyon tonlara düşmüş durumda. O ülkelerin üreticileri de kendilerini diğer pazarlara atmak için can atıyorlar” dedi. Bu anlamda akla ilk gelen pazarın Afrika olduğunu ancak yoğun talep nedeniyle Afrika’nın avantajlı durumunun da tartışılır hale geldiğini belirten Şahinoğlu, “İhracatta özellikle Avrupa piyasaları ölmüş durumda. Rusya’daki kış olimpiyatları nedeniyle önemli bir hareket var. Irak ve Suriye pazarı çok önemli pazarlardı. Ancak bu yıl onlarda da ciddi zafiyet var. Suriye tamamen bitti. Irak ile ilişkiler gergin” açıklamasını yaptı.
Çimento sektöründe geçtiğimiz yıla oranla yıl sonuna kadar yüzde 5’lik bir büyüme beklediğini söyleyen Şahinoğlu, iç piyasanın canlı olduğunu dile getirdi. Van depreminin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından bölgede bir beton santrali kurmak için teklif aldıklarını söyleyen Şahinoğlu, kendilerine nehüz yer gösterilmediği için projenin şimdilik askıya alındığını belirtti.

Ramazan durgun geçti, eylülü bekleyeceğiz
Bu yıl ağır hava şartları nedeniyle kötü geçen ocak-şubat dönemini ve sonrasını da değerlendiren Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu şunları söyledi: “Yılın ilk aylarında mevsimsellik nedeni ile yaşanan kötü gidiş düzeldi. Olumsuz etkiler hafifledi. O dönemde biriken stoklar erimeye başlamıştı. Ancak Ramazan ayında bir durağanlık yaşadık. Toparlanma için eylülü beklememiz lazım.”

cimento1.jpg

 

Gamze ŞENER

ASELSAN sınır güvenliğine talip


ASELSAN Genel Müdürü Ergeneman ülkenin sınır güvenliğini üstlenmeye hazır oldukları söyledi.
ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, sınır güvenliği konusunda hem mobil hem sabit sistemler geliştirdiklerini belirterek, “Gözetleme, hareket belirleme, hedef tespit gibi konular bizim konularımız. Dolayısıyla bize bir görev verilirse bunu yapacak durumdayız” dedi.
Ergeneman,  bazı internet sitelerinde yer alan ASELSAN hisselerinin İsrail’e satıldığı şeklindeki haberlerin gerçekleri yansıtmadığını söyledi. ASELSAN’ın yabancı bir şirkete veya ülkeye satılmasının gündemde olmadığını ifade eden Ergeneman, “Böyle bir şeyi kimse düşünmüyor, hele İsrail’e hiç düşünülmüyor” diye konuştu.
ASELSAN’ın hisselerinin borsada işlem gördüğünü hatırlatan Ergeneman, bu hisselerin yarıya yakın kısmının ise yabancılar tarafından alındığını söyledi. ASELSAN’ın büyümesi ve gelişmesi nedeniyle hisselerdeki yabancı miktarının da arttığını anlatan Ergeneman, “Bizim hisselerimizdeki yabancı miktarı eskiden yüzde 20-25 düzeyindeydi. Bu oran yüzde 45 seviyesine yükseldi. Bunların da büyük kısmı ABD ve Avrupa’daki emeklilik fonları. Dolayısıyla İsrail tarafıyla ilgili bir durum yok. Belki borsadaki yabancı payının artması nedeniyle böyle yanlış haber yapılmış olabilir” şeklinde konuştu.

“Sınır güvenliğinde görev verilirse bunu yaparız”

Ergeneman, ASELSAN’ın geliştirdiği sınır güvenliği sistemleriyle ilgili soruyu yanıtlarken de bu konuda oldukça ilerlemeler kaydettiklerini, şu anda Güneydoğu’da kısa bir sınırda örnek çalışma yaptıklarını anlattı. Sınır güvenliği konusunda hem mobil hem sabit sistemler geliştirdiklerini ifade eden Ergeneman, “Gözetleme, hareket belirleme, hedef tespit gibi konular bizim konularımız. Dolayısıyla bize bir görev verilirse bunu yapacak durumdayız” şeklinde konuştu.
Cengiz Ergeneman, haberleşme konusunda da dünyada oldukça iddialı olduklarını, Güney Amerika’dan, Pasifiklere kadar bir çok ülkede ASELSAN cihazlarının kullanıldığını kaydetti.

ABD’ye 40 bin telsiz sattık”

ASELSAN telsizlerinin de dünyada artık bir marka haline geldiğini ifade eden Ergeneman, bir çok ülkede ASELSAN telsizlerinin kullanıldığını sadece ABD’ye 40 bine yakın telsiz sattıklarını söyledi.

Avrupa’nın en büyük üç tesisinden biri

ASELSAN’ın Gölbaşı’ndaki Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi Yerleşkesinin ne zaman faaliyete geçeceğine ilişkin olarak da Ergeneman, şirketin radar ve elektronik harp konularındaki çalışmalarını halen Macunköy yerleşkesinde sürdürdüğünü, Gölbaşı’ndaki yerleşkenin Mart 2014’te açılacağını belirtti. Ergeneman, toplam 335 dönümlük alan içerisinde inşa edilecek ve 76 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterecek olan tesisin, Avrupa’nın mikrodalga modül üretimindeki en büyük üç tesisinden biri olacağını ifade etti.

Tersine beyin göçü çalışmaları

Yurt dışında özellikle ABD’de çok sayıda Türk mühendisin çeşitli sektörlerde başarıyla görev yaptığına işaret eden Ergeneman, bu gençlerin Türkiye’ye gelerek ASELSAN’da çalışmaları için yoğun çaba harcadıklarını söyledi. Ergeneman, bu kapsamda 2006 yılından itibaren toplam 123 Türk genciyle görüştüklerini bunların 66’sının ASELSAN’da işe başladığını anlattı.

F-4 uçaklarında kullanılacak keşif gözetleme podları

İsrail’in, F-4 uçaklarında kullanılacak keşif gözetleme podlarının tedariki için firmalarına ihracat izni vermemesini de değerlendiren Ergeneman, şöyle konuştu:
“Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın keşif gözetleme sistemi ihtiyacının acil olarak karşılanması amacıyla İsrail ELOP ve ELTA firmalarından Elektro-Optik ve Kızılötesi Taktik Keşif podları ile Sentetik Açıklıklı tedarik edilmesi ve RF-4E uçaklarına entegrasyonu planlanıyordu. Söz konusu sistemlerin kullanım amacı uzun mesafeden keşif gözetleme yapılması amacıyla yüksek çözünürlüklü görüntü alınması ve alınan görüntünün istenen komuta merkezlerine aktarılmasıdır.
Söz konusu iki firma ihracat lisanslarının İsrail hükümeti tarafından iptal edilmesi nedeniyle projelerdeki yükümlülüklerini yerine getiremediler. Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile de koordine edilerek, ELOP ve ELTA firmalarına fesih bildirimi yapıldı. EO/IR ve SAR/GMTI podları acil ihtiyaç olarak belirtildiği için yurt dışından hazır alım yoluna gidildi. Eğer özgün bir ürün talep edilirse geliştirilmesi için gereken alt yapı ve deneyimli insan gücü ASELSAN’da mevcuttur. Söz konusu sistemlerin özgün olarak ASELSAN’da geliştirilmesi için çalışmalar devam ediyor.”

Kaynak:

Yüksek Hızlı Tren Garı ihalesine tek teklif geldi


Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı İhalesi’ne tek teklifi Limak İnşaat-Kolin İnşaat-Cengiz İnşaat konsorsiyumu verdi.

ANKARA – Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından yap-işlet-devret (YİD) modelinin ilk kez uygulanacağı Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı İhalesi’ne tek teklifi Limak İnşaat-Kolin İnşaat-Cengiz İnşaat konsorsiyumu verdi.

TCDD Genel Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen ihalenin komisyon başkanlığını TCDD Genel Müdür Yardımcısı İsmet Duman yaptı.

Duman, ihalenin açılışında yaptığı konuşmada, bugüne kadar havaalanlarının yapımında başarıyla uygulanan YİD modelinin ilk kez bir demiryolu projesinde uygulanacağını ifade etti. Projenin başarıyla gerçekleştirilmesi durumunda YİD modelini bundan sonraki projelerde de uygulayacaklarını bildiren Duman, projeyle ilgili bilgi verdi.

İhale için 10 firmanın şartname aldığını belirten Duman, tek teklifin Limak İnşaat-Kolin İnşaat-Cengiz İnşaat konsorsiyumundan geldiğini bildirdi.
Şartname gereği inşaat süresinin 2 yılı geçemeyeceğini ifade eden Duman, gerekli incelemeler ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra işletim süresi teklifinin yer aldığı zarfın basın huzurunda açılacağını kaydetti.

Uzay üssü görünümlü gar binası

Celal Bayar Bulvarı ile mevcut gar binasının arasındaki araziye yapılması planlanan Ankara Hızlı Tren Garı, 21 bin 600 metrekarelik alan üzerine inşa edilecek. Günde 50 bin, yılda 15 milyon yolcu kapasitesine sahip garın zemin katında yolcu dinlenme salonları ve büfeler bulunacak. Garın iki katına 5 yıldızlı otel yapılacak, çatı katında ise restoran ve kafeler olacak. Tesisin zemin katının altında peronlar ve bilet satış gişeleri, bir alt katta ise 3 bin araçlık kapalı otopark yer alacak.

Mevcut gardaki hatların deplase edilmesinin ardından yeni garda, aynı anda 12 hızlı tren setinin yanaşabileceği 420 metre uzunluğunda 6 hızlı tren, 4 konvansiyonel, 2’şer banliyö ve yük treni hattı yapılacak.

Ankara Hızlı Tren Garı ile mevcut garın eş güdümlü olarak kullanılması planlanıyor. İki gar binasının yer altından ve yer üstünden bağlantısı sağlanacak. Projeye göre, hafif raylı toplu taşıma sistemi Ankaray’ın Maltepe istasyonundan yeni gar binasına içinde yürüyen bant bulunan tünel yapılacak.

Yeni Hızlı Tren Garı, ulusal ve uluslararası standartlar dikkate alınarak ve diğer ülkelerdeki yüksek hızlı tren garlarının yapısı, düzeni, kullanım ve işletme şekilleri incelenerek planlandı.

Ankara Gar ve çevresini Başkent için bir cazibe merkezi haline dönüştürülmesi hedeflenen proje, günümüz teknolojisi ve mimari anlayışının yanında hız ve dinamizmi simgeleyecek ve TCDD’nin yeni vizyonunu temsil edecek şekilde tasarlandı.

İlk ihalesi geçen yıl yapılmıştı

TCDD, ‘uzay üssü’ görünümündeki hızlı tren istasyonu için ilk olarak 20 Ocak 2011’de ihaleye çıkacağını duyurmuştu. Şartname satın alan firmaların tesisin altından geçmesi planlanan metronun sıkıntı yaratabileceği yönündeki çekinceleri nedeniyle ihale, 22 Şubat 2011 tarihine ertelenmişti. Bu tarihte de firmaların talebi nedeniyle 2 Mart 2011 tarihine ertelenen ihaleye, Limak İnşaat ve (Hindistan Merkezli) GMR Infrastructure Ortak Girişimi ile İÇTAŞ ve Cengiz İnşaat Ortak Girişimi teklif vermişti. YİD modeli ile toplam 100-150 milyon dolarlık yatırımla inşa edilecek projenin ihalesi daha sonra iptal edilmişti.

TCDD, daha sonra Ankara Hızlı Tren Garı ihalesinin, YİD modeliyle 17 Temmuz 2012’de yapılacağını duyurmuş, ancak şartnameyi alan firmaların talebi üzerine ihale 28 Ağustosa ertelenmişti.

 

Kaynak:

Atlas İnşaat’tan Büyükdere’ye rezidans


İstanbul Büyükdere’ye otel rezidans ve ofislerden oluşan karma proje planlayan şirket, Göztepe’ye de konut inşa edecek.

Bu güne kadar gerek yurt içinde gerekse yurtdışında farklı projelere imza atan Atlas İnşaat, yeni projelere yelken açtı. Şirketin 2013 yılı planları arasında birden fazla proje bulunuyor. Yatırımlar için bir taraftan arazi satın alan şirket bir diğer taraftan da gelen arazi tekliflerini değerlendiriyor. Yeni projelerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ili yer alıyor. Atlas İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ceylan, yurtdışında da gerek alt yapı gerekse üst yapı yatırımları için görüşme halinde olduklarını söylüyor.

47 dönüm için pazarlık

Mehmet Ceylan Büyükdere’de planladığı karma proje için halihazırda arazi pazarlıklarını sürdüğünü belirterek, “Pazarlığını yaptığımız arazi yaklaşık 47 bin metrekare. Kısa bir süre içinde arazinin alımını gerçekleştireceğimizi umuyoruz. Alım gerçekleştikten sonra planımıza ruhsat alacağız ve 2013 yılının en geç ortasında projeyi devreye sokacağız. Planımız 300 milyon dolarlık bir yatırımla arsaya 3 yüksek blok inşa etmek. Bloklardan biri otel olarak yükselecek. Oteli biz işletmeyeceğiz ve kiraya vereceğiz. İkinci blok rezidans ve 3’ncü blok ise ofis olacak. Tüm sosyal donatılarda projede yer alacak. A plus bir proje olacakî bilgisini verdi.

Göztepe’ye konut

Pazarlıkların sürdüğü bir diğer bölge Göztepe olarak dikkat çekiyor. Burada yaklaşık 100 bin metrekare arsa için pazarlık yaptıklarının dile getiren Mehmet Ceylan, anlaşabilirse bu araziye de konut yapılması planlanıyor. Ağırlıklı olarak konutların yer alacağı arsa içinde ihtiyaca yönelik ticari ünitelere de yer verilecek.

ABD’li ortak

2013 yılı içinde planlanan yatırımlar için yabancı ortakla proje bazında anlaşma yapabileceklerini de kaydeden Mehmet Ceylan, “Her iki projede 300-400 milyon dolarlık projeler. Bu projeler için şu anda ABD’li bir yatırımcı ile görüşüyorum. Görüştüğüm yabancı ortak bir yatırım fonu değil şahıs. Anlaşabilirsek yola proje bazında yabancı ortakla devam edeceğizî dedi.

Lojistik depolar yapıyor

Şirketin halen inşaatı devam eden projelerinin arasında lojistik depolar da bulunuyor. Adapazarı’nda inşa edilen lojistik alan 3 bin 500 metrekare, Gebze’de inşa edilen lojistik alan ise 20 bin metrekarede yükseliyor. Şirket inşa ettiği lojistik alanları kiraya veriyor ve kira geliri elde ediyor. Şirketin farklı yatırımcı grupları ile ortaklaşa gerçekleştirdi Nispetiye On projesinde ise inşaat hızla yükseliyor.

Harem sınırlarına inşaat

Şirketin planları arasında Suudi Arabistan’a yatırım yapmakta bulunuyor. 2 farklı yatırımlar için görüşmelerini hızlandıran Mehmet Ceylan, ilk yatırım için bu yıl start verilebileceğini söylüyor. İki yatırımın toplam büyüklüğü 3 milyar dolar olarak veriliyor. İlk proje Cidde’de 9 bin konuttan oluşuyor. Konutların 8 bin 200’ü normal apartman dairesinde, 800’ü ise villa. Mehmet Ceylan’ı en çok heyecanlandıran yatırım ise Mekke’de harem sınırları içerisinde yer alan konut, alışveriş merkezi, rezidans ve hastaneden oluşan proje.

Dünya firmaları devrede

Bu projenin ihalesine girdiklerini dile getiren Ceylan, “Harem sınırları içerisinde ciddi bir yapılaşma olacak. Dünyanın yer yerinden firmalar burada inşaat yapmak için sıraya girmiş durumda. İnşaatların yapılacağı toplam alan 80 milyon metrekare. Herkes bu arazi içinde belli bir kısmına projeler yapmak için görüşmeler yapıyor. Biz de Türk firması olarak bu kutsal mekanda hizmet gerçekleştirip proje yapmak istiyoruzî şeklinde konuştu.  Ceylan imzaların ise ramazan bayramından sonra atılmasını beklediklerini söyledi.
 

Emine Açar