Eylül’de gidilebilecek en iyi 10 yer…


 

Hala tatile çıkmadıysanız sizin için önerilerimiz var!

İŞTE ÖNERİLERİMİZ!

1- Bozcaada

2- Doğu Karadeniz

3- Assos

4- Datça

5-Küçükkuyu

6-Fethiye

7-Bodrum

8-İstanbul

9-Nemrut

10-Konya

 

Vaktinizin büyük bir kısmını denizde geçirmek isterseniz eğer Bodrum ve Marmaris’te Eylül’de de tatil coşkusu bitmez.

Bağbozumu zamanı Bozcaada, biyolojik çeşitliliğe sahip Doğu Karadeniz, sararan yapraklar arasında yürüyüşlerin yapılabildiği İstanbul, güneşin batışının ve doğuşunun huzur içinde seyredilebileceği Nemrut veya Amasra sahili bir eylül seyahati planlıyorsanız, gidilebilecek en iyi yerlerden.

BOZCAADA-BAĞ BOZUMU

 

 

Bağbozumu, üzüm hasadına verilen isim. Ağustos ve eylül ayları adanın bağbozumu zamanı. Bozcaada Belediyesi’nin eylülün ilk haftası bağbozumunu kutlamak için düzenlediği festival, adanın geleneksel etkinliklerinden biri.

2 gün süren festival, adalı şarap üreticilerinin kendi bağlarında düzenledikleri sembolik bağbozumuyla başlıyor. Bunun için bağ işçileriyle birlikte traktörlere binilip bağlara gidiliyor. Orada üzüm toplamanın incelikleri öğrenilerek hep birlikte hasat yapılıyor.

Açılış töreninden sonra toplanan üzümler halka dağıtılıyor. Festival boyunca adalı şarap üreticileri satış mağazalarında şarap tadımı yaptırıyor. Şarap-peynir keyfi için Bozcaada’da sizi bekleyen birçok adres var Eylül’de.

Festival boyunca kale içinde konserler ve iki yarışma düzenleniyor. Yarışmalarda adanın genç kızları arasından bir üzüm güzeli ve adanın en iyi Çavuş üzümü seçiliyor.

DATÇA-WINDSURF

 

Uzun yıllar Türkiye Windsurf şampiyonası’na da ev sahipliği yapan Muğla’nın Datça ilçesi yaz-kış Windsurf yapmak mümkün. Datça Windsurf kampı “Özgürlüğünüzü Kazanacaksınız” sloganıyla 6 gece konaklamalı bir Windsurf kampı sunuyor.Datça’ya Yazı Köyü sınırları içinde bulunan 2 bin 600 yıllık Knidos antik kentini de mutlaka gezmelisiniz Datça’ya gittiğinizde.

İSTANBUL-KONSERLER VE BİENAL

İstanbul’a geldiğinizde Eylül’ün şımarık tavırlarıyla karşılaşabilirsiniz. Bazen yağmurlu bazen ılık rüzgarlı havalarda en güzeli Boğaz’da gezintidir. Büyükada’ya bir yolculuk yapıp koca bir günü devirebilirsiniz tavla, bisiklet ve balık keyfiyle.  Eylül ayının en güzel etkinliklerinden olan İstanbul Bienali de bu ayda bu şehre gelmeniz için muhteşem bir sebep. Kenti Bienal’le birlikte dünya sanat çevrelerinin ilgiyle izlediği bir sanat platformuna dönüşüyor.

Bu Eylül’de İstanbul’a tatile gelmeniz için bir sebep de müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği efsanevi müzisyen, söz yazarı, şair Leonard Cohen’in 2012 Old Ideas Dünya Turnesi kapsamında İstanbul’da vereceği konser olabilir.

DOĞU KARADENİZ-TREKKİNG

FARKLI ETKINLIKLER ARIYORSANIZ DOGU KARADENIZ'E GELINFARKLI ETKINLIKLER ARIYORSANIZ DOGU KARADENIZ'E GELIN

Doğu Karadeniz’de Hopa kıyılarında uzanan Kaçkar Dağları, trekking tutkunlarının en çok tercih ettiği rotalar arasında. Orman, göl, dere, bitki ve hayvan çeşitliliğiyle dikkat çeken Kaçkarlar’da farklı zorluk derecelerinde parkurlar bulunuyor

KÜÇÜKKUYU-KAZ DAĞLARI

 

Bir yer hayal edin; güneşin muhteşem doğuşunu izlediğiniz ve ardından tertemiz denizine girip serinlediğiniz, yemyeşil doğasında yürüyüşler yapıp tarih kokan yapıtlarını gezdiğiniz, gezmekten yorulduğunuzda muhteşem Kazdağları’nın eteklerine çıkıp soğuk bir ayran yudumlarken güneşin muhteşem kızıllıkta batışını izlediğiniz bir yer. Küçükkuyu’da tepede öyle bir çay bahçesi vardır ki Ege Denizi’ne birkez daha aşık olursunuz. Burada mutlaka çay içip, etrafındaki dükkanlardan zeytin ve zeytinyağı almalısınız.

KONYA-MEVLÂNÂ’NIN DOĞUM GÜNÜ

 

Mevlânâ’nın kenti Konya, eylül sonunda mistik bir seyahat adresi. Kent, onun öldüğü 17 Aralık’ta (1273) Şeb-i Arus (düğün günü) törenleri nedeniyle dünyanın dört bir yerinden gelen insanlarla dolup taşar. Mevlânâ’nın doğum gününün ise 30 Eylül 1207 olduğu düşünülür. O nedenle 30 Eylül, Konya’da olmak için ideal bir tarih. Mevlânâ Konya’ya her mevsimde davet eder ama eylülde sıcaklar biraz daha insaflıdır. Kadınlar Pazarı’nı da görmek gerekir. Tabii Konya’nın lezzetli yemeklerinin, özellikle etli ekmeğinin tadına bakmadan dönmek olmaz.

NEMRUT-GÜN BATIMI

 

Kültür Bakanlığı’nın kararıyla çok yakında konaklama tesisine de kavuşacak olan Nemrut’ta 2 bin 206 metre yükseklikte, güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerde olabilirsiniz bu Eylül’de.

Güneydoğu Torosların ortasında yer alan Nemrut Dağı, Kommagene Krallığı’nın bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri durumunda. Nemrut Dağı’na, Pütürge ilçesi üzerinde 94 kilometrelik karayolunu da aştıktan sonra varılıyor. Nemrut Dağı, heykellerin yanı sıra özellikle temmuz ve ağustos aylarında güneşin doğuşunun ve batışının izlendiği bir mekan olarak da biliniyor.

(HT)

Reklamlar

Yılmaz Özdil’den TCDD’ye cevap geldi


Sayın TCDD…

“Ne ördün filan” başlıklı yazımın “yanlış” olduğunu belirterek, düzeltme göndermişsiniz.

Adında “TC” bulunan kuruma saygı göstermek boynumuzun borcudur, düzelteyim.

*

Ben, Mustafa Kemal

dönemini yazdım… Siz ise, “1923-1950 arasında3764 kilometredemiryolu yapıldı, yılda 134 kilometreye tekabül eder, 2004-2011 arasında1076 kilometredemiryolu yapıldı, yılda 135 kilometreye tekabül eder” diyorsunuz. Yok öyle! Tartışmanın kaynağı 10’uncu yıl marşı… 1923-1933 arasını esas alacaksınız. Hadi 5 sene de avans vereyim, 1938’e kadar hesaplamanız gerekir. 1940’dan 1950’den Mustafa Kemal’e ne?

*

Ayrıca… Niye 2004’ten başlıyorsunuz? 2003’te İsmet İnönü mü iktidardaydı? Mustafa Kemal’e ait olmayan dönemi Mustafa Kemal’e ekle, AKP’ye ait olan dönemi AKP’den çıkar, öyle mi? Tüik gibisiniz vallahi, işinize gelince azaltıyorsunuz, işinize gelince çoğaltıyorsunuz.

*

Üstelik, o dönemin imkânlarıyla bu dönemin imkânlarını kıyaslarsanız, Toki’nin Mimar Sinan’dan büyük olduğunu da söyleyebilirsiniz. Daha çok bina yapıyor. Kaldı ki, Atatürk’ün demirağ soyadını verdiği Nuri Demirağ bile, tek başına, sizden fazla demiryolu yaptı. İnanmıyorsanız, AKP mebusu Nursuna Memecan’a sorabilirsiniz, torunudur.

*

Ve1076 kilometreyaptınız ama… Bazı münafık uzmanlar, aynı yöne giden çift hatlar’ı

çift çift sayarak, rakamı şişirdiğinizi söylüyor. Bu mantığa göre… 6 şeritli100 kilometreotoyol yaptığımızda,600 kilometreotoyol yaptık mı dememiz gerekiyor?

*

“Bu yolları Türkler yapıyor sayın Özdil” demişsiniz… Halbuki, Çinlilerin yaptığını Başbakanımız söylüyor. “Bildiğiniz gibi Eskişehir-İstanbul hızlı tren hattını Çin’le birlikte yapıyoruz. Aynı şekilde, Ankara-Sivas hattı Çin’le yürüyor. Bundan sonraki süreçte 5 bin kilometrelik demiryolu ağımızı Çin’le yapmayı hedefliyoruz” diyor. Sabah Gazetesi “Demir ağları Çinlilerle örecek” başlığını atmıştı… Çünkü, 35 milyar dolarlık Edirne-Ardahan hattı için Çinlilerle masaya oturduğunu söyleyen, ben değilim, bizzat Ulaştırma Bakanımız.

*

“Ankara-Konya hattı, yerli yüklenicilerin emeğiyle inşa edildi” diyorsunuz. En büyük yükü, ray taşır… O hat’a, İskenderun’dan gemiyle getirilen İtalyan malı ray döşenmedi mi?

*

“İspanya’dan lokomotif alınmadı” diyorsunuz. TCDD’nin resmi internet sitesinde yayınlandı: “Ankara-Eskişehir hattında sefer yapacak son teknoloji ürünü ilk hızlı tren seti, İspanya’nın Beasain kasabasında genel müdürümüz Süleyman Karaman’ın katıldığı

törenle teslim alındı.”

*

Vikipedi’nin “hızlı tren” maddesinde yazıyor:

“Ankara-Eskişehir hattındaki HT65000 modelleri İspanyol Construcciones y Auxiliar de Ferrocarriles şirketi tarafından üretilmiştir.”

*

“Güney Kore’den vagon alındı” dedim, itiraz etmemişsiniz. “Yerli demiryolu endüstrisi

için Adapazarı’nda tren fabrikası kuruldu”

demişsiniz. Kuruldu da…

Ortağı Güney Kore değil mi?

*

“Makinistler Almanya’da eğitildi” dedim, itiraz etmişsiniz. “Türkiye’de eğitildi, staj için yabancı ülkelere gönderildi” demişsiniz… Allah da

sizi güldürsün, e mi.

*

“Balıkesir-Eskişehir Fransız, Köseköy-Gebze İtalyan, Gebze-Halkalı İspanyol, Ankara-Sivas çekik gözlü, Sivas-Erzincan İtalyan” dedim. Öbürlerini teğet geçip, “Sivas-Erzincan hattının yapımına başlanmadı, kimin yapacağını bilmiyoruz” deyip, cümlenin sonuna ünlem koymuşsunuz… O hat’tın etüt, proje, mühendislik, danışmanlık hizmetleri ihalesi sonuçlandı, SWS Engineering SpA firması kazandı. Nereli bu firma? İtalyan!

*

“Testleri, Çek Cumhuriyeti’nde yapılıyor, Almanya’ya Fransa’ya gönderiliyor” dedim, çıt çıkarmamışsınız… Zaten, bunu diyen ben değilim, Hacettepe Teknokent AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Profesör Murat Karaşen… “Türkiye’de kullanılan bütün vagonlar, raylı sistem araçları ithal ediliyor. Sadece ithalle kalmıyor, test için ya Çek Cumhuriyeti, ya Almanya, ya da Fransa’ya gönderiliyor. Yüz binlerce avro döviz yurt dışına gidiyor” diyor.

*

“Marmaray Japon” dedim, bi şey dememişsiniz. “Ankara ve İstanbul metrosunda Alman, İtalyan, Fransız, Çin, Güney Kore imzası var” dedim, hiç bahsetmemişsiniz. Buna mukabil, köprü asfaltının yurtdışından getirildiğini, deniz otobüslerinin ithal edildiğini kabul etmişsiniz. Teşekkürler. Ancak… Metrobüslerin Hollandalı olduğunu yazdım, tek satır bile söz etmemişsiniz, teessüf ederim. Şoför yokmuş gibi, şoförleri bile Hollanda’dan

getirilmemiş miydi?

*

Son olarak…

*

“Hürriyet Gazetesi kağıdını hangi ülkeden alıyor, baskı makineleri hangi ülkenin markasını taşıyor?” demişsiniz. Hürriyet adına konuşmak bana düşmez ama… Resmi Gazete haricindeki gazeteler “şahıs”lara aittir, patronlarını ilgilendirir, para onların, ister Kanada’dan alırlar, ister Norveç’ten… Bizler de, ister okuruz, ister okumayız, tekel değildir. Üstelik, Seka’yı, gazete patronları mı kapatıp sattı? TCDD ise, adı üstünde “devlet”indir, kimsenin babasının malı değildir, oralarda ödenen paralar da, sokaktan toplanmıyor, milletin vergileridir. Vergilerimizin takibini yapmak devletin, hesabını sormak yurttaşların görevidir.

*

Amacım, elbette

rencide etmek, ithal de olsa, çabaları küçümsemek değil, asla… Mustafa Kemal vizyonuyla, ülkemin kılcal damarlarında bile hızlı

trenlerin dolaşmasını isterim.

*

Ha diyebilirsiniz ki, o halde neden kafayı taktın trene?

*

İsmi lazım değil, şu anda Hatay’da faaliyet gösteren Amerikalı arkadaşlardan biriyle, seneler evvel sohbet ediyorduk… “Tren yolcuları, vagonda seyahat ederken, farkında olmadan ideolojik karakterini ortaya koyar. Trenin gidiş yönünde oturmayı tercih ediyorsa, devrimcidir. Pencereden bakar, manzara çok hızlı akar, sürekli yeni, sürekli değişkendir. Eğer, trenin gidiş yönünün aksine oturuyorsa, muhafazakârdır. Pencereden bakar, manzara aheste aheste akar, sindire sindire seyahat eder” demişti… “Peki, sen hangi yönde oturuyorsun?”

diye sormuştum. Gülümseyerek şu cevabı vermişti: “Ben

rayları döşerim!”

*

Hayırlı yolculuklar dilerim.

Yılmaz

YILMAZ ÖZDİL-HÜRRİYET

Esenboğa çevresindeki çiftlikler kapatılacak


Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, Türkiye’nin aynası durumundaki Esenboğa Havalimanı çevresinde faaliyet gösteren ve kötü koku yayan işletme ve çiftliklerin Çubuk ve Akyurt belediyelerince derhal kapatılması talimatını verdi.

Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, Vali Yüksel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çubuk Kaymakamlığı, Çubuk Belediye Başkanlığı, Akyurt Kaymakamlığı, Akyurt Belediye Başkanlığı, İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü ve Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü’ne talimat göndererek, kapatma konusunda ihmali görülen tüm ilgililer hakkında kanuni işlem yapılacağını bildirdi.

Uluslararası bir havalimanı olan Esenboğa Havalimanı’nın, gittikçe artan hava trafiğinin yanı sıra Ankara’nın başkent oluşu nedeniyle de Türkiye Cumhuriyeti devletinin de aynası durumunda olduğunu kaydeden Vali Yüksel, yazısında şunları kaydetti:

“Ayrıca uluslararası önemi giderek artan ve ekonomisi büyüyen Türkiye Cumhuriyeti’ni ziyaret eden her seviyedeki yabancı konukların ülkemizle ilgili ilk değerlendirmelerini yaptıkları yer Esenboğa Havalimanıdır. Hal böyleyken yıllardan beri havalimanı çevresinde faaliyet gösteren büyükbaş ve kanatlı hayvan işletme ve çiftliklerinden kaynaklanan ağır gübre kokusu, rüzgarında yönüne göre zaman zaman havalimanını baskı altına almakta ve bu durum, modern Türkiye’ye ve Esenboğa Havalimanı’na hiç yakışmamaktadır.

Havalimanını etkisi altına alan bu kokunun ortadan kalkması için, çevrede faaliyette bulunan işletmelerin derhal uzaklaştırılmasının zarureti tartışılmayacak kadar açıktır. Yapılması gereken, gübre kokusunun kaynağını teşkil eden gübre kurutma tesisleri ile özellikle işletme ve çiftliklerin bölgeden süratle uzaklaştırılmasıdır. Bu işletme ve çiftliklerin hiç birisinin işletme ruhsatına sahip olmadığı bilinmesine rağmen yıllardan beri mahallindeki çeşitli gerekçelere dayalı göz yumulması nedeniyle faaliyetlerine devam etmeleri kabul edilemez.

Belediyelerce kötü koku ile ilgili yapılan yegane işlem, çevre kirliliğine sebebiyet verenlere para cezası uygulaması ile sınırlı olmamalıdır. Bu itibarla ruhsatsız işletmelerin acilen bölge dışına çıkarılması işlemleri, ruhsat vermeye yetkili birimler olan İlçe Belediyeleri tarafından ivedilikle yapılmalıdır.”

Büyükşehir ve ilçe belediyelerinden ruhsat almadan faaliyetine devam eden işletmeler ile çiftliklerin derhal kapatılmasının, İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinin hükmü olduğunu vurgulayan Vali Yüksel, bu işlemin hukuka uygun olduğunu ifade etti.

“Ancak bugüne kadar yetkili belediyelerce iş ve işlemlerin savsaklanması nedeniyle kanuni gereklerin kararlılıkla yerine getirilmeyişi ve sorunun çözülemeyişi izahtan varestedir” diyen Yüksel, Esenboğa Havalimanı çevresinde oluşan bu olumsuz durumun ortadan kaldırılmasına esas olmak üzere ruhsatsız faaliyet gösteren ve havalimanını ağır gübre kokusuna maruz bırakan işletme ve çiftliklerin; Çubuk ve Akyurt belediyelerince derhal kapatılmasını istedi.

Proje yaptırmak isteyenlerle proje bazlı çalışan uzmanlar için yen bir platform.


2011 Ocak ayının başında yayına giren servis, proje bazlı çalışan uzmanlar(freelancer) ile proje yaptırmak isteyen işverenleri buluşturmayı hedefliyor.

İşveren sisteme projesini kaydettikten sonra detayları inceleyen uzmanlar proje için teklifte bulunuyor ve kaç günde teslim edebileceklerini taahhüt ediyorlar.

İşveren bu tekliflerden birini seçip ödemeyi yapmasıyla beraber süreç başlıyor. Tüm işlemler “Güvenli Ticaret Kalkanı” adını verdikleri havuz hesap mantığı ile çalışan bir model ile tamamlandığından uzman ve işveren arasındaki güven sorunu aşılmış oluyor ayrıca işverenler ödemelerini havale dışında kredi kartı ile online olarak da yapabiliyorlar.

Tamamlanan her başarılı işlemden sonra hem işveren hemde uzman profillerine yorum – feedback- bırakıyor ve özellikle proje kapmak için uğraşan uzmanlar için profil puanının önemi oldukça arttırıyor. Gelişmiş profil düzenleme seçenekleriyle uzmanlar profillerini bir anlamda cv sayfasına çevirebiliyorlar. Servisin sahibi Venda Bilişim LTD. ŞTİ. adında bir internet firması,

UzmanKirala.com

Türkiye’de proje bazlı işlere yönelik, görmeyi beklediğimiz bir proje geçtiğimiz günlerde yayın hayatına başladı. 2009 sonunda ilk ekran görüntüsünü paylaştığımız UzmanKirala.com uzun bir aradan sonra tüm hazırlıklarını tamamlamış görünüyor.

Murat Turan tarafından hayata geçirilen girişim uzmanlarla iş verenleri buluşturmayı hedefliyor ve portföyünde web geliştirme, yazılım, yazı ve çeviri, multimedya, satış ve pazarlama üzerine projelere yer veriyor. Uzmanların bireysel ve kurumsal olarak kayıt olabildiği UzmanKirala.com’un çalışma sistemi bilindik tarzda. İşveren proje açıyor, uzmanlar teklif veriyor ve anlaşan 2 taraf arasında iş süreci başlıyor.

Uzman Kirala Anasayfa

Tasarım ve fonksiyonelite açısından başarılı bulduğum servis, bu tür platformlar için en önemli sorun olan iş kalitesi ve disiplini için bazı sistemler geliştirmiş. Bunlardan biri güvenli ticaret kalkanı. İlan sitelerinde de uygulanan bu modelde uzmana yapılan ödeme, işveren projeyi istediği şartlarda teslim aldığını onayladıktan sonra yapılıyor.

Uzman Profili

Kalıcı bir platform olmayı amaçlayan servisin oluşturduğu bir diğer mekanizma da işveren ile uzman arasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıklar için oluşturulan hakem kurulu. Proje kurucularından oluşan ekip anlaşmazlık durumunda konuyu analiz ederek uygun bir karar vermeyi amaçlıyor. Bu kurula ihtiyaç duyulmamasını umut etsek de, işlerin sağlıklı sonuçlanması adına iyi bir fikir olduğunu söyleyebiliriz.

Uzmankirala.com’da proje gönderimi ve başvuru işlemleri ücretsiz. Sadece başarıyla tamamlanan projelerde uzmandan %8 komisyon alınıyor ki bu iki taraf için de uygun bir oran.

Yeni başlamak istediğiniz ya da yarım kalan projeleriniz varsa, UzmanKirala.com’da bir keşfe çıkabilirsiniz. Eğer ilgili kategorilerde bilginizi değerlendirmek istiyorsanız uzman olarak da platforma katılabilirsiniz.

Gırgır’dan İdris Naim Şahin’e böcek ilacı!


Biber gazının öldürücü etkisi olmadığını ileri süren İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Gırgır Dergisi’nin bu haftaki kapak konusu oldu.

Birçok ölüme neden olan biber gazı için “Gazımız kaliteli ve doğal. Ülkemizde gaz mühimmatlarından kaynaklanan bir ölüm vakası yaşanmamıştır” diyen Şahin’in açıklamaları, Gırgır Dergisi’nin bu haftaki kapağına taşındı.

Penguen dergis ise ;

Metro Turizm yolsuzluğunda Erdoğan’ın talimatı ortaya çıktı


Metro Turizm firmasının sahibi Galip Öztürk ve Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdulkerim Emek’in de aralarında bulunduğu 70 kişinin çıkar amaçlı suç örgütü davasının iddianamesinde Başbakan Erdoğan’ın talimatı olduğu ortaya çıktı.

Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk ve Başbakanlık Müşteşar Yardımcısı Abdülkadir Emek’in de aralarında bulunduğu 70 şüpheli hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak” suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan iddianamede AKP yöneticilerinin başını ağrıtabilecek yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor.

Hatırlanacağı üzere, Galip Öztürk’ün bir numaralı sanık olduğu iddianamede içerisinde “Rüşvet, soruşturmaları etkilemeye teşebbüs, gazeteci ve polislere tehdit, ihaleye fesat, başkasına ait arazinin işgali, borsada manipülasyon” gibi çok sayıda suç yer alıyor ve Öztürk’ün 145, Emek’in ise 4,5 yıla kadar hapsi isteniyordu. Öztürk’ün ayrıca, örgüt işleri için Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı’ndan Mehmet Ağar’a kadar ilişki ağı kurduğu da ortaya çıkmıştı.

“Sen oradan çık, Ramsey’e geç”
18 Ağustos tarihli Yurt gazetesinin haberine göre, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Abdulkerim Emek ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Yönetim Kurulu Kamu Temsilcisi Osman Akyüz’ün arasında geçen telefon konuşması iddianamede şu şekilde aktarılıyor:

“02.01.2012 günü saat: 13.53’de Abdulkerim Emek’in Osman Akyüz’ü aradığı 491 No’lu tapeden özetle; Abdulkerim’in İMKB Başkanlığı için Osman Akyüz’ün ismini kendisinin verdiğini anlattığı ve başkan olmasını istediği, bu konu hakkında konuştuktan sonra Abdulkerim’in ‘Mustafa Açıkalın’a Başbakanımız demiş sen oradan çık RAMSEY’e geç banka kurdular ya üstat bunlar. Oradan fiziksel olarak ayrılmış da duygusal olarak şeyi devam ediyor”.

Erdoğan-Gür ilişkisi


Abdulkerim Emek’in bu konuşmada sözünü ettiği banka, Ramsey Giyim şirketinin sahibi Remzi Gür’ün 29 Temmuz 2011’de 75 milyon dolara satın aldığı Adabank. Başbakan Erdoğan’la yakınlığı uzun zamandır bilinen Remzi Gür’ün satın aldığı bankaya kimin başkanlık edeceği hakkında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimat vermesi oldukça dikkat çekici. Başbakan’ın Remzi Gür’le olan ilişkisine dair 25 Ekim 2009 tarihli Aydınlık dergisinde yayınlanan bir iddia da, Erdoğan’ın ABD’de okuyan kızı Sümeyye için Remzi Gür’ü arayıp “20-25 gitmesi lazım” dediği yönündeydi. Bu telefon konuşmasının ardından “Erdoğan’ın gizli kasası Remzi Gür” olduğu iddia ediliyordu.

Mustafa Açıkalın, Erdoğan’ın “dava arkadaşı”


Başbakan Erdoğan’ın Remzi Gür tarafından satın aldığı bankaya başkan olarak “önerdiği” Mustafa Açıkalın, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Genel Sekreter olarak görev yapıyordu. Açıkalın, Erdoğan’la birlikte Akbil, Albayrak ve İGDAŞ davalarında birlikte yargılanmıştı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP’den İstanbul milletvekili seçilen Açıkalın’ın yargılandığı davalardan dosyası dokunulmazlık nedeniyle ayrılmıştı.

Suat Kılıç da Galip Öztürk’ün iş ortağı


Metro Turizm’in sahibi Öztürk’ün AKP ile yakın ilişkisi aynı zamanda, şu an Gençlik ve Spor Bakanı ve AKP Samsun Milletvekili olarak görev yapan Suat Kılıç’la olan iş ortaklığına dayanıyor. Hidroelektrik santrali kurmak için 2007 yılında kurulan Çarşamba Elektrik Üretim A.Ş.’nin kurucu listesinde Kurucular arasında Metro Turizmin sahibi Galip Öztürk ve Bakan Suat Kılıç’ın yanısıra, AKP Samsun eski Milletvekili Fatih Öztürk, Çarşamba’nın AKP’li Belediye Başkanı Hüseyin Dündar da bulunuyor. soL’da daha önce yaptığımız haberde, bu şirketin diğer birçok şirketin arasından sıyrılarak Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’ndan (EPDK) kolayca lisans alabilmesinde Bakan Kılıç’ın etkili olduğuna ilişkin iddiaya da yer verilmişti.

(soL – Haber Merkezi)

Milli marşların ‘tuhaf’ sırları


Milli marşlar, her uluslararası spor müsabakasında, madalya töreninde gurur ve vatanseverliği öne çıkaran şarkılardır. Alex Marshall, her milli marşın ardında gizlenen tuhaf ve şaşırtıcı hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyor.

Devrimlere ilham verdi

İlgili Konular

Coşkulu tınıları sayesinde Fransa’nın ‘La Marseillaise’i dünyanın en çok tanınan milli marşları arasına girdi.

Fransa ulusal marşı 1792’de yazıldı ve kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılarak Yunanistan ve Rusya’daki devrimlere ilham kaynağı oldu.

Son dönemdeki ayaklanmaların da bir parçası haline geldi. Çin’in Tiananmenj Meydanı’ndaki protesto gösterilerinde de söylendi.

Maalesef marşın bestecisi hiçbir zaman aynı başarıyı yakalayamadı.

marseilaiseClaude Joseph Rouget de Lisle (ortada) Marseillaise’i yalnızca birkaç saat içinde yazdı.

Claude Joseph Rouget de Lisle, Avusturya’ya karşı savaşacak Fransız ordusunu cesaretlendirmesi için bir şarkı yazması istendiğinde, kaleme aldığı La Marseillaise’i ‘ateşli’ birkaç saat içinde tamamladı.

Ancak hayatının geri kalan 44 yılında, aynı şekilde hafızalara kazanan başka bir beste üretemedi.

Para ihtiyacı olduğu tahmin edilen bir dönemde ise müstehcen sözler yazmaya yöneldi.

Claude Joseph Rouget de Lisle’nin Fransa’nın doğusundaki Lons-le-Saunier kentindeki müzesini gezerseniz bu şarkılardan birini görebilirsiniz.

Ancak bu müstehcen şarkı sözlerinin yarısı, müzeyi gezen çocukların görmemesi için gizleniyor.

Aynı şarkı farklı ülkeler

anthemİngiltere milli marşı ile Liechtenstein’in milli marşının melodisi aynı.

‘Tanrı Kraliçe’yi Korusun’, 1745’te yayımlanmasının ardından Büyük Britanya Krallığı tarafından benimsenip tanınan ilk ulusal marş oldu.

Marşın melodisi milliyetçilikle öyle bağdaştı ki birçok farklı ülke de sözlerini değiştirip aynı melodiyi yeniden düzenleyerek milli marşları haline getirdi.

Liechtenstein, kendi milli marşı ‘Oben am jungen Rhein’ için de bu melodiyi kullanıyor.

Aynı marşa sahip olmaları, İngiltere ve Liechtenstein’ın karşı karşıya geldiği futbol maçında karışıklığa sebep olmuştu.

Kendi yaratıcılıklarını kullanmayıp, yeni bir melodi yaratmak yerine İngiltere’nin melodisini sahiplenen Liechtenstein’lıları eleştirebilirsiniz.

Ancak o zaman, Fransa milli marşı ‘La Marseillaise’den ilham alan birçok ülkeyi de eleştirmeniz gerekir. Bu ülkelerden ikisi Umman ve Zimbabve.

Fakir adamın oyunu

Yüzyıllar boyunca çalınacak bir şarkı olan milli marş yazımının ücreti ne kadar olur? Açıkçası çok da değil. O da biraz şanslıysanız.

Uganda ulusal marşının bestecisi George Kakoma, ölümünden kısa bir süre önce, alamadığı telif ücretleri için Uganda hükümetine dava açtı.

Kakoma’ya, yazdığı ulusal marş için 1962’de 2 bin Uganda şilini yani 0.50 pound

Bosna’nın hüzünlü milli marşını besteleyen ve kaleme alan Dusan Sestic’e 6 bin Bosna markı yani yaklaşık 2 bin 500 sterlin ödenmesi öngörüldü.

Ancak Temmuz ayı itibariyle Bosna hükümetinin yıllar süren tartışma sonrası ödeme yapmayı reddetmesi üzerine besteci artık bu ücreti de alamayacak.

Dünyanın en yeni ulusal marşını besteleyen Mido Samuel’e, çabalarının karşılığı olarak duyduğu gururdan başka bir şey sunulmadı.

Zoraki sessizlik

Aslen, kraliyet ailesinin giriş müziği olarak tasarlanan İspanya’nın milli marşı sözsüz olmasıyla ünlüdür. Ancak İspanya gibi sözsüz milli marşa sahip başka ülkeler de var.

Kosova hükümetinin, çoğunluğun konuştuğu Arnavutça dilinde yazılabilecek sözlerin ülkede yaşayan Sırpları rahatsız edeceği kararı almasından sonra ülke sözsüz milli marşı benimsedi.

Dolayısıyla, birçok Kosovalı şarkıyı göz ardı ederek yerine Arnavut ve Sırp ulusal marşlarını söylemeyi tercih ediyor.

Maocu manifestolar

nepal

Nepal’in ulusal marşını dinlediğinizde narin folk tınıları ile “Nepal halkının nasıl çiçek örgülerden doğup bir çelenk” haline geldiğini duyacaksınız. Aslında, Nepal marşı dünyanın en siyasi marşlarından biri.

Marş, 10 yıllık iç savaşın ve krala karşı düzenlenen Maocu ayaklanmanın sona ermesiyle 2006 yılında yazıldı.

O dönemdeki fırtınalı ortam, şiirin yazarı Byakul Maila’ya yönelik tutumu da anlamaya yardımcı oluyor.

Gazeteciler ve yetkililer Maila’nın geçmişini tarayıp arkadaşları ve ailesiyle görüşürken şair, kral taraftarı olmadığını kanıtlamak için bir dizi mülakattan geçti.

Maila adeta mahkemede hesap verir gibiydi. Peki hatası neydi?

Maila bir zamanlar eski kralın da katkıda bulunduğu bir şiir kitabını düzenlemişti.

Ülke yönetimindeki bazı Maocular mevcut ulusal marştan daha güçlü ve daha devrimci bir şarkı istiyorlar. İç savaş döneminde solcu milli marşı ‘The Internationale’yi söylüyorlardı.

Kayıp dizeler

argentine

Milli marşların çoğu aslında altı veya daha fazla kıtadan oluşan şiirlerdir. Ancak bugün bu kıtaların yalnızca birkaçı söyleniyor. Kayıp dizeler ise, genelde ülke tarihini anlatan dizeler oluyor.

Güney Amerika ülkelerinin marşlarına bakacak olursanız, bu ülkelerin İspanya yönetiminden çıkmaktan duydukları mutluluğu görürsünüz.

Arjantin ulusal marşında İspanyollar için “yollarına çıkan herkesi yok eden” ifadesi kullanılırken “kanlı zorbalardan alçak işgalcilere” kadar çeşitli benzetmeler yapılıyor.

Bu dizeler, gerginlik çıkmasını engellemek için 1900 yılından itibaren söylenmeme başladı.

100 milyon albüm satışı

belafonteHarry Belafonte’nin birçok şarkısı Barbados milli marşını yazan kişi tarafından yazıldı.

Ulusal marşların bestecilerine baktığınızca üç isim dikkatinizi çekiyor. Avusturya milli marşını yazan Mozart, Almanya milli marşını yazan Haydn, Barbados’un milli marşını yazan New York’lu kalipso şarkıcısı Lord Burgess.

Birçok kişi Lord Burgess’in adına yabancı olabilir ama şarkıcı 100 milyondan fazla albüm sattı.

Bunlardan yalnızca 10’u kendi albümüydü. Ama Burgess, ayrıca Harry Belafonte’nin başarısının arkasındaki isimdi. Şarkıcı, Belafonte’nin ‘Day-O’ ve ‘Island in the Sun’ şarkılarını yazdı.

Burgess’in Barbados milli marşını yazmasının sebebi o dönemde orada tatil yapıyor olması ve birilerinin gelip ondan milli marş yazmasını istemesi.

Buradan diğer ülkelere de bir ders çıkıyor aslında.

Coldplay’i ülkenize davet edin ve ülkeye vardıklarında kibarca ‘taciz edin’.

Benimsendikçe ömürleri uzuyor

Halk şarkıları benimsedikçe milli marşların da ömrü de uzuyor.

Örneğin İsrail’de, ülkede yaşayan Arapların da Yahudiler gibi dahil edilmesi için ‘Hatikvah’ milli marşının değiştirilmesine yönelik çağrılar yapılmıştı.

Milli marşlara ne kadar yer ayrılması gerektiğini tahmin etmek zor. Olimpiyat kuralları gereği milli marşlar 80 saniyeden uzun çalınamaz. Dolayısıyla eklenecek yeni kelimelerin duyulması tehlikeye girecek.

Fotoğraflarla: Rio’da olimpiyat hazırlıkları


Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Londra Olimpiyatları’nın kapanış töreninde olimpiyat bayrağının Rio de Janeiro’ya teslim edilmesiyle gözler bu kentteki hazırlıklara çevrildi.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

2016 Olimpiyatları’nın açılış ve kapanışı Maracana Stadyumu’nda yapılacak. Stadyum şu anda 2013 Konfederasyon Kupası ve 2014 Dünya Kupası için bakımda.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Rio eyalet hükümeti, Maracana’daki hazırlıkların yüzde 62’sinin tamamlandığını söylüyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Olimpiyat Parkı’na yer açmak evlerinden olacak yerel halk da protestolar düzenliyor. Aktivistlere göre 4 bin kişinin evi yıkılacak.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Geçmişte Formula 1 yarışlarının yapıldığı Jacarepagua’daki eski otomobil yarışları alanı da yıkılarak Olimpiyat Parkı’na yer açılacak.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Olimpiyat Parkı ve Olimpiyat Köyü tamamlandığında bölgenin böyle görünmesi planlanıyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Samba okullarının ünlü karnavalının yapıldığı 700 metrelik Sambadrome bulvarı, maratonların bitiş noktası ve okçuluk yarışlarının mekanı olacak.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Rio’nun liman bölgesi de olimpiyatlar için yenileniyor. Trafik kapasitesini %40 artırmak amacıyla yeni yol ve tüneller yapılıyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Dağlar ile deniz arasına sıkışan Rio’da trafik ciddi bir problem. Yetkililer yeni yollar sayesinde sorunu çözeceklerini söylüyor.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Büyük projelerden biri de kentin güneyini batısına bağlayan yeni metro hattı.

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Bir diğer olimpiyat mekanı, yelkencilik yarışlarının yapılacağı Marina da Gloria.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Marina 1960’larda kurulan Flamengo Parkı’nın içinde yer alıyor.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Flamengo Parkı ise bisiklet yarışlarına evsahipliği yapacak.

 

Fotoğraf: Marizilda Cruppe/BBC Brezilya

Rio’nun ünlü Copacabana Plajı’nda da yelken, kürek, triatlon ve tabii plaj voleybolu müsabakaları olacak.