Yedigöller`de ki Beton Yola Tepki!


Rize İl Genel Meclis Üyesi, Turizm Komisyonu Başkanı Emin Kanbur, İspir Belediyesinin Yedi Göller Mevkiinde Yürüttüğü Beton Merdiven Çalışmalarının Doğa Katliamı Olduğunu Belirterek, “3 Bin Metrede Betonun Ne İşi Var?” Dedi.
Oraya Beton Dökülür mü?
Doğaseverlerin ve Dağcıların Yakından Bildiği Yedigöller’de İspir Belediyesi Tarafından Yapılan Beton Merdiven Çalışmaları İspir ve Rize’deki Birçok Sivil Toplum Kuruluşunun Tepkisini Çekti. Doğa katliamı olarak adlandırdıkları çalışmaların bir an önce durdurulması gerektiğini belirten ve başka tahribatların da engellenmesi isteyen Çevreci Sivil Toplum Kuruluşu (STK)’ları İspir Belediyesi’ne tepki yağdırdı. Rize İl Genel Meclis Üyesi Emin Kanbur’un, bir sosyal medyadaki kişisel sayfasında paylaştığı fotoğraflarla gündeme gelen konu, kamuoyunda özellikle doğaseverler ve çeşitli STK’lar tarafından sahiplenildi.
3 Bin Metrede Betonun İşi Ne?
Aynı zamanda Rize’de Fotoğraf alanında önemli çalışmalara imza atan (RİFSAD) Rize Fotoğraf Sanatı Derneği’nin de başkanı olan Emin Kanbur konuya yönelik açıklama yaparken, “3 bin metrede betonun ne işi olduğunun” sorgulanması gerektiğini vurgulayarak, “İspir Belediye başkanıyla telefonda görüştüm, kendisine bunun bir doğa katliamı olduğunu söyledim. Hem İspir’deki hem de Rize’deki doğaseverlerin, dağcıların, doğa fotoğrafçıların ve birçok STK’nın bu konuya tepkili olduğunu söyledim. Çalışmaların durdurulması ve daha fazla tahribat verilmeden bölgenin temizlenmesi gerektiğini belirttim.” Şeklinde konuştu.
Merdivenin başlı başına bir katliam olduğu ve bunun başka katliamlara da vesile olacağını söyleyen Emin Kanbur, “Yedigöller mevkiinde daha öne şişme botlarla balık avlayan orada balık kıyımına varacak kadar insafsızca davrananlar artık oralara kayıklar çıkarıp göllere, balıklara, doğaya kolaylıkla zarar verebilir. Bunun önüne geçilmelidir.” İfadelerini kullandı.


Vatandaş Nasıl Çıkacak?
Konuyla ilgili görüştüğümüz İspir Belediye Başkanı Osman Çakır, konunun 24 Ağustos’ta Yedigöller’de gerçekleştirilecek bir şenliğin hazırlığı olduğunu belirterek “Bu alanların turizme kazandırılması lazım. Buralar yalnızca dağcılar ve doğaseverlerin tekelinde olmamalıdır. Asırlardır burada olan Yedigöller’i bilmeyen köylülerimiz buraları görmek için dağcı mı olmalılar? Vatandaşların bu noktalara ulaşması gezebilmesi görebilmesi için yapılmış bir çalışmadır. Herhangi bir art niyet yoktur. Nasıl ki Rize’de Ayder’e ve birçok yaylaya yol gidiyor, burada da yapılan bir nevi yol çalışmasıdır. Klasik deyimle yol medeniyettir. Vatandaşın buraları görmesi için bir şenlik organize ediyoruz ve bu şenliğe gelecek yaşlı insanları buraları ilk defa görecek köylülerimizi düşünerek yaptık bu çalışmayı. Bu merdiven şenlik sonrası gerekli çalışmalar yapılarak kaldırılacaktır.” Diye konuştu. – Haber: Nurullah Nuri Yavuz

Reklamlar

Sümela’da doğa katliamı


 

Sümela Manastırı yakınlarındaki Çakırgöl Yaylası’na yapılacak kayak tesislerine ulaşım yol açmaya kalkan Karayolları 6 bin çam ağacını kesti. Ancak standartlara aykırı olduğu belirlenince yol kaderine terk edildi

Tabzon’un Maçka İlçesi’ne bağlı Altındere Vadisi’nde bulunan Çakırgöl Yaylası’na, 5 yıl önce kayak tesisi yapılmaya karar verildi. Yaylaya giden mevcut yol, Sümela Manastırı’nın içinden geçtiği için alternatif bir güzergah belirlendi. Yaylaya ulaşım için 12 kilometrelik yeni bir yol yapılması kararlaştırıldı. Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü’nden izin aldı. Milli Parklar Genel Müdürlüğü de, belirlediği standartların dışına çıkılmaması kaydıyla onay verdi. Ardından ağaçlar kesilip, 2,5 milyon lira harcanarak 3 kilometrelik yol yapıldı.
Ancak, Milli Parklar Genel Müdürlüğü, tek şeritli olması gerekirken çift şeritli yapıldığını ve standartlara aykırı olduğunu belirleyince çalışmayı durdurdu. Yol öylece bırakılırken Karayolları, mevcut yayla yolunu genişletme çalışmalarına başladı. Sümela’nın tam karşısındaki yolda süren çalışmalarda da binlerce ağaç kesildi.

 

HESABINI KİM VERECEK?
KTÜ Orman Mühendisliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Cantürk Gümüş, ‘Burada bir yol yapmışlar, hiçbir yere gitmiyor. Katliam yapmış, 6 bin çam ağacını kesmiş, ormanı yok etmişler. Bunun hesabını kim verecek? O ağaçları kim geri getirecek? Devletin parası boşa gitti’ diye isyan etti. Mevcut yolu genişletme çalışmalarının da Milli Parklar Kanunu’na aykırı olduğunu kaydeden Gümüş şunları söyledi: ‘O yoldan yaylaya ulaşmak 21 kilometre. Bunun 3 kilometrelik kısmı Sümela Manastırı’nın içerisinde. Sümela’daki bölüm 1. derecede SİT alanında olduğu için burada çalışma yapamıyorlar. Ama geri kalan bölümünde vahşi bir çalışma var. Doğa tahrip ediliyor, ekosistem bozuluyor. Orası ayrıca heyelanlı bölge. Çığ ve kayma riski de var’ dedi ve suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

VALİ: HOŞ OLMADI!
TRABZON Valisi Recep Kızılcık da kouyla ilgili olarak ‘Böyle bir çalışma yapıldı, sonra vazgeçildi. Elbette ki kesilen ağaçlar ve harcanan para itibarıyla hoş olmadı’ dedi. Kızılcık, mevcut yolda devam eden çalışmaların yasaya aykırılığıyla ilgili de, ‘Gidip yerinde inceleyeceğim. Eğer böyle bir şey söz konusu ise gereğini yaparız’ diye konuştu.

Ammazing grass Home


Mostly green grass situted on Norway is an exciting country. It really would like using natural components that is why local inhabitants always built their houses from wood. But this is not the only abnormal thing about Norway. Local houses also have amazing grass roofs called “turf roofs”. They have been popular here for hundreds of years devlop this green homes.

You might also like:

Faturasız ev, ‘Güneşev’


Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirlen “Güneşev projesi” çevreyle dost bir şekilde yaşamanın mümkün olduğunu gözler önüne seriyor…

Antalya’da yaklaşık 11 bin metrekarelik alana kurulan Güneşev’de güneş ve rüzgâr enerjisi kullanılıyor. Karbon salınımı yok, fatura yok!

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın bu projenin önemine şu sözlerle dikkat çekiyor: “Türkiye’de güneş enerjisi ve temiz enerji konusunda öncü olma için yola çıktık. Amacım güneş tarlaları kurarak, güneş parkları açarak, güneşten nasıl enerji elde edildiğini Antalya ve türkiye’ye göstermek üstelik Antalya Büyükşehir Belediyesi güneş enerjisi konusunda bir hayli iddialı… Yenilenebilir enerj ile ilgili başka projelerde yolda. Antalya’dan bir de hükümete çağrı da bulunmak istiyorum süspansiyonu arttırın. Türkiye’nin nükleer enerjiye ihtiyacı yok ama enerjiye ihtiyacı var kıyamete kadar sürecek olan güneşten alabiliriz. Antalyanın batı bölgesinde ki dağların platoların bu yönde çok ışınım değeri var. Almanya’nın 2 katı kadar “

Temiz Enerji Projeleri koordinatörü Engin Erarslan ise şunları söylüyor: “10 dönümlü arazi üzerine kurulmuş güneş evde halk yerli yabancı turistler öğrenciler, dernekler güneş enerjisinden elektrik üretimden bilgiler almakta eğitim merkezi. Sera var toprak kullanmadan domates yetiştiriyoruz.”

Kaynak : NTVMSNBC

Turizmde yeni trend, Organik Turizm…


Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de organik ürün kullanımı konusunda artan bilinç düzeyi, organik alanındaki talebi hızlı bir ivmeyle yükseltiyor. Çevreye duyarlı, sağlığına ve konforuna düşkün bilinçli tüketicilerin bu talebi doğrultusunda turizm sektöründeki firmalar da kendilerini yeniliyorlar.

Yerli ve yabancı turistler, tatilde konakladıkları tesislerde organik kriterlere uygunluk arıyor. Yiyeceklerden, odalardaki çarşaf ve havlu – bornozlara kadar tüm ürünlerin organik standartlarına uygun olmasını tercih ediyor. Konakladıkları tesislerin çevreye olan duyarlılığını önemsiyor.

Türkiye’nin en iyi pamuğu olan organik Ege pamuğundan üretilen, GOTS sertifikasyonuna (Global Organik Tekstil Standartı) sahip, yüzde yüz organik ürünlerden oluşan Ecocotton, ürün yelpazesinde nitelikli turisti hedefleyen, organik ürün kullanımına özen gösteren turistik tesislerin taleplerine geniş yer veriyor.

Naturel, Marine ve Ottoman olmak üzere üç farklı konseptte hazırlanan Ecocotton koleksiyonu, tarladan ambalaja kadar tüm üretim aşamalarını kapsayan organik tekstil üretim standartlarını hayatın her alanına taşıyor.

Ecocotton,  özgün tasarımları, özenli dikimi, saf ve doğal özellikleri ile nevresim, havlu, bornoz başta olmak üzere tüm ürünlerini ekoloji tutkunlarının hizmetine sunuyor.

Doğalgaz yatrırımını artıracak


Zorlu, doğalgaz yatırımını 2015’e kadar 300 milyon dolara çıkaracak.

Faaliyette bulundukları Trakya ve Gaziantep dağıtım bölgelerinde yatırım tutarlarının bugüne kadar 200 milyon dolara ulaştığını dile getiren Zorlu Enerji Doğalgaz Grubu Genel Müdürü Fuat Celepci, 2015 yılına kadar her iki dağıtım bölgesinde yatırım toplamının yaklaşık 300 milyon dolara ulaşmasını planladıklarını söyledi.

Sektörde, doğalgaz ticareti ve dağıtımıyla faaliyet gösteren Zorlu Enerji, doğalgaz ticaretine yönelik faaliyetlerini Zorlu Doğalgaz Toptan ve Zorlu Doğalgaz Tedarik şirketleriyle, dağıtım faaliyetlerini ise Gazdaş şirketiyle yürütüyor. Genel Müdür Fuat Celepci, Zorlu Enerji Grubu’nun doğalgaz dağıtımı yaptığı bölgelerde Gazdaş’a; bunun yanı sıra diğer dağıtım şirketlerinden Polgaz ile Torosgaz’a ve “ulusal dengeleme noktası”ndan da diğer taşıtanlara doğalgaz satışı yaptıklarını açıkladı.

Gazdaş şirketiyle, Gaziantep ve Trakya bölgelerinde 20 ayrı yerleşim biriminde doğalgaz dağıtım faaliyeti yürüttüklerini söyleyen Celepci, “Çalışmalarımızla, abone statüsündeki konut tüketicilerinin yanı sıra serbest tüketici konumundaki Zorlu Enerji’ye ait elektrik üretim tesisleri ve çeşitli sanayi kuruluşlarına hizmet veriyoruz. Ayrıca, lisansla yetkilendirilmiş olduğumuz dağıtım bölgesi içinde, başta BOTAŞ olmak üzere diğer tedarikçilerin doğalgazını da dağıtım faaliyeti kapsamında son kullanıcılara taşıyoruz” diye konuştu.

Hem doğalgaz ticareti hem de doğalgaz dağıtımı alanındaki faaliyetlerinin geçen yıl hedeflerine uygun şekilde gerçekleştiğini söyleyen Celepci, 2011 yılında yaklaşık 320 milyon metreküpü BOTAŞ iletim şebekesi üzerinden, 130 milyon metreküpü ise üretim şebekesi üzerinden olmak üzere toplam 450 milyon metreküplük gaz ticareti gerçekleştirdiklerini kaydetti. Celepci, bu miktarın 100 milyon metreküpünü Zorlu Enerji Grubu şirketleri dışındaki firmalara verdiklerine değinerek, “Yıllık ciromuz, 165 milyon doları aştı. Doğalgaz ticareti alanında faaliyet gösteren şirketler içindeki satış payımızın oranı da yüzde 13” dedi.

Gazdaş olarak hem Trakya’da hem de Gaziantep’te lisans tarihinden itibaren, 5 yıllık taahhüt süresi içinde 200 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Celepci, böylece doğalgazı abone ve serbest tüketici statüsündeki müşterilerin kullanımına hazır hale getirdiklerini ifade etti. Celepci, Trakya bölgesindeki 17 yerleşim yerinde şu ana kadar toplam abone sayılarının, 122 bağımsız birim sayısına, Gaziantep, Nizip ve Kilis’i içine alan Gaziantep bölgesinde ise 84 bağımsız birim sayısına ulaştığını iletti.

Bu yıl doğalgaz kullanmak isteyen yeni müşterilerin servis ve bağlantı hatlarının yapımı için yaklaşık 20 milyon dolarlık bir yatırım programları olduğunu anlatan Fuat Celepci, “Trakya bölgesinde 2012 yılında abone sayısını bağımsız birim eşdeğeri olarak 160 bine, Gaziantep bölgesinde de 124 bine çıkarmayı hedefliyoruz. 2015’te, her iki dağıtım bölgemizde yatırımlarımızın toplamının yaklaşık 300 milyon dolara ulaşmasını planlıyoruz. 2015 yılına kadar faaliyette bulunduğumuz bölgelerde 1.5 milyar dolarlık piyasanın oluşacağını öngörüyor; altyapı çalışmaları, iç tesisat yapımı ve bunun gibi alanlarda dolaylı olarak yaklaşık 5 bin kişiye istihdam oluşmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

LNG ithalatı için çalışmalar sürüyor

Doğalgaz ticareti alanında ise sektördeki fırsatları değerlendirerek stratejik hedefleri doğrultusunda ilerlediklerine işaret eden Celepci, mevcut terminallerini kullanarak spot LNG ithalatı için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Bunun yanı sıra, LNG depolama ve gazlaştırma terminali projesi geliştirmek üzere çalışmalar yaptıklarına değinen Celepci, Zorlu Doğalgaz bünyesindeki faaliyetleriyle, 2012 yılının ilk 5 ayında 155 milyon 500 bin metreküp doğalgaz satışı yaptıklarını kaydetti. Celepci, 2012 yılının tamamı için hedefledikleri satış miktarının ise 350 milyon metreküp olduğunu kaydederek, “Planladığımız çalışmalar doğrultusunda 2012 yılını 110 milyon dolarlık bir ciro ile kapatmayı hedefliyoruz” dedi.

Türkiye’nin, uzun vadede enerji alanında birçok hattın buluşma ve dağılma noktası hedefi olduğunu hatırlatan Fuat Celepci, “Birçok gaz transit hattının kavşak noktasındayız. Avrupa’nın doğu ucunda fiziki ve ticari gaz merkezi olma potansiyelimiz var. Özel sektör, bu yöndeki yatırımlara kamunun önderliğinde katkılarda bulunmak ve büyüyen pazardan pay alarak ticaret yapmak, sabit sermaye yatırımlarına girerek tesis ve altyapılar kurmak istiyor. Ancak sektör, bugüne kadar maliyet bazlı fiyatlandırma uygulanamadığı için önemli zararlar yaşadı. Özel sektörün bu alanda istekli davranması için piyasa şartlarının uygun olması gerekiyor” görüşünü aktardı.

“Maliyet bazlı piyasa doğalgazdan kaçışı önler”

“Günümüz koşullarında özel sektörün, ölçülebilir, öngörülebilir, bütünüyle rekabete açık, maliyet bazlı fiyatlandırmanın uygulandığı bir piyasa yapısına ihtiyacı var” diyen Celepci, özel sektörün yüksek alım bedellerine karşın sübvanse edilmiş bir satış fiyat tarifesi ile çok uzun süre rekabet edebilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Maliyet bazlı, gazın gazla rekabet edeceği dinamik bir piyasanın oluşturulmasının tedarikçiler üzerindeki zarar baskısını hafifleteceğini ifade eden Celepci, dolayısıyla tüketicilerin şok artışlar karşısında doğalgazdan vazgeçmelerinin önleneceğini dile getirdi. Böylece pazara daha fazla sayıda yabancı ve yerli yatırımcının girebileceğine değinen Celepci, “Bu da, gelecekte artması beklenen talebi karşılayabilmek için çoklu tedarik alternatifleri ile beraber arz çeşitliliğinin yaratılması için güzel bir zemin oluşturabilecek” değerlendirmesini yaptı.

Marmaris’te doğa katliamı durduruldu


Marmaris’in Orhaniye köyünde bulunan marinanın büyütülmesi ve otel inşaatı durduruldu.

 

MUĞLA – Marmaris’in Kızkumu Plajı ile ünlü Orhaniye köyünde bulunan marinanın büyütülmesinin iptali ve otel inşaatını durdurulması için açılan iki davada yargının köylülerin ve çevrecilerin lehine karar verdiği bildirildi.
Marmaris Çevre ve Turizm Gönülleri Grubu Başkanı Filiz Ersan, bazı köylüler ve avukatları Mehmet Hasbioğlu basın toplantısı düzenleyerek, Orhaniye Martı Marina hakkında mahkemenin verdiği kararı kamuoyuna duyurdular.
Orhaniye halkının çevre konusundaki duyarlılığını daha önce marina yetkililerine ilettiklerini, kendilerinden bazı sözler aldıklarını belirten Mehmet Hasbioğlu, ancak verilen sözler yerine getirilmediği için hukuk mücadelesi başlattıklarını ifade etti.
Köylüleri temsilen idari yargıya başvurarak iki dava açtıklarını anlatan Hasbioğlu, ”İlk dava, marinadaki otel inşaatının imar yasasına aykırı olarak yapıldığı iddiasıydı. Davayı adına açtığımız köylü vatandaşımız davadan feragat etti. Ancak idari yargı bu feragati hukuka uygun bulmadı ve o vatandaşın açmış olduğu davada inşaat ruhsatının iptaline karar verdi. Şu anda yapılmış olan otel imar hukukuna göre kaçaktır. Derhal mühürlenmesi ve Muğla Valili tarafından yıkım kararı alınması gerekiyor” dedi.
Muğla İl Özel İdaresi’nin yaptığı planla marinaya genişleme hakkı da tanıdığına işaret eden Hasbioğlu, ikinci davayı da bunun iptal edilmesi için açtıklarını söyledi.
Muğla 2. İdare Mahkemesi’nin kararıyla genişlemenin durdurularak planın iptal edildiğini kaydeden Hasbioğlu, ”Burası özel bir koy olduğu için genişlemenin buranın doğal yaşamına izin vermeyeceğine yargı net bir şekilde karar verdi” diye konuştu.
İdari Yargılama Usulu Kanunu’na göre, idare mahkemelerinin kararlarının derhal uygulanması gerektiğine dikkati çeken Hasbioğlu, bu kararları uygulamayanların görevi ihmal etmiş olacağını savundu.
Karar çevrecileri ve köylüleri sevindirdi
Çevre Turizm Gönüllüleri Grubu Başkanı Filiz Ersan, tüm köylüleri ve çevrecileri sevindiren mahkeme kararlarının hemen uygulanması için Muğla Valiliği’ne başvurduklarını bildirdi.
Dalgaların getirdiği kumların birikmesiyle oluşan ve denize doğru uzanan 600 metrelik doğal yolun bulunduğu Kızkumu’nun marina nedeniyle yok olmaya başladığını iddia eden Ersan, marinanın kollarının akıntı sistemini olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Marinanın deniz üstünde 68 dönüm dolgu yapılmasına izin verildiğini anlatan Ersan, ”Mahkemeye kararıyla bu doğa katliamı durduruldu. Orhaniye işgal altındadır. Köylünün hakkının geri verilmesini istiyoruz” dedi.
Marmaris’te geçen yıl, Marmaris Çevre ve Turizm Gönülleri Grubu Başkanı Filiz Ersan bazı köylüler adına avukatları Mehmet Hasbioğlu tarafından Orhaniye Martı Marina hakkında İl Özel İdaresi’nin verdiği marinaya genişleme hakkı tanıyan kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali için Muğla 2. İdare Mahkemesi’ne dava açılmıştı.

Dünyanın nazar boncuğu Meke kuruyor


Konya’nın Karapınar ilçesinde, sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan Meke Gölü, küresel ısınma ve yeraltı sularının çekilmesi sebebiyle kurumaya başladı. Üzerinde adacıklar oluşan ve kırmızı bir renge bürünen gölün tabanı da çamurlaştı.Gölde incelemelerde bulunan Konya Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç.Dr. Güler Göçmez, göldeki suyun azalmasının gözle görülecek bir şekilde olduğunu söyledi.

Meke Gölü’nin, 5 milyon yıl önce volkanik patlamalar sonucu oluştuğunu anlatan Göçmez, “İlk patlama ile göl alanı, ikinci patlama ile gölün içindeki volkanik tepe oluşmuş. Yeraltı ve yüzey sularının birikmesi ile göl meydana gelmiş. Ancak son yıllarda küresel ısınma ve değişen iklim şartları nedeniyle Meke Gölü, beslenememekte. Yeraltı suları çekilmekte ve suyu besleyen kaynaklar kurumakta. Bölgede yağışın az olması ve buharlaşmanın da yüzde 100’ün üzerine çıkması nedeniyle göl beslenememekte.” dedi.

Göçmez, yaptığı açıklamada gölün oluşumu hakkında şu bilgileri aktardı: “Meke Gölü çok güzel, doğal, jeolojik bir yapı. Dünyada ender rastlanan bir yapı. Ardı ardına olan volkanik patlamalarla oluşmuş içli dışlı iki göl. Bunun içindeki kroplastik konu ve daha sonraki patlamalarla arkada 7 tane adacık oluşmuş. 5 milyon yıl önce ilk volkanik patlama ile 800 metre uzunluğunda, 500 metre genişliğinde ve 25 metre derinliğinde üzerinde bulunduğumuz göl alanı oluşmuştur. Meke Gölü oluşumunda ardı ardına olan volkanik patlamalar etkili olmuştur. İlk volkanik patlama 5 milyon yıl önce oluşmuş. Daha sonra 9 bin yıl sonra ikinci bir volkanik patlamayla kroplastik koni oluşmuş ve bunun üzerinde yeni bir krater oluşarak burada su birikmiş. İç içe hanelerden oluştuğu için dünya tarafından nazar boncuğu olarak bilinmektedir.”

Yrd. Doç. Dr. Göçmez, Meke Gölü’nün yüzey suları, yeraltı kaynakları ve çevredeki kaynaklardan beslendiğini kaydetti. Ancak yeraltı sularının zamanla çekilmesi, yeraltı sularının bilinçsiz kullanımı ile seviyesinin düşmesi, bölgede yağışların az olması, küresel ısınma ile sıcakların fazla olması gibi sebeplerle Meke Gölü’nün yeterli derecede beslenemediğini vurgulayan Göçmez, gölün genelde bu aylarda kurumaya başladığını ifade etti.

Göçmez, gölün bir özelliğine de değinerek, “Osmanlı döneminde buradan tuz üretilmiştir. Gölün suyu magnezyum, sodyum, sülfatlı bir sudur. Göçmen kuşlar bu bölgede konaklamaktadır. Angutlar, sakalar, kızıl kuyruklar, kuyruk kaldıranlar gibi birçok göçmen kuşlar burada barınmaktaydı, burası onların üreme alanlarıydı.” dedi.

Meke Gölü canlılığını yitirdiği için hiçbir canlının gölde yaşamadığını belirten Göçmez, “Meke Gölü 1971 yılında Tabiat Tarihi Koruma Vakfı tarafından birinci dereceden sit alanı olarak kabul edilmiş. Daha sonra 2005 yılında Rhamsar listesine alındı. Ama biz bu gölü koruyamadık. Her geçen gün sıcaklığın artması, yağışların azalması, yer altı su seviyesinin düşmesi ile göl beslenemeyince kurumayla karşı karşıya kalmıştır.” açıklamasında bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Göçmez, Meke Gölü’nü kurtarabilmek için Konya Ovası’nda uygulanacak KOP Projesi ile mavi kanaldan gelecek sudan buraya bir miktar ayrılması gerektiğini söyledi. “Şu anda gölde su çok azaldığı için rahatça yürüyerek kroplastik koniye ulaşıp en üst seviyesine kadar çıkabiliriz.” diyen Göçmez, sözlerine şöyle tamamladı: “Bundan 20 sene önce ancak yüzerek karşıya geçilebiliyordu. Şimdi kolaylıkla yürüyerek kropilastik koninin eteklerine gelebiliyoruz.”

LOJİPORT

Sapanca Gölü koruma altına alınıyor


 

Çalışma kapsamında göl havzalarının coğrafi, jeolojik, sosyo ekonomik, altyapı bakımından mevcut durumu ayrıntılı olarak belirlendikten sonra yeraltı suyu potansiyeli ve yıllık güvenli çekilebilir su miktarı hesaplanacak. Ruhsatlı kuyular ve kullanım amaçlarının belirlenmesinin ardından yer altı suyu hareketleri incelenerek, bağlantılı olduğu göller ve dereler ile etkileşimleri ortaya konulacak ve havzalardaki derelerin akım debileri belirlenecek. Su kaynaklarının drenaj alanı, ortalama özgül debi, yüzey alanı, ortalama derinliği, maksimum su kotu hesaplanacak. Su kaynaklarının beslenme ve boşalma miktarları ortaya konulacak. Kullanım alanları için ayrılan su miktarı belirlenecek. İçme ve kullanma suyu ihtiyacı alanlarına göre ayrı ayrı saptanacak.

Toprak sınıflarının de tespit edileceği çalışma kapsamında, havzalarda ve su kaynaklarında mevcut bitki ve hayvan yaşamı da kayıt altına alınacak.

SUYU KİRLETEN KAYNAKLAR TESPİT EDİLECEK

Su kalitesini etkileyen kirletici kaynakların ortaya konulacağı çalışmada, mevcut evsel nitelikli atıksu miktarı ile yerleşimler için en uygun atıksu bertaraf yöntemleri belirlenecek. Aynı çalışma katı atık konusunda da gerçekleştirilecek. Endüstriyel kirleticilerin de mercek altına alınacağı çalışmada, havzalardaki tüm sanayi faaliyetleri ile bunlardan kaynaklanan arıtma ve atık bertaraf durumları kayıt altına alınacak. Sanayi dışında tarımsal faaliyetlerin de kirletici etkisi ortaya çıkarılacak. Yer altı ve yer üstü sularının kalitesinin ayrıntılı analizinin yapılacağı çalışma kapsamında, göl havzalarının korunması için yapılması gerekenler ile mesafeye göre bazı kirletici faaliyetlere sınırlama getirecek koruma alanları da tespit edilecek.

LOJİPORT 

Sagiyad: “Osb’lerde Temiz Enerji Firması Yok”


 

SAGİYAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özdemiroğlu, yenilenebilir enerji kaynaklarına artan ihtiyaca rağmen OSB’lerde enerji teknolojilerine yatırım yapacak firma olmadığını söyledi

Sanayici Girişimci ve Yatırımcı İş Adamları Derneği (SAGİYAD) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özdemiroğlu, yenilenebilir enerji kaynaklarına artan ihtiyaca rağmen OSB’lerde enerji teknolojilerine yatırım yapacak firma olmadığını söyledi.

Özdemiroğlu yaptığı yazılı açıklamada, Halkbank ile Ostim arasında imzalanan kredi protokolünün OSB’lerin geleceği için son derece önemli bir adım olduğunu ancak sektörde çalışan teknik kadrolara ihtiyaç olduğunu söyledi. Özdemiroğlu, “Enerji verimliliği için imzalanan kredi protokolleri OSB’lerin geleceği için çok önemli ancak OSB’lerde enerji teknolojilerine yatırım yapacak firma yok. OSB’lerde teknokent kültürünün yerleşmesine uzun zaman var. Temiz enerji için enerji firmaları ve makine teknolojilerine yatırım teşvik verilmeli” dedi.

Halkbank ile Ostim arasında imzalanan kredi protokolünün OSB’lerin geleceği için son derece önemli bir adım olduğunu belirten Özdemiroğlu, temiz enerji kullanımı için ayrılacak kaynak ve teşviklerin enerji teknolojileri için de düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. “OSB’lerde enerji teknolojilerine yatırım yapacak firma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor” diyen Özdemiroğlu şunları söyledi:

“OSB’lerde teknokent kültürünün yerleşmesine uzun zaman var. Temiz enerji için enerji firmaları ve makine teknolojilerine yatırım teşvik verilmeli. OSB’lerin temiz enerji için hazır ancak enerji teknolojilerinde devlet desteğine ihtiyaçları var. Türkiye son dört yılda temiz enerjiye yaptığı yatırımları yüzde 85 yükseltmişti ancak 2011 yılında bu yatırımlarda durağanlık söz konusu oldu. Enerji teknolojileri için hazırlıklar devam ederken OSB’ler de bu dönüşüme topyekün hazırlanmalı. Yenilenebilir enerji teknolojilerinde alt sektörlerin de desteklenmesi gerekiyor.”

Enerji sektörünün Türkiye’de katlanarak büyümesini beklediklerini ifade eden Özdemiroğlu, “Yenilenebilir enerji, ülkelerin büyüme ve refah düzeylerini belirleyecek sektör olarak görülmesi nedeniyle geleceğin popüler meslekleri arasın da birinci planda önem kazanacak. Bu sektörde çalışmak isteyenler ve sektörde çalışan teknik kadroların bilgi eksikliğinin giderilmesi, yeni düzenlemeler ve teknolojiler hakkında da bilgi sahibi olmalıyız” dedi. –