MERSİN’DE KRUVAZİYER TURİZMİ BAŞLIYOR


Mersin’e ilk kruvaziyer turist gemisi bugün geliyor. Kent turizminde yeni bir dönemin başlangıcı olması beklenen uygulama nedeniyle Hilton Otel’de bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Vali Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut, Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Talat Dinçer ile kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Törende ilk olarak söz olan Mersin Turizm Platformu Başkam Numan Olcar, Mersin’in Türkiye’deki yeni kruvaziyer durağı olduğunu belirterek, “Kruvaziyer kentin prestijini artırıp imajım olumlu etkiler. Turizm odaklı yerel sanayiyi tetikler” dedi.

Olcar, yaklaşık 7 aydır sürdürülen çalışmaların sonucunda ilk gemiyi karşılayacaklarını vurgulayarak “Şimdilik 5 gemi firması Mersin’i programına aldı. Yıl sonuna kadar 11 geminin daha gelmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odalan Birliği Başkam Talat Dinçer ise zamanında hayal olarak görülen olayın gerçekleştiğini ifade ederek “Bu gemiler Mersin için ekonomik değeri yüksek gemiler.
Biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi.

Eylül’de gidilebilecek en iyi 10 yer…


 

Hala tatile çıkmadıysanız sizin için önerilerimiz var!

İŞTE ÖNERİLERİMİZ!

1- Bozcaada

2- Doğu Karadeniz

3- Assos

4- Datça

5-Küçükkuyu

6-Fethiye

7-Bodrum

8-İstanbul

9-Nemrut

10-Konya

 

Vaktinizin büyük bir kısmını denizde geçirmek isterseniz eğer Bodrum ve Marmaris’te Eylül’de de tatil coşkusu bitmez.

Bağbozumu zamanı Bozcaada, biyolojik çeşitliliğe sahip Doğu Karadeniz, sararan yapraklar arasında yürüyüşlerin yapılabildiği İstanbul, güneşin batışının ve doğuşunun huzur içinde seyredilebileceği Nemrut veya Amasra sahili bir eylül seyahati planlıyorsanız, gidilebilecek en iyi yerlerden.

BOZCAADA-BAĞ BOZUMU

 

 

Bağbozumu, üzüm hasadına verilen isim. Ağustos ve eylül ayları adanın bağbozumu zamanı. Bozcaada Belediyesi’nin eylülün ilk haftası bağbozumunu kutlamak için düzenlediği festival, adanın geleneksel etkinliklerinden biri.

2 gün süren festival, adalı şarap üreticilerinin kendi bağlarında düzenledikleri sembolik bağbozumuyla başlıyor. Bunun için bağ işçileriyle birlikte traktörlere binilip bağlara gidiliyor. Orada üzüm toplamanın incelikleri öğrenilerek hep birlikte hasat yapılıyor.

Açılış töreninden sonra toplanan üzümler halka dağıtılıyor. Festival boyunca adalı şarap üreticileri satış mağazalarında şarap tadımı yaptırıyor. Şarap-peynir keyfi için Bozcaada’da sizi bekleyen birçok adres var Eylül’de.

Festival boyunca kale içinde konserler ve iki yarışma düzenleniyor. Yarışmalarda adanın genç kızları arasından bir üzüm güzeli ve adanın en iyi Çavuş üzümü seçiliyor.

DATÇA-WINDSURF

 

Uzun yıllar Türkiye Windsurf şampiyonası’na da ev sahipliği yapan Muğla’nın Datça ilçesi yaz-kış Windsurf yapmak mümkün. Datça Windsurf kampı “Özgürlüğünüzü Kazanacaksınız” sloganıyla 6 gece konaklamalı bir Windsurf kampı sunuyor.Datça’ya Yazı Köyü sınırları içinde bulunan 2 bin 600 yıllık Knidos antik kentini de mutlaka gezmelisiniz Datça’ya gittiğinizde.

İSTANBUL-KONSERLER VE BİENAL

İstanbul’a geldiğinizde Eylül’ün şımarık tavırlarıyla karşılaşabilirsiniz. Bazen yağmurlu bazen ılık rüzgarlı havalarda en güzeli Boğaz’da gezintidir. Büyükada’ya bir yolculuk yapıp koca bir günü devirebilirsiniz tavla, bisiklet ve balık keyfiyle.  Eylül ayının en güzel etkinliklerinden olan İstanbul Bienali de bu ayda bu şehre gelmeniz için muhteşem bir sebep. Kenti Bienal’le birlikte dünya sanat çevrelerinin ilgiyle izlediği bir sanat platformuna dönüşüyor.

Bu Eylül’de İstanbul’a tatile gelmeniz için bir sebep de müzikseverlerin yıllardır dört gözle beklediği efsanevi müzisyen, söz yazarı, şair Leonard Cohen’in 2012 Old Ideas Dünya Turnesi kapsamında İstanbul’da vereceği konser olabilir.

DOĞU KARADENİZ-TREKKİNG

FARKLI ETKINLIKLER ARIYORSANIZ DOGU KARADENIZ'E GELINFARKLI ETKINLIKLER ARIYORSANIZ DOGU KARADENIZ'E GELIN

Doğu Karadeniz’de Hopa kıyılarında uzanan Kaçkar Dağları, trekking tutkunlarının en çok tercih ettiği rotalar arasında. Orman, göl, dere, bitki ve hayvan çeşitliliğiyle dikkat çeken Kaçkarlar’da farklı zorluk derecelerinde parkurlar bulunuyor

KÜÇÜKKUYU-KAZ DAĞLARI

 

Bir yer hayal edin; güneşin muhteşem doğuşunu izlediğiniz ve ardından tertemiz denizine girip serinlediğiniz, yemyeşil doğasında yürüyüşler yapıp tarih kokan yapıtlarını gezdiğiniz, gezmekten yorulduğunuzda muhteşem Kazdağları’nın eteklerine çıkıp soğuk bir ayran yudumlarken güneşin muhteşem kızıllıkta batışını izlediğiniz bir yer. Küçükkuyu’da tepede öyle bir çay bahçesi vardır ki Ege Denizi’ne birkez daha aşık olursunuz. Burada mutlaka çay içip, etrafındaki dükkanlardan zeytin ve zeytinyağı almalısınız.

KONYA-MEVLÂNÂ’NIN DOĞUM GÜNÜ

 

Mevlânâ’nın kenti Konya, eylül sonunda mistik bir seyahat adresi. Kent, onun öldüğü 17 Aralık’ta (1273) Şeb-i Arus (düğün günü) törenleri nedeniyle dünyanın dört bir yerinden gelen insanlarla dolup taşar. Mevlânâ’nın doğum gününün ise 30 Eylül 1207 olduğu düşünülür. O nedenle 30 Eylül, Konya’da olmak için ideal bir tarih. Mevlânâ Konya’ya her mevsimde davet eder ama eylülde sıcaklar biraz daha insaflıdır. Kadınlar Pazarı’nı da görmek gerekir. Tabii Konya’nın lezzetli yemeklerinin, özellikle etli ekmeğinin tadına bakmadan dönmek olmaz.

NEMRUT-GÜN BATIMI

 

Kültür Bakanlığı’nın kararıyla çok yakında konaklama tesisine de kavuşacak olan Nemrut’ta 2 bin 206 metre yükseklikte, güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerde olabilirsiniz bu Eylül’de.

Güneydoğu Torosların ortasında yer alan Nemrut Dağı, Kommagene Krallığı’nın bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri durumunda. Nemrut Dağı’na, Pütürge ilçesi üzerinde 94 kilometrelik karayolunu da aştıktan sonra varılıyor. Nemrut Dağı, heykellerin yanı sıra özellikle temmuz ve ağustos aylarında güneşin doğuşunun ve batışının izlendiği bir mekan olarak da biliniyor.

(HT)

25 milyar $’lık e-ticaret Merkez’in iştahını kabarttı


 

 

E-ticaretin 25 milyar liraya ulaşması Merkez Bankası’nın iştahını kabarttı. Merkez, güvenli ödeme ve alternatif sistemlerinde düzenleme yapacak

Türkiye’de son yıllarda büyük gelişme gösteren e-ticaret pazarının hacmi, yılın ilk 7 ayında 25 milyar liraya ulaştı. Türkiye, oransal olarak Hindistan’dan sonra dünyada en hızlı büyüyen ikinci e-ticaret pazarı olurken, son 2 yılda sektöre yaklaşık 1 milyar dolarlık yabancı yatırım yapıldı. Merkez Bankası da bu gelişmeleri dikkate alarak “Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yasa” tasarısı çalışmalarına hız verdi. Tasarı ile güvenli ödeme kanalları ve alternatif ödeme sistemleri konusunda düzenleme yapılıyor.

6 Yılda 16 kat büyüdü

Türkiye’de hızla gelişen e-ticaretteki yükseliş rakamlara da yansıdı. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de internet kullanımının artmasıyla e-ticaret pazar hacmi son 6 yılda 16 kat artış gösterdi. 2010-2011 yıllarında Türkiye’deki bu sektöre yaklaşık 750 milyon dolarlık doğrudan yabancı yatırım geldi. Temmuz ayı sonu itibarıyla bu rakam 1 milyar lirayı aşarak Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların yüzde 3.7′sini oluşturdu.

Devlerin gözü Türkiye’de

Bu gelişme üzerine Amazon, eBay ve Naspers gibi şirketler Türkiye’de yatırımlarını artırma kararı aldı. Türkiye’nin 35 milyon internet kullanıcısı ile dünyada 12′nci sırada yer aldığını anımsatan bakanlık yetkilileri, şu bilgileri verdi: “Özellikle son dönemde yabancı yatırımcılar tarafından e-ticaret potansiyeli ve gelişimi yakından takip ediliyor. G-20 ülkelerinde 2016 sonu itibarıyla yaklaşık 800 milyon internet kullanıcısının olacağı, bu ülkelerdeki internet ekonomisi büyüklüğünün 4.2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.”

Daha güvenli olacak

Kredi kartı kullanımının 51 milyona çıkması e-ticaret pazarını olumlu etkiledi. Yetkililer, üzerinde çalışılan tasarının güvenli ödeme kanalları konusunda olumlu katkı sağlayacağını söyleyerek, “Tasarı, alternatif ödeme sistemleri konusunda da katkı sağlayacak. E-ticaretin daha güvenli yapılması için çalışmalar devam ediyor” değerlendirmesini yaptı.

Sinemaya 45 milyon dolar yatırım yapacak


 

Sinema sektöründeki yatırımlarla öne çıkan Mars Entertainment Group, sinema reklam pazarını büyütmek için Mars Media’yı kurdu

Dünya sinema endüstrisinin en önemli gelir kaynağı olan reklamların yapısı değişiyor. Özellikle sinemaseverlerin şikayet ettiği reklam süreleri de kısalıyor. 25-30 dakikalık reklamlar 15 dakikaya iniyor. Sinema reklamlarının pazar payını yüzde 1’den 3’e çıkaracaklarını anlatan Mars Entertainment Group CEO’su Muzaffer Yıldırım, “Mars Media şirketimiz sinema reklamlarında yeni projeler hazırlayacak. Sektörün Avrupa’daki kadar pazar payı almasını hedefledik” dedi.

45 milyon dolar ayırdı

Muzaffer Yıldırım, şunları anlattı: “En büyük değişiklik sinema reklamlarında sürenin kısalması olacak. Tüketiciler tarafından sık sık gündeme getiriliyordu. Reklam süresi 25-30 dakika arasında seyrediyordu. Şimdi bu süreleri kısaltıp reklam verenlere yaratıcı bir alan hazırlıyoruz. Bir parfüm markası reklam verdiği sırada salonda bunun kokusu olabilecek. Yaratıcılık öne çıkıyor. Bu şirket için çok büyük bir ekip oluşturduk. Avrupa’da olmayan bir çok sistemi getireceğiz. Reklamlar için sinema salonlarına uygulayacağımız yeni teknolojiye 45 milyon dolarlık yatırım yapacağız.”

60 milyon liralık pazar

Sinema sektörünün büyümesi için reklam pazarının da artması gerektiğine işaret eden Muzaffer Yıldırım, “Türkiye’de sinema sektörü reklam büyüklüğü 60 milyon lira. Toplam pazardan yüzde 1.2’lik bir pay alıyoruz. Bu rakamlar Avrupa’da yüzde 3, Amerika’da yüzde 5 seviyesinde. Türkiye’nin de en az yüzde 3’ü yakalaması gerekiyor. Eğer bu alandaki pay artarsa daha kaliteli ve daha çok yerli yapım da beyaz perdeye taşınacaktır. Sinema reklamları diğer alanlara göre daha önemli oluyor. Çünkü perde seyirci için odak noktası halinde” dedi.

5 dakikalık aralar

Sinemalardaki 5 dakikalık aralar hakkında da bilgi veren Muzaffer Yıldırım, şöyle konuştu: “Avrupa ve Amerika’da 5 dakikalık ara bulunmuyor. Türkiye’de bu araların olması çok önemli. Çünkü yabancı izleyici sinemaya yalnız gidiyor. Ancak Türkiye’de grup halinde sinemaya gitme alışkanlığı var. Arada ise filmin değerlendirmesi yapılıyor. Bir kaç defa sinemalardaki 5 dakikalık arayı kaldırmayı denedik. Ancak tüketiciler çok mutlu olmadı. Biz de talepleri değerlendirerek bu uygulamadan geri döndük.”

43 milyondan fazla bilet kesildi

İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki sinema salonlarında yeni yatırımlarla seyirci sayısının arttığını anlatan Muzaffer Yıldırım, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de 1800’ün üzerinde sinema salonu bulunuyor. Anadolu’da hızla artacak. Yeni ve kaliteli salonlar izleyicileri sinemaya çekmeye başladı. Türkiye’de 2011 yılında 43 milyondan fazla bilet kesildi. Bu rakam 60 milyonları bulabilir.”

Yüzde 83’ü tuvalete gidiyor

TÜRKİYE’de sinema salonlarına giden izleyici kitlesinin Avrupa ve Amerika’dan çok farklı olduğunu anlatan Muzaffer Yıldırım, şu detayları verdi:

Avrupa ve Amerika’da sinemaya yalnız gidiliyor.

Türkiye’de 5-10 kişilik gruplar halinde.

Türkiye’de izleyicinin yüzde 83’ü mutlaka tuvalete gidiyor.

Bu oran yurtdışında yüzde 40’larda.

Yabancı izleyiciler filmde ara istemiyor.

Türkiye’de ise 5 dakikalık ara izleyiciyi mutlu ediyor.

Esenboğa çevresindeki çiftlikler kapatılacak


Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, Türkiye’nin aynası durumundaki Esenboğa Havalimanı çevresinde faaliyet gösteren ve kötü koku yayan işletme ve çiftliklerin Çubuk ve Akyurt belediyelerince derhal kapatılması talimatını verdi.

Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, Vali Yüksel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çubuk Kaymakamlığı, Çubuk Belediye Başkanlığı, Akyurt Kaymakamlığı, Akyurt Belediye Başkanlığı, İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü ve Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü’ne talimat göndererek, kapatma konusunda ihmali görülen tüm ilgililer hakkında kanuni işlem yapılacağını bildirdi.

Uluslararası bir havalimanı olan Esenboğa Havalimanı’nın, gittikçe artan hava trafiğinin yanı sıra Ankara’nın başkent oluşu nedeniyle de Türkiye Cumhuriyeti devletinin de aynası durumunda olduğunu kaydeden Vali Yüksel, yazısında şunları kaydetti:

“Ayrıca uluslararası önemi giderek artan ve ekonomisi büyüyen Türkiye Cumhuriyeti’ni ziyaret eden her seviyedeki yabancı konukların ülkemizle ilgili ilk değerlendirmelerini yaptıkları yer Esenboğa Havalimanıdır. Hal böyleyken yıllardan beri havalimanı çevresinde faaliyet gösteren büyükbaş ve kanatlı hayvan işletme ve çiftliklerinden kaynaklanan ağır gübre kokusu, rüzgarında yönüne göre zaman zaman havalimanını baskı altına almakta ve bu durum, modern Türkiye’ye ve Esenboğa Havalimanı’na hiç yakışmamaktadır.

Havalimanını etkisi altına alan bu kokunun ortadan kalkması için, çevrede faaliyette bulunan işletmelerin derhal uzaklaştırılmasının zarureti tartışılmayacak kadar açıktır. Yapılması gereken, gübre kokusunun kaynağını teşkil eden gübre kurutma tesisleri ile özellikle işletme ve çiftliklerin bölgeden süratle uzaklaştırılmasıdır. Bu işletme ve çiftliklerin hiç birisinin işletme ruhsatına sahip olmadığı bilinmesine rağmen yıllardan beri mahallindeki çeşitli gerekçelere dayalı göz yumulması nedeniyle faaliyetlerine devam etmeleri kabul edilemez.

Belediyelerce kötü koku ile ilgili yapılan yegane işlem, çevre kirliliğine sebebiyet verenlere para cezası uygulaması ile sınırlı olmamalıdır. Bu itibarla ruhsatsız işletmelerin acilen bölge dışına çıkarılması işlemleri, ruhsat vermeye yetkili birimler olan İlçe Belediyeleri tarafından ivedilikle yapılmalıdır.”

Büyükşehir ve ilçe belediyelerinden ruhsat almadan faaliyetine devam eden işletmeler ile çiftliklerin derhal kapatılmasının, İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinin hükmü olduğunu vurgulayan Vali Yüksel, bu işlemin hukuka uygun olduğunu ifade etti.

“Ancak bugüne kadar yetkili belediyelerce iş ve işlemlerin savsaklanması nedeniyle kanuni gereklerin kararlılıkla yerine getirilmeyişi ve sorunun çözülemeyişi izahtan varestedir” diyen Yüksel, Esenboğa Havalimanı çevresinde oluşan bu olumsuz durumun ortadan kaldırılmasına esas olmak üzere ruhsatsız faaliyet gösteren ve havalimanını ağır gübre kokusuna maruz bırakan işletme ve çiftliklerin; Çubuk ve Akyurt belediyelerince derhal kapatılmasını istedi.

Şehir planlamacılarında deneyim sınıflandırması kalktı


Şehir planlamacılarını “F”‘den başlayarak uzmanlaşmaya göre “A”ya kadar sınıflandıran düzenlemenin kaldırılması TMMOB’un tepkisini çekti.

Türkiye’nin bir çok şehri Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde yeniden yapılandırılıyor. TOKİ’nin “Kentsel Dönüşüm Projesi”nde tek yetkili kılınmasının tartışmaları devam ederken, Samsun’un Canikli İlçesi’nde meydana gelen sel felaketinin ardından gözler bir kez daha şehir planlamacılarına döndü. Samsun’da bir saatlik yağışın 10 kişinin canına mal olması kurumların sorumluluklarını ve mevzuatları yeniden gündeme getirirken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “şehir planlamacıları”nı yakından ilgilendiren 2 maddelik yönetmelik değişikliği yaptığı ortaya çıktı. Kamu kurumlarında plan değişiklikleri yapılırken müellif belgesi aranıyor. Söz konusu belgeyle şehir planlamacıları “F”‘den başlayarak uzmanlaşmaya göre “A”ya kadar sınıflandırılıyor. TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar, değişikliğe ilişkin soruları yanıtlayarak, uyarılarda bulundu. Uyar, “31 Temmuz tarihli Resmi Gazete’de bir iki maddeden oluşan yönetmelik değişikliği yayımlandı. Plan yapımına dair esaslara ait yönetmeliğin 11. ve 23. maddelerinde değişiklik yapılıyor. Oradaki birer bent ortadan kalkıyor. Düzenlemenin yapılma mantığı şu; kamu kurumlarında plan değişiklikleri yapılırken müellif belgesi yeterliliği aranmasın. Yapılan değişiklik sorunlu olan sistemi daha sorunlu hale getirmek” dedi.

Uyar’ın dikkat çektiği Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 31 Temmuz tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu değişiklikle 11. ve 23. maddelerinin birinci fıkraları yürürlükten kaldırıldı. Çevre düzeni planı, imar planı, revizyonu, ilavesi ve değişiklikleri ile mevzii imar planı yüklenicilerinin “İmar Planlarının Yapımını Yüklenecek Müellif ve Müellif Kuruluşlarının Yeterlilik Yönetmeliği”nde belirlenen grupta yeterlilik belgesine sahip olması şartı taşıyan maddenin yürürlükten kaldırılmasına ilk uyarı TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Necati Uyar’dan geldi. Uyar, imar planları için geçerli iki yönetmelik bulunduğunun altını çizerek, plan yapımını üstlenecek plancılara ait müellif yönetmeliğin ve plan yapımının esaslarına ait yönetmeliğin önemine dikkat çekti. Her kentin sahip olduğu nüfus büyüklüğü veya alan büyüklüğüne ilişkin gruplarda yeterli belgeye sahip plancılar tarafından planlar yapılabildiğini kaydeden Uyar, “Türkiye’de ilk mezun olanlar F grubundan başlıyor, tecrübe kazandıkça plan yaptıkça F’den A’ya kadar gidiyor” dedi. Uyar, Ankara, İzmir ve İstanbul gibi büyükşehirlerde “A” grubu yeterliliğin gerektiğinin altını çizdi.

Acele bir değişiklik

Değişiklik talebinin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden geldiğini tahmin ettiklerini söyleyen Uyar, “Son derece yanlış, müellif yönetmeliğe ilişkin bizimde değişiklik taleplerimiz var. Türkiye’de 500 tane şehir planlamacısının olduğu 1980’li yıllarda hazırlanmış bir yönetmelik bu. Yapılan değişiklik sorunlu olan sistemi daha sorunlu hale getirecek. Bu yapılan değişiklik Ankara Büyükşehir Belediyesi gibi yargıda yaptığı işlerin iptal olan belediyelerin isteği üzerine yapılmış olan kendilerince kurtarmaya yönelik bir hamle. Ben yargının bunları çok dikkate alacağını düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Yönetmelik değişikliğini “can havli ile yapılmış bir değişiklik” olarak nitelendiren Uyar, belediyenin plan değişiklikleri konusunda itirazları geri çevirmek için söz konusu değişikliğe ihtiyacı olduğunu savundu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin şehir planlama deneyimi olan kadroları dağıttığını öne süren Uyar, “Eski kadrolarından deneyimli kimse kalmadı. Giden tecrübeli elemanların yerinede sözleşmeli daha tecrübesiz plancılar tercih ediliyor. Tecrübesiz bir plancının belediyede çalışıyor olması sorun olacak ve başkentin geçmişte yaşadığı değişimi kavramada sorun yaşayacaktır. Tecrübesiz şehir plancıları sözleşmeli olmadıkları için politikacılar tarafından talep edilen işin yanlış olması halinde karşısında duramayacaktır. Mutlaka tecrübeli plancılar bulunmalı” ifadesini kullandı.

Uyar, belediye yönetimlerinin artık kendi söylediklerine itiraz etmeyecekleri bir kadro oluşturmak istediğini savunarak, şöyle devam etti:

“Eskiden tam tercübeli belediye yöneticilerinin dinleyeceği planlama kadroları önemliydi. Bizim açımızdan bir kentin planlamacı kadrosunun politikacıları ikna edebilecek olması önemlidir. Kentin geleceği için teknik bir bilgi daha önemlidir politik bilgiden. Tecrübesiz elemanlarla yanlış kararların altına da imza atmak kolaylaşıyor. Belediye yönetimleri kendisi açısından doğru bulduğu karara teknik elamanların da itirazsız doğru bulmasını istiyor. Bunu kabul etmeyenleri de orada barındırmak istemiyorlar. Bunun yanlış olduğunu söyleyebilecek kadroları gerektiren yasal düzenlemeleri de ortadan kaldırıyorlar. Tümden kaldırsınlar yönetmelikleri…

 

ANKA

Türkiye’de artık giderek o noktaya gidiyor.”

Almanya’dan vize alacaklar dikkat!


3 Eylül 2012 tarihinden itibaren Schengen Vizesi müracaatları prensipte artık Almanya Büyükelçiliği ya da ilgili başkonsoloslukları tarafından alınmayacak, bunun için iDATA firması görevlendirilecek. iDATA başvuru belgelerini Almanya’nın diplomatik temsilciliklerine iletecek, işlemler onlar tarafından yapılacak.

Schengen vizesi talep edenler iDATA’nın Ankara, Bursa, Gaziantep ve İstanbul’da bulunan temsilciliklerine başvuracaklar. İzmir ve Antalya’da da Kasım 2012’den itibaren iki büro hizmet vermeye başlayacak.

Eski sistemden farklı olarak vize başvuruları kişinin ikametinin bulunduğu ile bağlı olmadan yapılabilecek. Yani Gaziantep’te oturan bir kişi İstanbul’dan da vize başvurusu yapabilecek.

iDATA büroları Pazartesi – Cuma arası 08.00 – 18.00, Cumartesi günleri de 08.00 – 12.00 saatlerinde hizmet verecek.

Yeni prosedürle birlikte vize için şahsi başvuru yapmak gerek kalmayacak. Tek koşulu başvuru sahibinin kendi adına vize başvurusu yapacak kişiye vekalet vermesi olacak.

Belgelerde bir sorun olması durumunda Büyükelçilik ya da ilgili başkonsolosluk telefonla başvuru sahibiyle iletişime geçecek.

Ender münferit durumlarda gerekli görülmesi halinde başvuru sahibi şahsi bir görüşme için Büyükelçiliğe ya da başkonsolosluğa çağrılabilecek.

Vize ücreti 60 euro olarak kalırken, işlem ücreti için ayrıca 20 euro ödenecek ancak randevu almak için artık ücret ödenmeyecek.

Taşeron firma yalnızca 3 aya kadar ki vize başvurularıyla ilgilenecek. Daha uzun süreli vize başvuruları için yine Büyükelçiliğe ya da ilgili başkonsolosluğa başvurulması gerekecek.

Almanya’nın başvuru sahibine vize vermesi için seyahatin ana hedefinin Almanya olması gerektiği de belirtildi.

Vize başvurularının istisnalar dışında 3 ila 7 gün içerisinde sonuçlandırılması hedefleniyor.

Vize başvurularının hangi aşamada olduğu da iDATA’nın web sitesi üzerinden takip edilebilecek.

Vize başvurusu sonuçlanan kişiye pasaportu direkt iDATA’dan teslim edilebileceği gibi istenirse kargo hizmetiyle de teslim edilebilecek.

 

House Hunting in … Turkey /New York Times:Türkiye’de gözler bu ilçedeki evlerde


 

By NINA ROBERTS

STONE HOUSE WITH AEGEAN SEA VIEWS ON A TURKISH PENINSULA

$2.6 MILLION (4,653,810 TURKISH LIRA)

This two-story house is nestled in a hill on the Bodrum Peninsula on Turkey’s southwest coast, and has expansive views of the surrounding craggy hills, an international yacht marina, beaches and the Aegean. Greek islands are visible on clear days. The rear windows, sliding glass doors and terraces overlook the sea, as do the back garden and pool. The owner built the almost 5,000-square-foot house in 2010 using stones from demolished houses in nearby villages, and from the property itself. “She catches the soul of the area and mixes it with a sense of modernism as well,” said Heike Tanbay of Engel & Völkers, the listing agent, referring to the owner.

All the interior walls in the house are either plaster or stone — whitewashed or natural. Many ceilings have oak beams, and most floors are of cedar. The entrance is on the upper level. Just off the foyer through an arched stone doorway is an airy living room with a fireplace of polished travertine. Sliding glass doors with cedar frames open onto a stone terrace with a seating area and panoramic sea views. The terrace also serves as an outdoor counterpart of the dining room, adjacent to the living room.

The kitchen, sharing the upper level, is equipped with a gas stove and vent hood made by the German company Gaggenau. The kitchen island and countertops are marble, and the sleek dark-gray cupboards are custom-made. The floor is tiled with travertine, also found in the hallways and bathrooms.

Each of the two levels has two bedrooms with en-suite baths, their fixtures designed by the Turkish company VitrA. The pair of suites on the upper floor have walk-in closets and stone terraces. Every room in the house has been positioned to take advantage of the surrounding views, and the master bathroom is no exception, with a freestanding contemporary bathtub next to a window.

The lower level is reached by an oak staircase in the foyer. In addition to the two bedroom suites, the space has a snug study with built-in bookshelves, a TV room, and several doors to the backyard, where the 45-foot swimming pool has the Aegean as its backdrop. The 1.85-acre property has a separate 753-square-foot two-bedroom house for household staff as well as parking.

The house is a five-minute drive from the town of Yalikavak, one of many small communities on the Bodrum Peninsula, an upscale vacation area with many year-round residents. The largest town on the peninsula, also called Bodrum, is 15 minutes away, and the international Milas-Bodrum Airport can be reached in an hour. One of the peninsula’s three marinas, in Yalikavak, was recently expanded to accommodate super-sized yachts.

Jodi Hilton for The New York Times

The covered living area on the terrace outside the living room overlooks the sea. Greeks islands are visible on clear days.

 

Jodi Hilton for The New York Times

The saltwater pool has a view of the surrounding hills.

 

 

Jodi Hilton for The New York Times

The foyer has a double-height window to the left, overlooking the Aegean Sea. Beyond the arched doorway to the right are the master bedroom and a guest bedroom.

Jodi Hilton for The New York Times

The living room has cedar floors, refurbished oak ceiling beams and a travertine fireplace. The foyer and front door are visible through the arched doorway to the right.

Jodi Hilton for The New York Times

There is a terrace off the dining room, seen through the window to the left; the living room is beyond the arched doorway.

Jodi Hilton for The New York Times

The kitchen countertops are of marble. The oven, stove and refrigerator are made by Gaggenau.

 

Jodi Hilton for The New York Times

The master bedroom has an attached bathroom and a walk-in closet.

Jodi Hilton for The New York Times

The master bathroom has a freestanding VitrA bathtub and a floor of untreated travertine tile.

 

MARKET OVERVIEW

Turkey is experiencing a construction boom, strong economic growth, increased consumption, and rapid urban population growth. At the same time there is increased consumer borrowing and buying on credit.

Turkey could be in the midst of a real estate bubble, said the Turkish economist Daron Acemoglu, a professor at the Massachusetts Institute of Technology. “I wouldn’t say a drop in prices is imminent,” Mr. Acemoglu wrote in an e-mail. “Nevertheless, it does raise the possibility that real estate is overpriced and is a more risky investment than many people might appreciate, and there might be a drop in prices sometime in the next several years.”

Mortgage interest rates are high — 9 to 12 percent, said Ms. Tanbay, the broker. According to Mr. Acemoglu, many buyers have their housing financed by mortgages, but the high rates are preventing further widespread borrowing, which occurred in the United States before the financial crash.

Lower-end properties on the Bodrum Peninsula are selling for a half to a third of their prices before the global economic downturn, while the high-end market is robust, Ms. Tanbay said. Luxury properties in prime locations near the seaside are selling 10 to 15 percent higher than before 2008. She noted that the exclusive Mandarin Oriental Hotel was scheduled to open villas and apartment residences in the Bodrum area in 2013, and that 60 percent of the properties were already sold.

WHO BUYS IN TURKEY

Residents from more than 110 countries can buy property in Turkey, said Ms. Tanbay, adding that many new prospective buyers live in Middle Eastern countries.

That said, most buyers in the Bodrum area are Turkish. But at Altuntabak Real Estate Agency in the town of Bodrum, there are also buyers from France, Belgium, Holland and, more recently, Russia and countries like Azerbaijan, said the agency owner, Umit Altuntabak.

Ms. Tanbay, the listing agent, says the Bodrum area remains a relatively undiscovered spot for foreigners, though she also sees buyers from countries like Germany, Britain, Sweden and Denmark.

BUYING BASICS

A foreigner cannot own property on land considered strategic, or outside municipalities on land classified as agricultural. Every foreign buyer must obtain written permission from the military; the process, considered a formality, usually takes two to three months.

The purchase agreement is drafted by the real estate agent or a lawyer if the buyer chooses to hire one. Although most Turkish buyers don’t, for a straightforward residential real estate purchase, foreigners are strongly advised to, said Nazli Aydogan Kaplan, founding partner of Kaplan Law Office in the town of Bodrum. After the purchase agreement is written, the buyer typically gives the seller an initial payment of approximately 10 percent of the selling price. The deed cannot actually be signed until after military permission is obtained, two to three months later.

But “when you give money to the real estate agent or to the seller,” said Ms. Kaplan, “you should have some legal guarantee in the agreement.”

Bodrum’da Bayram tarifesi


Bir zamanlar şarkıların baş kahramanıydı. Ama asıl şöhreti, yanık tenli ikoncanları ile yakaladı! Bodrum artık romantik bir balıkçı kasabası değil, sosyetik mekandı! Hal böyle olunca Bodrum’un da değeri arttı! Bodrum’a giden ucuzluğa hasret kaldı! Vatandaşa 50 TL’lik lahmacun yediren Bodrum, bayram tatilini de unutmadı! “Beyaz Türkler”in bir numaralı tercihi olan ilçe, cebi yaktı! Bodrum’da “bayram zammını” gören vatandaş “Nerden başlasam nasıl anlatsam” diye hayıflandı.
ŞAMPANYA FENA PATLADI

50 TL’ye lahmacun+ayran satan Türkbükü’ndeki Maça Kızı’nda parayla bile yer kalmadı! Maça Kızı’nda oturmak isteyen tatilciler, sadece içeri girmek için 500 TL’yi gözden çıkardı. Yanar dönerli şampanya patlatmak isteyenler de 500 TL harcadı. Lağos balığının bir porsiyonu 150 TL’ye çıktı. Normal zamanlarda günlüğü 80 TL olan araba kiralama ise 200 TL’ye fırladı! Bodrum’a tatile giden enflasyon canavarı pazarı da unutmadı. Limonun kilosu pazarda 5 TL’ye satıldı.
İşte Bodrum’un bayram halleri:
Midye dolma: (Tane) 4 TL
Limon (kilo): 5 TL
Çay: (Bir bardak) 5 TL
Limonata: 18 TL
Hamburger: 30 TL
Dürüm: 50 TL
Lahmacun: 50 TL
Lagos Porsiyon: 150 TL
Günlük araç kiralama: 200 TL
Şampanya: 500 TL
Maça Kızı’nda yer yapma: 500 TL
GÜNDOĞAN VURGUNU

Bodrum’daki zam furyası, tatilciler kadar yılın büyük bölümünü Bodrum’da geçirenleri de şaşırttı! O şaşkınlıklardan birini de Gündoğan’daki Galimera Beach yaşattı. Zira normal zamanda vatandaştan giriş parası bile almayan mekan “kapı” zammı yaptı. Bayramın ilk günü mekana girmek isteyenler sadece yer yani şezlong için 50 TL ödedi. Bodrum sakinleri, “Artık Bodrum’da yaşamak çile. Bu kadar da olmaz” dedi

. (Takvim)