Kadıköy – Kartal metro hattına deniz entegrasyonu 24 Ağustos 2012 07:42


27 Ağustos Pazartesi günü başlayacak yoğunlaştırılmış Kadıköy – Kabataş seferleri iki kıta arasında geçişin diğer bir alternatifi olacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları, Anadolu yakasının ilk metrosu olan Kartal – Kadıköy metrosunun hizmete açılmasının ardından Kabataş – Kadıköy seferlerini yeniden düzenliyor.

Kartal – Kadıköy arasını 32 dakikaya indiren Metro hattıyla Kadıköy’e ulaşan İstanbullular Şehir Hatları’nın vapur ve motor seferleriyle Eminönü, Karaköy, Beşiktaş ve Kabataş gibi aktarma merkezlerine ulaşarak daha rahat seyahat planlaması yapılabilecek.

Şehir Hatları’nın Eminönü, Karaköy, Beşiktaş vapur seferlerinin yanı sıra Kabataş’tan düzenlenen yoğun motor seferleri İstanbulluları Kadıköy’de Metro hattıyla buluşturacak.

27 Ağustos’ta başlayacak olan seferler, yoğunluk zirve yaptığı 07.00 -10.00 ile 17.00 – 20.40 saatlerinde 20 dakika, 10.00 – 17.00 saatlerindeki düşük yoğunlukta da 30 dakika aralıklarla gerçekleştirilecek.

Pazar hariç haftanın altı günü karşılıklı 66 seferin yapılacağı Kabataş – Kadıköy hattında düzenlenen seferler metro, füniküler, tramvay ve İETT hatlarında elektronik biletle aktarma yapılacak.

Almanya’dan vize alacaklar dikkat!


3 Eylül 2012 tarihinden itibaren Schengen Vizesi müracaatları prensipte artık Almanya Büyükelçiliği ya da ilgili başkonsoloslukları tarafından alınmayacak, bunun için iDATA firması görevlendirilecek. iDATA başvuru belgelerini Almanya’nın diplomatik temsilciliklerine iletecek, işlemler onlar tarafından yapılacak.

Schengen vizesi talep edenler iDATA’nın Ankara, Bursa, Gaziantep ve İstanbul’da bulunan temsilciliklerine başvuracaklar. İzmir ve Antalya’da da Kasım 2012’den itibaren iki büro hizmet vermeye başlayacak.

Eski sistemden farklı olarak vize başvuruları kişinin ikametinin bulunduğu ile bağlı olmadan yapılabilecek. Yani Gaziantep’te oturan bir kişi İstanbul’dan da vize başvurusu yapabilecek.

iDATA büroları Pazartesi – Cuma arası 08.00 – 18.00, Cumartesi günleri de 08.00 – 12.00 saatlerinde hizmet verecek.

Yeni prosedürle birlikte vize için şahsi başvuru yapmak gerek kalmayacak. Tek koşulu başvuru sahibinin kendi adına vize başvurusu yapacak kişiye vekalet vermesi olacak.

Belgelerde bir sorun olması durumunda Büyükelçilik ya da ilgili başkonsolosluk telefonla başvuru sahibiyle iletişime geçecek.

Ender münferit durumlarda gerekli görülmesi halinde başvuru sahibi şahsi bir görüşme için Büyükelçiliğe ya da başkonsolosluğa çağrılabilecek.

Vize ücreti 60 euro olarak kalırken, işlem ücreti için ayrıca 20 euro ödenecek ancak randevu almak için artık ücret ödenmeyecek.

Taşeron firma yalnızca 3 aya kadar ki vize başvurularıyla ilgilenecek. Daha uzun süreli vize başvuruları için yine Büyükelçiliğe ya da ilgili başkonsolosluğa başvurulması gerekecek.

Almanya’nın başvuru sahibine vize vermesi için seyahatin ana hedefinin Almanya olması gerektiği de belirtildi.

Vize başvurularının istisnalar dışında 3 ila 7 gün içerisinde sonuçlandırılması hedefleniyor.

Vize başvurularının hangi aşamada olduğu da iDATA’nın web sitesi üzerinden takip edilebilecek.

Vize başvurusu sonuçlanan kişiye pasaportu direkt iDATA’dan teslim edilebileceği gibi istenirse kargo hizmetiyle de teslim edilebilecek.

 

Blue sky thinking


Abigail Ahern

The house I am about to show you this morning thinks outside of the box, at least the person who designed it does, and that is Kelly Wearstler. Now you may not like it, I for one am not the biggest fan of the space but what I love about it and about Kelly is she follows her own path. Her designs ignore whats in or whats out,  they are not limited by current beliefs, instead they are as open minded and as wide and clear as the blue sky. Confidence is required to follow your path and ignore what others say and just go with what you believe in, but it totally pays off.

So the point (a little obviously) I realise is take the plunge. If you want to paint something dark paint it dark, its a can of  paint if you hate it paint it back the…

View original post 274 kelime daha

By 1eladenecli Posted in Genel

Customising a rental


Abigail Ahern

Many of us city living types rent, I happen not to but I used to so I know only to well how frustrating it can be to have restriction upon restriction thrust upon you. The thing is to not let those restrictions bog you down, like we used to have this bland grey carpet throughout the house we rented in the USA so I layered the space with rugs to up the style ratings.  We also weren’t allowed to bang holes in walls so I propped large canvases and boards against the walls and papered them. I replaced all the boring pendant lights with cooler ones and I accessorized big time.

A few other ideas, equally applicable (even if your not renting ) that I have done in my time and which have been hugely successful. First up and possibly my favourite, decals or vinyl paper that hide unwanted views…

View original post 318 kelime daha

By 1eladenecli Posted in Genel

Fotoğraflarla: Rio’da olimpiyat hazırlıkları


Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Londra Olimpiyatları’nın kapanış töreninde olimpiyat bayrağının Rio de Janeiro’ya teslim edilmesiyle gözler bu kentteki hazırlıklara çevrildi.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

2016 Olimpiyatları’nın açılış ve kapanışı Maracana Stadyumu’nda yapılacak. Stadyum şu anda 2013 Konfederasyon Kupası ve 2014 Dünya Kupası için bakımda.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Rio eyalet hükümeti, Maracana’daki hazırlıkların yüzde 62’sinin tamamlandığını söylüyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Olimpiyat Parkı’na yer açmak evlerinden olacak yerel halk da protestolar düzenliyor. Aktivistlere göre 4 bin kişinin evi yıkılacak.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Geçmişte Formula 1 yarışlarının yapıldığı Jacarepagua’daki eski otomobil yarışları alanı da yıkılarak Olimpiyat Parkı’na yer açılacak.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Olimpiyat Parkı ve Olimpiyat Köyü tamamlandığında bölgenin böyle görünmesi planlanıyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Samba okullarının ünlü karnavalının yapıldığı 700 metrelik Sambadrome bulvarı, maratonların bitiş noktası ve okçuluk yarışlarının mekanı olacak.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Rio’nun liman bölgesi de olimpiyatlar için yenileniyor. Trafik kapasitesini %40 artırmak amacıyla yeni yol ve tüneller yapılıyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Dağlar ile deniz arasına sıkışan Rio’da trafik ciddi bir problem. Yetkililer yeni yollar sayesinde sorunu çözeceklerini söylüyor.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Büyük projelerden biri de kentin güneyini batısına bağlayan yeni metro hattı.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Bir diğer olimpiyat mekanı, yelkencilik yarışlarının yapılacağı Marina da Gloria.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Marina 1960’larda kurulan Flamengo Parkı’nın içinde yer alıyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Flamengo Parkı ise bisiklet yarışlarına evsahipliği yapacak.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Rio’nun ünlü Copacabana Plajı’nda da yelken, kürek, triatlon ve tabii plaj voleybolu müsabakaları olacak.

OYAK’ta 112 milyon dolarlık yolsuzluk soruşturması


OYAK’ta 2000-2004 arası yapıldığı iddia edilen 112 milyon dolarlık yolsuzlukla ilgili soruşturma dosyası yeniden açılıyor. Emekli subayların, savcının ‘zaman aşımı var’ dediği karara itirazını mahkeme kabul etti.

ORDU Yardımlaşma Kurumu’nda (OYAK) 2000-2004 tarihleri arasında yapılan yolsuzluk ve usulsüzlük soruşturması dosyası yeniden açılıyor. Geçen yıl konuyla ilgili yapılan suç duyurusunu inceleyen Ankara Cumhuriyet Savcısı Abdullah Akkuş, söz konusu dönemde OYAK’ta yaşandığı ileri sürülen yolsuzlukların gerçekliğini ileri sürmüş, ancak zaman aşımı sebebiyle kovuşturma yapılamayacağını bildirmişti.

‘Kurum zarara uğratıldı’ iddiası

Ancak mağdurlardan emekli astsubay Ercan Doğan, savcılığın bu kararına itiraz etti. Doğan’ın OYAK şirketlerinde yönetici olarak çalışan şahısların kendileri için kurumdan aldıkları paraları geri ödemediklerine ve bunun gibi usulsüzlüklere dair yaptığı itiraz Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Böylece, OYAK yöneticilerinin ‘görevi kötüye kullanma’ iddiasıyla yeniden soruşturulması yapılacak. Yolsuzluk ve usulsüzlükle ilgili soruşturma dosyasında, OYAK iştiraklerinden Halk Leasing, Oyakbank ve Oyak Europan Finans kuruluşlarında 112.1 milyon dolar tahsil edilemeyen alacakların üstünün çizildiği ve o dönemde Oyakbank’a ait olan Ankerbank’ın üst düzey askerlere kullandırıldığı iddia edilen 40 milyon TL’lik kredinin silindiği gibi iddialar da yer alıyor.

Mallar devlet malı niteliğinde

Mahkemenin, yapılan itirazın kabul edildiği 29 Haziran 2012 tarihli kararında, şunlar kaydedildi: “Şikâyetçinin şikayeti üzerine şüpheli hakkında ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan dolayı soruşturma açıldığı, soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca şüpheli hakkında müsnet suçtan kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından… Müştekinin dilekçesinde belirttiği iddiaların sübutu halinde zimmet suçunu oluşturacağı, OYAK kanununa göre malların devlet malı niteliğinde olduğunun belirtilmiş olmasına göre zaman aşım süresi içinde soruşturmanın yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.”

OYPA’DA 3.6 MİLYON TL AÇIK

OYAK hakkında soruşturma açılması kararı çıkarılan dosyada önemli iddialar yer aldı. Dosyada yer alan bilgilere göre, 2000-2004 tarihleri arasında OYAK iştiraklerinden Oyakbank, Halk Leasing ve Oyak Europan Finans kuruşlarının 112.1 milyon dolarlık tahsil edilemeyen alacaklarının bulunduğu, ancak bu paranın üst düzey askeri yetkililer ile bağlantılı olması nedeniyle kurum içinde buharlaştırıldığı iddia ediliyor.

Ayrıca OYAK iştiraki Alman Ankerbank’ın 31.03.2000 tarihi itibariyle 11.7 milyon Mark’ı bireysel olmak üzere toplam 40.2 milyon Mark yasal takipte olan kredi alacağı olduğu, bu kredilerin üst düzey generaller ve birinci derece akrabalarına verildiği iddia edildi. Dosya da yer alan başka bir iddia ise yine OYAK iştirakleri arasında yer alan Ordu Yardımlaşma Pazarı’nın (OYPA) 2000 yılında 2.4 milyon, 2011 yılında ise 1.2 milyon sayım açığı olduğu, süpermarket niteliğinde olan bu kurumdan tüm üst düzey askerlerin ev ihtiyaçları ücretsiz karşılandığı da iddia edildi.

Kaan Zenginli/Star

By 1eladenecli Posted in Genel Etiketler

ABD artık ÖSO’ya doğrudan komuta edecek!


Hillary Clinton dün gerçekleşen Türkiye ziyaretiyle ilgili basın toplantısında muhataplarıyla “yoğun operasyonel planlama” yaptıklarını söyledi. “Operasyonel planlama” uçuşa yasak bölge ilanından, tampon bölgeye ve ÖSO operasyonlarının askeri planlamasına kadar uzanıyor!

ABD Dışişleri Bakanı 11 günlük Afrika gezisinin ardından dün Türkiye’ye gelerek, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’le görüştü. Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından iki bakan ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, görüştükleri konular hakkında basına bilgi verdi.

“Operasyonel planlama”
Hillary Clinton basın toplantısında Suriye konusunda “yoğun bir operasyonel planlama yaptıklarını” söyledi. Clinton, “Çatışmalar başladığından bu yana yakın bir işbirliği içindeyiz. Fakat artık operasyonel planlamanın hakiki ayrıntılarına girmemiz gerekiyor ve bunun iki hükümet arasında yapılmasına ihtiyaç var” diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı sözlerini, “İstihbarat servislerimiz ve ordularımızın çok önemli sorumlulukları ve oynayacak roller bulunuyor. Bu nedenle tam da bunları yerine getirmek için bir çalışma grubu oluşturacağız” diye sürdürdü. Pek çok olasılık üzerinde durduklarını söyleyen Clinton, bu olasılıkların kimyasal silah kullanılmasını da içerdiğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise basın toplantısında “Çatışmanın başından bu yana aramızda koordinasyon vardı. Ama artık operasyonel planlamanın detaylarına girmemiz lazım. İstihbarat servislerimiz ve ordularımızın büyük sorumluluğu var ve bunu başarmak için çalışma grubu başlattık” demesi boşuna değil” şeklinde konuştu.

Uçuşa yasak bölge ihtimali
Bir gazetecinin muhaliflerin kontrol ettiklerini iddia ettikleri bölgeler üzerinde uçuşa yasak bölge ilan edilip edilmeyeceği yönündeki sorusuna da cevap veren Hillary Clinton, bunun mümkün olduğunu söyleyerek, “Sorunuzda belirttiğiniz hususlar tam da Bakan’la benim daha derinlemesine analiz edilmesi gerektiği konusunda üzerinde anlaştığımız başlıklar” diye devam etti.

Geçtiğimiz hafta üst düzey bir ABD’li yetkili Suriye’nin hava sahasının uçuşa kapatılması seçeneğinin halen masanın üzerinde olduğunu belirtmişti. Obama’nın terörle mücadele baş danışmanı John Brennan, “ABD hükümeti mevcut duruma ve ne tür senaryoların gelişebileceğine bakıyor ve bu koşullara en uygun olasılık planlarını çıkartıyor” demiş, uçuşa yasak bölge ihtimalinin ise “masanın üzerinden kalkmadığını” sözlerine eklemişti. Brennan’ın açıklaması Jonhn McCain’in başını çektiği Cumhuriyetçi senatörlerin Suriye’nin kuzey bölgesinde uçuşa yasak bölge ilan edilmesi yönündeki baskısı sonrasında gelmişti.

ABD ÖSO’nun komutasını ele alacak
Clinton ve Davutoğlu’nun sözünü ettiği “somut operasyonel planlama”nın en önemli başlıklarından bir tanesinin de ana komuta merkezi Türkiye’de bulunan Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yönetilmesi konusunu doğrudan ele almak gibi görünüyor. Toplantıdan sonra yapılan açıklamada, ÖSO’nun komuta ve koordinasyon yapısının geliştirilmesi, diğer muhalif gruplarla koordinasyonun sağlanması ve önümüzdeki aylarda oluşabilecek askeri ve “insani” gelişmelere karşı hazırlıklı olunması için iki ülke arasında ortak çalışma başlatılacağı ifade edildi.

CNN Türk’e demeç veren üst düzey bir ABD’li yetkili, toplantıları izleyen Türk yetkililer de Amerikan tarafının Suriye krizine bir son vermek amacıyla daha güçlü ”irade beyan ettiğini” ve “elini taşın altına koymaya” daha hazır olduğunu belirtti. Kurulacağı açıklanan “çalışma grupları” ABD yönetiminin silahlı grupları organize etmek ve yönetmek konusunda daha doğrudan bir rol üstleneceğini ve bu konuda Türkiye’yle daha yoğun bir işbirliği yapılacağını gösteriyor.

Bu kapsamda ilk aşamada “mültecilere yardım” adı altında 5,5 milyar dolarlık bir fonun daha devreye sokulacağı açıklandı. “İnsani yardım” gerekçesiyle verilen bu paranın önemli bir kısmı ÖSO gibi grupların iletişim teçhizatları ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılacak.
Clinton “şimdilik” ÖSO’ya silah vermeyeceklerini söylese de, ÖSO’nun yapısını daha iyi tanımak istediklerini ifade etti. Ayrıca bundan sonraki aşamada ÖSO’nun komuta sisteminin geliştirilmesi ve hiyerarşik düzenli bir ordu yapısı kurulması için ortak görüş beyan edildi.

Hangi silahların kullanacağına ve askeri taktiklere ABD karar verecek
ABD’nin, muhalifler tarafından talep edilen MANPAD adlı uçaksavar füzelerini vermemesinin sebebi, muhaliflere daha fazla ağır silah verilmesinin ölü sayısını artıracağı endişesi olarak açıklandı. Başka bir açıdan bakıldığında ABD, muhaliflerin ne tür silahlarla savaşacağı konusundaki stratejik planlama yapma inisiyatifini elinde tutmayı tercih ediyor denilebilir. Diğer yandan, muhaliflerin elinde ciddi miktarda ağır silah da bulunduğu biliniyor.

ABD’nin, ÖSO başta olmak üzere silahlı grupların hangi silahlarla savaşacağına karar verme inisiyatifi dışında, bu grupların askeri taktiklerini de doğrudan şekillendirmeye başlayacağı anlaşılıyor. “ÖSO’nun komuta sisteminin geliştirilmesi ve hiyerarşik bir ordu yapısı kurulması” konusunda yapılan vurgu da buna işaret ediyor. Ancak mesele, Halep’e yönelik yoğun saldırıların “taktik olarak durdurulması” ve hazırlıklar tamamlandıktan sonra Halep’i almak üzere daha şiddetli bir saldırı başlatılması gibi “ince planları” da içeriyor.

Tampon bölge olasılığı arttı
Clinton’un Türkiye ziyareti sonrasında tekrar yoğun bir şekilde gündeme gelen bir diğer başlık da Suriye’nin kuzeyinde bir tampon bölge oluşturulması oldu. Geçmişte bu seçeneğe soğuk bakan ABD’nin “operasyonel planlama” aşamasıyla birlikte bu tür ihtimallerin analiz edilmesi için çalışma gruplarını görevlendirmesi gündeme geldi.

Clinton “muhalif gençler”den çok etkilenmiş
Davutoğlu’yla görüşmesi öncesinde Suriyeli muhaliflerden oluşan bir heyetle de görüşen Clinton, “Bu genç eylemcilerden çok etkilendim” diye konuştu.

Suriye’ye karşı yeni yaptırımlar
Bu arada Vaşington yönetimi geçtiğimiz hafta Suriye’ye karşı yeni ekonomik yaptırım kararları aldığını duyurdu. Suriye’nin devlete ait petrol şirketi Syrol’u hedefleyen yaptırımların gerekçesi, şirketin İran’a ve Hizbullah’a benzin tedarik etmesi olarak açıklandı.

(soL-Dış Haberler)

Bu ilde uranyum çıkmadan dedikodusu çıktı, işler zorlaştı


 

Yozgat’ta 7 bin ton uranyum rezervi tespit edilen ve halen sondaj çalışmaları yapılan Sorgun ilçesine bağlı Mehmetbeyli, Akoluk ve Temrezli köylerinde çıkan dedikodular araştırma çalışmalarını da güçleştiriyor

Madencilik firmasının Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Sabri Duransoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yozgat’ta uranyum madeni rezervini tespit etmek için 40’ın üzerinde sondaj çalışması gerçekleştirdiklerini belirterek yaptıkları sondaj çalışmalarında bölgede 7 bin 600 ton rezerv olduğunu ortaya çıkardıklarını söyledi.

Köyde uranyum arama çalışmaları yaparken sık sık köylüleri de bilgilendirmeye çalıştıklarını anlatan Duransoy, çıkarılan söylentiler nedeniyle çalışmaları yaparken sıkıntı çektiklerini de vurguladı.

Henüz uranyum tespit çalışmalarının sürdüğünü, köylülerin tarlasında bir metre ile 3 metre arasında çalışmalar yapıldığını hatırlatan Duransoy, araştırma çalışmalarında verdikleri zarar için tarla sahiplerine 100 ile bin 200 lira arasında ödeme yaptıklarını kaydetti.

Köylülerin milyon dolarlık uranyumu hemen her tarlada olduğunu sandıklarını vurgulayan Duransoy, ”Tarlalarda buğday, arpa, mercimek gibi hangi ürün varsa metrekare hesabından ne kadar zarar veriyorsak ödeme yapıyoruz. Bu paraları tarlayı işleyen kişiye veriyoruz. Tarlasına araştırma yaptıklarımıza da işaret bayrağı dikiyoruz. Ayrıca tarlasında kaç delik delindiyse de delik başına 100 lira ödüyoruz. Her tarlada uranyum çıkmıyor. Çıkan tarla sahiplerine de kamulaştırma parası ödenecek” dedi.

Köylüler zengin olmak için biraz sabretmeli

Ödenen ücretlerin köylülerce az bulunduğunu ancak bu paraların sadece araştırma çalışması için ödendiğini hatırlatan Duransoy, şöyle devam etti: ”Uranyum henüz çıkmış değil. Yaptığımız iş araştırma sondajı. Her araştırma sondajı yapılan yerden de uranyum çıkmıyor. Numuneleri ve izinleri aldıktan sonra da tarlalar istimlak edilecek. Tarlaların değeri kamulaştırma sonrası verilecek. Hızlı trenin geçiş güzergahında, köylüye ne katkı sağlanmışsa uranyumun katkısı da ondan aşağı olmayacak.” Sondajlara bir süre ara verdiklerini, biçerdöverlerin tarladan çıkmasının ardından 60 sondaj yapmayı planladıklarını vurgulayan Duransoy, köylünün şikayetlerini de dikkate alarak hasat sonrası arama çalışmalarına devam edeceklerini bildirdi.

Yıllarca uranyum madeninin o bölgede saklı kaldığını ilk defa kendilerinin çıkaracağını anlatan Duransoy, ”Belli noktalarda kaynaklar tespit edilmiş ama çıkartılamamış. İlk defa biz çıkartacağız. 3 yıl sonra tesis de kurarak bu uranyumları çıkırmaya başlayacağız. Türkiye için büyük bir zenginlik kaynağı olacak” dedi.

Köylülerden araştırma çalışmalarına destek olmalarını isteyen Duransoy, henüz parasal beklentiye girmemelerini, zengin olmak için biraz sabretmelerini istediklerini kaydetti.

Bölgede yapılan çalışmanın dünyanın dikkatini çeken bir çalışma olduğunu vurgulayan Duransoy, şöyle konuştu: ”Köylülerimizin zenginlik hayalleri fazla. Şu ana kadar firma olarak herhangi bir kazanç sağlanmış değiliz. Tesis kurulmadan uranyum paraya dönüşmez. Köylümüzün yüzü ileride gülecek. Dedikodulara kulak asmamak lazım. Büyük projelerin dedikodusu da büyük oluyor.” Köylülerin sulara uranyum bulaşması nedeniyle hastalıkların arttığı yönündeki iddiaları üzerine suda inceleme yaptırdıklarını ancak her hangi bir olumsuz sonuca rastlanmadığını anlatan Duransoy, ”Orada binlerce yıldır uranyum vardı. O toprağın üzerinde yetişen ekinden yapılan unu yemişiz. Hayvanlar altında uranyum olan otlardan yemiş ancak etkilenmemiş. Maalesef çalışmalar başladıktan sonra da söylenti ve dedikodular da arttı” diye konuştu.

Suyumuz yapılan analiz sonrası temiz çıktı

Mehmetbeyli köyünden Ali Salman, firmanın köyde yaptığı araştırma sonrası kuyu başı 50–60 lira ödediğini anlattı. Kendilerine verilen paranın çok az olduğunu vurgulayan Salman, ”Uranyumun gramının 100 dolar olduğu söyleniyor. Para az ama millet bilmediğinden alıyor” dedi.

Uranyum nedeniyle suda bulaşıcı hastalık olduğu söylentisi çıktığını anlatan Salman, ”Madenciler su analizi yaptırdılar. Temiz çıkmıştı. Ancak köy halkı tekrar analiz yapılmasını istedi. Bu sefer de muhtar Yozgat ve Ankara’da analiz yaptırdı. Su temiz çıktı, şu an da bir sakınca yok” diye konuştu.

Köylülerden Uğur Doğan ise arazinin belli bölgelerinde uranyum numuneleri alındığını belirterek, uranyum işletildikten sonra köylülere önemli düzeyde katkısı olacağını belirtti. Kendisinin zenginlik hayali olmadığını ancak, uranyumla birlikte refah sefiyelerinin yükseleceğini anlatan Doğan, köylülerin ister istemez köy kahvehanesinde uranyum sohbeti açmadan gitmediğini kaydetti.

Doğan, köyde sık sık söylenti çıktığını ancak firmanın köylüyü bilgilendirmeye çalıştığını aktardı.

By 1eladenecli Posted in Genel

Japon devi Mitsubishi UFJ Türkiye’de banka açacak


Bank of Tokyo-Mitsubishi UFJ’nin (BTMU) alt kuruluşunun, BDDK’nın onay vermesi halinde Türkiye’de Ekim 2013’te faaliyete geçmesi öngörülüyor.

Türkiye’deki BTMU, tek ortağı olarak tamamen BTMU’ya ait olacak ve 300 milyon dolar (TL cinsinden karşılığı) ödenmiş sermayeyle toptan ticari bankacılık alanında faaliyetine başlayacak.

Sigara yasağını delen mekânlar uydudan takip edilecek


Arvento Mobile Systems’in geliştirdiği takip sistemisayesinde Sağlık Bakanlığı, Dumansız Hava Sahası uygulamasını uydudan takip edecek. Müfettişler, Alo 171 Çağrı Merkezi’ne gelen ihbardan anında haberdar olacak. Olay yerine intikal eden müfettişler tablet bilgisayarla mekânın fotoğrafını çekip raporu doldurarak ilgili birimlere gönderecek.

Sağlık Bakanlığı tarafından 3 yıl önce başlatılan ‘Dumansız Hava Sahası Projesi’ uyduyla iletişim sayesinde daha işlevsel hale gelecek. Araç ve kişi takip sistemleri şirketi Arvento Mobile Systems tarafından geliştirilen yeni sistemle bakanlık, 4 bin 500 müfettişin kullanacağı bin 500 tablet bilgisayara yeni yazılım geliştirdi. Uygulama sayesinde müfettişler, Alo 171 Çağrı Merkezi’ne gelen ihbardan anında haberdar olacak, olay yerine kısa zamanda intikal eden müfettiş, tablet bilgisayarla mekânın fotoğrafını çekip rapor formunu doldurarak bir tuşla Sağlık Bakanlığı ve ilgili tüm birimlere gönderebilecek.

Gazetecilerle sohbet toplantısı düzenleyen Arvento Genel Müdürü Özer Hıncal, GPS sistemiyle her şeyin kontrol altında olduğunu söyledi. Ankara’da pilot uygulaması yapılan sistemin başarılı olması halinde bu ay sonunda tüm yurtta uygulanması bekleniyor. Hıncal, kamu ve özel sektörde 170 binden fazla araç ve 12 binden fazla müşteriye hizmet verdiklerini ifade etti. 7 yıllık bir firma olmalarına rağmen 2010’dan bu yana ortalama yüzde 60 büyüme kaydettiklerini vurgulayan Hıncal, “30 milyon lira cirosu olan, yüzde 100 yerli sermayeli bir kuruluşuz. 22 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bu yıl sonuna kadar ihracat ülke sayımızı 34’e çıkaracağız.” dedi. En büyük avantajlarının yazılım, donanım ve cihazı üreterek, paket halinde müşterilere sunmak olduğunu kaydeden Hıncal, “Türkiye’de 18,5 milyon araç var ve bu araçların yarısı ticarî vasıflı. Sektörümüzün 350 bin araca hizmet verildiğini düşünecek olursak, çok büyük pazar ve yapılacak çok iş var.” dedi.

Eskiden araç takip hizmeti için şirketlerdeki lojistik bölümünden talep gelirken, şimdi insan kaynakları departmanlarından bile talep var. Araç filosu olan şirketler, sistem sayesinde araçların hız limitinden ani kalkış ve yavaşlamalarına, iş harici kullanımlardan yakıt tüketimine kadar birçok konuyu kontrol altında tutuyor. Sürücülerse, yanlarında patron oturuyormuş duygusuyla işlerini yapıyor. Özer Hıncal, insan kaynaklarının, ekonomik ve güvenli sürüş sistemleri sayesinde çalışanlar arasında performans değerlendirmesi başlattıklarını söyledi. Kişi takibi hizmetine de talep geldiğini belirten Hıncal, “Bazı belediyeler temizlik ihalesi yapıyor ve bin 200 kişinin çalıştığı bir firma işi alıyor. Ancak çöplerin toplanması, bahçelerin sulanması konusunda akıllarda soru işareti kalıyor. Bunu ortadan kaldırmak amacıyla, kişi takip sistemi talep ediyorlar.” şeklinde konuştu.

 

KENAN MEHMETZADE

By 1eladenecli Posted in Genel