Bursa’da batıya yönelen sanayi konut sektörüne de ivme kattı


Ciddi bir gelişme kaydeden Bursa’nın batı bölgesi artan sanayi yatırımlarının yanısıra yoğun konut üretimine sahne oluyor. Kent genelinde yapılan değerleme çalışmalarında en yoğun talep gören ilk 4 ilçe Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım ve Mudanya’da konut fiyatları 90 bin TL’den 2 milyon TL’ye kadar geniş bir fiyat aralığına ulaştı. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı ile birlikte, Özlüce, İrfaniye, Görükle ve Kayapa bölgelerinin de konut gelişimi açısından değer kazanacağı öngörülüyor.
Birçok büyük iş merkezini bünyesinde barındıran Nilüfer, Bursa nüfusunun yüzde 80’ine istihdam olanağı yaratan ve Türkiye ekonomisine önemli oranda gelir sağlayan bir sanayi ilçesi ayrıcalığını taşıyor. Prestijli konutların hızla yükseldiği Nilüfer ilçesinin bazı kesimlerinde konut fiyatları 125 bin TL’den başlayıp 500 bin TL’ye kadar çıkıyor. Çarpık ve kaçak yapılaşmanın etkisinden kurtulma çabalarının sürdürüldüğü Yıldırım ilçesinde ise, “Ver gecekondunu, al daireni” sloganıyla 4 milyon 990 bin metrekarelik alan üzerinde yer alan 39 bin konut yıkılıp, yerlerine 50 bin adet konut yapılacak. İlçenin gelişme gösteren kesimlerinde konut fiyatları 90 bin TL’den başlayıp 200 bin TL’ye kadar çıkıyor.

Bademli ve Çağrışan’da 2 milyon TL’ye villa

Osmangazi’de de yerleşimin kuzeyde Yalova Yolu boyunca dengelenmesi konusunda gelişme göstermesi bekleniyor. İlçesinin bazı kesimlerinde konut fiyatları 100 bin TL’den başlayıp 500 bin TL’ye kadar çıkıyor. Yakın zaman öncesine kadar deniz kenarında bir sayfiye yerleşimi niteliği sergileyen ve yalnızca yaz aylarında yoğunluğun yaşandığı Mudanya’da, son zamanlarda modern kentsel konut gelişiminin bu aksa doğru eğilim göstermesi ile birlikte yaz-kış yüksek yoğunluğa sahip olmaya başladı. Özellikle bahçeli villa tarzı yapılaşmanın gözlendiği Bademli ve Çağrışan semtleri yüksek gelir grubunun tercih ettiği yerleşim alanları oldu. Mudanya’da konut fiyatları 80 bin TL’den başlayıp 250 bin TL’ye kadar çıkarken, Bademli, Çağrışan semtlerinde villa fiyatları 2 milyon TL’ye kadar yükseliyor.

bursa2.20120827080922.jpg

Reklamlar

25 milyar $’lık e-ticaret Merkez’in iştahını kabarttı


 

 

E-ticaretin 25 milyar liraya ulaşması Merkez Bankası’nın iştahını kabarttı. Merkez, güvenli ödeme ve alternatif sistemlerinde düzenleme yapacak

Türkiye’de son yıllarda büyük gelişme gösteren e-ticaret pazarının hacmi, yılın ilk 7 ayında 25 milyar liraya ulaştı. Türkiye, oransal olarak Hindistan’dan sonra dünyada en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı olurken, son 2 yılda sektöre yaklaşık 1 milyar dolarlık yabancı yatırım yapıldı. Merkez Bankası da bu gelişmeleri dikkate alarak “Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yasa” tasarısı çalışmalarına hız verdi. Tasarı ile güvenli ödeme kanalları ve alternatif ödeme sistemleri konusunda düzenleme yapılıyor.

6 Yılda 16 kat büyüdü

Türkiye’de hızla gelişen e-ticaretteki yükseliş rakamlara da yansıdı. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de internet kullanımının artmasıyla e-ticaret pazar hacmi son 6 yılda 16 kat artış gösterdi. 2010-2011 yıllarında Türkiye’deki bu sektöre yaklaşık 750 milyon dolarlık doğrudan yabancı yatırım geldi. Temmuz ayı sonu itibarıyla bu rakam 1 milyar lirayı aşarak Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların yüzde 3.7′sini oluşturdu.

Devlerin gözü Türkiye’de

Bu gelişme üzerine Amazon, eBay ve Naspers gibi şirketler Türkiye’de yatırımlarını artırma kararı aldı. Türkiye’nin 35 milyon internet kullanıcısı ile dünyada 12′nci sırada yer aldığını anımsatan bakanlık yetkilileri, şu bilgileri verdi: “Özellikle son dönemde yabancı yatırımcılar tarafından e-ticaret potansiyeli ve gelişimi yakından takip ediliyor. G-20 ülkelerinde 2016 sonu itibarıyla yaklaşık 800 milyon internet kullanıcısının olacağı, bu ülkelerdeki internet ekonomisi büyüklüğünün 4.2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.”

Daha güvenli olacak

Kredi kartı kullanımının 51 milyona çıkması e-ticaret pazarını olumlu etkiledi. Yetkililer, üzerinde çalışılan tasarının güvenli ödeme kanalları konusunda olumlu katkı sağlayacağını söyleyerek, “Tasarı, alternatif ödeme sistemleri konusunda da katkı sağlayacak. E-ticaretin daha güvenli yapılması için çalışmalar devam ediyor” değerlendirmesini yaptı.

Sinemaya 45 milyon dolar yatırım yapacak


 

Sinema sektöründeki yatırımlarla öne çıkan Mars Entertainment Group, sinema reklam pazarını büyütmek için Mars Media’yı kurdu

Dünya sinema endüstrisinin en önemli gelir kaynağı olan reklamların yapısı değişiyor. Özellikle sinemaseverlerin şikayet ettiği reklam süreleri de kısalıyor. 25-30 dakikalık reklamlar 15 dakikaya iniyor. Sinema reklamlarının pazar payını yüzde 1’den 3’e çıkaracaklarını anlatan Mars Entertainment Group CEO’su Muzaffer Yıldırım, “Mars Media şirketimiz sinema reklamlarında yeni projeler hazırlayacak. Sektörün Avrupa’daki kadar pazar payı almasını hedefledik” dedi.

45 milyon dolar ayırdı

Muzaffer Yıldırım, şunları anlattı: “En büyük değişiklik sinema reklamlarında sürenin kısalması olacak. Tüketiciler tarafından sık sık gündeme getiriliyordu. Reklam süresi 25-30 dakika arasında seyrediyordu. Şimdi bu süreleri kısaltıp reklam verenlere yaratıcı bir alan hazırlıyoruz. Bir parfüm markası reklam verdiği sırada salonda bunun kokusu olabilecek. Yaratıcılık öne çıkıyor. Bu şirket için çok büyük bir ekip oluşturduk. Avrupa’da olmayan bir çok sistemi getireceğiz. Reklamlar için sinema salonlarına uygulayacağımız yeni teknolojiye 45 milyon dolarlık yatırım yapacağız.”

60 milyon liralık pazar

Sinema sektörünün büyümesi için reklam pazarının da artması gerektiğine işaret eden Muzaffer Yıldırım, “Türkiye’de sinema sektörü reklam büyüklüğü 60 milyon lira. Toplam pazardan yüzde 1.2’lik bir pay alıyoruz. Bu rakamlar Avrupa’da yüzde 3, Amerika’da yüzde 5 seviyesinde. Türkiye’nin de en az yüzde 3’ü yakalaması gerekiyor. Eğer bu alandaki pay artarsa daha kaliteli ve daha çok yerli yapım da beyaz perdeye taşınacaktır. Sinema reklamları diğer alanlara göre daha önemli oluyor. Çünkü perde seyirci için odak noktası halinde” dedi.

5 dakikalık aralar

Sinemalardaki 5 dakikalık aralar hakkında da bilgi veren Muzaffer Yıldırım, şöyle konuştu: “Avrupa ve Amerika’da 5 dakikalık ara bulunmuyor. Türkiye’de bu araların olması çok önemli. Çünkü yabancı izleyici sinemaya yalnız gidiyor. Ancak Türkiye’de grup halinde sinemaya gitme alışkanlığı var. Arada ise filmin değerlendirmesi yapılıyor. Bir kaç defa sinemalardaki 5 dakikalık arayı kaldırmayı denedik. Ancak tüketiciler çok mutlu olmadı. Biz de talepleri değerlendirerek bu uygulamadan geri döndük.”

43 milyondan fazla bilet kesildi

İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki sinema salonlarında yeni yatırımlarla seyirci sayısının arttığını anlatan Muzaffer Yıldırım, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de 1800’ün üzerinde sinema salonu bulunuyor. Anadolu’da hızla artacak. Yeni ve kaliteli salonlar izleyicileri sinemaya çekmeye başladı. Türkiye’de 2011 yılında 43 milyondan fazla bilet kesildi. Bu rakam 60 milyonları bulabilir.”

Yüzde 83’ü tuvalete gidiyor

TÜRKİYE’de sinema salonlarına giden izleyici kitlesinin Avrupa ve Amerika’dan çok farklı olduğunu anlatan Muzaffer Yıldırım, şu detayları verdi:

Avrupa ve Amerika’da sinemaya yalnız gidiliyor.

Türkiye’de 5-10 kişilik gruplar halinde.

Türkiye’de izleyicinin yüzde 83’ü mutlaka tuvalete gidiyor.

Bu oran yurtdışında yüzde 40’larda.

Yabancı izleyiciler filmde ara istemiyor.

Türkiye’de ise 5 dakikalık ara izleyiciyi mutlu ediyor.

Machu Picchu’ya 460 milyon $’lık havaalanı


 

Para kültürü yendi… Peru, turizm gelirlerini artırmak için Machu Picchu’nun yakınındaki Cusco’ya havaalanı yapmak için kolları sıvadı. Maliyet dudak uçuklatıyor: 460 milyon $

 

Dünyanın en önemli turistik bölgelerinin başında gelen Machu Picchu, 460 milyon dolarlık bir havaalanına kavuşuyor. Peru Devlet Başkanı Ollanta Humala tarafından açıklanan plan uyarınca, yeni havalaanı İnka medeniyetinin eski başkenti olan Cusco’nun hemen dışına inşa edilecek. Bugün Machu Picchu’ya gitmek isteyen turistler önce Lima’ya uçtuktan sonra buradan önce Cu

 

Photo of Machu Picchu (Cusco, Perú)

Photo of Machu Picchu (Cusco, Perú) (Photo credit: Wikipedia)

 

sco sonra da Machu Picchu’ya geliyor. Mevcut durumda Cusco’da bir havaalanı bulunsa da bu sadece küçük uçaklara hizmet verebiliyor. Aynı zamanda bölgenin uçuş için oldukça tehlikeli olması ve bölgede çok fazla ışık bulunmaması nedeniyle gece uçuşu da yapılamıyor. Havaalanının yapılması için geçtiğimiz gün bir yasa çıkaran Başkan Humala, ‘Yeni havaalanı sadece turistleri çekmekle kalmayacak aynı zamanda birçok kişiye de yeni iş fırsatı doğuracak’ dedi.

 

Günde 3 bin kişi ziyaret edebiliyor
UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde bulunan Machu Picchu 15’inci yüzyılda İnkalar tarafından inşa edilmiş. Yerli halka tarafından bilinse de bölgenin dünyaya açılması 20’inci yüzyılın başında gerçekleşmiş. Bölgedeki duvarların hassas olması nedeniyle, Machu Picchu’yu günde sadece 3 bin kişi ziyaret edebiliyor. Bölgenin denizden yüksekliği de 2.500 metre…

 

Dolmabahçe her an için havaya uçabilir!


Dr. Kubilay Kaptan, “Dolmabahçe’nin havalandırma boşlukları doldurulunca metan gazı sızmaları başladı. Binlerce ton lağımdan çıkan metan gazı Dolmahçe’nin altında duran bir saatli bomba” dedi

 
Atatürk’ün ömrünün son demlerini geçirdiği Dolmabahçe Sarayı’nın yıkılma tehlikesi altında olduğu ortaya çıktı. Dr. Kubilay Kaptan, “Dolmabahçe’nin havalandırma boşlukları doldurulunca metan gazı sızmaları başladı. Binlerce ton lağımdan çıkan metan gazı Dolmahçe’nin altında duran bir saatli bomba” dedi.

İSTANBUL Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Yrd.Doç.Dr. Kubilay Kaptan, Dolmabahçe Sarayı’nın yapısal güvenliği ile ilgili rapor hazırladı. Hazırlanan rapor Atatürk’ün ömrünün son yıllarını geçirdiği sarayın büyük bir tehdit altında olduğunu ortaya koydu. Raporda, Dolmabahçe’yi yıkımın eşiğine getiren 5 büyük tehdit tespit edildi. İşte o tehditler ve rapordan çarpıcı tespitler:

– OTEL İNŞAATI RİSKE SOKTU: Dolmabahçe Sarayı ile Deniz Müzesi arasında kalan tarihi tütün deposundan geriye tek bir taş bile kalmadı. Oysa bina, 3 No’lu Koruma Kurulu’nca 2005 yılında ‘kültür varlığı’ olarak tescil edilmişti. Tarihi yapı, aynı kurulun 14 farklı kararı ile yok edildi. Yerine 14 katlı otel inşa edildi. En yakınındaki tarihi binanın boyu 18 metre iken yeni inşaatın boyu 24 metreyi geçti. Yerin 7 kat altına inen inşaat 14 kat olacak şekilde tasarlandı.

– ZEMİNDE ÇATLAKLAR OLUŞTU: Yeraltındaki çalışmalar saray koleksiyonları müzesi ve sanat galerisi olarak kullanılan Matbah-ı Amire binalarında çatlaklara neden oldu. Milli Saraylar Daire Başkanlığı, 150 yıldan bu yana hizmet veren binada çeşitli zamanlarda depremler geçirmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir çatlak ve olumsuzluk meydana gelmediğini vurgulayarak, ‘binada bir süredir kılcal çatlaklar oluştuğu, yığma duvar ve beton döşemelerde oluşan çatlakların tamirattan sonra da devam ettiği, komşu parselde yapılan inşaat ça-lışmaları nedeniyle önlenemeyecek riskler yaşandığı, meydana gelebilecek bir çökmenin can kaybı ve müze koleksiyonu objelerinin yok olmasına sebep olacağını’ kurula ve ilgili belediyeye bildirdi. Ama bu itirazlara rağmen inşaat yerin 7 kat altına indirildi.

– METAN GAZI BİRİKTİ: Dolmabahçe Sarayı’nın tarihi havalandırma boşlukları 2 yıl önce yapılan kanalizasyon hatası nedeni ile tamamen doldu ve metan gazı sızmaları başladı. Bölgeden yayılan pis kokuların nedeni araştırılırken, Türkiye’nin önemli kültürel miraslarından olan Dolmabahçe Sarayı`nın metan gazı patlaması ile karşı karşıya olduğu ortaya çıktı. Tarihi binanın havalandırma tünelleri Haliç kolektörlerinin iki yıl önce arıza yapması ile lağım ile dolmaya başlamış ve gelinen noktada bu tüneller tamamen tıkanmıştır. Yerin altında sıkışan binlerce ton lağımdan çıkan metan gazı ise adeta Dolmahçe’nin altında saatli bir bomba niteliği taşımaktadır.

– DEV TANKERLER TİTRETTİ: Dev tanker geçişleri, özellikle Dolmabahçe Sarayı üzerinde ‘deprem’ etkisi yapabilir ve Boğaz’a hâkim rüzgârların etkisiyle herhangi bir petrol yangınında kıyıdaki tarihi eserlerin kurtarılmasi imkansız hale gelebilir.

– YENİ İNÖNÜ BASKI YAPAR: İnönü Stadyumu’nun genişletilmesi, taban kotunun düşürülmesi veya yükseltilmesi sadece stadın kendisini değil, Dolmabahçe Sarayı’nın deniz tarafından görünüşünü de olumsuz etkileyebilir.

Öznur KARSLI

Ümraniye’de 13 bin 2B binası dönüşecek


Bina stokunun yarısını son 10 yılda yenilediklerini söyleyen Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, sıranın 13 bin 2B arazisine geldiğini söyledi

250 bin bina stokunun 120 bini son 10 yıl içinde yenilenen Ümraniye’nin son günlerde en önemli gündem maddesi 2B arazilerinin üstüne yapılan 13 bin bina. Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, 2B arazileri üzerinde yapılan kaçak yapı sahiplerinin de tapularını aldıktan sonra dönüşüme sıcak baktığını kaydederek “13 bin binayı bir kalemde yıkıp yeniden yapmak mümkün olmayabilir. Ancak bina sahipleri tapularını aldıktan sonra dönüşüme onay veriyor” dedi. Belediye, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile birlikte Kazım Karabekir ve İnkılap Mahallesi’nde dönüşüm yapacak. 2B Yasası’yla birlikte bu arazilerin olduğu yerlerin kentsel dönüşüm alanı haline geldiğini söyleyen Can, “Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 2B arazilerinin üzerinde yaşayanlara tapularını verme sözü vermesiyle işimiz kolaylaştı. Ancak mülkiyet olmadan hareket edemiyoruz” dedi. Bölgedeki 2B arazilerin büyüklüğü ise bin hektar civarında. Can, bu arazilerinde yapı sorunu çözüldükten sonra 5 yılda tüm stokların yenileneceğini açıkladı.

8 yılda 15 bin konut yıkıldı

Başkan Can, deprem riski taşıyan ve niteliksiz binaların 1999 depreminden sonraki dönemden itibaren vatandaşların inisiyatifiyle yenilendiğini söyledi. Bu nedenle Afet Yasası ile birlikte ele almaları gereken yüzde 10′luk risk taşıyan stok bulunduğunu kaydetti. Sekiz yılda 6 bin 500 binayı (yaklaşık 15 bin daire) yıkarak yenilediklerini, kalan bölümün ise ev sahiplerinin inisiyatifiyle yenilendiğini söyleyen başkan, toplam 220 bin metrekarelik yeni inşaat yapıldığını ve 8 yılda 12 bin bina ruhsatı verildiğini anlattı. Ümraniye’nin merkezinde bulunan 40-50 yıllık binalarda yaşayanları dönüşüme ortak etmek istediklerini söyleyen Can, “1000 metrekare alanda kendi aralarında anlaşma sağlayan bina sahiplerini yüzde 30 imar artışıyla teşvik edeceğiz. Zaten bölge halkı dönüşüme istekli” dedi.

‘Vatandaş devlete naz ediyor’

Kademeli dönüşüm uygulamasını seçtiklerini söyleyen Başkan Can, “Ev sahipleri artık eskiyi yıkıp müteahhitle anlaşıp yerine yenisini yaptıklarında hem ceplerinden bir şey çıkmadığını hem de daha sağlıklı yapılarda yaşayacağını anladı. Bu da Ümraniye’deki dönüşümü hızlandırdı” diye konuştu. Can, halkın devlete naz ettiğini söyleyerek “Evini yıkıp yerine yenisini yapıyorum” dendiğinde vatandaşın naz ettiğini ancak teşvikler verildiğinde komşusunu da ikna ederek dönüşüme katıldığını da sözlerine ekledi.

‘Dönüşüm sihirli sözcük’

Hasan Can, kentsel dönüşümün sihirli bir sözcük haline geldiğini ancak epey istismar edildiğini söyleyerek “İlk başta dönüşümün insanların evlerini başlarına yıkacağı algısı vardı. Oysa dönüşüm sadece binaların yıkılması değil şehrin yeniden tasarlanması ve sağlıklı yapılara kavuşmak demek. 70′li yıllardan itibaren çarpıklaşan yapılaşmayı düzeltmek, tapusuz mahalleleri ortadan kaldırmak anlamına geliyor. Bu artık bir sihirli sözcük oldu” dedi. Can, 1999 depreminin dönüşüme zemin hazırladığını, Van depreminin ise bunu zorunlu hale getirdiğini ifade etti.

Kaynak : Sabah

Astoria AVM Kapanıyor


Esentepe’deki Astoria AVM’nin ofise dönüşeceği iddiaları gerçekleşiyor, Astaş’ın patronu Vedat Aşçı Astoria AVM ile ilgili planını açıkladı. Şişli Esentepe’deki Astoria AVM’nin ofise dönüşeceği iddialarını yatırımcı Astaş’ın sahibi Vedat Aşçı; “Bankalardan çok teklif var. Kafe, restoranları ve birkaç lokomotif markayı koruyup, AVM’nin geri kalan kısmını ofise dönüştürme üzerinde düşünüyoruz.” dedi. Kiracıların ise henüz hiçbir şeyden haberi yok.

Esentepe’deki Astoria AVM’nin ofise dönüşeceği iddiaları gerçekleşiyor Astaş’ın patronu Vedat Aşçı Astoria AVM ile ilgili planını açıkladı. Şişli Esentepe’deki Astoria AVM’nin ofise dönüşeceği iddialarına yatırımcı Astaş’ın sahibi Vedat Aşçı “Bankalardan çok teklif var. Kafe, restoranları ve birkaç lokomotif markayı koruyup, AVM’nin geri kalan kısmını ofise dönüştürme üzerinde düşünüyoruz” dedi. Kiracıların ise henüz hiçbir şeyden haberi yok.

Perakende sektörü bu aralar 2008 yılında açılan Astoria AVM’nin kapanıp, ofis projesine dönüştürüleceğini konuşuyor. İddialara gore; Esentepe’de 27 katlı ikiz kulelerin altında konumlanan ve 110 mağazaya evsahipliği yapan Astoria’nın kapanış tarihi ise Haziran 2013. İddiaları Astoria’nın yatırımcısı Astaş Gayrimenkul’ün patronu Aşçı, henüz net bir karar alınmadığını ancak ‘ofis’ projesine sıcak baktıklarını belirtiyor.  Esentepe, Zincirlikuyu bölgesinin İstanbul’un en önemli iş merkezi olduğunu ve yıllar içinde bölgede ciddi bir ofis ihtiyacı oluştuğunu vurgulayan Aşçı, ‘3 büyük banka ve 2 önemli şirketten Astoria’yı ofis yapmak için talep aldık. Bu şirketlerin tamamı ile görüşüyoruz. Yıl sonuna kadar konuyla ilgili fizibilitelerimizi tamamlayıp, karlı model hangisiyse ona karar vereceğiz’ dedi. Astoria’da İş Kuleleri modeline benzer bir sisteme geçilebileceğini ifade eden Aşçı, ‘İş Kuleleri’nin altında kafeler, restoranlar ve birkaç dükkan var. Biz de bu tarz bir modele geçebiriz. İyi iş yapan bir iki dükkanı ve restoranı koruyup, AVM’nin geri kalan kısmını ofise dönüştürebiliriz’ diye konuştu. Mecidiyeköy, Levent, Zincirlikuyu hattı İstanbul’un alışveriş merkezleri açısından en yoğun olduğu bölge olarak dikkat çekiyor. Astoria’nın yakın çevresi ise büyük küçük AVM’lerle çevrilmiş durumda. Cevahir AVM, Trump Towers Mall, City’s, Profilo AVM, Metrocity, Kanyon ve Akmerkez Astoria’ya 5 dakika mesafede olan bazı alışveriş merkezleri. Astoria, açıldığı yıllarda AVM enflasyonu içerisinde umduğunu bulamayıp farklı pazarlama yöntemleri de denemişti. AVM yönetimi, merkezin açılışının birinci yılında çekilişle uçak hediye ederek, gelmiş geçmiş en ilginç AVM kampanyasına imza atmıştı.

3000 kişilik istihdam sağlayan Astoria AVM’nin içinde Koton’dan Mavi Jeans’e, DKNY’den Vakko Butik’e, İpekyol’a kadar 110 mağaza bulunuyor. Kiracıların henüz yönetimin böyle bir düşüncesi olduğundan haberi yok. Vedat Aşçı, ‘Kiracılarımıza henüz bir deklarasyonda bulunmadık. Çünkü daha ortada net bir karar yok’ diyor.
Hürriyet

Manning Residence, ev tadında otel konforu sunacak


İstanbul’un en prestijli noktası Nişantaşı’nda Ekim ayında faaliyete geçecek olan Manning Residence, müşterilerine ev tadında otel konforu yaşatacak.

İstanbul’un alışveriş, eğlence ve kültür-sanat hayatına yön veren semti Nişantaşı’nda Ekim ayında hizmete girecek olan Manning Residence, ev sıcaklığını otel konforunda yaşamak isteyenlere sesleniyor. Nişantaşı’nda Rumeli Caddesi, Matbaacı Osmanbey Sokak’ta yer alan Manning Residence, üç katta toplam 24 daireden oluşuyor. Manning Residence’ta dairelerin büyüklüğünün 28 metrekare ile 35 metrekare arasında değiştiğini söyleyen Manning Vakfı Başkanı Prof. Dr. Derya Aydıner, “Daireler günlük 110 Euro’dan, aylık ise 2.500 Euro’dan  başlayan fiyatlarla kiraya verilecek.  Buradan elde edilen gelir vakıf amacında kullanılacak” dedi.

 

 

 

Restoranı da var marketi de

Manning Residence hakkında bilgi veren Prof. Dr. Derya Aydıner şunları söyledi:

“Rezidans üç katlı bir binada faaliyete gösteriyor. Her katta sekiz, toplamda 24 dairemiz bulunuyor. Her dairede, mutfak, mikrodalga fırın, kahve makinesi, TV ve internet bağlantısı yer alıyor.  Rezidansta güvenlik ve temizlik servisi de bulunuyor. Bunun yanı sıra tam ofis hizmeti ve dairelere printer veya PC tedariki hizmetimiz de mevcut.  Daireleri bitişik veya farklı konumlarda çok özel ofis olarak da kullanmak mümkün, Manning Residence’ta dairelerin dışında bir de market var. Sadece kiracıların alışveriş yapabileceği market, 24 saat açık olacak. Markette dondurulmuş gıda, pizza ve acil ihtiyaçların karşılanabileceği ürünler yer alacak. Bunun dışında binada bir restoranımız ve gerektiğinde hizmet vermek üzere oluşturulan toplantı odalarımız da mevcut.”

Örnek olacak

Manning Residence’ın hayata geçmesinde iki değerli mimar Öner Özyar ve Osman Tuncer’in çok büyük katkısı olduğunu belirten Prof. Dr. Aydıner şöyle devam etti:
“Akıllı bina teknolojisine sahip Manning Residence’da çok farklı bir konsept uyguladık. Bu sayede minimalist alanlara pek çok şeyi sığdırmayı başardık. Örneğin stüdyo dairelerde yatak odasını paravanla ayırarak kullanıcıya iki farklı yaşam alanı yarattık. Paris ve Londra’da olduğu gibi Avrupa’nın birçok şehrin de  sık ve beğeniyle kullanılan bu konseptin Türkiye’de de örnek olacağını düşünüyoruz.”

Manning Residence’ın şehrin kalbinde yaşamak isteyenlere hizmet vereceğini söyleyen Aydıner, “Kiralamayı Manning Vakfı yapacak. Manning Residence’da konaklamak isteyenler http://www.manningresidence.com web adresinden

 

30 dereceli kapılarda ilki gerçekleştirdi


Meska Yapı, Türkiye’de bir ilke imza atarak 30 derece açıya sahip bir kapının hidrolik sistemle yatay olarak yukarı doğru açılmasını sağlayan bir mekanizma geliştirdi.

BURSA – Meska Yapı Otomatik Kapı Sistemleri, ‘zor’ denileni başardı ve Türkiye’de bir ilke imza atarak 30 derece açıya sahip bir kapının hidrolik sistemle yatay olarak yukarı doğru açılabilmesine olanak sağlayan bir mekanizma geliştirdi. İlk kez Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Akpınar Mahallesi Kapalı Pazar Yeri’nin giriş ve çıkış kapılarında uygulanan proje, 7 ayrı noktada pinomatik fotosel emniyet sistemiyle tamamen güvenli bir yapıya da kavuşturuldu. Pinomatik sistemle kapanan kapılarda uygulanan düşey hareketi önleyecek sensörler sayesinde kar, yağmur ve rüzgar gibi dış etkenler nedeniyle ani kopma, hidrolik patlaması ya da kırılma hareketi gibi riskler de ortadan kaldırıldı. 4 ayda tasarlanan ve 2 ayda imalatı gerçekleştirilen 100 bin TL’lik proje, aynı zamanda pazar yerlerine de estetik bir görüntü de kattı.
Ar-Ge çalışmalarına büyük önem verdiklerini söyleyen Meska Yapı İşletme Müdürü Abdullah Hızlıtürk, Türkiye’de ilk defa 30 derece açıya sahip bir kapının yukarı doğru yatay bir şekilde açılabilmesi için hidrolik sistemle çalışan bir mekanizma geliştirmenin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. Projeyi ilk defa yapımı yeni tamamlanan Nilüfer ilçesine bağlı Akpınar Mahallesi Kapalı Pazar Yeri’nin giriş ve çıkış kapılarında uyguladıklarını kaydeden Hızlıtürk, “Alanında bir ilki teşkil eden bu tasarımın dikey olarak hareket eden mevcutlarından farkı 30 derece bir açıya sahip kapının hidrolik sistemle yatay olarak yukarı doğru açılabilmesidir. Tasarımımızı, 7 ayrı noktada uygulanan pinomatik fotosel emniyet sistemiyle tamamen güvenli bir yapıya da kavuşturduk. Pinomatik sistemle kapanan kapıda düşey hareketi önleyecek sensörler sayesinde kar, yağmur ve rüzgar gibi dış etkenler sonucunda meydana gelebilecek ani kopma, hidrolik patlaması ya da kırılma risklerini tamamen ortadan kaldırdık. Projede, mekanik kilit sistemi de kullandık” dedi.

Patent için harekete geçti

Pazar yerlerinde alan kaybının önüne geçen ve mimari açıdan hoş bir görüntü sağlayan projenin, 4 Türk mühendis tarafından 4 ayda tasarlandığını ve imalatının iki ay sürdüğünü dile getiren Hızlıtürk, proje toplam bedelinin ise 100 bin TL’yi bulduğunu söyledi. Olmaz denileni başardıklarını ve Türkiye’de kapı sektöründe bir ilke imza atmanın haklı gururunu taşıdıklarını ifade eden Hızlıtürk, tasarımın patentini almak için çalışma başladıklarına da değindi.

Yüzde 30 büyüdü

Geçtiğimiz yıl 2010’a oranla yüzde 30 büyüdüklerini anlatan Abdullah Hızlıtürk, personel sayısını 7’den 11’e çıkardıklarını ve hedefledikleri 1 milyon 700 bin TL ciroya ulaştıklarını vurguladı. Bu yılki büyüme hedeflerinin toplam 2 milyon 500 bin TL ciro ile yüzde 15 olduğuna dikkati çeken Hızlıtürk, sözlerine şöyle devam etti: “2013 yatırım programı kapsamında makine parkını genişletmeyi planlıyoruz. Hedefimiz standartları yukarı çekmek, kalite belgesi almak ve sektörde yerli üreticinin payını artırmak. Bu doğrultuda yüzde 70’i kendi üretimimiz olan hızlı tip branda kapıda 2013 itibariyle satışa da başlayacağız.”

Meska Yapı hakkında da bilgi veren Hızlıtürk, Bursa ve çevresinde 5 binin üzerinde iş hacmine sahip olduklarını belirtti. 600 metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini ve 9 çeşit ürünleri bulunduğunu kaydeden Hızlıtürk, bunlar arasında endüstriyel seksiyonel kapılar, garaj kapıları, bahçe kapıları, sarmal tip kepenk ve garaj kapıları, hızlı tip branda kapı, bariyer otomasyon sistemleri ile radarlı otomatik kapı sistemlerinin bulunduğunu anlattı. Fabrikalardan işyerlerine, konuttan alışveriş merkezlerine kadar her türlü ihtiyacı karşılayacak otomatik kapı uygulaması yaptıklarını dile getiren Hızlıtürk, “Özellikle endüstriyel seksiyonel kapılarda iddialıyız. Montaj ve kurulum alanında pazar lideriyiz. Birçok fabrikanın ihracat yükleme kapısında firmamızın imzası var. Üretimin dünyaya açılan yüzüyüz” diye konuştu.

Meska Yapı’nın, 2000 yılında sanayi sektöründe 40 yıllık tecrübeye sahip işadamı Muhammed Üzüm tarafından kurulduğunu kaydeden Hızlıtürk, “Firmamız, yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucunda Türkiye’de otomatik kepenk, garaj kapısı ve sanayi tipi kapı uygulamasının Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında yüzde 5 seviyelerinde olduğu sonucunu ortaya çıkardı. Ülkemiz insanının yeniliğe ve modern çağa açık ve arzulu olduğunu düşünen şirketimiz, klasik kepenk yerine modern görünümlü, estetik motorlu ve uzaktan kumandalı kepenk, garaj ve sanayi depo kapı imalatına başladı” dedi.

Güvenlik üst seviyede

Projenin toplam maliyetinin 100 bin TL’yi bulduğunu söyleyen Meska Yapı İşletme Müdürü Abdullah Hızlıtürk, böyle bir mekanizma geliştirmenin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti. Güvenliği en üst seviyeye çıkardıklarını ifade eden Hızlıtürk, “Pinomatik sistemle kapanan kapıda düşey hareketi önleyecek sensörler sayesinde kar, yağmur ve rüzgar gibi dış etkenler sonucunda meydana gelebilecek ani kopma, hidrolik patlaması ya da kırılma risklerini tamamen ortadan kaldırdık. Projede, mekanik kilit sistemi de kullandık” dedi.

 

Gülay SOYDAN PEHLEVAN