Wheeled Snow Shovel,


Wheeled Snow Shovel

Innovative shovel on a wheel allows you to efficiently lift, transport, and throw snow without the risk of injury.

Wheeled Snow Shovel clears away snow three times faster than a regular shovel and it even outperforms some snowblowers.

Lightweight and durable, the shovel can be folded for easy storage.

Clear your driveway with half the effort and no lower back stress. [order]

Wheel Snow Shovel

Innovative Shovel

Shovel

Snow Shovel On A Wheel

Wheeled Shovel

Snow Shovel

Wovel

Wheel Shovel

Also check out: Snow Drawings and Close Up Photos of Snowflakes

Image

Reklamlar

Otopark ‘de Cope’


Garaj Utrecht Papendorp at ‘de Cope’ bir park konaklama birimi olarak gri ve negatif kütle olmasına artık gereksinim duymadığınız bir mimari anlayışın ispatı gibidir. Çünkü bu sade tasarım ile şeffaf bir otopark yapısı, bu garajı gerçekten çevresine bir katma değer sunan olumlu bir deneyim olmasına yol açmaktadır.

Kamusal alanda sanayi sitesi (ve ofis kompleksi) Papendorp henüz tanık olmadığımız bir çözümü yaygın otoparklar için getirmektedir. Geçici otopark çözümleri çok da geçerli olmadığına göre bu alternatif önem kazanmaktadır.

Bu gelişme bağlamında, Kroon Grubu ve JHK Architecten 500 oto için park yerlerini toplam ofis alanının 3x1000m2 tutarındaki alan kullanımıyla Papendorp Zuid için bir ofis / işyeri ile birlikte kompakt bir yapı olacak şekilde garaj binası gerçekleşmiştir. Park alanlarının çoğunluğunun komşu ofisler tarafından da kullanılmak üzere tasarlanmış olmasını belirtelim. Diğer bir deyişle bu otopark sadece kendi işyerinin ihtiyaçları için değil, sokağın otoparkıdır.

Tasarım bir bağlantı yolu (Crossway) vasıtasıyla birleştirilen iki soyut birimden oluşur. İki spiral bina içinde çeşitli otopark katlarına açılım verir. Otopark binasını üst üç katında üç ofis katı fonksiyonları mevcuttur. Ofislere giriş zemin seviyesinde bir giriş salonundan yapılmaktadır.

Garaj içinde sürücüler ve yayalar için hem en uygun yerleşim ve güzergahlar planlanmıştır. Tasarımı oldukça basittir ve garaj içinde bir noktaya çıkmak için özel ve fazladan bir zaman harcanmaz.

Binanın cephesinde bulunan bar, korkuluk ve sütun sistemleri onun tipik inşaat ile aynı anlayışta olduğunun bir kanıtıdır. Eski garaj yapma anlayışının dışında olmak üzere tasarımı, başlangıçta planlandığı ofis ünitesi ile rekabet edebilmekte ve gerektiği gibi kentsel planlama açısından anlam taşımaktadır.

Otopark katları olan ve yine katlı ofis bulunan blok, çeperinde özel cepheler oluşturarak, görsel olarak farklı işlevler arasında ayrım olmadan ifadelenir. Cephede kullanılan alüminyum yüzey kaplama, altın metalik görünümlü içe doğru kavisli, perfore ‘Platibond kompozit paneller’ den oluşur. Paneller özel cephe tedarikçisinden bu proje için özel olarak geliştirilmiştir. Delikler içinde kademeli olarak değişiklikler ve zıplamalar; panellerin bir doku hissi taşımasına olanak verir. Delikler otopark için aynı zamanda doğal havalandırmayı temin eder. Panellerin yapımıyla cephe eğrileri cephe boyunca eşit dağılım sağlamış olur. Form, renk ve detay binanın değişik hava ve ışık koşullarına bağlı olarak farklı bir görünüm arzetmesine sebep olur. Bu da birçok ofis ve endüstriyel binalar arasında, garaj binasının bu şekildeki tasarımıyla hoş bir farklılığının olmasına yol açar.

Mimarlar: JHK Architecten
Yer: Utrecht , Hollanda
Proje Yılı: 2008
Proje Alanı: 3.000 m²
Fotoğraflar: Burg + Schuh , Sander Fotokopi Makinesi

Kaynak: Arch Daily
Çeviri: Mimdap

Wyndham Kalamış Müdürü Bulçum: İstanbul şımarırsa kaybeder!


Bünyesinde tam 7 bin 150 otel bulunduran Wyndham Oteller Grubu Türkiye’deki ilk yatırımı için İstanbul Kalamış’ı seçti. Otelin Genel Müdürü olan ve Türk otelciğinin uluslararası ölçekte başarı yakalamış isimlerinden Alper Can Bulçum ile gerçekleştirdiğimiz röportajı sunuyoruz…

ÇOCUKLARA YÖNELİK SPA

Alper Bey öncelikle otelin özelliklerini dinleyelim sizden… 
“Otelimizin 210 odası ve bir kral dairesi var. Bunların 49 tanesi VIP katında bulunan exclusive odalar. Odalarımızın yüzde 80’i denize ve Kalamış Marina’ya bakıyor. Lokasyonumuz eşsiz. Bunun dışında dört tane restoranımız var. Bunların birini biz işleteceğiz. Diğer üçünün işletmesini de farklı ve özel markalara verdik. İki büyük balo salonumuz var. Bunlardan biri sütunsuz bir salon. Yemekli organizasyonlar ve çok büyük, tiyatro düzenindeki toplantılar için hazırlandı.  Diğeri ise bölünebilme özelliği olan bir salon. “
“Wyndham İstanbul Kalamış Marina’da 15 tane toplantı salonumuz var. Bunlar arasında günışığı alan, sigara içilebilecek terası olan da var, tamamen ses izolasyonu olan da, birbirine bağlantılı olanlar da. Her isteğe cevap verebileceğiz. Onun dışında çok büyük bir spamız var; Blue Harmony. 3500 metrekare genişliğinde ve tek kata kurulu. Blue Harmony Wyndham’ın kendi markası. Shape Club adlı bir de spor salonumuz var. Tesisleri için şimdiden 100 üye kaydına gelmiş durumdayız.”
“3 tane yüzme havuzumuz var. Bunlardan 2 tanesi açık havuz, bir bahçede ve biri de çatıda. Kapalı havuzumuz da spanın içinde. Havuzlarımızın hepsi yüzme havuzudur. Çiçek desenli, amip boyutunda havuzlar değiller. Kulaçlık havuzlar. Bu açıdan otelimizin Anadolu Yakası’nda çok büyük bir açığı kapatacağını düşünüyorum. Otelimizdeki farklı uygulamalardan biri de tamamen çocuklara özel bir spamızın olması. Kid’s Spa’da müzik sisteminden dekora, hoş kokulu mumlardan ışık sistemine kadar çocuklara ruhsal ve bedensel hizmet sunulacak. Bu anlamda da Türkiye’de bir ilk olacağız. 5-12 yaş arasındaki ziyaretçilerimize cardio-gym, grup dersleri ve özel dersler olmak üzere 3 ayrı konseptte hizmet vereceğiz. Cardio-gym bölümünde pedagojik formasyon bilgisine sahip eğitmenlerin önderliğinde çocuklara spor yapma imkanı sağlayacağız. Çocuklara özel bedensel gelişimi destekleyen kidsfit, kids aerobic ve kids gymnastic grup derslerinin yanı sıra çocukların ilgisini çekebilecek yüzme, aikido, yoga gibi spor dallarında uzman eğitmenler özel dersler veriyor olacaklar. Bunun dışında otelimizde bir kozmetik firması tarafından sadece Wyndham İstanbul Kalamış Marina’ya özel olarak üretilmiş sabun, yağ ve benzeri ürünler kullanılacak.”
https://i2.wp.com/www.turizmguncel.com/uploads/galeri/1000-21430113082012.jpg
‘ANADOLU YAKASI’NDA RAKİPSİZ OLACAĞIZ’

Wyndham İstanbul Kalamış Marina’nın Anadolu Yakası’ndaki diğer otellerden farkı ne olacak?

“Anadolu Yakası’nda bir sürü yeni otel açıldı. Özellikle son beş yılda pek çok 5 yıldızlı otel kapılarını açtı. Bu otellerin hepsi farklı ihtiyaçları karşılıyor elbette. Ancak otelimizin uzun bir süre rakibi olacağını düşünmüyorum. Çünkü benzersiz bir lokasyonumuz var. Kalamış gibi bir yerde, marinayla iç içe bir oteliz. Marina’ya otelimizden geçiş mümkün olacak.”
“Ben bu otelin Asya Bölgesi’ni destinasyon olarak da satacağını düşünüyorum. Bağdat Caddesi ile yakın bir işbirliği yapacağız. Cadde’ye alışverişe giden müşterilerimiz alışveriş paketlerini cadde boyunca ring yapacak otobüslerimize bırakıp, paketlerinin odasına gönderilmesini sağlayabilecekler. Böylece  rahatsız olmadan alışverişine devam edebilecekler. Marinayla çok iyi bir işbirliği içindeyiz. Eminönü’ne veya Kabataş’a bir motor hizmetimiz olacak. Turist grupları geldikleri zaman Tarihi Yarımada’ya giderken köprüdeki trafikten kaçınmalarını sağlayacağız.”‘DOLULUKLARIMIZI ARTIRMAK İÇİN ‘FAMILY SUIT’ KONSEPTİNİ KULLANACAĞIZ’

Anadolu Yakası’ndaki otellerin dolulukları hiçbir zaman Avrupa Yakası seviyesine ulaşamadı. Özellikle haftasonları oteller boş kalabiliyor. Bu soruna nasıl bir çözüm düşündünüz?

“Anadolu Yakası’nda ihtiyaçlara göre dizayn edilmiş ve ağırlıklı olarak iş turizmine hizmet eden oteller var. Büyük uluslararası şirketlerin çoğu artık Anadolu yakası’na Ümraniye’ye Altunizade’ye geçmeye başladılar. Oteller de doğal olarak oradaki gecelemelere odaklanmaya başladı. Bu nedenle doluluklar haftaiçleri gayet yüksekti ancak haftasonlar düşüyordu. Wyndham İstanbul Kalamış Marina’da biz aile süitleri yarattık. Normalde çocuklu aileler geldiği zaman ekstra yatak konur odaya, insanlar curcuna içinde konaklar. Biz bunu ortadan kaldırdık. Çocuk odası olan, bu odaların sürgülü bir kapıyla ana odadan ayrıldığı bir yapımız var. Çocuğa kendi dünyasını yaşama fırsatı sunuyoruz. Buradaki amacımız da şu: Bursa’dan, İzmir’den yakındaki kentlerden haftasonu konaklamalı aileler gelsin istiyoruz. İnsanlar gelsinler; Bağdat Caddesi’ni, Kadıköy’ü, Moda’yı gezsinler. Artık Anadolu Yakası’nında bir gezme alanı olduğunu insanlar anlasın.”
Oteliniz kapılarını ne zaman açacak?
16 Kasım’a rezervasyon almaya başladık.
Anadolu Yakası’ndaki otellerin pazarlamadaki temel sorunu Avrupa Yakası’ndaki otellerle rekabet. Avrupa Yakası’ndaki turistik alanlar yabancılar tarafından daha çok tanınıyor ve rağbet görüyor. Karşı kıtadaki otellerle nasıl rekabet edeceksiniz? 
“Hedefimiz Anadolu Yakası’nın en iyi oteli olmak. Fiyat olarak da o bölgenin en yüksek fiyatlarına sahip olmak. Elbette Avrupa Yakası’yla fiyat yarışına giremeyiz. Özellikle Taksim civarındaki otellerin fiyatları artık çok yükseldi. Çünkü Taksim bu şehrin merkezi, bunu kabul etmek lazım. Anadolu Yakası’na işi olanlar ya da o bölgeyi sevenler geliyor. İngilizce’de ‘affordable luxury’ diye bir konsept var. Biz bunun peşindeyiz.  İstiyoruz ki herkes otelimize gelip kalabilsin ancak otelimiz çok ucuz da olmasın. Bağdat Caddesi, Kalamış buralar ucuz olmaması gereken yerler.”

‘BAĞDAT CADDESi, MODA VE KALAMIŞ BİZİ SAHİPLENECEK’Bağdat Caddesi özellikle alışveriş turizmi için öne çıkabilecek bir bölge…

“Biz her fırsatta bölgeyi ve özellikle Bağdat Caddesi’ni anlatmaya, tanıtmaya çalışıyoruz. Kafeleriyle, tasarımcı mağazalarıyla özel bir cadde olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bağdat Caddesi önünüze bakmadan, yolu takip etmeden akıllı telefonunuzla mesaj yaza yaza yürüyebildiğiniz bir cadde. Ben en çok bu özelliğini seviyorum. Bu çok önemli bir şey. Geniş ve rahat bir yürüme alanı. Bu bölgenin biraz ihmal edildiğini düşünüyorum. Niyetimiz Bağdat Caddesi’ni, Kalamış’ı, Moda’yı sahiplenmek bu bölgenin de bizi sahiplenmesini sağlamak. Bu bölgeye ilgi uyandırmak istiyoruz.”15 senedir yurtdışında otelcilik yapıyordunuz. Kaç ülke gezdiniz?

“Yurtdışı maceram 1997 yılında Kazakistan ile başladı. Oradan Azerbaycan’a geçtim. Ardından Ritz – Carlton ile ABD’ye gittim. Washington DC’deki Ritz’i açtım. Sonra İstanbul ve Bahreyn’deki Ritz Carltonları açtım. Ardından Dubai’ye geçtim. Dubai’de iki yıl kaldım. Jumeriah’ın oradaki en büyük otelinin açılış ekibindeydim. Sonra Genel Müdür olarak Kazakistan’daki eski otelime döndüm. Sonra tekrar Dubai’de 3 yıl boyunca genel müdürlük yaptım. Toplam 14 yılımı yurtdışında geçirdim.”

‘İNSANA YATIRIM OTELCİLİKTE BAŞARININ ANAHTARIDIR’

Anlaşılan yurtdışında her şey yolunda gidiyormuş. Dubai Burjuman Rotana’dayken The American Academy of Hospitality Sciences’tan aldığınız ‘Dünyanın En İyi Otel İşletmecisi’ ödülünü de biliyoruz. Her şeyi bırakıp Türkiye’ye dönmeye nasıl karar verdiniz?

“Türkiye’ye Wyndham İstanbul Kalamış Marina projesi için döndüm. Bu proje beni çok heyecanlandırdı. Daha önce de teklifler vardı ancak bu heyecanı hissetmemiştim.”
Pekçok farklı ülkede otelcilik yaptınız. Kültüre ve ülkeye göre değişmeyen, her durumda başarıyı getiren bir anahtar var mı sizce?
“Ülkeler değişir, kültürler değişir ama insana yatırım yaparsanız başarılı olmamanız mümkün değil. Örneğin Kazakistan’a gidiyorsunuz 400 tane Kazak personeliniz var. Eğer onlarla anlaşmak, yaşamak isterseniz ve bunun çözüm yolunu bulursanız hiç problem yaşamıyorsunuz. Ben bugüne kadar gittiğim hiç bir yerde hiçkimseyle problem yaşamadım. Hep popüler oldum. Ben nereye gidersem gideyim 1 hafta sobra adapte olabiliyorum. Bu çok önemli bir şey.”
“Benim Dubai’de çalıştığım Jumeriah otelinde 41 ayrı ülkeden insan vardı. 3 bin 500 personel. Benim ekibim 40 kişiydi. 14 ayrı milletten insan vardı. Bu insanları bir arada tutmak zor bir şey. Ancak insanlara ulaşabilirseniz de bir o kadar kolay. Eğer size destek vermezlerse siz ne yaparsanız yapın başarılı olamıyorsunuz. Bu formül bence dünyanın her yerinde geçer akçedir. İnsanları sahiplenirseniz, adam yerine koyarsanız onlar sizi daha çok sahipleniyor.”‘İSTANBUL 1 – 2 SENE SONRA DURAKLAYACAK’

Yurtdışındayken İstanbul ve Türkiye turizmini yakından takip ediyor muydunuz? Yurtdışındaki Türkiye ve Türk turizmci algısı son yıllarda nasıl değişti?
“İstanbul ve Türkiye’yi hep yakından takip ettim. Yurtdışında özellikle de Ortadoğu’da Türkiye’ye yönelik ciddi oranda bir algı değişikliği var. Türkiye’nin lider ülke konumu artık tartışılmaz durumda. Krizlerden az etkiliniyor olmamız bu algının değişmesinde en önemli etkenlerden biri oldu. Travel and Leisure Dergisi’nde dünyanın en iyi şehirleri listesinde İstanbul üçüncü sırada gösterildi. Bu muhteşem bir şey. İstanbul dünyada Bangkok ve Floransa’dan sonra üçüncü sırada. Oteller listesine bakıyorsunuz; Avrupa’da 100’den fazla odası olan oteller kategorisinde birinci İstanbul’dan. 100’den az sayıda odası olan otellerde de birinci yine İstanbul’dan. Bu tabi ister istemez insanlarda bir merak uyandırıyor. Türk otelciler de yurtdışında popüler. Çok sayıda Türk otelci özellikle Körfez’de görev başında.”İstanbul son dönemde tam bir imaj patlaması yaşıyor. Sizce bu tırmanış ne kadar sürer ve İstanbul bu tırmanış bittiğinde çok fazla turist kaybeder mi?

“İstanbul turizmde patlama yaşadı. Aynı zamanda ucuz da değil. Bu çok güzel bir şey. Ancak bir şehir her zaman yukarı gitmez. Dubai de çıkış yaşadı, bir noktaya geldi ve durdu. Durduğunuz noktada elinizde tuttuklarınız çok önemlidir. İstanbul bir iki sene daha yükselecektir. Ancak ondan sonra durur. Durduktan sonra geriye dönmezse bu bir başarıdır.”‘ŞIMARMAMALIYIZ’

Geriye dönmemek için ne yapmak lazım?

“Öncelikle şımarmamak lazım, anormal pahalı olmamak lazım. Güvenlik çok önemli bir faktör. Toplu taşıma sistemlerinin gelişmiş olması da çok önemli. İstanbul’un iki yakasının metro ile birleşecek olması gerçekten çok önemli. İstanbul daha turistsever bir şehir olmalı.”
“Biz eskiden bir kongre olduğunda fiyatları 5 katına çıkartırdık. Sonra kongreler satılmazdı, şaşırırdık. Şimdi artık şunu aklımıza yazdık: İnsanlar yüksek ücreti makul ölçülerde olursa  ödeyebiliyor. Formula 1 süreci malesef bu eski alışkanlığımıza bir örnektir. Fiyatlar aşırı yükselince kimse gelmedi. Yavaş yavaş bunların farkına vardık. Anormal oda fiyatlarından, bir seferde vuralım kaçalım mantığından artık pek eser yok. Ayaklarımız artık yere basıyor.”
‘KONGRE MERKEZLERİMİZ YURTDIŞINDA TANITILMIYOR’Uzun zaman yurtdışında kalmış bir turizmci olarak Türkiye’nin yurtdışı tanıtım çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? Harcanan 125 milyon euronun efektif kullanılmadığı yönünde eleştiriler var.

“Ben Dubai’de yaşarken düzenli olarak spor salonuna giderdim. Televizyonda CNN açık olurdu ve her on beş dakikada bir ya ‘Türkiye’ye yatırım yapın’ tanıtımı dönerdi, ya da THY reklamı . Arabian Travel Market’ta tüm girişin en büyük kısmı Türkiye’ye ayrılırdı. Sokaklarda Türkiye, billboardlarda Türkiye olurdu. Bence tanıtım başarılı bir şekilde yürütülüyordu. Yalnız benim gördüğüm kadarıyla reklamlarda hep deniz – kum – güneş ya da tarihi yapılara yer veriliyor. Bir tane kongre merkezi görmüyoruz. Kışın İstanbul’u ve Türkiye’yi ne besleyecek? Kongreler. Bu doğrultuda bir iki çalışma yapılabilir. O reklamlarda bunların da dönmesi lazım. Otellerin kapasiteleri ve kongre merkezleri de vurgulanmalı.”İKİNCİ WYNDHAM AVRUPA YAKASI’NA GELİYOR

Arap Baharı Körfez’deki Arapları etkiledi mi?
“Arap Baharı’ndan çok Körfez Bölgesi’ni 2009’daki kriz etkiledi. Onlarda ‘Para biter mi?, Kriz nedir?’ durumu yaşandı. 2009 krizinin ortasında ben oradaydım. İnsanlar ‘Bizim de paramız bitebiliyormuş’ deyip, silkelendiler. 3 kişi bir işi yaparken bir kişinin 2 işi yapabileceğini farkettiler. Hantal yapılarını üzerilerinden attılar. Dubai bitti, fiyatlar yerlerde diyorlar. Hayır, Dubai olması gerektiği seviyeye geldi. Arap Baharı da daha tam anlaşılmadı. Herkesin kendine göre yorumu var. Kimi Arap Baharı Arap dünyasını mahvetti derken, kimi iyi bir devrim diyor. Göreceğiz.”
“Arap pazarında  Türkiye’ye olan talep daha bir süre devam eder  Çünkü Mısır daha uzun süre kendine gelemez. 30 yıllık bir rejim yıkıldı orada. Rejim sağlamken bile taranan otobüsleri, patlayan bombaları unutmayın. Suriye darmadağın. Bu ülkeler toparlanana kadar Türkiye bundan faydalanacaktır. Benim Mısırlı arkadaşlarım var. Ailesinin üyeleri farklı arap ülkelerinde yaşıyor. Bu sene aile olarak İstanbul’da bir araya gelecekler. Durum bu.”Wyndham’ın İstanbul ve Türkiye ile ilgili yeni yatırım planları var mı?

“Bizim otelimizden birkaç ay sonra İstanbul’da Atatürk Havalimanı’na yakın bir bölgede bir Wyndham açılacak. Şu anda somutlanmış dile getirilebilecek tek proje bu. Ancak grup Türkiye’yi önemsiyor ve yatırımlarına devam etmek istiyor.”

Yiğit Ünsay – TurizmGüncel

Kelebek’in yüzde 67 hissesini hangi şirket satın aldı?


Mobilya sektöründe dev birleşme. 1935 yılında kurulan Kayserili Özbıyık ve Göknar Aileleri’nin çoğunluk hissesini sahip olduğu Kelebek Mobilya’nın yüzde 67’si 34.84 milyon TL karşılığında Çanakkale merkezli  Doğtaş Mobilya’ya satıldı. Kelebek Mobilya, hisse devri veya ortaklık için Doğtaş’ın yanı sıra Hollanda merkezli International Furniture BV ile görüştüğünü duyurmuştu.

Düzce’de 180 bin metrekare açık alan üzerine kurulu 40 bin metrekare kapalı alana sahip mobilya ve mutfak üretim tesisi bulunan Kelebek’in hisseleri 1990 yılında halka arz edilmişti. Enka Grubu 2006 yılında asıl iş alanlarında olmadığı gerekçesiyle Kelebek Mobilya’daki hisselerini Özbıyık ve Göknar Ailelerine satmıştı.

PİYASA DEĞERİNİN ALTINDA KALAN ANLAŞMA HİSSELERE YARAMADI

Şirketin yüzde 67 hissesinin, ilk seans kapanış fiyatı olan 1.19 liraya göre yüzde 12.6 iskontolu olarak Doğtaş’a satılmasının ardından, hisseler ikinci seans açılışı ile 1.08 liraya gerileyerek taban oldu.

KELEBEK MOBİLYA’NIN ORTAKLIK YAPISI

HİSSE SAHİBİ   PAYI (%)

Bekir Özbıyık    24,31
Mehmet Özbıyık    6,70
Mahmut Özbıyık 6,70
İbrahim Göknar       6,03
İbrahim Özbıyık    5,03
Mürüvet Özbıyık    5,03
Hatice Özbıyık     5,03
Nazife Özbıyık    5,03
Aslı Raime Candaş    5,03
Kadriye Hasoğlu      5,03
Diğer    26,11

Çamlıcaya Serbest Atış


XXI Serbest Atış adı altında mimarlara alternatif bir mimari fikir yarışması öneriyor ve bunu internet ortamından sürdürmeyi teklif ediyor.

İlk haftada bir çok fikir projesi geldi ve XXI Dergisi https://www.facebook.com/xxidergisi sitesinde gelen projeler yer alıyor.

XXI Dergisini girişimlerinden dolayı kutluyor projelerden bir kısmını dikkatlerinize sunuyoruz.

Absürd Fikirlere Çağrı: Alternatif Çamlıca Camisi Yarışması Çamlıca Ziya Gökalp Topçukışlası ve Cami / Eray Çaylı


Çamlıca Cam İ / Erkmen Korkmaz


Mordor Camii / Regaip Adem


Çamlıca tepesi çıplak cami / Avşar Karababa

Camini Her Yere Götür / Aras Kazmaoğlu


Cami ne arar la çamlıcada CAMİİ/Hasan AKYÜZ


Monolit / Asena Kumsal Şen


technodrome / Volkan Dalağan


Death Camii / Osman Ural


2023 Çamlıca / Nefize Öztürk


Bekle Çamlıca Geliyorum / Fatmagül Aslaner


Herkese bir cami / Fatmagül Aslaner


Çamlıcabartı Camii / Gülcan Kocaman

Ampullü Cami-iiiii / İsmail Efe

BİRİNCİ TAVIR: SERBEST ATIŞ

XXI Serbest Atış adı altında mimarlara alternatif bir mimari fikir yarışması öneriyor ve bunu internet ortamından sürdürmeyi teklif ediyor.

Geçtiğimiz gün Mimarlar Odası tarafından açıklanan Çamlıca Camisi proje yarışmasına mimarların katılmaması ve bu kent suçuna iştirak etmemeleri yönündeki “uyarı” dan sonra XXI Dergisi aynı konu üzerine bambaşka bir açılım sundu. İki ayrı açılımı da izleyenlerimizin ilgisine sunuyor, değerlendirmeyi mimarlık kamuoyuna bırakıyoruz..

Fikirlerin en geç 15 Ağustos tarihine dek paylaşılması gerekir.

Yarışmanın Amacı: İstanbul’un silüetine ve kent dokusuna aykırı, Osmanlı Türk mimari üslubunu yok sayan, gelenekle geleceği birbirine karıştırmayan, kültürümüzün gelenek zincirine orijinal yeni bir halka ilave etme derdi olmayan, İstanbul’a değer kaybettirecek ve İstanbul’un sembollerinden birine dönüşmeyecek bir cami projesi tasarlamak.

Yarışma alanı geçtiğimiz günlerde açıklanan Çamlıca Cami Yarışması alanıyla aynı olmakla birlikte bir kazanan olması halinde kendisinden 300 bin TL talep edilecektir. Bireysel ya da ekip olarak katılınabilir.

Fikirlerin
• Serbest teknikle (ister plan, kesit, perspektif, ister kolaj, üçboyutlu çizim vs) anlatılması, bu görselleştirmeye mutlaka metinlerin de eşlik ederek projeyi anlaşılır kılması,

• XXI dergisinin boyutları olan 26,5×30,5 cm’lik paftalarda 300 dpi olarak sunulması,

• Zihinlerde birikmiş muhalif duygu ve düşüncelerin mimari dille ifade edilmesi,

• Gerçeklikle bağlarının zayıf olması,
aranan özelliklerdir.

Facebook üzerinden düzenlenen yarışmada fikirler XXI’in Facebook sayfasındaki (http://www.facebook.com/xxidergisi) duvara iletilir ve en çok beğenilen üç proje bir sonraki ayın XXI dergisinde yayınlanır. Fikirlerin en geç 15 Ağustos tarihine dek paylaşılması gerekir.

İKİNCİ TAVIR ALMA ŞEKLİ ODADAN….

Son günlerde gündemde olan Çamlıca Camisi konusundaki “açılacak yarışma” hakkında Mimarlar Odası Genel Merkezi açıklamada bulundu.

İstanbul Çamlıca Camii Mimari Proje Yarışması
Hakkında
ÖNEMLİ DUYURU

Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu, “İstanbul Cami ve Eğitim-Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği” tarafından, “Çamlıca Silueti Mimarını Arıyor” başlığıyla ilan edilen “İstanbul Çamlıca Camii Mimari Proje Yarışması”na meslektaşlarımızın katılmaması yönünde tavsiye kararı almıştır.

Dünya Mirası İstanbul’un özgün mimarlık, kent, siluet, topografya ve coğrafya değerlerine karşı gelişen hoyrat ve sorgusuz imar faaliyeti, son dönemde sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası platformlarda da ciddi tepki ve eleştiriler alarak, farklı kurumlardan yönetimlerimize uyarıların gelmesine neden olmuştur. İstanbul’un eşsiz tarihî, kültürel ve doğal değerleri, bugüne değin görülmemiş bir biçimde hızla ve tartışılmadan yok olmakla karşı karşıyadır.

Asıl görevi, doğal, kültürel ve tarihî değerlerimizi korumak olan, TC. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, olağanüstü yetkilerle donatılarak elde ettiği tek merkezli karar erkini, kamu yararını ve çevre değerlerini titizlikle korumak için kullanmak yerine, tarihimizde görülmemiş hızda ve anlayışta hukuksuz ve plansız bir yapılaşma sürecini organize etmek ve desteklemek yönünde kullanmaktadır.

Bakanlık tarafından evrensel, bilimsel, meslekî ve etik her türlü ilke yok sayılarak gerçekleştirilen bu “imar yağması” sürecinde; İstanbul’un ve topografyasının önemli simgesel peyzaj varlığı olan eşsiz doğal sit alanı Çamlıca Tepesi’nin yapılaşmaya açılması da bu konuda karşı karşıya kaldığımız en ciddi tehditlerden birisidir.

Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın 29 Mayıs 2012 tarihli “Çamlıca Tepesi’ne bütün İstanbul’dan görülebilecek bir cami yapılacak” talimatı üzerine; yüzyıllardır korunmaya çalışılan İstanbul ve Boğaziçi kent siluetinin odağındaki Çamlıca Tepesi, TC. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, 4 Haziran 2012 günü “1/5000 Ölçekli Nazım ve 1/1000 Ölçekli Büyük Çamlıca Özel Proje Alanı” adı altında bu konudaki asıl yetkili olan TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı devre dışı bırakılarak yapılaşmaya açılmıştır.

Dayatılan “rant ve yağma” plan kararına göre; yaklaşık 150.000 metrekarelik kamuya ait doğal sit alanının yarısının dini tesis, diğer yarısının ise turizm alanı olarak kullanılması öngörülmektedir.

Bu süreçte Başbakanın isteği üzerine bir meslektaşımızın “Cami Projesi”nin başına getirildiğinin açıklanması, projenin elde edilme yöntemi tartışmalarını öne çıkarmıştır. Bu ortamda, özgün ve aynı zamanda İstanbul’un simgelerinden biri olan tepenin “asla ve hiçbir koşulda yapılaşmaya açılamayacağı, bir kamu değeri, bir doğal sit alanı olarak korunması ve yaşatılması gerektiği” düşüncesi gözardı edilmektedir.

Bu kapsamda açılan yarışmayla, İstanbul’un eşsiz peyzaj değeri ve korunması zorunlu sit alanında yapılaşma kararına ve girişimine meşruiyet kazandırılması ve değerli doğal mirasın “yarışma yöntemi” kullanılarak yok edilmesi ve “rant” hedefine hizmet etmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Yarışma gerek içeriği, amacı, yöntemi ve teknik konuları, gerekse ulusal ve uluslararası çağdaş mimarlık, çevre, kent politikaları ve hukuku açısından ele alındığında hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir.

Yarışma şartnamesi ile, yarışmayı kazananların müelliflik haklarının yok sayılması; uygulama projelerinin asgari ücret tarifelerinin altında yaptırılabilmesi; projelerin teslim tarihine kadar yarışmayı düzenleyen kuruluş tarafından Danışmanlar, Seçici Kurul Üyeleri ve Raportörlerin değiştirilebilmesi meslektaş haklarının gasp edilmesi anlamına gelmektedir.

Seçici Kurul’un, ağırlıklı olarak TOKİ’den Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bürokratlığına terfi eden kadrolar, iki akademisyen, TOKİ ile iş yapan bir şirketin yöneticisi ve mimari açıdan “taklit” olarak nitelenen ve bu nedenle yoğun eleştirilere hedef olarak geçtiğimiz günlerde hizmete giren Mimar Sinan Camisi’nin mimarından oluştuğu görülmektedir.

Seçici Kurul’un yapısı ve böylesi kapsamlı bir ihtiyaç programına sahip bir yarışma için verilen sürenin yalnızca 1 ay ile sınırlı olması; “yarışmanın kamuoyunda oluşan tepkileri en aza indirmek ve tarih-doğa yağması niteliğindeki projenin meşrulaştırılmasının sağlanması” amacı ile gündeme getirildiği değerlendirmelerini doğrulamaktadır.

Mimarlar Odası nitelikli mimarlık yapıtlarının oluşmasında yarışmalara büyük bir önem vermekte ve yarışmaları teşvik etmektedir. Bu bağlamda mimari proje elde edilmesi sürecinde en doğru, şeffaf ve adil yöntem yarışma açmaktır. Ancak söz konusu yarışma; ulusal ve uluslararası yarışma kriterlerine açıkça aykırı olmakla birlikte yarışmaya açılan alan, çevre ve kentsel politikalar bakımından da kesinlikle uygun bulunmamaktadır.

Mimarlar Odası olarak;

Meslektaşlarımızı, yarışma sürecine ilişkin bilgilendirme sorumluluğu çerçevesinde yarışmayı bir “kent suçu” yaratma sürecinin bir parçası olarak değerlendiriyor ve desteklemediğimizi önemle vurguluyoruz. Bu bağlamda yüzyılımızın “yaşanılır” kentlerini tartıştığımız bugünlerde “duyarlı olmak, mesleki değerlerimizi, ilkelerimizi ve haklarımızı önemle korumak” gerektiği düşüncesiyle, yukarıda ifade edilen gerekçelerle ve aynı zamanda UNESCO ve ICOMOS ile olan protokoller gereği desteklemediğimiz “İstanbul Çamlıca Camii Mimari Proje Yarışması”na, bir kent suçu yaratma sürecinde yer almamaları gerektiği düşüncesiyle “meslektaşlarımızın katılmamasını” tavsiye ediyoruz.

Saygılarımızla,

MİMARLAR ODASI
Merkez Yönetim Kurulu

Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personality


 

 

The charming Monaci delle Terre Nere boutique hotel has a unique personality and an interior design that captivates and inspires. Located on the island of Sicily, the stunning looking villa (once inhabited by monks ) takes in the healthy countryside air of a region famous for its wineries. The current owner of the place purchased the small property a few years ago and decided to invest in its potential. Guido Alessandro explains: “I felt the place was too big for myself and I had many friends coming and going. So I thought I may as well open it up to people. It gives me joy to have people stay here and enjoy the place. We had an architect who helped us with the the interior design. But the idea behind it comes from my girlfriend and myself. I decorated the house with different things I have collected over the years, especially paintings from the British-Brazilian artist, Olivier Mourao.” Lovely inside and out, the villa features natural construction materials, making it blend perfectly in its impressive 40-acre organic farm surroundings. Find its design as soothing as we do?

 

monaci delle terre 3 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 4 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 5 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 6 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 7 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 8 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 9 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 11 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 12 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 13 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 14 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 15 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 16 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 17 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 18 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 19 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 20 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 21 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 22 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 23 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 24 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personalitymonaci delle terre 25 Lovely Boutique Hotel in Sicily, With a Powerful Design Personality

 

freshome.com/2012/

Eden House by The Practice of Everyday Design


Eden House by The Practice of Everyday Design

The studio collaborated with architect Melanie Moore to replace the building’s existing upper floor bedroom with another that provides more space.

Eden House by The Practice of Everyday Design

The timber cladding and black window trim contrast with the dark brick and white frames of the original bungalow.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Above: photograph is by the architects

Accessed by a staircase hidden behind doors in the dining room, the annex is kept private and separate from the rest of the house.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Screens surround a dressing area on one side of the large bedroom, while the gabled rear wall is covered with shelving.

Eden House by The Practice of Everyday Design

The bathroom is organised to create privacy, with a sink exposed to the bedroom, a bath that faces only the dressing area and a toilet that is completely concealed.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Above: photograph is by the architects

The low pitch of the roof increases head height in the space and blue handrails and taps add splashes of colour.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Above: photograph is by the architects

 

Eden House by The Practice of Everyday Design

Photography is by Chris Shepherd, apart from where otherwise stated.

———————————————————————————–*

Another house;

Casa Pre de Sura a San Martino

A window in the master bedroom wraps over onto the roof, while others meet the floor so that small children can see out.

Casa Prè de Sura by Casati

Si trovano in soggiorno e nella camera da letto principale e sono dedicate ai più piccoli.

Casa Prè de Sura by Casati

 

Casa Prè de Sura
by Casati

3 August 2012 3 comments

 

This gabled house in Italy by Austrian architects Casati has stripy wooden walls on the outside and bumpy limestone walls on the inside (+ slideshow).

Casa Prè de Sura by Casati

Boxy windows project from the facade and frame views towards the castello di San Martino; a small castle on a nearby hillside.

Casa Pre de Sura a San Martino

A window in the master bedroom wraps over onto the roof, while others meet the floor so that small children can see out.

Casa Prè de Sura by Casati

The limestone aggregate walls surround rooms and hallways on each of the three floors, absorbing moisture from the air that can cool the house during warmer months.

Casa Prè de Sura by Casati

http://www.dezeen.com

Küvete dolap ve raf ekledi


 

 

Banyoda, rahat ve daha kullanışlı bir ortam sağladı

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde 10 dönümü kapalı, 10 dönümü açık alan olmak üzere, toplam 20 dönüm alana kurulu tesislerinde İnterduş ve İnterküvet markalarıyla duş kabini, duş teknesi, banyo küveti, jakuzi, kompakt duş imalatı yaptıklarını aktaran Diston Duşakabin Küvet Banyo Malzemeleri Genel Müdürü Veysel Demir, 250 çeşit ürün gruplarının olduğunu ve imalatlarının yaklaşık yüzde 40’nı yurtdışına ihracat ettiklerini kaydetti. Küvetin alt kısmına raf ve dolap yerleştirerek bir ilki gerçekleştirdiklerini ifade eden Demir, “Banyo bir dairede en çok kullanılan yaşam alanlarından biridir. Biz de iki yıllık bir Ar-Ge çalışmasından sonra banyoda rahat ve daha kullanışlı bir ortam yaratmak için küvetlerin atıl durumda olan ön ve yan taraflarına banyo dolabının tüm özelliklerini içinde barındıran sürgülü çekmeceler, raflar ve dolaplar monte ederek sektöre yeni bir soluk kazandırdık” dedi. Demir, bu yeni ürün ile 2012 yılında Türkiye’nin yanı sıra yurtdışı pazarındaki paylarını da en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.

Ayrıca küvet ve duştekne ön panellerinde de birçok değişikliğe gittiklerini aktaran Demir, İnterduş Yaşanan Banyo’ sloganıyla hem görselliği hem kullanılabilirliği hem de kaliteyi ön planda tuttuklarını dile getirdi. Dekoratif yüzey kaplama seçenekleriyle banyo seramiğine uyumlu altın sarısı ve ahşap desen kaplamalar uyguladıklarını anlatan Demir, ahşap kaplama desenlerle mevcut kompaktlarında bir sauna ortamı yaratmak istediklerinin altını çizerek, “Kullandığımız malzemeler çok özel ürünlerden yapıldığı için su ve neme çok dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Kesinlikle sudan etkilenmeyen özel bir üründür” dedi.

Yıllık üretim kapasitelerinin ortalama 230 bin adet olduğunu aktaran Veysel Demir, ürettikleri bütün ürünlerde kapasiteyi yüzde 30 artırmayı hedeflediklerini belirtti. İmalatlarının yüzde 40’ını ihraç ettiklerini vurgulayan Demir, Kuzey Irak başta olmak üzere; Suriye, Gürcistan, Ukrayna, Rusya, Yunanistan, İtalya, İngiltere ve Hollanda dahil 17 ülkeye ihracat yaptıklarının altını çizdi. Avrupa ülkelerine ürünlerini pazarlayabilmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyleyen Demir, “Özellikle son ürettiğimiz ürünün Ar-Fe çalışması iki yıl sürdü. Bu işin görselliğinde ve dizaynında çok büyük bir emek var. Çekmeceli-raflı-sürgülü sistemli küvetlerin yanı sıra banyo kopmaktı duşkabini ve banyo dolabını bir bütün olarak tasarlayarak dünyada yine benzeri olmayan yeni bir ürün geliştirdik. Tüm bu ürünlerin Ar-Ge çalışması yapılarak ürün buluş patenti, endüstriyel tasarımı ve faydalı model belgeleri alınarak koruma altına alındı. Bu ürünlerin sektöre getirdiği yeniliklerle birlikte dünyada ilk olma özelliğini taşıyor” ifadesini kullandı.

Hayırseverlik ruhu Türk mühendislere icat yaptırdı


Türk mühendisler, “Bu yardımlar nereye gidiyor?” endişesine son verecek makine icat etti: Bağışmatik. Yardımlar artık elden ele dolaşan kutulara, sandıklara ya da herhangi bir hesap numarasına yapılmayacak.

Yardım yolsuzluklarının önünü kesme iddiasında olan ATM görünümlü Bağışmatik için cami, dernek ve yardım kuruluşları harekete geçti. Üretici firma ile görüşenler arasında Diyanet de var.

Bağışmatik Ankara ’da faaliyet gösteren Sera Reklamcılık tarafından geliştirildi. ATM kabinleri üreten şirketi, hayırsever vatandaşların yaptıkları yardımların gerçek sahibine ulaşıp ulaşmadığına ilişkin endişeleri harekete geçirdi. Sera Reklamcılık İdari Koordinatörü Ahmet Öz, makinenin 3 yıllık bir Ar-Ge çalışmasının ürünü olduğunu açıkladı.

Öz, “Türk vatandaşı hayırseverdir. Ama son yıllarda herkesin aklını ‘Yardım yapıyoruz ama bu paraların nereye gittiğini bilmiyoruz’ kaygısı meşgul ediyordu. Bunun üzerine çalışmalara başladık. Yazılımları da dahil olmak üzere tamamen Türk mühendislerin icadı bir makine ortaya çıktı. Türk Patent Enstitüsü’nden ‘Elektronik Kumbara Makinesi’ adıyla faydalı model ve endüstriyel tasarım tescil belgelerini de aldık” dedi. Öz, Bağışmatik ile ilgili Diyanet başta olmak üzere çeşitli dernek ve yardım kuruluşları ile görüşme halinde olduklarını, önümüzdeki günlerde de görüşmelerin sonuçlanacağını açıkladı. Öz, “Diyanet Bağışmatik’i sadece camilere değil, farklı birçok noktaya koymayı da planlıyor” açıklamasını yaptı.

Hayırlı makinenin ‘hayırsız’ çalışanı! 

Bağışmatik projesi daha bitmeden şirket çalışanı tarafından çalındı. Çalışan makineyi kendi buluşu gibi gösterip Ankara Kocatepe Camii’ne de deneme amaçlı koyuyor. Bir günde Bağışmatik’te 24 bin TL toplanıyor. Bunu duyan Sera Reklamcılık hemen harekete geçerek ikinci günün sonunda camiden kaldırılıyor. Şirket, eski çalışanı hakkında yasal yollara başvurmuş durumda.

Kredi kartıyla da yardım yapılabiliyor 

Bağışmatik’e kâğıt ve demir para yatırılıyor, karşılığında makbuz alınıyor. Yardım toplayan kuruluş hangi makinede ne kadar para olduğunu saniye saniye kontrol edebiliyor. Dünyada bir ilk olan makine sahte parayı tanıyor. Döviz de kabul eden makineye merkezden otomatik olarak mesaj ve video gönderilebiliyor. Birden fazla yardım seçeneği de yüklenebilen makine kredi kartı ile de yardımı kabul ediyor.

Radikal

Viyana’ya tepeden bakmak


Viyana için Infobox: Çoklu İzlenimi Platformları / KARAMBA3D ve Bollinger-Grohmann-Schneider

Infobox, bir spekülatif yarışma projesidir. Yarışmanın amacı Viyana’da, “Tarihi Kent” dokusu içinde, bir enformasyon merkezi gerçekleştirmektir.



KARAMBA3D and Bollinger-Grohmann-Schneider mühendisler, mevcut arazinin zorlukları ile yarışarak bir proje ortaya çıkartmaya çalıştılar. Arazi, mevcut “borular”, yeraltı kanalizasyon sistemi, bir otopark, bir otobüs terminalinin göz önüne alınmasını gerektirmekteydi.

Komples ve planlanmamış tüm bu altyapılar yeni projenin taşıyıcı sisteminin düzenli olmasına ve herhangibir noktada yoğunlaşmasına olanak vermiyordu. Bunun yerine, parametrik modelleme yoluyla ve yapısal bağlantı noktalarıyla bir sistem kurulmasını gerektirmekteydi. Böylelikle mevcut sitenin zorluklarıyla baş etmek ve istenilen işlevsel kurguyu karşılayabilecek bir yapının ortaya çıkması mümkün olabilecekti.



InfoBox, 21 metre yüksekliğinde ince,sütunları olan bir kare kaide üzerinde konumlandırılmış.Yapısal olarak, Infobox, aslında bu sütunlar tarafından desteklenen bir yapısal çelikten oluşan bir ağ içinde kurgulanmakta. Yanal gerilme etkisindeki sistem kullanımı, sağlam bir taşıyıcı yapı sunmakta. Sağlamlaştırma ve parametrik türevli yapısal kurgusu fonksiyonların merkez servis alanı etrafında yer alan bir açık hacim olarak tanımlanabilmesine olanak sağlamakta.



Bir kafe ve teras İnfoBox’ın bir mültimedya ekranı oluşturan cephesine fonksiyonlar eklemektedir.

Kaynak:EVolo
Çeviri:Mimdap