Machu Picchu’ya 460 milyon $’lık havaalanı


 

Para kültürü yendi… Peru, turizm gelirlerini artırmak için Machu Picchu’nun yakınındaki Cusco’ya havaalanı yapmak için kolları sıvadı. Maliyet dudak uçuklatıyor: 460 milyon $

 

Dünyanın en önemli turistik bölgelerinin başında gelen Machu Picchu, 460 milyon dolarlık bir havaalanına kavuşuyor. Peru Devlet Başkanı Ollanta Humala tarafından açıklanan plan uyarınca, yeni havalaanı İnka medeniyetinin eski başkenti olan Cusco’nun hemen dışına inşa edilecek. Bugün Machu Picchu’ya gitmek isteyen turistler önce Lima’ya uçtuktan sonra buradan önce Cu

 

Photo of Machu Picchu (Cusco, Perú)

Photo of Machu Picchu (Cusco, Perú) (Photo credit: Wikipedia)

 

sco sonra da Machu Picchu’ya geliyor. Mevcut durumda Cusco’da bir havaalanı bulunsa da bu sadece küçük uçaklara hizmet verebiliyor. Aynı zamanda bölgenin uçuş için oldukça tehlikeli olması ve bölgede çok fazla ışık bulunmaması nedeniyle gece uçuşu da yapılamıyor. Havaalanının yapılması için geçtiğimiz gün bir yasa çıkaran Başkan Humala, ‘Yeni havaalanı sadece turistleri çekmekle kalmayacak aynı zamanda birçok kişiye de yeni iş fırsatı doğuracak’ dedi.

 

Günde 3 bin kişi ziyaret edebiliyor
UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde bulunan Machu Picchu 15’inci yüzyılda İnkalar tarafından inşa edilmiş. Yerli halka tarafından bilinse de bölgenin dünyaya açılması 20’inci yüzyılın başında gerçekleşmiş. Bölgedeki duvarların hassas olması nedeniyle, Machu Picchu’yu günde sadece 3 bin kişi ziyaret edebiliyor. Bölgenin denizden yüksekliği de 2.500 metre…

 

Türkiye’nin ”gül bahçesi” konuklarını bekliyor


Isparta Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Kılıç, Isparta’nın ”Türkiye’nin Gül Bahçesi” sloganıyla her yıl sayısı gittikçe artan bir ziyaretçi kitlesini ağırladığını söyledi.

Geçen yılın rakamlarına göre kentte 231 bini konaklamalı, yaklaşık 600 bin de günübirlik ziyaretçi ağırladıklarını dile getiren Kılıç, Isparta’nın doğa, inanç ve kültür turizmi özelliklerini bir arada barındırdığını vurguladı.

Özellikle ilçelerdeki antik kent ve tarihi yapıların her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü dile getiren Kılıç, ”Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği Göller Bölgesi’nde yer alan Isparta Eğirdir, Kovada ve Gölcük gölleri, Kovada ve Kızıldağı milli parkları ile zengin bir fauna ve floraya sahip” dedi.

Eğirdir

”Isparta’nın incisi” Eğirdir de doğal ve tarihi güzellikleri bir arada yaşamak isteyen konuklarını bekliyor.

Göller Bölgesi’nin doğal zenginliklerinin başında gelen Eğirdir Gölü, bazı gün ve saatlerde rüzgar ve güneşin etkisiyle değişik renklere büründüğü için halk arasında ”yedi renkli” olarak tanımlanıyor.

Eğirdir Gölü’ne paralel olarak kıyı şeridine kurulan kent, su sporları, yelken, dalış, yamaç paraşütü gibi pek çok doğa sporuna da imkan sunuyor.

İlçede ziyaret edilmesi tavsiye edilen yerlerin başında Eğirdir Gölü’nün eşsiz manzarasının izlenebildiği Akpınar köyü, ilçenin en güzel turizm bölgesi olarak nitelendirilen Yeşilada ve Can Ada geliyor. Ziyaretçiler, akşam yemeğini Eğirdir Gölü’nün kenarındaki restoranlarda eşsiz göl manzarası eşliğinde yiyebiliyor.

İlk çağda ”Askania”, Lidyalılar döneminde ”Kronoz”, Roma döneminde ”Prostanna’‘, orta çağda ”Akroterion’‘, Bizans döneminde ”Akrotiri” ve Selçuklu sultanları tarafından da ”Cennetabad” olarak adlandırılan Eğirdir, çeşitli turizm olanaklarının yanı sıra tarihiyle de ziyaretçilerini adeta tarihi bir yolcuğa çıkarıyor.

MÖ 4. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen Eğirdir Kalesi, 1237 yılında han olarak inşa edilmiş Dündarbey Medresesi, 1328 yılında yaptırıldığı tahmin edilen Hızırbey Camisi, 19. yüzyılda yapılan Aya Stefanos Kilisesi ve Anadolu Selçuklu kervansaraylarının en büyükleri arasında gösterilen Eğirdir Kervansarayı görülmesi gereken tarihi yerlerin başında geliyor.

 

 

”Eğirdir bir hazinedir, kıymeti bilinmelidir”

Stock image of 'Big Egirdir lake with high mountain with turkish flag, travel background'photo

Lake with seven colors

Eğirdir Belediye Başkanı Osman Nuri Özmeral, ilçenin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlediği ”Temiz Türkiyem Yarışması”nda en temiz kentler kategorisinde ikinci olduğunu belirtti.

Doğal ve tarihi güzelliklerin bir arada bulunduğunu Eğirdir’e özellikle yabancı turistlerin ilgisinin her geçen yıl arttığını vurgulayan Özmeral, bölgede turizmin daha da gelişmesi için çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

”Eğirdir bir hazinedir, kıymeti bilinmelidir” diyen Özmeral, ”Eğirdir’in her yerinde eşsiz göl manzarasını izleyebilir, ücretsiz plajımız ve yeşil piknik alanlarımızda ailenizle keyifli anlar yaşayabilir, çeşitli doğa ve su sporlarını yapabilirsiniz” diye konuştu. Özmeral, ilçede konaklama imkanlarının da yeterli olduğunu kaydetti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Milli marşların ‘tuhaf’ sırları


Milli marşlar, her uluslararası spor müsabakasında, madalya töreninde gurur ve vatanseverliği öne çıkaran şarkılardır. Alex Marshall, her milli marşın ardında gizlenen tuhaf ve şaşırtıcı hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyor.

Devrimlere ilham verdi

İlgili Konular

Coşkulu tınıları sayesinde Fransa’nın ‘La Marseillaise’i dünyanın en çok tanınan milli marşları arasına girdi.

Fransa ulusal marşı 1792’de yazıldı ve kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılarak Yunanistan ve Rusya’daki devrimlere ilham kaynağı oldu.

Son dönemdeki ayaklanmaların da bir parçası haline geldi. Çin’in Tiananmenj Meydanı’ndaki protesto gösterilerinde de söylendi.

Maalesef marşın bestecisi hiçbir zaman aynı başarıyı yakalayamadı.

marseilaiseClaude Joseph Rouget de Lisle (ortada) Marseillaise’i yalnızca birkaç saat içinde yazdı.

Claude Joseph Rouget de Lisle, Avusturya’ya karşı savaşacak Fransız ordusunu cesaretlendirmesi için bir şarkı yazması istendiğinde, kaleme aldığı La Marseillaise’i ‘ateşli’ birkaç saat içinde tamamladı.

Ancak hayatının geri kalan 44 yılında, aynı şekilde hafızalara kazanan başka bir beste üretemedi.

Para ihtiyacı olduğu tahmin edilen bir dönemde ise müstehcen sözler yazmaya yöneldi.

Claude Joseph Rouget de Lisle’nin Fransa’nın doğusundaki Lons-le-Saunier kentindeki müzesini gezerseniz bu şarkılardan birini görebilirsiniz.

Ancak bu müstehcen şarkı sözlerinin yarısı, müzeyi gezen çocukların görmemesi için gizleniyor.

Aynı şarkı farklı ülkeler

anthemİngiltere milli marşı ile Liechtenstein’in milli marşının melodisi aynı.

‘Tanrı Kraliçe’yi Korusun’, 1745’te yayımlanmasının ardından Büyük Britanya Krallığı tarafından benimsenip tanınan ilk ulusal marş oldu.

Marşın melodisi milliyetçilikle öyle bağdaştı ki birçok farklı ülke de sözlerini değiştirip aynı melodiyi yeniden düzenleyerek milli marşları haline getirdi.

Liechtenstein, kendi milli marşı ‘Oben am jungen Rhein’ için de bu melodiyi kullanıyor.

Aynı marşa sahip olmaları, İngiltere ve Liechtenstein’ın karşı karşıya geldiği futbol maçında karışıklığa sebep olmuştu.

Kendi yaratıcılıklarını kullanmayıp, yeni bir melodi yaratmak yerine İngiltere’nin melodisini sahiplenen Liechtenstein’lıları eleştirebilirsiniz.

Ancak o zaman, Fransa milli marşı ‘La Marseillaise’den ilham alan birçok ülkeyi de eleştirmeniz gerekir. Bu ülkelerden ikisi Umman ve Zimbabve.

Fakir adamın oyunu

Yüzyıllar boyunca çalınacak bir şarkı olan milli marş yazımının ücreti ne kadar olur? Açıkçası çok da değil. O da biraz şanslıysanız.

Uganda ulusal marşının bestecisi George Kakoma, ölümünden kısa bir süre önce, alamadığı telif ücretleri için Uganda hükümetine dava açtı.

Kakoma’ya, yazdığı ulusal marş için 1962’de 2 bin Uganda şilini yani 0.50 pound

Bosna’nın hüzünlü milli marşını besteleyen ve kaleme alan Dusan Sestic’e 6 bin Bosna markı yani yaklaşık 2 bin 500 sterlin ödenmesi öngörüldü.

Ancak Temmuz ayı itibariyle Bosna hükümetinin yıllar süren tartışma sonrası ödeme yapmayı reddetmesi üzerine besteci artık bu ücreti de alamayacak.

Dünyanın en yeni ulusal marşını besteleyen Mido Samuel’e, çabalarının karşılığı olarak duyduğu gururdan başka bir şey sunulmadı.

Zoraki sessizlik

Aslen, kraliyet ailesinin giriş müziği olarak tasarlanan İspanya’nın milli marşı sözsüz olmasıyla ünlüdür. Ancak İspanya gibi sözsüz milli marşa sahip başka ülkeler de var.

Kosova hükümetinin, çoğunluğun konuştuğu Arnavutça dilinde yazılabilecek sözlerin ülkede yaşayan Sırpları rahatsız edeceği kararı almasından sonra ülke sözsüz milli marşı benimsedi.

Dolayısıyla, birçok Kosovalı şarkıyı göz ardı ederek yerine Arnavut ve Sırp ulusal marşlarını söylemeyi tercih ediyor.

Maocu manifestolar

nepal

Nepal’in ulusal marşını dinlediğinizde narin folk tınıları ile “Nepal halkının nasıl çiçek örgülerden doğup bir çelenk” haline geldiğini duyacaksınız. Aslında, Nepal marşı dünyanın en siyasi marşlarından biri.

Marş, 10 yıllık iç savaşın ve krala karşı düzenlenen Maocu ayaklanmanın sona ermesiyle 2006 yılında yazıldı.

O dönemdeki fırtınalı ortam, şiirin yazarı Byakul Maila’ya yönelik tutumu da anlamaya yardımcı oluyor.

Gazeteciler ve yetkililer Maila’nın geçmişini tarayıp arkadaşları ve ailesiyle görüşürken şair, kral taraftarı olmadığını kanıtlamak için bir dizi mülakattan geçti.

Maila adeta mahkemede hesap verir gibiydi. Peki hatası neydi?

Maila bir zamanlar eski kralın da katkıda bulunduğu bir şiir kitabını düzenlemişti.

Ülke yönetimindeki bazı Maocular mevcut ulusal marştan daha güçlü ve daha devrimci bir şarkı istiyorlar. İç savaş döneminde solcu milli marşı ‘The Internationale’yi söylüyorlardı.

Kayıp dizeler

argentine

Milli marşların çoğu aslında altı veya daha fazla kıtadan oluşan şiirlerdir. Ancak bugün bu kıtaların yalnızca birkaçı söyleniyor. Kayıp dizeler ise, genelde ülke tarihini anlatan dizeler oluyor.

Güney Amerika ülkelerinin marşlarına bakacak olursanız, bu ülkelerin İspanya yönetiminden çıkmaktan duydukları mutluluğu görürsünüz.

Arjantin ulusal marşında İspanyollar için “yollarına çıkan herkesi yok eden” ifadesi kullanılırken “kanlı zorbalardan alçak işgalcilere” kadar çeşitli benzetmeler yapılıyor.

Bu dizeler, gerginlik çıkmasını engellemek için 1900 yılından itibaren söylenmeme başladı.

100 milyon albüm satışı

belafonteHarry Belafonte’nin birçok şarkısı Barbados milli marşını yazan kişi tarafından yazıldı.

Ulusal marşların bestecilerine baktığınızca üç isim dikkatinizi çekiyor. Avusturya milli marşını yazan Mozart, Almanya milli marşını yazan Haydn, Barbados’un milli marşını yazan New York’lu kalipso şarkıcısı Lord Burgess.

Birçok kişi Lord Burgess’in adına yabancı olabilir ama şarkıcı 100 milyondan fazla albüm sattı.

Bunlardan yalnızca 10’u kendi albümüydü. Ama Burgess, ayrıca Harry Belafonte’nin başarısının arkasındaki isimdi. Şarkıcı, Belafonte’nin ‘Day-O’ ve ‘Island in the Sun’ şarkılarını yazdı.

Burgess’in Barbados milli marşını yazmasının sebebi o dönemde orada tatil yapıyor olması ve birilerinin gelip ondan milli marş yazmasını istemesi.

Buradan diğer ülkelere de bir ders çıkıyor aslında.

Coldplay’i ülkenize davet edin ve ülkeye vardıklarında kibarca ‘taciz edin’.

Benimsendikçe ömürleri uzuyor

Halk şarkıları benimsedikçe milli marşların da ömrü de uzuyor.

Örneğin İsrail’de, ülkede yaşayan Arapların da Yahudiler gibi dahil edilmesi için ‘Hatikvah’ milli marşının değiştirilmesine yönelik çağrılar yapılmıştı.

Milli marşlara ne kadar yer ayrılması gerektiğini tahmin etmek zor. Olimpiyat kuralları gereği milli marşlar 80 saniyeden uzun çalınamaz. Dolayısıyla eklenecek yeni kelimelerin duyulması tehlikeye girecek.

İngilizlere Türk traşı!


Ted’s Grooming Room adıyla marka haline gelen ve müşterilere Türk ürünleri sunulan berber dükkânlarının 4’üncüsü gelecek ay Soho’da açılacak.

16 yıl önce İngiltere’nin başkenti Londra’nın Holborn semtinde Kuzey Kıbrıslı Mustafa İsmail
tarafından kurulan ve 2008’de ünlü İngiliz giyim markası Ted Baker’ın çatısı altında hizmet vermeye başlayan Ted’s Grooming Room markalı ‘Türk usulüberber dükkânı, gelecek ay Soho’da dördüncü
dükkânını açıyor.

Ted’s Grooming Room markasıyla “Türk usulüberberlik yaptıklarını belirten Genel Koordinatör Mehmet Yaprak, “Ted Baker yöneticileri yaptığımız işi görüp kendi mağazaları içerisine bir berber
dükkânı açmak istediler. Markanın The Bank’te bulunan mağazasına 2008 yılında Ted’s Grooming Room markasıyla bir berber açıldı. Holborn, St. Pauls ve Mayfair’den sonra gelecek ay yeni dükkânımızı Soho’da açacağız” diye konuştu.

Dükkânların bir tanesinin adı da Ottoman Lounge (Osmanlı Salonu) olarak faaliyet gösteriyor.
Her dükkânda müşterilere kahve, çikolata, lokum gibi Türk ürünleri sunuluyor. Dükkandaki
kütüphanelerde Türkiye’yi anlatan yayınların yanı sıra Atatürk’ün yaşamı hakkında kitaplar da bulunuyor.

Marka logosunda Usturalı Yeniçeri ve Makaslı Sir var
Londra’da Oxford ile Piccadilly bölgeleri arasında kalan ve eğlence yaşamıyla öne çıkan ünlü Soho semtinde Ted’s Grooming Room markasıyla dördüncü dükkânını açacak markanın logosunda Türkiye ve Birleşik Krallık’ın olduğu haritanın önünde elinde ustura tutan bir Yeniçeri ile makas tutan bir Londra beyefendisi bulunuyor. İngiltere merkezli lüks giyim markası olarak bilinen Ted Baker’ın dünyanın birçok yerine dağılmış 275 mağazası var. Yıllık 1 milyar liraya yakın cirosu bulunan şirketin hisseleri Londra Borsası’nda işlem görüyor.

Sadece randevuyla çalışılan her bir dükkânda günlük 80 ile 100 müşteri ağırlanırken, fiyatlar 10 ile 125 sterlin (375 TL) arasında değişiyor.

Ünsal Ereke

230 yıllık binayı yıkıp AVM yapmak cinayettir


Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan rica ediyorum. Lütfen, bir Kasımpaşalı olarak ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı olarak ve Başbakan olarak, Kasımpaşa’daki tarihi kışla binasının (Cezayirli Gazi Hasan Paşa-Kalyoncu Kışlası’nın) yıkılmasına izin vermeyiniz.

AA’nın haberine göre, İstanbul Deniz Saha Komutanlığı tarafından kullanılan bina İl Özel İdaresi’ne devredilmiş. İl Özel İdaresi 230 yıllık binanın yıkılmasına ve yerine yepyeni bir bina inşa ettirilmesi için proje hazırlatmış. Kışla yakında yıkılacakmış. Bu önemli haber gazetelerin diğer haberleri arasında kaynadı gitti.

Bu kışla binası çok çok önemli bir binadır. Kasımpaşa’yı Kasımpaşa, İstanbul’u İstanbul yapan anıt binalardan biridir.

İstanbul’u İstanbul yapan tarihidir. Tarihi binaları korumaya mecburuz. Yeni bina her yerde var ama İstanbul’da 230 yıllık kaç bina kaldı? Yıkılmakta olan bina, Kasımpaşa’da sahil doldurularak 1782 yılında Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından yaptırıldı. Paşa, İstanbul dışından asker toplamaya gerek kalmadan sürekli bir deniz gücü oluşturmak amacıyla bu kışlayı yaptırdı.

Kışlaya inşa edildiği günlerde “Kalyoncu Kışlası” deniliyordu. Üç katlı, 160 odalı, 8700 askerin barınabileceği görkemli bir binadır. Beş kez onarımı tadili ve yenilenmesi yapılmışsa da asıl şekli bozulmamıştır. Deniz Kuvvetleri günümüze kadar kışlayı korudu.

Sn. Erdoğan “Dur” demez ise gitti gider

Kışlayı yaptıran Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa (1714-1790) aslen Kafkasyalıdır. Küçük yaşta esir alınmış ve Tekirdağlı bir zatın yanında büyümüştü. Gençliğinde denizcilik tutkusuyla Cezayir’e gitmek üzere bir gemiye binmiş, yoldan bindiği gemi bir ecnebi gemiyle cenge tutuşup rampa olunca düşman gemisine atlamış, bir müddet sonra da iki gemi ayrılınca tek başına gemiyi ele geçirip Cezayir’e kadar götürmüştür. Cezayir’e vardığında bu gemi kendisine verilmiş ve Cezayir beylerbeyinin hizmetine girmiştir. Bu olaydan sonra yiğitliği bütün Akdeniz’e yayılmıştır. Daha sonra İstanbul’a gelmiş ve kaptanlığa atanmıştır. 1770 yılında vezirlik rütbesiyle Kaptan-ı Derya olmuş ve 15 yıl bu görevde kalmıştır. 18. yüzyılda Osmanlı bahriyesini yeniden kurup yapılandıran ve tersanede ilk kez küçük çapta da olsa bir mühendishane açan kişidir.

Lütfen bu yazı ile birlikte yayımlanan fotoğrafa bakınız. Alışveriş merkezi yapmak için 230 yıllık bu tarihi binayı yıkmak günah değil mi? Allahtan korkan kalmamış. Yola çıkılmış… Eski Kasımpaşalı Sayın Recep Tayyip Erdoğan “Dur” demez ise, “Gitti Gider”.

 

Güngör Uras

Burada içki ve sigara içen yandı


Sarayburnu’ndaki Sepetçiler Kasrı, Türkiye Yeşilay Cemiyeti’ne tahsis edildi. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 10 yıllığına tahsis ettiği Sepetçiler Kasrı’nda restorasyon çalışması tamamlandıktan sonra resmi açılış yapılacak.

İstanbul– Sepetçiler Kasrı’nda ve bahçesinde, eskiden olduğu gibi düğün, nişan yemekleri, şirket toplantıları, yemekleri yapılabiliyor. Ancak kasrın bahçesinde açık alanda da sigara ve içki yasağı getirildi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti sözleşmesine, “açık alanda bir tek sigara içen organizasyon bedeli kadar ceza öder” maddesi koydu

Konuyla ilgili Vatan Gazetesi’nden Nevbahar Koç’a konuşan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Avukat Muharrem Balcı, “Orası Yeşilay ama. Okulların bahçelerinde kampüslerinde sigara içiliyor mu? İçilmiyor, yasak. Hastane kampüslerinde yasağa rağmen içiliyor. Cami avlularında da yasak. Bir kuruma ait olup da kamuya açık yerlerde (sokağı kastetmiyorum) sigara yasağı vardır. Yeşilay, herhalde bunun en iyi uygulayıcısı olması gerekiyor. Arkadaş sigara içecekseniz burada yemek yemeyin. Buradaki yemekli yemeksiz toplantıda sigara yok. Dışarı çıkarsınız, yolun kenarında içerseniz. Ama içeriye girdiğiniz andan sigara içilmez. Yeşilay için güzel böyle bir görüntü değil” diye konuştu.

‘Sözleşmeye caydırıcı madde koyduk’

Balcı, şöyle devam etti: “Sözleşmemizde organizasyon bedeli kadar ceza maddesi var. Ama bu bir caydırıcılık unsuru. Bütün ticari sözleşmelerde bazı sözleşmeye aykırı davranışlar için yaptırımlar konur. Ama bu yaptırımın uygulaması elbette ki tarafların rızasına bağlı. Elbetteki bir sigara için 50 milyar lira alınmaz. Görevli arkadaşlarımız, ‘beyfendi burası Yeşilay, sigarınızı söndürür müsünüz’ şeklinde ikaz eder. Adama ‘sigara içtin çek fotoğrafını, al parasını’ böyle bir uygulama olmaz. Bu maddeden dolayı kimileri misafirlerini engelleyemeyeceği için ya vazgeçiyor ya da kabul ediyor. Birkaç düğünde içilmedi. Ama bazen bilmeyen biri sigarasını yakıyor, o zaman da görevli arkadaşlarımız ikaz ediyor. O da çıkıp dışarıda içiyor.”

Çin’deki marketlerde satılan sıradışı ürünler


Çin'deki marketlerde satılan sıradışı ürünler

Bu ürünleri ancak Çin’deki süpermarketlerde görebilirsiniz. Turistleri şaşırtan sıradışı reyonlarda bakın neler satılıyor…
Çin'deki marketlerde satılan sıradışı ürünler
Öğütülmüş pirinç
Çin'deki marketlerde satılan sıradışı ürünler

Çeşitli etler…
Çin'deki marketlerde satılan sıradışı ürünler

Kaburga
Çin'deki marketlerde satılan sıradışı ürünler

Ördek
 Çin'deki marketlerde satılan sıradışı ürünler
Domuz burnu

Çin ‘market’te ABD’yi solladı, tahta oturdu

Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisine sahip olan Çin, market piyasasında ABD’yi solladı.

Araştırma şirketi IGD’ye göre, Çin’in süpermarket pazarının büyüklüğü geçen yıl yaklaşık 960 milyar dolara ulaşarak, ABD’yi geride bıraktı. ABD, 910 milyar dolarla ikinci sıraya düştü.

Çin’in süpermarket pazarının büyümeye devam ederek 2015 yılına kadar 1 trilyon 600 milyar dolara yaklaşması bekleniyor.

Ülkedeki bu eğilim, hem Çinli hem de uluslararası şirketler için yeni fırsatlar doğuracak.

Ekonomistler, pazardaki büyümenin gıda fiyatlarında üzerindeki yükseliş baskısını artıracağı uyarısında bulunuyor.

 

Kolezyum için büyük restorasyon planı açıklandı


ROMA – İtalya’nın ve başkent Roma’nın en önemli sembollerinden olan Kolezyum Anıtı için hazırlanan büyük restorasyon planı açıklandı.

Antik dönemin en görkemli yapılarından Roma’daki Flavio amfi tiyatrosu ya da dünyaca bilinen adıyla Kolezyum, İtalyan modasının çanta, ayakkabı, aksesuar markası Tod’s’un sponsorluğunda, toplamda 25 milyon avroya mal olacak büyük restorasyon sürecine giriyor.

Antik dönemde, Roma halkının eğlencesine, gladyatörlerin savaşlarına evsahipliği yapan Kolezyum için açıklanan planın detaylarını basına aktaran Roma Arkeolojik Miras Komiseri Mariarosaria Barbera, 3 aşama halinde yürütülecek çalışmaların 915 gün süreceğini bildirdi.

Barbera, planın ilk aşamasında, anıtın kuzey ve güney cephelerindeki dış kemerlerinin restorasyonunun yapılacağını ve bunun gelecek yıl yaz aylarında sonuçlanacağını belirtti. Yetkili, ilk aşamanın maliyetinin 6,1 milyon avro olacağını da kaydetti.

İkinci aşamada ise anıtın temeline yönelik çalışmaların yapılacağını aktaran Barbera, bu aşamanın da 2015’in Kasım ya da Aralık’ın da bitmesinin planlandığını söyledi. Arkeolojik miras komiseri, planın üçüncü aşamasında ise dev anıtın iç çehresinin restore edileceği bilgisini paylaştı.

Roma Arkeolojik Miras Komiseri Mariarosaria Barbera, restorasyon boyunca her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilen Kolezyum’un açık kalacağını, yapılacak büyük restorasyonun ardından da yüzde 25’lik bölümünün daha ziyaretçilere açılacağını duyurdu.

Roma Belediye Başkanı Gianni Alemanno da 2015 yılına kadar Kolzeyum’un çevresindeki trafik akışını önemli ölçüde azaltacak, bu alanı yayalara açacak bir plan üzerinde çalıştıklarını anlattı.
Restorasyonun sponsorluğunu üstlenen Tod’s markasının sahibi Diego Dalle Valle de “Tod grubu olarak bir hesap yapmadık. Kolezyum tüm İtalyan ve dünya vatandaşlarına ait bir anıttır. Bizim herhangi bir ticari kaygımız yok burada” dedi.

İtalya Kültür Bakanı Lorenzo Ornaghi de Kolezyum’un restorasyonuyla “yarının ülkesini” tasarlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Böylesine büyük restorasyonun 73 yıl aradan sonra ilk kez yapıldığı belirtilirken, anıtta tüm işlerin tam anlamıyla bitmesinin 2017 yılını bulacağı, basına yansıyan haberler arasında yer aldı.

Kaynak: