Holiday Inn İstanbul’da iki markayla büyüyecek…


 

Dünyanın tanınmış otel zincirlerinden InterContinental Oteller Grubu (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılıyor.

Grup, Londra, Berlin, Paris, Lizbon, Amsterdam ve Kiev gibi büyük Avrupa şehirlerinin yanı sıra İstanbul’da da bu iki markayla büyüyecek.

Dünyanın en büyük otel zincirlerinden InterContinental Hotel Group (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılmayı sürdüreceğini açıkladı. Dünyada 60’ıncı yılını kutlayan grup,  2012’nin ilk yarısında dünya çapında 16 yeni Holiday Inn ve Holiday Inn Express’in projesini tamamlarken, 10 yeni otel için de kontrat imzaladı.

Böylece Avrupa’da sayıları 500’e yaklaşan Holiday Inn ve Holiday Inn Express otellerinin sayısı, bu yeni açılacak otellerle birlikte 550’yi aşacak. Dünya genelinde ise 700 tanesi inşaat halinde olmak üzere toplamda 4 bine yakın Holiday Inn ve Holiday Inn Express oteli bulunuyor.

BÜYÜME STRATEJİSİNDE İSTANBUL DA VAR

Yeni açılan Holiday Inn otelleri, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Ukrayna ve Polonya’da faaliyetlerine başlıyor. Türkiye’de de 13 otelle yoluna devam eden grup, Avrupa’da yayılma stratejisine paralel olarak, İstanbul’da her iki markadan da birer tane yeni otel açacak. Bu amaç doğrultusunda şehirde yeni bir Holiday Inn’in projesi tamamlanırken,  grup Holiday Inn Express oteli için de kontrat imzaladığını açıkladı. Şu anda Türkiye’de 5 tane Holiday Inn ve 2 tane Holiday Inn Express otelleri bulunduğunu da ekleyelim.

Yeni açılacak oteller için kontratların imzalandığı diğer ülkeler ise, İngiltere, Cezayir ve Azerbaycan olarak sıralanıyor. IHG’nin Türkiye dışında, İngiltere ve Hollanda’da da Holiday Inn Express açmak için kontrat imzaladığı belirtiliyor.

“DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN ZİNCİRLERİ ARASINDAYIZ”

IHG’nin Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkanı Robert Shephard, grubun Holiday Inn markalarıyla büyüme stratejisiyle ilgili olarak,  “Holiday Inn Express, en hızlı büyüyen orta ölçekli otel zincirleri arasında yer alıyor. Yeni açılan oteller ve imzalanan kontratlar, markanın sunduğu gücün ve kazanma formülünün birer göstergesi” diye konuşuyor.

Holiday Inn Express otellerinin hızlı iş hayatı içinde çok seyahat eden konuklar için mükemmel bir seçim olduğunu hatırlatan Shephard, “Bu markamızda, konaklayanlara tam da ihtiyaç duydukları konfor sunuluyor; kaliteli bir otelde harika bir gece uykusu ve ücretsiz kahvaltı. Her yıl yaklaşık 100 milyon kişi bu nedenle Holiday Inn ya da Holiday Inn Express otellerinde konaklamayı tercih ediyor. Üstelik bu deneyimi, herhangi bir otelimizde, uygun fiyata yaşayabiliyorlar” diye devam ediyor.

Shepherd, bu nedenlerden ötürü IHG’nin Avrupa’daki büyümesine Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla odaklanacağını vurguluyor ve sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Avrupa’da yayılmak bizim önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu stratejiyi hayata geçirmek içinde önümüzde sayısız fırsat bulunuyor. Şirket sahipleri ve yatırımcılar her iki markamıza yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü onlar da bizimle girdikleri her projenin tüketiciler tarafından tam not aldığının bilincinde.”

AVRUPA’NIN HOLIDAY INN HARİTASI

IHG’nin Holiday Inn markalarıyla Avrupa’da büyüme stratejisinin haritası çok önceden belirlenmiş. Buna göre Londra’da iki yeni Holiday Inn oteli açılmış bile. Şehrin en işlek caddelerinden Stratford City ve Gatwick-Worth’de açılan bu iki otelin dışında grup şehirde, yakın zamanda  iki otel daha açmayı planlıyor. Holiday Inn Londra Wembley’in önümüzdeki ay  açılacağını belirten grup yetkilileri, Holiday Inn Express Londra-Excel’in ise 30 Aralık 2013’te faaliyete geçmesini planlıyor.

IHG’nin Avrupa’da büyümesini sürdürdüğü metropoller Londra ile sınırlı değil. Berlin’de yeni bir Holiday Inn açan grup, Paris, Lizbon, Amsterdam, Kiev, Cezayir ve İstanbul’da da aynı markalar altında yayılmasını sürdürüyor. Grup yetkilileri, Holiday Inn Kiev, Holiday Inn Cezayir ve Holiday Inn Express İstanbul’un IHG ile yönetim sözleşmeleri altında bulunduğunu belirtirken, geri kalan otellerin franchise anlaşmalarıyla işletileceğini de ekliyor.

Bu yol Karadeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayacak


Ordu Valisi Orhan Düzgün, ”Osmanlı döneminde 1880 yılında gündeme getirilen yaklaşık 600 kilometrelik Karadeniz – Akdeniz Yolu Projesi’ninOrdu sınırları içerisinde yer alan 94 kilometresinin 2014 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor” dedi.

Vali Düzgün, halk arasında dere yolu projesi olarak ta bilinen Karadeniz – Akdeniz Yolu Projesi’nde çalışmaların tüm hızıyla sürdüğünü söyledi.

Projenin en zor ayağının Ordu sınırları içerisinden geçtiğini ifade eden Düzgün, ”Karadeniz Akdeniz Yolu Projesi, Ordu’yu Sivas ve Kayseri üzerinden Hatay ve İskendurun’a kadar bağlayacak uzun bir yol” diye konuştu.

Söz konusu projenin asırlar önce planlandığını, ancak yaşanan olumsuz şartlar nedeniyle bir türlü hayata geçirilemediğini anlatan Düzgün, şunları kaydetti:

”Karadeniz’i İç Anadolu’ya, Doğu Anadolu’ya ve Akdeniz’e bağlayacak olan Karadeniz – Akdeniz Yolu Projesi fikri Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. 1880 yıllarda Sultan Abdulaziz iki bölgenin yani Karadeniz’in İçanadolu’ya, Akdeniz’e bağlanması konusunda bir talimatı olmuş. Bununla ilgili İkinci Sultan Abdulhamit Han döneminde de küçük bir çalışma başlatılmış. Ama bu çalışmadan sonra bir ilerleme sağlanamamış. Cumhuriyetin ilanından sonra yine 1929 yılında o dönemin Ordu Valisi Ali Kemal bey tarafından ise bu yolun çalışmasına yönelik ilk çalışmalar yapılmış. Daha sonra ülkenin ekonomik durumu nedeniyle çalışmalar yeniden durmuş ve bir ilerleme sağlanamamış. 1970 yıllarda konu tekrar gündeme geldiyse de projenin ilerlemesi konusunda her hangi bir çalışma gerçekleştirilmemiş ve uzun yıllardan bu yana hükümet programlarından çıkmış.”

-”Ordu sınırları içerisinde 22 tünel çalışması var”-

Projenin daha sonra 2000′li yıllarda yeniden gündeme geldiğini de söyleyen Düzgün, şöyle devam etti:

”Daha sonra 2000′li yıllarda yolun açılması yeniden gündeme gelmiş ve şu anda da hızlı bir şekilde bu çalışmalar devam ediyor. Bu yolun toplam uzunluğu600 km’nin üzerinde. Ordu’yu Sivas ve Kayseri üzerinden Hatay ve İskenderun’a kadar bağlayacak uzun bir yol. Bu yolun en zor bölümleri Ordu ili sınırları içerisinde. Ordu sınırları içerisinde bu yolun94 km’si olmakla beraber bu bölgedeki coğrafi koşulların sertliği nedeniyle bir çok tünel ve viyadük yapılması gerekiyor. Bizim94 km’lik yol sınırı içerisinde yaklaşık 22 tane tünel çalışması var. Bunların büyük bir kısmı açıldı.94 km’lik yolun ilk13 km’si bölünmüş yol olarak geçtiğimiz yıl tamamlandı ve hizmete girdi. Yine aynı şekilde önce yıllarda yolun bazı bölümleri tamamlandı. Karayolları tarafından yolun tamamlanma çalışmaları hızla devam ediyor. Osmanlı döneminde 1880 yılında gündeme getirilen yaklaşık 600 kilometrelik Karadeniz – Akdeniz Yolu Projesi’nin Ordu sınırları içerisinde yer alan 94 kilometresinin 2014 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor”

Vali Düzgün, projenin tamamının tamamlanmasını ise heyecanla beklediklerini sözlerine ekledi.

LOJİPORT

Yüksek Hızlı Tren Garı ihalesine tek teklif geldi


Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı İhalesi’ne tek teklifi Limak İnşaat-Kolin İnşaat-Cengiz İnşaat konsorsiyumu verdi.

ANKARA – Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından yap-işlet-devret (YİD) modelinin ilk kez uygulanacağı Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı İhalesi’ne tek teklifi Limak İnşaat-Kolin İnşaat-Cengiz İnşaat konsorsiyumu verdi.

TCDD Genel Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen ihalenin komisyon başkanlığını TCDD Genel Müdür Yardımcısı İsmet Duman yaptı.

Duman, ihalenin açılışında yaptığı konuşmada, bugüne kadar havaalanlarının yapımında başarıyla uygulanan YİD modelinin ilk kez bir demiryolu projesinde uygulanacağını ifade etti. Projenin başarıyla gerçekleştirilmesi durumunda YİD modelini bundan sonraki projelerde de uygulayacaklarını bildiren Duman, projeyle ilgili bilgi verdi.

İhale için 10 firmanın şartname aldığını belirten Duman, tek teklifin Limak İnşaat-Kolin İnşaat-Cengiz İnşaat konsorsiyumundan geldiğini bildirdi.
Şartname gereği inşaat süresinin 2 yılı geçemeyeceğini ifade eden Duman, gerekli incelemeler ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra işletim süresi teklifinin yer aldığı zarfın basın huzurunda açılacağını kaydetti.

Uzay üssü görünümlü gar binası

Celal Bayar Bulvarı ile mevcut gar binasının arasındaki araziye yapılması planlanan Ankara Hızlı Tren Garı, 21 bin 600 metrekarelik alan üzerine inşa edilecek. Günde 50 bin, yılda 15 milyon yolcu kapasitesine sahip garın zemin katında yolcu dinlenme salonları ve büfeler bulunacak. Garın iki katına 5 yıldızlı otel yapılacak, çatı katında ise restoran ve kafeler olacak. Tesisin zemin katının altında peronlar ve bilet satış gişeleri, bir alt katta ise 3 bin araçlık kapalı otopark yer alacak.

Mevcut gardaki hatların deplase edilmesinin ardından yeni garda, aynı anda 12 hızlı tren setinin yanaşabileceği 420 metre uzunluğunda 6 hızlı tren, 4 konvansiyonel, 2’şer banliyö ve yük treni hattı yapılacak.

Ankara Hızlı Tren Garı ile mevcut garın eş güdümlü olarak kullanılması planlanıyor. İki gar binasının yer altından ve yer üstünden bağlantısı sağlanacak. Projeye göre, hafif raylı toplu taşıma sistemi Ankaray’ın Maltepe istasyonundan yeni gar binasına içinde yürüyen bant bulunan tünel yapılacak.

Yeni Hızlı Tren Garı, ulusal ve uluslararası standartlar dikkate alınarak ve diğer ülkelerdeki yüksek hızlı tren garlarının yapısı, düzeni, kullanım ve işletme şekilleri incelenerek planlandı.

Ankara Gar ve çevresini Başkent için bir cazibe merkezi haline dönüştürülmesi hedeflenen proje, günümüz teknolojisi ve mimari anlayışının yanında hız ve dinamizmi simgeleyecek ve TCDD’nin yeni vizyonunu temsil edecek şekilde tasarlandı.

İlk ihalesi geçen yıl yapılmıştı

TCDD, ‘uzay üssü’ görünümündeki hızlı tren istasyonu için ilk olarak 20 Ocak 2011’de ihaleye çıkacağını duyurmuştu. Şartname satın alan firmaların tesisin altından geçmesi planlanan metronun sıkıntı yaratabileceği yönündeki çekinceleri nedeniyle ihale, 22 Şubat 2011 tarihine ertelenmişti. Bu tarihte de firmaların talebi nedeniyle 2 Mart 2011 tarihine ertelenen ihaleye, Limak İnşaat ve (Hindistan Merkezli) GMR Infrastructure Ortak Girişimi ile İÇTAŞ ve Cengiz İnşaat Ortak Girişimi teklif vermişti. YİD modeli ile toplam 100-150 milyon dolarlık yatırımla inşa edilecek projenin ihalesi daha sonra iptal edilmişti.

TCDD, daha sonra Ankara Hızlı Tren Garı ihalesinin, YİD modeliyle 17 Temmuz 2012’de yapılacağını duyurmuş, ancak şartnameyi alan firmaların talebi üzerine ihale 28 Ağustosa ertelenmişti.

 

Kaynak:

Atlas İnşaat’tan Büyükdere’ye rezidans


İstanbul Büyükdere’ye otel rezidans ve ofislerden oluşan karma proje planlayan şirket, Göztepe’ye de konut inşa edecek.

Bu güne kadar gerek yurt içinde gerekse yurtdışında farklı projelere imza atan Atlas İnşaat, yeni projelere yelken açtı. Şirketin 2013 yılı planları arasında birden fazla proje bulunuyor. Yatırımlar için bir taraftan arazi satın alan şirket bir diğer taraftan da gelen arazi tekliflerini değerlendiriyor. Yeni projelerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ili yer alıyor. Atlas İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ceylan, yurtdışında da gerek alt yapı gerekse üst yapı yatırımları için görüşme halinde olduklarını söylüyor.

47 dönüm için pazarlık

Mehmet Ceylan Büyükdere’de planladığı karma proje için halihazırda arazi pazarlıklarını sürdüğünü belirterek, “Pazarlığını yaptığımız arazi yaklaşık 47 bin metrekare. Kısa bir süre içinde arazinin alımını gerçekleştireceğimizi umuyoruz. Alım gerçekleştikten sonra planımıza ruhsat alacağız ve 2013 yılının en geç ortasında projeyi devreye sokacağız. Planımız 300 milyon dolarlık bir yatırımla arsaya 3 yüksek blok inşa etmek. Bloklardan biri otel olarak yükselecek. Oteli biz işletmeyeceğiz ve kiraya vereceğiz. İkinci blok rezidans ve 3’ncü blok ise ofis olacak. Tüm sosyal donatılarda projede yer alacak. A plus bir proje olacakî bilgisini verdi.

Göztepe’ye konut

Pazarlıkların sürdüğü bir diğer bölge Göztepe olarak dikkat çekiyor. Burada yaklaşık 100 bin metrekare arsa için pazarlık yaptıklarının dile getiren Mehmet Ceylan, anlaşabilirse bu araziye de konut yapılması planlanıyor. Ağırlıklı olarak konutların yer alacağı arsa içinde ihtiyaca yönelik ticari ünitelere de yer verilecek.

ABD’li ortak

2013 yılı içinde planlanan yatırımlar için yabancı ortakla proje bazında anlaşma yapabileceklerini de kaydeden Mehmet Ceylan, “Her iki projede 300-400 milyon dolarlık projeler. Bu projeler için şu anda ABD’li bir yatırımcı ile görüşüyorum. Görüştüğüm yabancı ortak bir yatırım fonu değil şahıs. Anlaşabilirsek yola proje bazında yabancı ortakla devam edeceğizî dedi.

Lojistik depolar yapıyor

Şirketin halen inşaatı devam eden projelerinin arasında lojistik depolar da bulunuyor. Adapazarı’nda inşa edilen lojistik alan 3 bin 500 metrekare, Gebze’de inşa edilen lojistik alan ise 20 bin metrekarede yükseliyor. Şirket inşa ettiği lojistik alanları kiraya veriyor ve kira geliri elde ediyor. Şirketin farklı yatırımcı grupları ile ortaklaşa gerçekleştirdi Nispetiye On projesinde ise inşaat hızla yükseliyor.

Harem sınırlarına inşaat

Şirketin planları arasında Suudi Arabistan’a yatırım yapmakta bulunuyor. 2 farklı yatırımlar için görüşmelerini hızlandıran Mehmet Ceylan, ilk yatırım için bu yıl start verilebileceğini söylüyor. İki yatırımın toplam büyüklüğü 3 milyar dolar olarak veriliyor. İlk proje Cidde’de 9 bin konuttan oluşuyor. Konutların 8 bin 200’ü normal apartman dairesinde, 800’ü ise villa. Mehmet Ceylan’ı en çok heyecanlandıran yatırım ise Mekke’de harem sınırları içerisinde yer alan konut, alışveriş merkezi, rezidans ve hastaneden oluşan proje.

Dünya firmaları devrede

Bu projenin ihalesine girdiklerini dile getiren Ceylan, “Harem sınırları içerisinde ciddi bir yapılaşma olacak. Dünyanın yer yerinden firmalar burada inşaat yapmak için sıraya girmiş durumda. İnşaatların yapılacağı toplam alan 80 milyon metrekare. Herkes bu arazi içinde belli bir kısmına projeler yapmak için görüşmeler yapıyor. Biz de Türk firması olarak bu kutsal mekanda hizmet gerçekleştirip proje yapmak istiyoruzî şeklinde konuştu.  Ceylan imzaların ise ramazan bayramından sonra atılmasını beklediklerini söyledi.
 

Emine Açar

AVM yarısında sıra Anadolu’da: İllerle birlikte ilçeler de markajda


Türkiye, alışveriş merkezi (AVM) kavramı ile 1988’de tanışsa da AVM’lerin herkes için ‘ulaşılabilir’ hale gelmesi 2000’li yılları buldu. Bu yıl Akademetre Araştırma ve Planlama’nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de kapanan, işlev değiştiren 23-24 AVM var. Bunlardan 15-16 tanesi İstanbul’da. AVM enflasyonunun başladığı dönemde Abdullah Kiğılı’nın dediği gibi henüz hastane olan AVM yok. Ama yıllar içinde semt pazarına dönüşen AVM’ler Kiğılı’nın tespitinin doğru olduğunu kanıtladı. Uzmanlar önümüzdeki dönemde fonksiyon değiştiren AVM’lerin sayısının daha da artacağına işaret ediyor.

DAHA KARLI OLABİLİR
Jones Lang LaSalle Türkiye Başkanı Avi Aklaş, önümüzdeki dönemde bazı alışveriş merkezlerinin fonksiyon değiştirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor ve ekliyor; İstanbul’da rekabetin yoğun olmasından dolayı yatırımcıların rotasını Anadolu’ya çevirdiğini vurgulayan Alkaş, yatırımcı ilgisinin Anadolu’da potansiyeli en yüksek olarak değerlendirilen birinci kuşak şehirlerden ikinci kuşak, hatta üçüncü kuşak şehirlere kaydığını belirtiyor. Aklaş, ‘Anadolu’da rekabetin olmadığı yerler, İstanbul’a göre daha karlı olabiliyor’ diye ekliyor.

KEŞAN, SÖKE VE ÇARŞAMBA GÖSTERGESİ
Eva Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı da AVM yatırımcısının Anadolu ile çok daha yakından ilgilenmeye başladığını belirterek, ‘Sadece iller değil, büyük gelişmiş ilçelerde de yatırımlar hızlandı. Keşan, Söke, Çarşamba’da yapılan AVM’ler bunun göstergesi’ diyor. AVM sektöründe faaliyet gösteren büyük grupların tamamının Anadolu’da yatırımı bulunduğunun altını çizen Yazıcı, Anadolu halkının da artık İstanbul’la aynı standartta alışveriş yapmak, sinemaya, kafe ve restoranlara, gitmek istediğini, AVM’lerin Anadolu halkının sosyalleşme ihtiyacını karşılayacak en önemli merkezler olacağının altını çiziyor.

81 İLİN 52’SİNDE AVM VAR
Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği’nin 2012 yılı ilk yarı raporuna göre Türkiye’de l 102’si İstanbul’da, 207’si Anadolu’da olmak üzere, 309 aktif AVM ve toplam 8.1 milyon metrekare kiralanabilir alan bulunuyor. l Henüz 81 ilin, 52’sinde AVM bulunuyor. l AVM sektörüne yapılan yatırım 35 milyar dolar. Bu rakamın 2015’te 50 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. l AVM’lerde 360 bin kişiye istihdam sağlanıyor. l Yılın ilk yarısında cirolar geçen yıla göre yüzde 15 arttı.

İstanbul’u geçti
AYD’NİN AVM ciro endeksine göre 2012 yılı sonunda Türkiye genelindeki alışveriş merkezlerinin toplam cirosu 48.5 milyar TL olacak. Bu rakamın 26.5 milyar TL’sini ise Anadolu’daki AVM’ler oluşturacak.

Diyarbakır’dan Çorum’a, Elazığ’dan Söke’ye kadar milyar dolarlık projeler yükselecek
Türkiye pazarına Erzurum’da açtığı AVM ile giren Hollandalı Redevco, Anadolu’ya yoğunlaşmış durumda. Şirket pazara girdiğinde Türkiye için toplam 1 milyar euro kaynak ayırdığını açıklamıştı. Güneydoğu Anadolu’daki ilk projesini önümüzdeki günlerde Gaziantep’te açacak olan Multi Development Türkiye yatırımlarının Adana, Diyarbakır ve Çanakkale, sonrasında Çorum ve Elazığ’da açacağı Forum’larla devam edecek. Hollanda merkezli Corio’nun 2013’te Türkiye’de 1 milyar euroluk portföye ulaşması hedefleniyor. Söke ve Samsun’un ardından Turkmall bu yıl Maslak’taki Uniqe İstanbul, Beyoğlu’ndan Grand Pera, Tokat ve Keşan’daki projelerin inşaatına başlayacak. Kiler Grubu ile Kütahya AVM’yi, Turkmall’la birlikte Samsun yatırımını yapan Torunlar Grubu’nun merakla beklenen Mall of İstanbul projesi de 2013’te açılacak.

2013 yılında açılması planlanan AVM’ler
Altınceylan AVM Bursa Görükle
Arena AVM Ankara Yenimahalle
B.Çekmece Grandia Büyükçekmece
Brandium Ataşehir
Bodrum AVM Bodrum
Carrefour Bursa Nilüfer
Carrefour Kocaeli
Erasta AVM Antalya Kepez
Edirne AVM Edirne Merkez
Forum Gaziantep Gaziantep
Harmony Towers Bursa Nilüfer
Hatay AVM Hatay
Isparta Tic. Isparta
İzmir İŞ GYO Bayraklı
Keşan AVM Edirne Keşan
Maraş Park AVM K.Maraş
Meysu Outlet Kayseri Melikgazi
Next Level AVM Ankara Çankaya
Prime Mall Gaziantep Gaziantep
Rosarium Isparta
Samsun AVM Samsun
Sur Yapı Exen Üsküdar
Ümraniye AVM Ümraniye
Uşak AVM Uşak
Tokat AVM Tokat
Taurus Ankara Balgat
Zonguldak AVM Zonguldak
Zorlu Center Şişli

 

Şenay KÖŞDERE

Bakanlığın bu raporu çok tartışılır !


 

 

Temmuz ayının sonlarına doğru yerel medyada yer alan “Ayder’i Kaybettik mi?” başlıklı yazım, “Haftaya Rize Hava Limanının Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğüne göre neden yapılamayacağını, böyle bir yatırımı neden düşünmediklerini yazacağım” cümlesi ile bitiyordu. Konjoktüre göre başka konuları öne alınca aradan geçen bir ayda belgeyi ve yorumumu paylaşamadım. Bunda sadece Genel Müdürlüğün resmi yazısını paylaşıp altına da kısaca yorumumu katmakla yetinmek istememem etken oldu. Şimdi konuyu biraz daha enine boyuna, hatta gazetelerin sayfa hacimlerini de dikkate alarak 5-6 gün sürecek tarzda işleyerek kamuoyu ile paylaşmayı arzu ediyorum.

Genelde cevabı merak edilecek konu yazının en sonuna bırakılır ki, yazı bütünüyle okunabilsin. Ama ben bu yazımda tersinden hareket edeceğim. Önce bahsettiğim belgeyi paylaşacağım, sonra nüfus popülasyonu ve diğer bazı parametrelerden hareketle alternatif yer seçimi, havaalanının gereklilik ve fizibil bir yatırım olacağı konusunda istatistiki değerler ışığında yorum yapacağım.

Son aylarda yoğunlaşmaya başlayan yerel kamuoyunun “havaalanı isteriz”, hatta daha da öteye gideyim siyasi otoritenin kararı, yaklaşımı sanki olgunlaşmış gibi “Çiftekavak’ta mı, Ardeşen’de mi, Hamidiye’de mi yapılsın?” tarzında tartışmalar sürerken, Ulaştırma Bakanlığının Alt yapı Yatırımları Genel Müdürlüğü resmi yazı ile Rize’de Havalimanı yapılamayacağını, böyle bir yatırımı düşünmediklerini beyan ediyor. Koca makam, üstelik Başbakan’ın memleketi için talep edilen bir yatırım için bu kadar net bir yazı yazıyorsa, mutlaka sağlam dayanağı vardır diyerek önce bu belgeyi paylaşmak istiyorum.

İlimizdeki bazı belediyeler, siyasi partiler, meslek odalarının temsilcileri, medya mensupları havaalanı konusunda kamuoyu oluşturmaya gayret ederken Rizeli işadamları da boş durmuyor. Forumlara katılmanın ötesinde bireysel somut adımlar da atıyorlar. Bunlardan biri de araç kiralama işi yapan Murat Kurt.

Turizmin kiralama bacağından Rizeli olarak yeterince pay alamadıklarını düşünen Kurt’un 26 Nisan 2012 tarihinde “Rize’ye havalimanı yapılması” konusundaki talebi, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünce inceleniyor ve kendisine ekte paylaşacağım 21.06.2012 tarih ve 62201/10239 sayılı yazı ile yanıt veriliyor. Bakan adına Genel Müdür Vekili Sayın Y. Metin Tahan’ın imzaladığı yanıtta, “Rize ili ve çevresinin, sivil hava ulaşımına yönelik olarak daha önce yapılan çalışmalarda hakim rüzgar yönü esaslarında arazi topoğrafyasının çok dalgalı olması ve doğal manialar nedeniyle 3 C – 4D grubu uçaklara hizmet verebilecek havalimanı yapımı için elverişli alternatif alan bulunamamıştır” deniyor.

Evet, arazi yapısını hepimiz biliyoruz. Ama gerekmesi halinde çözüm üretilebileceğini de… Üstelik iklim koşullarının 100-150 km’lik mesafedeki Trabzon Havalimanından çok da farklı olamayacağını da biliyoruz.

Öyleyse bu cevap; topu taca at, kurtul kabilinden. Ama taca topu atmakla oyun tatil olmuyor Sayın Genel Müdür Vekili.

DHMİ’ne potansiyeli hatırlatmak gerekiyor !

Yazısının son bölümünde de Bakan adına Sayın Genel Müdür Vekili, “Ayrıca, Rize Havalimanı ile ilgili işletmeci kuruluş olan DHMİ Genel Müdürlüğünden bu konuda yeterli yolcu bulunduğu yönünde herhangi bir talep bulunmamaktadır” diyor.

İkinci planda gözüken yanıtın son kısmını daha bir önemsiyorum. Çünkü ilk engel olarak gösterilen iklim, topoğrafya konusu işin içine siyasi irade ve ekonomik gerekçeler girince nasılsa kolayca halledilebilir. Demek ki atılacak ilk adım, Trabzon Havaalanının limitte hizmet verdiğini fark etmeyen, turizm için gerekliliği bir yana bugünün modern toplumunda fertlere 200 km. uzaklıktan uçağa bindirmeyi reva gören DHMİ’yi harekete geçirmek, fark etmedikleri potansiyeli fark ettirmek gerekiyor. Bu potansiyeli bakanlığın yazısını paylaştıktan sonra detaylıca irdeleyeceğim.

 

 
Recep Ali AKSOYLU

Ümraniye’de 13 bin 2B binası dönüşecek


Bina stokunun yarısını son 10 yılda yenilediklerini söyleyen Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, sıranın 13 bin 2B arazisine geldiğini söyledi

250 bin bina stokunun 120 bini son 10 yıl içinde yenilenen Ümraniye’nin son günlerde en önemli gündem maddesi 2B arazilerinin üstüne yapılan 13 bin bina. Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, 2B arazileri üzerinde yapılan kaçak yapı sahiplerinin de tapularını aldıktan sonra dönüşüme sıcak baktığını kaydederek “13 bin binayı bir kalemde yıkıp yeniden yapmak mümkün olmayabilir. Ancak bina sahipleri tapularını aldıktan sonra dönüşüme onay veriyor” dedi. Belediye, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte Kazım Karabekir ve İnkılap Mahallesi’nde dönüşüm yapacak. 2B Yasası’yla birlikte bu arazilerin olduğu yerlerin kentsel dönüşüm alanı haline geldiğini söyleyen Can, “Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 2B arazilerinin üzerinde yaşayanlara tapularını verme sözü vermesiyle işimiz kolaylaştı. Ancak mülkiyet olmadan hareket edemiyoruz” dedi. Bölgedeki 2B arazilerin büyüklüğü ise bin hektar civarında. Can, bu arazilerinde yapı sorunu çözüldükten sonra 5 yılda tüm stokların yenileneceğini açıkladı.

8 yılda 15 bin konut yıkıldı

Başkan Can, deprem riski taşıyan ve niteliksiz binaların 1999 depreminden sonraki dönemden itibaren vatandaşların inisiyatifiyle yenilendiğini söyledi. Bu nedenle Afet Yasası ile birlikte ele almaları gereken yüzde 10′luk risk taşıyan stok bulunduğunu kaydetti. Sekiz yılda 6 bin 500 binayı (yaklaşık 15 bin daire) yıkarak yenilediklerini, kalan bölümün ise ev sahiplerinin inisiyatifiyle yenilendiğini söyleyen başkan, toplam 220 bin metrekarelik yeni inşaat yapıldığını ve 8 yılda 12 bin bina ruhsatı verildiğini anlattı. Ümraniye’nin merkezinde bulunan 40-50 yıllık binalarda yaşayanları dönüşüme ortak etmek istediklerini söyleyen Can, “1000 metrekare alanda kendi aralarında anlaşma sağlayan bina sahiplerini yüzde 30 imar artışıyla teşvik edeceğiz. Zaten bölge halkı dönüşüme istekli” dedi.

‘Vatandaş devlete naz ediyor’

Kademeli dönüşüm uygulamasını seçtiklerini söyleyen Başkan Can, “Ev sahipleri artık eskiyi yıkıp müteahhitle anlaşıp yerine yenisini yaptıklarında hem ceplerinden bir şey çıkmadığını hem de daha sağlıklı yapılarda yaşayacağını anladı. Bu da Ümraniye’deki dönüşümü hızlandırdı” diye konuştu. Can, halkın devlete naz ettiğini söyleyerek “Evini yıkıp yerine yenisini yapıyorum” dendiğinde vatandaşın naz ettiğini ancak teşvikler verildiğinde komşusunu da ikna ederek dönüşüme katıldığını da sözlerine ekledi.

‘Dönüşüm sihirli sözcük’

Hasan Can, kentsel dönüşümün sihirli bir sözcük haline geldiğini ancak epey istismar edildiğini söyleyerek “İlk başta dönüşümün insanların evlerini başlarına yıkacağı algısı vardı. Oysa dönüşüm sadece binaların yıkılması değil şehrin yeniden tasarlanması ve sağlıklı yapılara kavuşmak demek. 70′li yıllardan itibaren çarpıklaşan yapılaşmayı düzeltmek, tapusuz mahalleleri ortadan kaldırmak anlamına geliyor. Bu artık bir sihirli sözcük oldu” dedi. Can, 1999 depreminin dönüşüme zemin hazırladığını, Van depreminin ise bunu zorunlu hale getirdiğini ifade etti.

Kaynak : Sabah

52 milyon TL’ye satılık AVM


Vakıfbank, İstanbul Çengelköy’de sahibi olduğu Maxi City AVM’yi 52 milyon liraya satışa çıkardı. Maxi City AVM için ilk tekliflerin 10 Eylül 2012 tarihine kadar alınacağı bildirildi

Vakıfbank, İstanbul Çengelköy Üsküdar Nato Yolu üzerindeki 6 bin 523 metrekare arsa üzerine inşa edilen ve 24 bin 800 metrekare kapalı alanı olan Maxi City AVM’yi tekrar ama bu kez 52 milyon TL fiyatla satışa çıkardı. Yapılan açıklamada peşin 52 milyon lira istenen Maxi City AVM için ilk tekliflerin 10 Eylül 2012 tarihine kadar alınacağı bildirildi. Ayrıca verilecek kapalı zarf tekliflerde yüzde 5 teminat istendi. Banka sahibi olduğu AVM’yi Aralık 2011’de 60 milyon lira fiyatla satışa çıkarmıştı.

Buz pisti bulunuyor
2003 yılında İstanbul merkezli bir AVM olarak açılan Çengelköy Maxi City, 21 bin 610 metrekarelik çarşı alanı üzerine kurulu. 14 bin 904 metrekarelik kiralanabilir alanı bulunan Çengelköy Maxi City, 70’e yakın mağazası, 4 bin 204 metrekarelik hipermarketi, çocuk oyun alanı ve buz pisti bulunuyor. AVM’nin mülkiyeti VakıfBank’a ait. Halen AVM’yi Ahmet Hamoğlu’nun yönetim kurulu başkanı olduğu Hamoğlu Holding işletiyor.

10’a yakın AVM satılık
Kulislerde Maxi City’nin yanı sıra İstanbul ağırlıklı olmak üzere 10’a yakın AVM’nin satılık olduğu belirtiliyor. Bunlar arasında karma proje olarak lanse edilen, 29 Ekim 2011’de açılan Ora AVM, Zeytinburnu’nda kurulu Olivium AVM de bulunuyor.
Bu arada Redevco bir süre önce yatırımlarını Blackstone Group iştiraklerine devretti. Bu satışla birlikte Gordion AVM, Erzurum AVM ve Manisa’da bulunan Magnesia AVM’leri Blackstone Group’a satılmış oldu.

Mayadrom ve MarkacIty için dönüşüm planı var
Alışveriş merkezlerinin sayısı arttıkça, yakın bölgelerdeki inşa edilenlerin birbirlerine olan olumsuz etkisi, Dead Mall (Ölü Alışveriş Merkezleri)’ kavramını gündeme getirdi. Bunlardan birisi de Maya Grubu tarafından 1998 yılında açılan Mayadrom Akatlar. Kulislerde Mayadrom’un ‘iş merkezi’ olacağı konuşuluyor. Beylikdüzü’nde kurulu Marka City de hali hazırda üç mağazayla faaliyet gösteriyor. Bu AVM’nin de dönüşüme uğrayacağı, hastane veya üniversite olacağı söyleniyor.

25 yeni alışveriş merkezi geliyor

Halen 52 ilde 307 AVM’nin bulunduğu Türkiye’de, 25 yeni AVM daha açılacak. İlk 6 ayda 23 milyar lira olan AVM cirolarının yıl sonunda 50 milyar liraya ulaşması bekleniyor.
Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) ile Akademetre Research tarafından oluşturulan AVM Endeksi’nin 2012 ilk yarı sonuçlarını açıklayan AYD Başkanı Hakan Kodal, şu bilgileri verdi:

* Toplam 307 AVM’den 102’si İstanbul’da, 207’sinin Anadolu’da yer alıyor. Şu anda 52 ilde alışveriş merkezi bulunuyor. Yılın ikinci yarısında 25 AVM daha açılacak. Böylece kiralanabilir alanın 8.2 millon metrekareden 8.8 milyon metrekareye dayanacak.

* 2012 ilk 6 ayında AVM ciroları yüzde 15 arttı. Harcamalarda ilk sırayı yüzde 18 ile giyim aldı. Ardından yüzde 16 ile ayakkabı, yüzde 14 ile yiyecek, yüzde 12’şer payla market ve teknoloji geldi.
* Toplam 309 AVM bulunuyor. Bu alana yapılan 35 milyar dolar yatırımın 12 milyar doları yurtdışından geldi. İlk 6 ay 15 AVM ile 500 bin metrekare alanın sektöre eklendi.

* 2011’de AVM ciroları 39 milyar liraya ulaştı. 2012 için ciro hedefi 48.5 milyar lira. Bunun 26.5 milyar lirasının Anadolu’da, 22 milyar lirasının da İstanbul’da gerçekleşmesi bekleniyor.

* AVM için 2012 ilk yarıda cirolar yüzde 15 arttı. Hedefimiz yüzde 10 seviyeleri idi, öngörülerimiz aşıldı. Büyüme Anadolu ağırlıklı devam ediyor.

* İlk 6 ayda ziyaretçi sayısı 706 milyara denk geliyor. Yıl sonu için belirlenen 1.5 milyar ziyaretçi hedefinin de aşılmasını bekliyoruz.

 

milliyet.com.tr

Kadıköy – Kartal metro hattına deniz entegrasyonu 24 Ağustos 2012 07:42


27 Ağustos Pazartesi günü başlayacak yoğunlaştırılmış Kadıköy – Kabataş seferleri iki kıta arasında geçişin diğer bir alternatifi olacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları, Anadolu yakasının ilk metrosu olan Kartal – Kadıköy metrosunun hizmete açılmasının ardından Kabataş – Kadıköy seferlerini yeniden düzenliyor.

Kartal – Kadıköy arasını 32 dakikaya indiren Metro hattıyla Kadıköy’e ulaşan İstanbullular Şehir Hatları’nın vapur ve motor seferleriyle Eminönü, Karaköy, Beşiktaş ve Kabataş gibi aktarma merkezlerine ulaşarak daha rahat seyahat planlaması yapılabilecek.

Şehir Hatları’nın Eminönü, Karaköy, Beşiktaş vapur seferlerinin yanı sıra Kabataş’tan düzenlenen yoğun motor seferleri İstanbulluları Kadıköy’de Metro hattıyla buluşturacak.

27 Ağustos’ta başlayacak olan seferler, yoğunluk zirve yaptığı 07.00 -10.00 ile 17.00 – 20.40 saatlerinde 20 dakika, 10.00 – 17.00 saatlerindeki düşük yoğunlukta da 30 dakika aralıklarla gerçekleştirilecek.

Pazar hariç haftanın altı günü karşılıklı 66 seferin yapılacağı Kabataş – Kadıköy hattında düzenlenen seferler metro, füniküler, tramvay ve İETT hatlarında elektronik biletle aktarma yapılacak.

Taksim projesinde ilk etap ihalesi yapıldı


Taksim Meydanı’nı yayalara açacak projenin birinci etap ihalesi yapıldı. Buna göre projede ilk kazma Harbiye ve Tarlabaşı’nda vurulacak. Harbiye ile Tarlabaşı arasındaki arasındaki 320 metrelik dalış tüneli için 9 firma yarıştı. En düşük teklif, 51 milyon 500 bin TL ile Kalyon İnşaat Şirketi’nden

İstanbul Taksim Meydanı’nı yayalara açacak “Taksim Yayalaştırma Projesi”nin birinci etap ihalesi yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ihalede, daha önce şartname alan 11 inşaat firmasından 9’u teklif verdi. En düşük teklif, 51 milyon 500 bin TL ile Kalyon İnşaat Şirketi’nden geldi.

UZUNLUK 400 METRE

İhaleye çıkarılan “Taksim Meydan Düzenlemesi Projesi”ne göre araçlar, meydana ulaşmadan dalış tünellerine girecek. İhalesi gerçekleştirilen birinci etap kapsamındaki Harbiye-Tarlabaşı dalış tüneli, Harbiye Askeri Müzesi’nden başlayacak ve Tarlabaşı Bulvarı’nda, kentsel dönüşüm kapsamında yenilenen bina ve otellerin bulunduğu alana bağlanacak. Tünel, Tarlabaşı-Harbiye yönünde 400 metre, Harbiye-Tarlabaşı yönünde 320 metre uzunluğunda olacak.

EN DÜŞÜK TEKLİF

9 firmanın teklif verdiği birinci etap ihalede en düşük teklif Kalyon İnşaat Şirketi’nden geldi. 8 rakibi geride bırakarak Harbiye-Tarlabaşı dalış tüneli inşaatı için yaklaşık 51 milyon 500 bin TL teklif verdiği belirtilen şirket, 2007 yılında da 40 kilometre uzunluğundaki Avcılar-Kadıköy metrobüs yolunun alt ve üstyapı inşasını tamamlamıştı.

Teklif verenler

11 şirketten 9’u tekliflerini sundu. STY-Ziver İnşaat, Burkay-MAKİMSAN İnşaat, Özka-AKM Yapı, Polat, Kolin, Kalyon, Nas-Nuhoğlu-Uğraş İnşaat, Fermak-Özyurt İnşaat, Öztaş-EMT İnşaat teklif verdi. İBB, dosyaların ihale komisyonunca değerlendirileceğini açıkladı.

İhaleyi kazanan firma, Tarlabaşı Bulvarı ve Cumhuriyet Caddesi’nin altında Tarlabaşı-Harbiye yönünde 400 metre, Harbiye-Tarlabaşı yönünde 320 metre uzunluğunda dalış tünelleri inşa edecek. Alt geçit Tarlabaşı Bulvarı’ndaki mevcut araç otoparkından Taksim Topçu Kışlası’nın bitimine kadar devam edecek. Anıt etrafındaki trafik, otobüsler ve duraklar meydandan kaldırılacak.