Türk ve Avrupalı çimento üreticileri Afrika’da kapıştı


Avrupalı çimentocuların krizi aşmak için Afrika pazarına yönelmesi, Türk üreticileri hareketlendirdi.

 

cimento3.jpg

cimento4.jpg

cimento5.jpgcimento6.jpg

Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kıtadaki çimento tüketimi gerileyince pazar arayışına giren Avrupalı çimento üreticileri Afrika pazarına yönelince, bu pazarda etkin olan Türk üreticiler yatırımı düşünmeye başladı. avrupalı üreticiler serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle birçok Afrika ülkesine gümrük vergisi ödemeden satış yapıyor. Bu da Türk üreticilerin haksız rekabetle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Kriz ortamındaki en canlı pazarlardan biri olan Afrika’yıo kaptırmak istemeyen Türk çimentocular, çözümü bu ülkelerde üretim yapmakta buldu. Limak Holding, Orta ve Güney Afrika’da 300 milyon dolarlık 2 yatırımı hayata geçmek üzere. Sektörün önemli oyuncularından OYAK da bölgede şirket satın almak için Kuzey Afrika’daki karışıklıkların durulmasını bekliyor.

Avrupalı gümrüksüz satıyor
Afrika’daki birçok ülkenin AB ülkelerine muafiyet uyguladığını hatırlatan Oyak Otomotiv ve Çimento Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar, Avrupalı çimentocuların başta Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere, tüm Afrika ülkelerine ihracat yaptığını belirtti. Cezayir ve Fas’ta Avrupalı çimento üreticilerine uygulanan gümrük vergisi muafiyetinin Türk üreticilere uygulanmadığını belirten Çağlar’a göre, bu durum Türkiye açısından “haksız rekabete” yol açıyor ve bu pazarlara çimento ihracat şansını düşürüyor. Çağlar, Güney Avrupalı üreticilerin bu pazarlarda bir diğer şansının da “düşük fiyatlar” olduğu görüşünde. Avrupa Birliği’nin imzaladığı Kyoto Protokolü nedeniyle Güney Avrupalı üreticilerin üretimlerini kısmaları durumunda gelecek yıllarda üretim için gerekli karbon kotalarını alamama riskleri bulunduğunu anlatan Çağlar bu nedenle üretimi kısmak yerine düşük fiyatla ihraç etmeye başladıklarını vurguladı.

“Satın alma fırsatını inceliyoruz”
Türkiye’nin geleneksel ihracat pazarlarının bu yıl içinde büyük değişkenlik gösterdiğini kaydeden Çağlar, “2012 yılı temmuz sonu itibariyle Türkiye’nin en fazla çimento ihraç ettiği ülke Rusya olmuş, hemen ardından ise pek çok Afrika ülkesi gelmiş, Libya, Nijerya, Gana, Mısır, Liberya, Kamerun, Ekvator Ginesi, Kongo ve Benin Afrika’da öne çıkan ülkeler” diye konuştu.OYAK olarak yurtdışında yatırımdan ziyade satın almalara sıcak baktıklarını söyleyen Çağlar şunları kaydetti: “Çimento sektöründe yatırım yapmak konusunda uzun zamandır yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Son 2 yılın Kuzey Afrika’da politik belirsizlikler içinde geçmesi bu planlara sekte vurdu. Uygun şartlar oluştuğu takdirde satın alma fırsatlarını inceleyeceğiz.”

Limak’tan iki ülkeye yatırım
Krizin etkisi ile Avrupa ve Balkanlar’da ciddi daralma yaşandığını belirten Limak Holding Çimento Grup Koordinatörü Gültekin Aksüyek de Avrupalıların Afrika’ya açılmalarının, Türk çimentocuların kar marjlarını düşürdüğünü söyledi. Suriye ve Irak’ta yaşanan olayların özellikle Güneydoğu ve Akdeniz’deki fabrikaları olumsuz etkilediğini ifade eden Aksüyek, bölgedeki fabrikalar için çıkış olarak yine Afrika’yı gösterdi. Aksüyek, “Oralarda ciddi şekilde kayıplarımız var. Bu bölgelerdeki kayıplar Afrika pazarıyla telafi edilebilir. Bu rekabeti kazanmanın ilk şartı ucuz üretim. Avrupalılar çimentoyu Afrika’da üretmeye başlarlarsa Türk çimentocular için olumsuz bir tablo çıkar. Ben bizim çimentocularımızın da bu konuyla ilgilendiğini düşünüyorum. Yakında çimentocularımızın Afrika’da yatırım yapacağını duymak şaşırtıcı olmaz” açıklamasında bulundu.
Limak Holding’in de Afrika’da yatırım hazırlığında olduğu bilgisini veren Aksüyek, şunları söyledi: “Çimento grubu olarak Afrika’da 2 ülkede yatırım faaliyetleri ile ilgili fizibilite çalışmalarımız sürüyor. Biri ihale aşamasında. Ülkelerin ikisi de Arap Baharı’nın etkilediği bölgelerden uzakta. Biri eylül sonunda sonuçlanır. Her bir ülke için 150 milyon dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz. Çimento ile birlikte enerji ve inşaat alanında da yatırım yapmayı düşünüyoruz.”

“Afrika’nın avantajlı konumu tartışılır”
Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu ise “Avrupa piyasasından çimentocu olarak biz umudu kestik. Çünkü o bölgedekiler dahi kendi mallarının yarısını satamıyor. İspanya’da yılda 60 milyon ton çimento kullanılırken, 18-20 milyon tonlara düşmüş durumda. O ülkelerin üreticileri de kendilerini diğer pazarlara atmak için can atıyorlar” dedi. Bu anlamda akla ilk gelen pazarın Afrika olduğunu ancak yoğun talep nedeniyle Afrika’nın avantajlı durumunun da tartışılır hale geldiğini belirten Şahinoğlu, “İhracatta özellikle Avrupa piyasaları ölmüş durumda. Rusya’daki kış olimpiyatları nedeniyle önemli bir hareket var. Irak ve Suriye pazarı çok önemli pazarlardı. Ancak bu yıl onlarda da ciddi zafiyet var. Suriye tamamen bitti. Irak ile ilişkiler gergin” açıklamasını yaptı.
Çimento sektöründe geçtiğimiz yıla oranla yıl sonuna kadar yüzde 5’lik bir büyüme beklediğini söyleyen Şahinoğlu, iç piyasanın canlı olduğunu dile getirdi. Van depreminin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından bölgede bir beton santrali kurmak için teklif aldıklarını söyleyen Şahinoğlu, kendilerine nehüz yer gösterilmediği için projenin şimdilik askıya alındığını belirtti.

Ramazan durgun geçti, eylülü bekleyeceğiz
Bu yıl ağır hava şartları nedeniyle kötü geçen ocak-şubat dönemini ve sonrasını da değerlendiren Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu şunları söyledi: “Yılın ilk aylarında mevsimsellik nedeni ile yaşanan kötü gidiş düzeldi. Olumsuz etkiler hafifledi. O dönemde biriken stoklar erimeye başlamıştı. Ancak Ramazan ayında bir durağanlık yaşadık. Toparlanma için eylülü beklememiz lazım.”

cimento1.jpg

 

Gamze ŞENER

30 dereceli kapılarda ilki gerçekleştirdi


Meska Yapı, Türkiye’de bir ilke imza atarak 30 derece açıya sahip bir kapının hidrolik sistemle yatay olarak yukarı doğru açılmasını sağlayan bir mekanizma geliştirdi.

BURSA – Meska Yapı Otomatik Kapı Sistemleri, ‘zor’ denileni başardı ve Türkiye’de bir ilke imza atarak 30 derece açıya sahip bir kapının hidrolik sistemle yatay olarak yukarı doğru açılabilmesine olanak sağlayan bir mekanizma geliştirdi. İlk kez Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Akpınar Mahallesi Kapalı Pazar Yeri’nin giriş ve çıkış kapılarında uygulanan proje, 7 ayrı noktada pinomatik fotosel emniyet sistemiyle tamamen güvenli bir yapıya da kavuşturuldu. Pinomatik sistemle kapanan kapılarda uygulanan düşey hareketi önleyecek sensörler sayesinde kar, yağmur ve rüzgar gibi dış etkenler nedeniyle ani kopma, hidrolik patlaması ya da kırılma hareketi gibi riskler de ortadan kaldırıldı. 4 ayda tasarlanan ve 2 ayda imalatı gerçekleştirilen 100 bin TL’lik proje, aynı zamanda pazar yerlerine de estetik bir görüntü de kattı.
Ar-Ge çalışmalarına büyük önem verdiklerini söyleyen Meska Yapı İşletme Müdürü Abdullah Hızlıtürk, Türkiye’de ilk defa 30 derece açıya sahip bir kapının yukarı doğru yatay bir şekilde açılabilmesi için hidrolik sistemle çalışan bir mekanizma geliştirmenin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. Projeyi ilk defa yapımı yeni tamamlanan Nilüfer ilçesine bağlı Akpınar Mahallesi Kapalı Pazar Yeri’nin giriş ve çıkış kapılarında uyguladıklarını kaydeden Hızlıtürk, “Alanında bir ilki teşkil eden bu tasarımın dikey olarak hareket eden mevcutlarından farkı 30 derece bir açıya sahip kapının hidrolik sistemle yatay olarak yukarı doğru açılabilmesidir. Tasarımımızı, 7 ayrı noktada uygulanan pinomatik fotosel emniyet sistemiyle tamamen güvenli bir yapıya da kavuşturduk. Pinomatik sistemle kapanan kapıda düşey hareketi önleyecek sensörler sayesinde kar, yağmur ve rüzgar gibi dış etkenler sonucunda meydana gelebilecek ani kopma, hidrolik patlaması ya da kırılma risklerini tamamen ortadan kaldırdık. Projede, mekanik kilit sistemi de kullandık” dedi.

Patent için harekete geçti

Pazar yerlerinde alan kaybının önüne geçen ve mimari açıdan hoş bir görüntü sağlayan projenin, 4 Türk mühendis tarafından 4 ayda tasarlandığını ve imalatının iki ay sürdüğünü dile getiren Hızlıtürk, proje toplam bedelinin ise 100 bin TL’yi bulduğunu söyledi. Olmaz denileni başardıklarını ve Türkiye’de kapı sektöründe bir ilke imza atmanın haklı gururunu taşıdıklarını ifade eden Hızlıtürk, tasarımın patentini almak için çalışma başladıklarına da değindi.

Yüzde 30 büyüdü

Geçtiğimiz yıl 2010’a oranla yüzde 30 büyüdüklerini anlatan Abdullah Hızlıtürk, personel sayısını 7’den 11’e çıkardıklarını ve hedefledikleri 1 milyon 700 bin TL ciroya ulaştıklarını vurguladı. Bu yılki büyüme hedeflerinin toplam 2 milyon 500 bin TL ciro ile yüzde 15 olduğuna dikkati çeken Hızlıtürk, sözlerine şöyle devam etti: “2013 yatırım programı kapsamında makine parkını genişletmeyi planlıyoruz. Hedefimiz standartları yukarı çekmek, kalite belgesi almak ve sektörde yerli üreticinin payını artırmak. Bu doğrultuda yüzde 70’i kendi üretimimiz olan hızlı tip branda kapıda 2013 itibariyle satışa da başlayacağız.”

Meska Yapı hakkında da bilgi veren Hızlıtürk, Bursa ve çevresinde 5 binin üzerinde iş hacmine sahip olduklarını belirtti. 600 metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini ve 9 çeşit ürünleri bulunduğunu kaydeden Hızlıtürk, bunlar arasında endüstriyel seksiyonel kapılar, garaj kapıları, bahçe kapıları, sarmal tip kepenk ve garaj kapıları, hızlı tip branda kapı, bariyer otomasyon sistemleri ile radarlı otomatik kapı sistemlerinin bulunduğunu anlattı. Fabrikalardan işyerlerine, konuttan alışveriş merkezlerine kadar her türlü ihtiyacı karşılayacak otomatik kapı uygulaması yaptıklarını dile getiren Hızlıtürk, “Özellikle endüstriyel seksiyonel kapılarda iddialıyız. Montaj ve kurulum alanında pazar lideriyiz. Birçok fabrikanın ihracat yükleme kapısında firmamızın imzası var. Üretimin dünyaya açılan yüzüyüz” diye konuştu.

Meska Yapı’nın, 2000 yılında sanayi sektöründe 40 yıllık tecrübeye sahip işadamı Muhammed Üzüm tarafından kurulduğunu kaydeden Hızlıtürk, “Firmamız, yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucunda Türkiye’de otomatik kepenk, garaj kapısı ve sanayi tipi kapı uygulamasının Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında yüzde 5 seviyelerinde olduğu sonucunu ortaya çıkardı. Ülkemiz insanının yeniliğe ve modern çağa açık ve arzulu olduğunu düşünen şirketimiz, klasik kepenk yerine modern görünümlü, estetik motorlu ve uzaktan kumandalı kepenk, garaj ve sanayi depo kapı imalatına başladı” dedi.

Güvenlik üst seviyede

Projenin toplam maliyetinin 100 bin TL’yi bulduğunu söyleyen Meska Yapı İşletme Müdürü Abdullah Hızlıtürk, böyle bir mekanizma geliştirmenin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. Güvenliği en üst seviyeye çıkardıklarını ifade eden Hızlıtürk, “Pinomatik sistemle kapanan kapıda düşey hareketi önleyecek sensörler sayesinde kar, yağmur ve rüzgar gibi dış etkenler sonucunda meydana gelebilecek ani kopma, hidrolik patlaması ya da kırılma risklerini tamamen ortadan kaldırdık. Projede, mekanik kilit sistemi de kullandık” dedi.

 

Gülay SOYDAN PEHLEVAN

Olimpos KYK harcı ile ayağa kalkacak


Antik kentleri oluşturan binlerce taş ve mermer parçasını toprağın altından büyük çabalar ile çıkaran arkeologlar, Olimpos’ta bunların bir araya getirilmesi için “KYK Restorasyon Harcı”nı tercih etti.

 

 

Tarihin aydınlatılmasında en önemli unsurlar arasında sayılan antik kent ve yapıların onarım ve ayağa kaldırılması işlerinde çok hassas ve titiz çalışmanın yanında, en uygun ekipman ve malzeme seçimi de büyük önem taşıyor. Antik kentleri oluşturan binlerce taş ve mermer parçasını toprağın altından büyük çabalar ile çıkaran arkeologlar, bunların bir araya getirilmesi işlemini ise restorasyon harcı ile gerçekleştiriyor. Uygarlığın beşiği sayılan Anadolu’daki en önemli yerleşimlerden Olimpos antik kentinin ayağa kaldırılması çalışmalarını yürüten Anadolu Üniversitesi ve 9 Eylül Üniversitesi’nden uzmanlar da yapısı ve rengi ile tarihi dokuya tamamiyle uyumlu olduğu için KYK Restorasyon Harcı’nı tercih ettiler.

 

KYK Restorasyon Harcı, kazıların ve restorasyon çalışmalarının devam ettiği Olimpos’ta yürütülen “mevcut yapıların korunarak, onarım ve güçlendirme çalışmaları” ve “kazılarda çıkan kolon, kirişlerdeki, kemerlerdeki çatlakların doldurulması, onarılması, açığa çıkan yerleşim yerlerinin yine kalıntılardan çıkan eski taşlar/molozlarla tekrar örülmesi” işlerinde kullanılıyor. KYK restorasyon harcı kullanılıyor Olimpos Antik Kenti, Antalya’nın 80 km güneyinde ve Antik Likya Bölgesi içinde bulunuyor. Doğudan Akdeniz’e açılan Olympos Antik Kenti, ortasından geçen Akçay (Olimpos Çayı) ile ikiye bölünüyor. Bu konumuyla tarih boyunca liman kenti olma özelliği taşıyan Olimpos, günümüze gelen antik kentler arasında farklı bir yapı sergiliyor. Kentin kesin kuruluş tarihi ise bilinmiyor. Tarih sahnesinde Olimpos Likya Birliği içinde bastığı sikkeler ile MÖ 168-78 yıllarında ilk kez görülüyor.

Olimpos bu birlik içinde üç oy hakkına sahip, altı ayrıcalıklı kentten birisi olma özelliğini taşıyor.
MÖ 80 yılında ise kent, korsanların eline geçiyor. Ünlü Korsan Zeniketes’in, Olimpos yakınlarındaki  bir kalede oturduğu biliniyor. Anadolu kıyılarındaki ve dağlık bölgelerdeki karışıklıklar üzerine bölgeyi korsanlardan temizlemek için, Romalı komutan ve senatör Publius Servilius Vatia komutasındaki Roma Donanması MÖ 78 yılında Gelidonya Burnu’nda yapılan üç deniz savaşını da kazanarak Zeniketes’in ünlü kalesini yerle bir ediyor. Zeniketes’in ölümünden sonra komşu kentlerle beraber Olympos da Roma’nın eline geçiyor. Bu dönemlerde Hephaistos, Zeus ve Apollon kültlerinin Olimpos’ta tapınım gördüğü bilinmektedir. Halen kısmi olarak ziyaretlere açık olan Olimpos Antik Kenti’ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarının zamamlanmasından sonra, bölgeye yönelik tarih turizminde de büyük artış bekleniyor.

Duble yollar “3 milyar TL” borçlandırdı


Cari açığın önünü kesmek için önce duble yollarda alınan önlemler nedeniyle ek ödenek alamadıkları için karayolu, müteahhitlerine 3 milyar TL düzeyinde borçlandı.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Karayolları Genel Müdürlüğü, duble yolda son 10 yılın en büyük finansman darboğazıyla karşı karşıya kaldı.
Habertürk’un haberine göre, Karayolları Genel Müdürlüğü, bu yıl ekonomiyi soğutmak ve cari açığı azaltmak amacıyla alınan önlemler nedeniyle ek ödenek alamadıkları için karayolu müteahhitlerine 3 milyar TL düzeyinde borçlandı.
Karayollarına, 2011 yılı başında 3-3.5 milyar TL yatırım ödeneği ayrılmışken, yıl içinde gelen ek ödeneklerle yatırım tutarı yıl sonunda 12.1 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu yıl ise Karayolları’na 3.6 milyar TL’lik ödenek tahsis edildi. Başta duble yollar olmak üzere karayolu altyapısı için Ağustos ayı itibarıyla kamulaştırmalar dahil 3.9 milyar TL kullanan Karayolları, aynı dönemde yatırımların bir bölümünü de borçla yürütünce müteahhitlere, 3 milyar TL düzeyinde borç yapıldı.
Sorunlar üzerine, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’la bir araya geldi.
Karayolları ekibinin de bulunduğu toplantıda ek ödeneğin çıkabileceği görüşü öne çıktı.

Manas Enerji, yerli ‘pay ölçer’ üretecek


 

Firma, ısı giderleri paylaşım ürünleri için ilk yıl 500 bin euro ve 2014 yılı sonuna kadar da yerli üretim yatırımı ile birlikte 1 milyon euro yatırım yapacak.

Manas Enerji, 2013 yılında merkezi ısıtmalı dairelerde her dairenin kullandığı kadar fatura ödemesine imkan veren ısı pay ölçerde yerli üretime geçecek. Yurt genelinde 500 bin adet konutta pay ölçer uygulaması yapmayı hedefleyen Manas Enerji, ısı giderleri paylaşım ürünleri için ilk yıl 500 bin euro ve 2014 yılı sonuna kadar da yerli üretim yatırımı ile birlikte 1 milyon euro yatırım yapacak.
Yatırımların önemli kısmını üretim bandının revizyonu ve teknoloji transferi için gerçekleştirdiklerini ifade eden Manas Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Reşat Görür,”Ürün şu an İsviçre’de Manas Enerji için üretiliyor, 2013 yılı itibariyle gerçekleştireceğimiz teknoloji transferi ile beraber Ankara’daki fabrikamızda üretilecek” dedi. 2012 itibariyle kullanımı zorunlu hale gelen ısı giderleri  paylaşım ürünleri Türkiye’deki yaklaşık on milyon doğal gaz kullanıcısı ve bir o kadar da işyerinin enerji tasarrufunu sağlamak için önemli bir girişim kaynağı oldu. Ahmet Reşat Görür yüzde yüz yerli sermayeyle kurulan ve uluslararası çalışan bir Türk firması olduklarını belirterek gaz sektöründe toplam pazarın tamamına hitap ettiklerini ve yüzde 50’lik pazar payına sahip olduklarını ifade etti.

2 milyon binada kullanılabilir

Isı kontrol sistemlerinin merkezi ısıtma sistemli binalarda zorunlu hale getirilmesine rağmen sistemin kullanımına geçiş oranının çok düşük olduğunu belirten Görür, 2013 yılının sonuna kadar toplam kullanıcı sayısının yüzde artacağını düşünüyoruz. Türkiye’de bulunan yaklaşık 2 milyon merkezi sistemli binada bu sistem kullanılacak. Beklenen tasarruf yüzde 30 oranında” dedi.

Mehmet FİLOĞLU

JFK Havalimanı, Türk mermerleriyle güzelleşecek


Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrindeki JFK Havalimanı 1. Terminalinde devam eden yenileme çalışmalarında ”Burdur Bej” taşının kullanılması için havalimanı idaresi ile ilgili firmanın mutabakata vardığını bildirdi.

Çağlayan, yazılı açıklamasında, söz konusu yenileme çalışmalarında toplam 6 bin 700 metrekare ”Burdur Bej” taşının kullanacağına dikkat çekti.

Bakan Çağlayan, 220 bin dolar olarak öngörülen proje bedelinin Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği bünyesinde faaliyet gösteren Ege Maden İhracatçıları Birliği’nce karşılanacağını ifade etti.

Yıllık 47 milyon 809 bin 910 yolcu kapasitesine sahip JFK Havalimanı’ndaki bu projeyle Türk doğaltaşının uluslararası alanda tanıtımına büyük katkı sağlanacağının altını çizen Çağlayan, açıklamasında şunları kaydetti:

”Türk doğaltaşı JFK Havalimanı’nda adeta görücüye çıkacak. JFK Havaalanı idaresi ile Ege Maden İhracatçıları Birliği arasında hazırlanan protokol gereği, söz konusu terminal alanı ‘Burdur Bej’ taşıyla kaplanacak ve bu alanda Türk doğaltaşının Ege Maden İhracatçıları Birliği’nce temin edilerek kullanıldığına dair üç parça anıt plaka idare tarafından havalimanının görülür bir yerinde, herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın sergilenecek.”

Bakan Çağlayan, Türkiye’nin 2011’de toplam mermer ihracatının 1 milyar 502 milyon dolar, bu yılın Ocak-Haziran döneminde ise 778,3 milyon dolar olarak gerçekleştiğini hatırlattı.

Eden House by The Practice of Everyday Design


Eden House by The Practice of Everyday Design

The studio collaborated with architect Melanie Moore to replace the building’s existing upper floor bedroom with another that provides more space.

Eden House by The Practice of Everyday Design

The timber cladding and black window trim contrast with the dark brick and white frames of the original bungalow.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Above: photograph is by the architects

Accessed by a staircase hidden behind doors in the dining room, the annex is kept private and separate from the rest of the house.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Screens surround a dressing area on one side of the large bedroom, while the gabled rear wall is covered with shelving.

Eden House by The Practice of Everyday Design

The bathroom is organised to create privacy, with a sink exposed to the bedroom, a bath that faces only the dressing area and a toilet that is completely concealed.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Above: photograph is by the architects

The low pitch of the roof increases head height in the space and blue handrails and taps add splashes of colour.

Eden House by The Practice of Everyday Design

Above: photograph is by the architects

 

Eden House by The Practice of Everyday Design

Photography is by Chris Shepherd, apart from where otherwise stated.

———————————————————————————–*

Another house;

Casa Pre de Sura a San Martino

A window in the master bedroom wraps over onto the roof, while others meet the floor so that small children can see out.

Casa Prè de Sura by Casati

Si trovano in soggiorno e nella camera da letto principale e sono dedicate ai più piccoli.

Casa Prè de Sura by Casati

 

Casa Prè de Sura
by Casati

3 August 2012 3 comments

 

This gabled house in Italy by Austrian architects Casati has stripy wooden walls on the outside and bumpy limestone walls on the inside (+ slideshow).

Casa Prè de Sura by Casati

Boxy windows project from the facade and frame views towards the castello di San Martino; a small castle on a nearby hillside.

Casa Pre de Sura a San Martino

A window in the master bedroom wraps over onto the roof, while others meet the floor so that small children can see out.

Casa Prè de Sura by Casati

The limestone aggregate walls surround rooms and hallways on each of the three floors, absorbing moisture from the air that can cool the house during warmer months.

Casa Prè de Sura by Casati

http://www.dezeen.com

Küvete dolap ve raf ekledi


 

 

Banyoda, rahat ve daha kullanışlı bir ortam sağladı

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde 10 dönümü kapalı, 10 dönümü açık alan olmak üzere, toplam 20 dönüm alana kurulu tesislerinde İnterduş ve İnterküvet markalarıyla duş kabini, duş teknesi, banyo küveti, jakuzi, kompakt duş imalatı yaptıklarını aktaran Diston Duşakabin Küvet Banyo Malzemeleri Genel Müdürü Veysel Demir, 250 çeşit ürün gruplarının olduğunu ve imalatlarının yaklaşık yüzde 40’nı yurtdışına ihracat ettiklerini kaydetti. Küvetin alt kısmına raf ve dolap yerleştirerek bir ilki gerçekleştirdiklerini ifade eden Demir, “Banyo bir dairede en çok kullanılan yaşam alanlarından biridir. Biz de iki yıllık bir Ar-Ge çalışmasından sonra banyoda rahat ve daha kullanışlı bir ortam yaratmak için küvetlerin atıl durumda olan ön ve yan taraflarına banyo dolabının tüm özelliklerini içinde barındıran sürgülü çekmeceler, raflar ve dolaplar monte ederek sektöre yeni bir soluk kazandırdık” dedi. Demir, bu yeni ürün ile 2012 yılında Türkiye’nin yanı sıra yurtdışı pazarındaki paylarını da en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.

Ayrıca küvet ve duştekne ön panellerinde de birçok değişikliğe gittiklerini aktaran Demir, İnterduş Yaşanan Banyo’ sloganıyla hem görselliği hem kullanılabilirliği hem de kaliteyi ön planda tuttuklarını dile getirdi. Dekoratif yüzey kaplama seçenekleriyle banyo seramiğine uyumlu altın sarısı ve ahşap desen kaplamalar uyguladıklarını anlatan Demir, ahşap kaplama desenlerle mevcut kompaktlarında bir sauna ortamı yaratmak istediklerinin altını çizerek, “Kullandığımız malzemeler çok özel ürünlerden yapıldığı için su ve neme çok dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Kesinlikle sudan etkilenmeyen özel bir üründür” dedi.

Yıllık üretim kapasitelerinin ortalama 230 bin adet olduğunu aktaran Veysel Demir, ürettikleri bütün ürünlerde kapasiteyi yüzde 30 artırmayı hedeflediklerini belirtti. İmalatlarının yüzde 40’ını ihraç ettiklerini vurgulayan Demir, Kuzey Irak başta olmak üzere; Suriye, Gürcistan, Ukrayna, Rusya, Yunanistan, İtalya, İngiltere ve Hollanda dahil 17 ülkeye ihracat yaptıklarının altını çizdi. Avrupa ülkelerine ürünlerini pazarlayabilmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyleyen Demir, “Özellikle son ürettiğimiz ürünün Ar-Fe çalışması iki yıl sürdü. Bu işin görselliğinde ve dizaynında çok büyük bir emek var. Çekmeceli-raflı-sürgülü sistemli küvetlerin yanı sıra banyo kopmaktı duşkabini ve banyo dolabını bir bütün olarak tasarlayarak dünyada yine benzeri olmayan yeni bir ürün geliştirdik. Tüm bu ürünlerin Ar-Ge çalışması yapılarak ürün buluş patenti, endüstriyel tasarımı ve faydalı model belgeleri alınarak koruma altına alındı. Bu ürünlerin sektöre getirdiği yeniliklerle birlikte dünyada ilk olma özelliğini taşıyor” ifadesini kullandı.

Yönetmelik çıkınca güneş enerjisi yatırımları hızlandı


Türkiye’nin ilk resmi güneş enerjisi santrali Konya’da kuruldu. IBC Solar şirketinin kurduğu santral faaliyete geçti. Konya’nın yanı sıra Aksaray, Karaman, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir’in elektrik dağıtımını yapan MEDAŞ için kurulan santral, 200 kW gücünde. 350 bin Euro’ya mal olan santral sayesinde doğayla barışık temiz enerji üretilecek.

IBC Solar Türkiye Genel Müdürü Hayri Bali, güneş enerjisi santrali kurmak konusunda Alarko ve Cengiz Holding ortaklığındaki MEDAŞ’tan teklif aldıklarını ve hemen çalışmalara başladıklarını söyledi. Bali, “Araştırmalarımız sonucunda Konya’nın Avrupa’daki birçok bölgeye kıyasla daha fazla güneş alan ve kusursuz ışıma değerleri sunan bir bölge olduğunu belirledik. Aynı zamanda, örnek uygulamalara imza atmak isteyen MEDAŞ’ın doğayla barışık, temiz ve çevreci enerji üretimine verdiği önemi de dikkate aldık.” dedi. IBC Solar Türkiye tarafından kurulan Türkiye’nin ilk resmi güneş enerjisi santralinin, 200 kilovat (kW) gücünde olduğunu belirten Bali, “Ürün kalitesi ve teknolojik standartlar açısından sektör adına örnek uygulama olarak kabul edilecek santralde doğayla tamamen barışık temiz enerji üretilecek. Santralde üretilen elektriğin MEDAŞ’ın iç tüketimi dışında kalan kısmı doğrudan ana şebekeye aktarılıyor. Santralin ürün kalitesi ve teknolojik standartlarıyla pek çok kişi ve kuruluşa örnek olacağını düşünüyoruz. Zaten gelen talepler de bu görüşümüzü doğrular nitelikte.” bilgisini verdi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), geçen yıl güneş enerjisi üretim bölgelerini belirlemişti. Belirlenen bölge ve kriterlere göre yapılan yatırımlara teşvik öngörülüyor. Yatırımlarda yerli malzeme kullanımı halinde teşvik tutarı artırılıyor. Üst kurul, ayrıca bölgelerin güneş haritasını hazırlattı. Enerji Bakanlığı ve TEİAŞ da güneşle ilgili değişik yönetmelikler yayınladı. Hazırlanan mevzuata göre güneş enerjisinde en yüksek kapasite 92 megavat (MW) ile Konya’ya verildi. Van’a 77, Mersin’e ise 35 megavatlık başvuru hakkı tanındı. Güneş enerjisinde, Türkiye geneli toplam kurulu güç 600 MW (megavat) ile sınırlandırıldı.

XL Çatı Koruma Sistemi Hareket Ediyor



Gatwick airport, London, England


Mercedes-Benz Arena, Stuttgart, Germany

 

Britanya’daki bir alışveriş merkezinin yaklaşık 100 metre uzunluğundaki cam çatısının onarımı için Layher firmasının XL Çatı koruma sistemi kullanıldı. Hafif, kolay kurulabilen ve kötü hava şartlarına karşı etkin bir koruma sağlayan sistem, 40 metreye kadar olan çatı genişliğine izin verdiği gibi estetik görünümüyle de beğeni topluyor.

Onarım çalışmalarının etaplar halinde gerçekleştirilmesi, yaklaşık 35 metre uzunluğunda ve 22 metre genişliğinde hareketli bir çatı koruma sistemi kurulmasında etkili oldu. Az sayıda insan gücüyle çalışabilen bu sistem, sadece inşaatın hızla devam etmesini değil aynı zamanda vincin cam parçalarını çabuk kaydırmasına da olanak tanıyor. Bütün alanın kaplanmaması sayesinde bölümlerin komple sökülüp tekrar takılmasına gerek kalmıyor.

Alışveriş merkezinin işletmecileri için korumalı yapının pek çok ekonomik avantajları bulunuyor. Kolay kurulumu sayesinde, koruma sistemi çok kısa bir süre içinde iskele alınlıklarından kuruluyor ve böylece hava muhalefetinden dolayı oluşacak aksamaları ortadan kaldırıyor. XL Çatı koruma sistemi kumaşının ışığı geçirebilen yapısı sayesinde gün ışığından faydalanılıyor ve ekstra yapay ışıklandırmaya gerek duyulmuyor.

Alışveriş merkezine kurulan hareketli çatı sistemi sayesinde daha az destek iskele kuruldu ve böylece, otopark alanında daha fazla ziyaretçi park yeri oluşturuldu. Alışveriş merkezindeki çalışmalar ise en korunaklı şekilde devam etti.

Layher Çatı koruma sistemleri XL – Avantajları:

  • 40 metreye kadar çatı genişlikleri,
  • Yüksek kar ağırlığı taşıma kapasitesi (yaklaşık. 1,0 kN/m²),
  • Planörlerin çabuk ve kolay giydirilmesi,
  • Bütün Layher iskele sistemlerine uyumu,
  • Hareketli versiyon olarak mümkün oluşu.