Ülke gibi şirketler


Akıllı telefonların hayatlarımıza hızlı girişine ayak uyduramayan Nokia, Finlandiya ekonomisinin de sarsılmasına neden oldu. Nokia’nın düşüşte olan yıllık cirosu ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 20’sine eşit. Firmanın ödediği kurumlar vergisi, bazı dönemlerde Finlandiya’da toplanan kurumlar vergisi toplamının yüzde 23’üne kadar çıkıyordu.

The Economist’in araştırmasına göre dünyada benzer ilişkiye sahip bir dizi ülke ve firma var. İşte yıllık cirosu, merkezinin bulunduğu ülkenin GSYİH’sinde büyük yüzdeye sahip şirketler:

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 2

 

Essar Energy – Mauritius

Firmanın 14.9 milyar dolarlık geliri, vergi cenneti olarak bilinen Hint Okyanusu’ndaki bu ada ülkesinin toplam büyüklüğünün yüzde 132’si kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 3

Royal Dutch Shell – Hollanda

Petrol devinin 470 milyar dolarlık cirosu, tüm Hollanda ekonomisinin yüzde 56’sına denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 4
China Mobile – Hong Kong

81.7 milyar dolarlık iletişim geliri, Hong Kong ekonomisinin yüzde 32’sine eşit.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 5
Glencore – İsviçre

Madencilik ve emtia ticaretinde dünya çapında söz sahibi olan Glencore, 2011 sonunda 186.2 milyar dolar ciro yaptı. Firmanın satışlarının İsviçre ekonomisinin büyüklüğüne oranı yüzde 29.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 6
Statoil – Norveç

Bir diğer petrol devi Statoil’in 115.3 milyar dolarlık satışları, Norveç ekonomisinin yüzde 29’una denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 7
PTT – Tayland

Tayland’ın enerji devi PTT’nin 2011 satışları 79.7 milyar doları buldu. Bu rakamın ülkenin GSYİH’sine oranı ise yüzde 23 düzeyinde.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 8
Hon Hai – Tayvan

Nokia ile en çok benzeyen vaka Tayvanlı Hon Hai. 94.4 milyar dolarlık cirosu, merkezinin bulunduğu ülkenin GSYİH’sine oranı yüzde 20. Tek fark, Hon Hai’nin üretiminin büyük ölçüde Çin’de oluşu ve istihdamdaki olası azalmanın ülke ekonomisini Nokia kadar zorlamayacak olması.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 9
Nokia – Finlandiya

Pazar payı her geçen gün düşen, hisse senetleri son 5 yılda yüzde 90 değer kaybeden telekom devinin cirosunun Finlandiya ekonomisinin büyüklüğüne oranı yüzde 20. Ülkenin ihracatının yüzde 20’si Nokia’nın ürünlerinden oluşuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 10
MOL Group – Macaristan

Demirperde döneminde tekel durumunda olan petrol ve doğalgaz şirketlerinin 1991’de birleştirilmesiyle ortaya çıkan MOL’ün 26.7 milyar dolarlık satışı, Macar ekonomisinin yüzde 19’una denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 11
A.P. Moller-Maersk – Danimarka

60.3 milyar dolarlık cirosuyla bu lojistik devi, Danimarka’nın GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 18’ine eşit.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 12
Wilmar International – Singapur

Singapurlu tarım devi Wilmar International’ın 44.7 milyar dolara ulaşan 2011 cirosu, ülkenin GSYİH’sinin yüzde 17’si kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 13
BP – İngiltere

Bir diğer petrol ve enerji devi İngiliz BP’nin 375.5 milyar dolarlık devasa cirosu, İngiltere’nin dev ekonomisi içinde dahi kaybolmuyor ve yüzde 16’sına eşit oluyor .

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 14
Sands China – Makau

Asya’nın kumar cenneti Makau’nun en büyük kumarhaneler zincirini işleten Sands China, 4.9 milyar dolarlık cirosu ile bu adanın ekonomisinin yüzde 13’üne denk.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 15
CRH – İrlanda

İrlandalı madencilik devi CRH de 25.2 milyar dolarlık cirosu ve ülke ekonomisine yüzde 11’lik oranı ile listeye giriyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 16
OMV – Avusturya

Türkiye’de de Petrol Ofisi ortaklığıyla faaliyet gösteren OMV, 47.4 milyar dolarlık cirosunun Avusturya ekonomisine oranı yüzde 11’i bulduğu için listede.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 17
Ecopetrol – Kolombiya

Listenin Güney Amerikalı tek temsilcisi, petrol – enerji işinden elde ettiği 35.6 milyar dolarlık satış geliriyle ülke ekonomisinin yüzde 11’ini oluşturuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 18
Galp Energia – Portekiz

Listenin büyük bölümünü oluşturan enerji şirketlerinden bir diğeri de Galp Energia. Şirketin 23.4 milyar dolarlık cirosu, Portekiz’in GSYİH’sinin yüzde 10’u kadar.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 19
Samsung – Güney Kore

Ağır sanayi ve iş makinalarından bilişime kadar pek çok farklı alanda faaliyet gösteren Samsung’un 2011 cirosu 109.2 milyar dolar. Devasa cironun Güney Kore’nin GSYİH’sine oranı ise yüzde 10.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 20
Volvo – İsveç

İsveç ekonomisi içinde Volvo’nun 47.9 milyar dolarlık cirosunun payı yüzde 9.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 21
TÜPRAŞ – Türkiye

Aslında The Economist’in hazırladığı listede Türkiye’den hiçbir şirket yok. Türkiye’nin en büyüğü TÜPRAŞ’ın durumunu biz merak ettik ve hesapladık. Firmanın 24.7 milyar dolarlık 2011 cirosunun 772.3 milyar dolarlık milli gelire oranı yaklaşık yüzde 3.2 düzeyinde bulunuyor.

ülkeler,şirketler,cironun gsyihye oranı 22
Reklamlar

Kiracıları üzecek haber!


Türkiye Gazetesi’nin haberine göre bir üniversitenin olduğu olayda mülk sahibi, kira sözleşmesinin feshinin haklı olmadığı gerekçesiyle kira alacağı ve aidatlar için dava açtı. Davanın kısmen kabul edilmesi üzerine temyiz edilen dosyayı görüşen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, davalı üniversitenin sözleşmeye uygun olarak iki ay önceden yazılı bildirimle kira sözleşmesini feshetmesine dikkat çekti.
Ancak Yargıtay, fesih hukuki dahi olsa “anahtar tesliminin” önemini hatırlattı. Yerel mahkemenin kararını davacı mülk sahibi lehine bozan Yargıtay, bu konuda kiracıların yükümlülüğünü şu şekilde açıkladı: “Davacının erken tahliyesi sebebiyle uğradığı zarar tazmin edilmiş ise de bu yolla ulaşılan tarihin benimsenmesi için kiralananın fiilen boşaltılmış ve anahtarlarının kiralayana hukuki şekilde teslim edilmiş olması gerekir.

Anahtar teslim edilmediğini böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürdüğü tarihte hukuken sona erdirildiğini ispatlama yükü kendisine ait olan kiracı, anahtar teslimi hukuki bir olgu olduğundan bunu delillerle ispatlayabilir. Kiralananın açıklandığı şekilde yöntemine uygun biçimde hangi tarihte tahliye edildiği belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”

‘ANAHTARLAR VERİLDİ’ DİYE İSPAT ŞART

Kira sözleşmesinin feshedilmesine rağmen anahtarları teslim etmeyen kiracı, söz konusu dönemden sonra biriken aidat ve kiraları ev veya iş yeri sahibine ödemek zorunda. Yargıtay’ın verdiği karara göre, ödemelerin gerçekleşmesi için konut sahibinin anahtarların kendi tarafına teslim edilmediğini ispatlaması gerekiyor.

 

2013 emlak vergisine esas inşaat bedelleri belirlendi


Maliye Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, emlak vergisine esas 2013 yılında uygulanacak bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri belirlendi.

Konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete‘nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, gelecek yıl uygulanacak emlak vergisine esas ortalama bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, betonarme meskenlerde inşaatın sınıfına göre, 180,33 lira ile 1090,67 lira, fabrikalarda 145,98 ile 545,19 lira, otel binalarında 450,45 ile 1.365,22 lira, diğer ticarethane ve iş yerlerinde 134,58 ile 1.175,63 lira arasında değişiyor.

Bedeller, binanın yapımında kullanılan malzemeye göre (Çelik karkas bina, ahşap bina, yığma kagir bina gibi) değişiklik gösteriyor.

Özellik arz eden binaların vergi değerinin hesabında, kullanış tarzına göre (otel, sinema, tiyatro, işyeri ve mesken binası gibi) varsa bir üst inşaat değerinin ortalama rakamı esas alınacak. Bir üst sınıfa ait inşaat değeri yoksa tespit edilen inşaat sınıfındaki ortalama değer yüzde 50 artırılmak suretiyle değerlendirme yapılacak. inşaat türü için metrekare normal inşaat maliyet bedeli belirlenmemiş ise bu sınıfın altında belirleme yapılmış ilk sınıfa ait ortalama rakam yüzde 50 artırılarak dikkate alınacak.

Hafif prefabrik binalar, yığma yarı kagir bina grubunda değerlendirilecek.

Binada kalorifer, klima ve asansör tesisatı varsa bu bedellere kalorifer veya klima için yüzde 8, asansör için yüzde 6 oranında ilave yapılacak.

 

AA

Genelkurmay’a danışılacak


Yabancıların mütekabiliyet ilkesi gözetilmeden Türkiye’den konut satın almasına izin veren Mütekabiliyet Yasası için Genelkurmay Başkanlığı’na da görüşü sorulacak

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yılda 20 milyar dolar gelir beklenen Mütekabiliyet Yasası’na konu olabilecek askerî alanlarla ilgili Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşüne başvurulacağını açıkladı.

Çağlayan, Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin dünyanın en büyük 225 firması sıralamasına giren 33 Türkiyeli müteahhitlik şirketi için Ekonomi Bakanlığı tarafından düzenlenen plaket töreninin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Mütekabiliyet Yasası’nın Türkiye’nin geleceği açısından son derece önemli olduğuna dikkat çeken Çağlayan, Genelkurmay’ın görüşüne başvurmalarının nedenini de askeri ve güvenlik nedeniyle kısıtlanmış olan bölgelerle ilgili ilgili olacağını belirtti. Çağlayan, “Ancak Genelkurmay’ın görüşüne başvurulacak, yani gerek güvenlik gerek askerî bölge olarak belirlenmiş yerler Türkiye’nin toplam yüzölçümünün binde biri kadar gibi bir rakama tekabül etmektedir. Onun dışındaki alanlarda yeni çıkmış olan kanun ve bakanlığımız ve diğer ilgili bakanlıklar tarafından çıkartılan mevzuatlar aynen uygulanmaya devam edecek’’ diye konuştu.

Cebine atıp götürmeyecek

Mütekabiliyet Yasası ve Yeni Teşvik Sistemi’ni, Türkiye’de ekonomik ve siyasi istikrarın yaşandığı çok önemli bir zamanda açıkladıklarını dile getiren Çağlayan, dünyanın çeşitli yerlerine yaptığı ziyaretlerde Türkiye’den mülk edinmek isteyen insanlarla karşılaştığını belirtti.

 

taraf

Silkar Turizm Lykiaworld Ölüdeniz için ortak arıyor


 
Turizm sektörü kulislerinde bomba etkisi yaratan bir iddia dolaşıyor. İddiaya göre Fethiye’de bulunan Silkar Turizm’e ait Lykiaworld Ölüdeniz, 65 milyon €’ya Özyer Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özyer tarafından satın alındı.

Lykiaworld Antalya için mart ayında Club Med ile anlaşan Silkar Turizm’in Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Silahtaroğlu TurizmGüncel aracılığıyla iddialara yanıt verdi. Silahtaroğlu şunları söyledi:

“Lykiaworld Ölüdeniz ile ilgili olarak gayrimenkul yatırım ortaklıklarıyla ve şirket ortaklıklarıyla görüşmelerimiz sürüyor. Böyle bir arayışımız var. Ancak Özyer Grup ile ilgili satış işleminin yapıldığına dair iddialar tamamen yanlış. Böyle bir şey gerçekleşmiş değil. Şu anda netleşmiş bir durum yok. Büyümek adına ortaklıklara açığız. Bu  gayrimenkul anlamında bir ortaklık olabilir, şirket bazında bir ortaklık da olabilir. Lykiaworld gibi değerli bir markaya sahibiz, bunu değerlendirmek istiyoruz. Günümüz dünyasında artık kimse kendi yağıyla kavrulmuyor. Para piyasaları sektörümüze yatırım yapmaya hazır. Şu anda görüşmelerimiz devam ediyor. Sonuçlandığında medyayla bunu paylaşacağız.”

TurizmGüncel’e konuşan Özyer Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Özyer ise şunları söyledi:

“İddia edildiği gibi satış gerçekleşmiş değil. Ancak görüşmelerimiz devam ediyor. Ortaklık adına yapılan görüşmeler söz konusu.”

MERSİN’DE KRUVAZİYER TURİZMİ BAŞLIYOR


Mersin’e ilk kruvaziyer turist gemisi bugün geliyor. Kent turizminde yeni bir dönemin başlangıcı olması beklenen uygulama nedeniyle Hilton Otel’de bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut, Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer ile kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Törende ilk olarak söz olan Mersin Turizm Platformu Başkam Numan Olcar, Mersin’in Türkiye’deki yeni kruvaziyer durağı olduğunu belirterek, “Kruvaziyer kentin prestijini artırıp imajım olumlu etkiler. Turizm odaklı yerel sanayiyi tetikler” dedi.

Olcar, yaklaşık 7 aydır sürdürülen çalışmaların sonucunda ilk gemiyi karşılayacaklarını vurgulayarak “Şimdilik 5 gemi firması Mersin’i programına aldı. Yıl sonuna kadar 11 geminin daha gelmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odalan Birliği Başkam Talat Dinçer ise zamanında hayal olarak görülen olayın gerçekleştiğini ifade ederek “Bu gemiler Mersin için ekonomik değeri yüksek gemiler.
Biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi.

Holiday Inn İstanbul’da iki markayla büyüyecek…


 

Dünyanın tanınmış otel zincirlerinden InterContinental Oteller Grubu (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılıyor.

Grup, Londra, Berlin, Paris, Lizbon, Amsterdam ve Kiev gibi büyük Avrupa şehirlerinin yanı sıra İstanbul’da da bu iki markayla büyüyecek.

Dünyanın en büyük otel zincirlerinden InterContinental Hotel Group (IHG), Avrupa’da Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla yayılmayı sürdüreceğini açıkladı. Dünyada 60’ıncı yılını kutlayan grup,  2012’nin ilk yarısında dünya çapında 16 yeni Holiday Inn ve Holiday Inn Express’in projesini tamamlarken, 10 yeni otel için de kontrat imzaladı.

Böylece Avrupa’da sayıları 500’e yaklaşan Holiday Inn ve Holiday Inn Express otellerinin sayısı, bu yeni açılacak otellerle birlikte 550’yi aşacak. Dünya genelinde ise 700 tanesi inşaat halinde olmak üzere toplamda 4 bine yakın Holiday Inn ve Holiday Inn Express oteli bulunuyor.

BÜYÜME STRATEJİSİNDE İSTANBUL DA VAR

Yeni açılan Holiday Inn otelleri, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Ukrayna ve Polonya’da faaliyetlerine başlıyor. Türkiye’de de 13 otelle yoluna devam eden grup, Avrupa’da yayılma stratejisine paralel olarak, İstanbul’da her iki markadan da birer tane yeni otel açacak. Bu amaç doğrultusunda şehirde yeni bir Holiday Inn’in projesi tamamlanırken,  grup Holiday Inn Express oteli için de kontrat imzaladığını açıkladı. Şu anda Türkiye’de 5 tane Holiday Inn ve 2 tane Holiday Inn Express otelleri bulunduğunu da ekleyelim.

Yeni açılacak oteller için kontratların imzalandığı diğer ülkeler ise, İngiltere, Cezayir ve Azerbaycan olarak sıralanıyor. IHG’nin Türkiye dışında, İngiltere ve Hollanda’da da Holiday Inn Express açmak için kontrat imzaladığı belirtiliyor.

“DÜNYANIN EN HIZLI BÜYÜYEN ZİNCİRLERİ ARASINDAYIZ”

IHG’nin Avrupa’dan Sorumlu Geliştirme Başkanı Robert Shephard, grubun Holiday Inn markalarıyla büyüme stratejisiyle ilgili olarak,  “Holiday Inn Express, en hızlı büyüyen orta ölçekli otel zincirleri arasında yer alıyor. Yeni açılan oteller ve imzalanan kontratlar, markanın sunduğu gücün ve kazanma formülünün birer göstergesi” diye konuşuyor.

Holiday Inn Express otellerinin hızlı iş hayatı içinde çok seyahat eden konuklar için mükemmel bir seçim olduğunu hatırlatan Shephard, “Bu markamızda, konaklayanlara tam da ihtiyaç duydukları konfor sunuluyor; kaliteli bir otelde harika bir gece uykusu ve ücretsiz kahvaltı. Her yıl yaklaşık 100 milyon kişi bu nedenle Holiday Inn ya da Holiday Inn Express otellerinde konaklamayı tercih ediyor. Üstelik bu deneyimi, herhangi bir otelimizde, uygun fiyata yaşayabiliyorlar” diye devam ediyor.

Shepherd, bu nedenlerden ötürü IHG’nin Avrupa’daki büyümesine Holiday Inn ve Holiday Inn Express markalarıyla odaklanacağını vurguluyor ve sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Avrupa’da yayılmak bizim önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu stratejiyi hayata geçirmek içinde önümüzde sayısız fırsat bulunuyor. Şirket sahipleri ve yatırımcılar her iki markamıza yoğun ilgi gösteriyor. Çünkü onlar da bizimle girdikleri her projenin tüketiciler tarafından tam not aldığının bilincinde.”

AVRUPA’NIN HOLIDAY INN HARİTASI

IHG’nin Holiday Inn markalarıyla Avrupa’da büyüme stratejisinin haritası çok önceden belirlenmiş. Buna göre Londra’da iki yeni Holiday Inn oteli açılmış bile. Şehrin en işlek caddelerinden Stratford City ve Gatwick-Worth’de açılan bu iki otelin dışında grup şehirde, yakın zamanda  iki otel daha açmayı planlıyor. Holiday Inn Londra Wembley’in önümüzdeki ay  açılacağını belirten grup yetkilileri, Holiday Inn Express Londra-Excel’in ise 30 Aralık 2013’te faaliyete geçmesini planlıyor.

IHG’nin Avrupa’da büyümesini sürdürdüğü metropoller Londra ile sınırlı değil. Berlin’de yeni bir Holiday Inn açan grup, Paris, Lizbon, Amsterdam, Kiev, Cezayir ve İstanbul’da da aynı markalar altında yayılmasını sürdürüyor. Grup yetkilileri, Holiday Inn Kiev, Holiday Inn Cezayir ve Holiday Inn Express İstanbul’un IHG ile yönetim sözleşmeleri altında bulunduğunu belirtirken, geri kalan otellerin franchise anlaşmalarıyla işletileceğini de ekliyor.

“Yeni pazarlara yönelmenin zamanı geldi”


Çağlayan: Elbette elde etmiş olduğumuz pazarları (müteahhitlik) sonuna kadar tutacağız ama şimdi artık yeni pazarlara yönelme zamana geldi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türk müteahhitlik sektörünün elindeki pazarları muhafaza etmesinin yanı sıra yeni pazarlara yönelmesi gerektiğini söyledi.

Çağlayan, Ekonomi Bakanlığı’nca Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması sıralamasına giren 33 şirket için düzenlediği plaket töreninde konuştu.
Hilton Otel’deki törende konuşan Çağlayan, 2011 yılında dünyada ekonomik ve siyasi istikrarın mumla arandığı bir ortamda müteahhitlik sektörünün tören yapılmasına vesile olan bir başarı elde ettiğini dile getirdi.
Bu başarının ilk defa karşılaştıkları bir durum olmadığını belirten Çağlayan, bir önceki yıl da Türkiye’nin 31 firma ile Çin’in arkasından ikinci sırada yer aldığını ve ilk 100 firma içinde de 6 Türk firması olduğunu ifade etti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tebriklerini de ileten Çağlayan “Ümit ediyorum ki sektör Türkiye’nin elde etmiş olduğu siyasi ve ekonomik istikrar ve başarılarla beraber önümüzdeki yıllarda inşallah bir gün gelecek Çin’i de geçip dünya şampiyonu olacağı günleri de bizlere gösterecektir” dedi.
Dünyanın birçok ülkesinde katıldığı toplantılarda Türk müteahhitlik firmaları ile iftihar ettiklerini anlatan Çağlayan, sektörün dünyanın birçok ülkesindeki yaşanan ekonomik ve siyasi olumsuzluklara rağmen geldiği noktanın önemine dikkati çekti.
Türk müteahhitlik sektörünün dünyaya açıldığı 1972 yılından 2002 yılına kadar geçen 30 yılda 44 milyar dolarlık taahhüt gerçekleştirdiğini anlatan Çağlayan, 2002 yılından sonraki sürede ise Türkiye’nin 180 milyar dolarlık daha ilave taahhüt üstlendiğini söyledi.

“Yeni pazarlara yönlenilmeli”

Türkiye’nin hizmet ihracatında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını belirterek, geçen yıl Türkiye’nin 39 milyar dolarlık ihracatını gerçekleştirdiğini aynı yıl dünyadaki toplam hizmet ticaretinin 4,1 trilyon dolar olduğunu söyledi.
Bu yıl hizmet ihracatı gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 arttığını ve 15,9 milyar dolara çıktığını ifade eden Çağlayan, bu rakamın Cumhuriyet tarihindeki en yüksek ilk 6 aylık rakamı olduğunu dile getirdi.
2012 yılında dünyada inşaat sektör hasılasının 7,2 trilyon dolara ulaştığını dile getiren Çağlayan, 2020’de bu rakamın 12 trilyon dolara ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi.
Çağlayan, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin 2020’de inşaat sektöründeki paylarının yüzde 55’e çıkmasının beklendiğini belirtti.
Sektörün, kimsenin gidemediği yerlere gitme başarısını gösterdiğini ifade eden Çağlayan, “Elbette elde etmiş olduğumuz pazarları sonuna kadar tutacağız ama şimdi artık yeni pazarlara yönelme zamanı geldi” dedi.
Suudi Arabistan, Hindistan gibi ülkelerin yeniden yapılanma yoluna gittiğini kaydeden Çağlayan, bu ülkeler başta olmak üzere trilyonlarca dolarlık alt ve üst yapı çalışmalarının dünyanın birçok ülkesinde yapılacağını dile getirdi.
Çağlayan, “İnşallah artarak devam eden bu performansımız yeni ülkeleri dikkate alarak çok daha fazla gelişecektir” diye konuştu.
Türkiye’nin 2011 yılında 458 proje aldığını ve bu projelerin toplam değerinin 18,5 milyar dolar olduğunu dile getiren Çağlayan, bu yılın ilk 7 ayında ise toplam değeri 13,5 milyar dolara ulaşan 140 proje alındığını söyledi.

Diğer konuşmalar

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Koçoğlu da dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi bütün olumsuzluklara rağmen inşaat sektörünün başarısını sağlayan meslektaşlarını yürekten kutladığını dile getirdi.
Arap Baharı sırasında yaşanan olaylar olmasaydı inşaat sektörünün yurt dışındaki payına ilişkin rakamların çok daha fazla olacağını anlatan Koçoğlu, Libya konusunda Fransızların ihtirasının kendi işlerinin zor olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Halledilmesi gereken birkaç konu olduğunu dile getiren Koçoğlu, özellikle bazı ülkeler ile sosyal güvenlik anlaşması olmadığı için çifte vergilendirmeye tabi olduklarını ve bunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinden aldığı payın yüzde 3,5 olduğunu belirten Koçoğlu, bu payın artırılması gerektiğini ifade etti.
TMB Başkanvekili Edip Yenigün de 2003 yılında dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması arasında sadece 8 Türk firması bulunduğunu belirterek, son yıllarda bu rakamın 31 ve üzerinde seyrettiğini söyledi.
Yenigün, Libya gibi Türkiye’nin önemli bir pazarında yaşanan sıkıntılara rağmen elde edilen başarının çok önemli olduğunu vurguladı.

 

Türk ve Avrupalı çimento üreticileri Afrika’da kapıştı


Avrupalı çimentocuların krizi aşmak için Afrika pazarına yönelmesi, Türk üreticileri hareketlendirdi.

 

cimento3.jpg

cimento4.jpg

cimento5.jpgcimento6.jpg

Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kıtadaki çimento tüketimi gerileyince pazar arayışına giren Avrupalı çimento üreticileri Afrika pazarına yönelince, bu pazarda etkin olan Türk üreticiler yatırımı düşünmeye başladı. avrupalı üreticiler serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle birçok Afrika ülkesine gümrük vergisi ödemeden satış yapıyor. Bu da Türk üreticilerin haksız rekabetle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Kriz ortamındaki en canlı pazarlardan biri olan Afrika’yıo kaptırmak istemeyen Türk çimentocular, çözümü bu ülkelerde üretim yapmakta buldu. Limak Holding, Orta ve Güney Afrika’da 300 milyon dolarlık 2 yatırımı hayata geçmek üzere. Sektörün önemli oyuncularından OYAK da bölgede şirket satın almak için Kuzey Afrika’daki karışıklıkların durulmasını bekliyor.

Avrupalı gümrüksüz satıyor
Afrika’daki birçok ülkenin AB ülkelerine muafiyet uyguladığını hatırlatan Oyak Otomotiv ve Çimento Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar, Avrupalı çimentocuların başta Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere, tüm Afrika ülkelerine ihracat yaptığını belirtti. Cezayir ve Fas’ta Avrupalı çimento üreticilerine uygulanan gümrük vergisi muafiyetinin Türk üreticilere uygulanmadığını belirten Çağlar’a göre, bu durum Türkiye açısından “haksız rekabete” yol açıyor ve bu pazarlara çimento ihracat şansını düşürüyor. Çağlar, Güney Avrupalı üreticilerin bu pazarlarda bir diğer şansının da “düşük fiyatlar” olduğu görüşünde. Avrupa Birliği’nin imzaladığı Kyoto Protokolü nedeniyle Güney Avrupalı üreticilerin üretimlerini kısmaları durumunda gelecek yıllarda üretim için gerekli karbon kotalarını alamama riskleri bulunduğunu anlatan Çağlar bu nedenle üretimi kısmak yerine düşük fiyatla ihraç etmeye başladıklarını vurguladı.

“Satın alma fırsatını inceliyoruz”
Türkiye’nin geleneksel ihracat pazarlarının bu yıl içinde büyük değişkenlik gösterdiğini kaydeden Çağlar, “2012 yılı temmuz sonu itibariyle Türkiye’nin en fazla çimento ihraç ettiği ülke Rusya olmuş, hemen ardından ise pek çok Afrika ülkesi gelmiş, Libya, Nijerya, Gana, Mısır, Liberya, Kamerun, Ekvator Ginesi, Kongo ve Benin Afrika’da öne çıkan ülkeler” diye konuştu.OYAK olarak yurtdışında yatırımdan ziyade satın almalara sıcak baktıklarını söyleyen Çağlar şunları kaydetti: “Çimento sektöründe yatırım yapmak konusunda uzun zamandır yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Son 2 yılın Kuzey Afrika’da politik belirsizlikler içinde geçmesi bu planlara sekte vurdu. Uygun şartlar oluştuğu takdirde satın alma fırsatlarını inceleyeceğiz.”

Limak’tan iki ülkeye yatırım
Krizin etkisi ile Avrupa ve Balkanlar’da ciddi daralma yaşandığını belirten Limak Holding Çimento Grup Koordinatörü Gültekin Aksüyek de Avrupalıların Afrika’ya açılmalarının, Türk çimentocuların kar marjlarını düşürdüğünü söyledi. Suriye ve Irak’ta yaşanan olayların özellikle Güneydoğu ve Akdeniz’deki fabrikaları olumsuz etkilediğini ifade eden Aksüyek, bölgedeki fabrikalar için çıkış olarak yine Afrika’yı gösterdi. Aksüyek, “Oralarda ciddi şekilde kayıplarımız var. Bu bölgelerdeki kayıplar Afrika pazarıyla telafi edilebilir. Bu rekabeti kazanmanın ilk şartı ucuz üretim. Avrupalılar çimentoyu Afrika’da üretmeye başlarlarsa Türk çimentocular için olumsuz bir tablo çıkar. Ben bizim çimentocularımızın da bu konuyla ilgilendiğini düşünüyorum. Yakında çimentocularımızın Afrika’da yatırım yapacağını duymak şaşırtıcı olmaz” açıklamasında bulundu.
Limak Holding’in de Afrika’da yatırım hazırlığında olduğu bilgisini veren Aksüyek, şunları söyledi: “Çimento grubu olarak Afrika’da 2 ülkede yatırım faaliyetleri ile ilgili fizibilite çalışmalarımız sürüyor. Biri ihale aşamasında. Ülkelerin ikisi de Arap Baharı’nın etkilediği bölgelerden uzakta. Biri eylül sonunda sonuçlanır. Her bir ülke için 150 milyon dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz. Çimento ile birlikte enerji ve inşaat alanında da yatırım yapmayı düşünüyoruz.”

“Afrika’nın avantajlı konumu tartışılır”
Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu ise “Avrupa piyasasından çimentocu olarak biz umudu kestik. Çünkü o bölgedekiler dahi kendi mallarının yarısını satamıyor. İspanya’da yılda 60 milyon ton çimento kullanılırken, 18-20 milyon tonlara düşmüş durumda. O ülkelerin üreticileri de kendilerini diğer pazarlara atmak için can atıyorlar” dedi. Bu anlamda akla ilk gelen pazarın Afrika olduğunu ancak yoğun talep nedeniyle Afrika’nın avantajlı durumunun da tartışılır hale geldiğini belirten Şahinoğlu, “İhracatta özellikle Avrupa piyasaları ölmüş durumda. Rusya’daki kış olimpiyatları nedeniyle önemli bir hareket var. Irak ve Suriye pazarı çok önemli pazarlardı. Ancak bu yıl onlarda da ciddi zafiyet var. Suriye tamamen bitti. Irak ile ilişkiler gergin” açıklamasını yaptı.
Çimento sektöründe geçtiğimiz yıla oranla yıl sonuna kadar yüzde 5’lik bir büyüme beklediğini söyleyen Şahinoğlu, iç piyasanın canlı olduğunu dile getirdi. Van depreminin ardından Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından bölgede bir beton santrali kurmak için teklif aldıklarını söyleyen Şahinoğlu, kendilerine nehüz yer gösterilmediği için projenin şimdilik askıya alındığını belirtti.

Ramazan durgun geçti, eylülü bekleyeceğiz
Bu yıl ağır hava şartları nedeniyle kötü geçen ocak-şubat dönemini ve sonrasını da değerlendiren Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu şunları söyledi: “Yılın ilk aylarında mevsimsellik nedeni ile yaşanan kötü gidiş düzeldi. Olumsuz etkiler hafifledi. O dönemde biriken stoklar erimeye başlamıştı. Ancak Ramazan ayında bir durağanlık yaşadık. Toparlanma için eylülü beklememiz lazım.”

cimento1.jpg

 

Gamze ŞENER

ASELSAN sınır güvenliğine talip


ASELSAN Genel Müdürü Ergeneman ülkenin sınır güvenliğini üstlenmeye hazır oldukları söyledi.
ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, sınır güvenliği konusunda hem mobil hem sabit sistemler geliştirdiklerini belirterek, “Gözetleme, hareket belirleme, hedef tespit gibi konular bizim konularımız. Dolayısıyla bize bir görev verilirse bunu yapacak durumdayız” dedi.
Ergeneman,  bazı internet sitelerinde yer alan ASELSAN hisselerinin İsrail’e satıldığı şeklindeki haberlerin gerçekleri yansıtmadığını söyledi. ASELSAN’ın yabancı bir şirkete veya ülkeye satılmasının gündemde olmadığını ifade eden Ergeneman, “Böyle bir şeyi kimse düşünmüyor, hele İsrail’e hiç düşünülmüyor” diye konuştu.
ASELSAN’ın hisselerinin borsada işlem gördüğünü hatırlatan Ergeneman, bu hisselerin yarıya yakın kısmının ise yabancılar tarafından alındığını söyledi. ASELSAN’ın büyümesi ve gelişmesi nedeniyle hisselerdeki yabancı miktarının da arttığını anlatan Ergeneman, “Bizim hisselerimizdeki yabancı miktarı eskiden yüzde 20-25 düzeyindeydi. Bu oran yüzde 45 seviyesine yükseldi. Bunların da büyük kısmı ABD ve Avrupa’daki emeklilik fonları. Dolayısıyla İsrail tarafıyla ilgili bir durum yok. Belki borsadaki yabancı payının artması nedeniyle böyle yanlış haber yapılmış olabilir” şeklinde konuştu.

“Sınır güvenliğinde görev verilirse bunu yaparız”

Ergeneman, ASELSAN’ın geliştirdiği sınır güvenliği sistemleriyle ilgili soruyu yanıtlarken de bu konuda oldukça ilerlemeler kaydettiklerini, şu anda Güneydoğu’da kısa bir sınırda örnek çalışma yaptıklarını anlattı. Sınır güvenliği konusunda hem mobil hem sabit sistemler geliştirdiklerini ifade eden Ergeneman, “Gözetleme, hareket belirleme, hedef tespit gibi konular bizim konularımız. Dolayısıyla bize bir görev verilirse bunu yapacak durumdayız” şeklinde konuştu.
Cengiz Ergeneman, haberleşme konusunda da dünyada oldukça iddialı olduklarını, Güney Amerika’dan, Pasifiklere kadar bir çok ülkede ASELSAN cihazlarının kullanıldığını kaydetti.

ABD’ye 40 bin telsiz sattık”

ASELSAN telsizlerinin de dünyada artık bir marka haline geldiğini ifade eden Ergeneman, bir çok ülkede ASELSAN telsizlerinin kullanıldığını sadece ABD’ye 40 bine yakın telsiz sattıklarını söyledi.

Avrupa’nın en büyük üç tesisinden biri

ASELSAN’ın Gölbaşı’ndaki Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi Yerleşkesinin ne zaman faaliyete geçeceğine ilişkin olarak da Ergeneman, şirketin radar ve elektronik harp konularındaki çalışmalarını halen Macunköy yerleşkesinde sürdürdüğünü, Gölbaşı’ndaki yerleşkenin Mart 2014’te açılacağını belirtti. Ergeneman, toplam 335 dönümlük alan içerisinde inşa edilecek ve 76 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterecek olan tesisin, Avrupa’nın mikrodalga modül üretimindeki en büyük üç tesisinden biri olacağını ifade etti.

Tersine beyin göçü çalışmaları

Yurt dışında özellikle ABD’de çok sayıda Türk mühendisin çeşitli sektörlerde başarıyla görev yaptığına işaret eden Ergeneman, bu gençlerin Türkiye’ye gelerek ASELSAN’da çalışmaları için yoğun çaba harcadıklarını söyledi. Ergeneman, bu kapsamda 2006 yılından itibaren toplam 123 Türk genciyle görüştüklerini bunların 66’sının ASELSAN’da işe başladığını anlattı.

F-4 uçaklarında kullanılacak keşif gözetleme podları

İsrail’in, F-4 uçaklarında kullanılacak keşif gözetleme podlarının tedariki için firmalarına ihracat izni vermemesini de değerlendiren Ergeneman, şöyle konuştu:
“Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın keşif gözetleme sistemi ihtiyacının acil olarak karşılanması amacıyla İsrail ELOP ve ELTA firmalarından Elektro-Optik ve Kızılötesi Taktik Keşif podları ile Sentetik Açıklıklı tedarik edilmesi ve RF-4E uçaklarına entegrasyonu planlanıyordu. Söz konusu sistemlerin kullanım amacı uzun mesafeden keşif gözetleme yapılması amacıyla yüksek çözünürlüklü görüntü alınması ve alınan görüntünün istenen komuta merkezlerine aktarılmasıdır.
Söz konusu iki firma ihracat lisanslarının İsrail hükümeti tarafından iptal edilmesi nedeniyle projelerdeki yükümlülüklerini yerine getiremediler. Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile de koordine edilerek, ELOP ve ELTA firmalarına fesih bildirimi yapıldı. EO/IR ve SAR/GMTI podları acil ihtiyaç olarak belirtildiği için yurt dışından hazır alım yoluna gidildi. Eğer özgün bir ürün talep edilirse geliştirilmesi için gereken alt yapı ve deneyimli insan gücü ASELSAN’da mevcuttur. Söz konusu sistemlerin özgün olarak ASELSAN’da geliştirilmesi için çalışmalar devam ediyor.”

Kaynak: